سورة الحجر
15. Hicr suresi
99 Ayet
41
قَالَ
هَـٰذَا
صِرَٰطٌ
عَلَىَّ
مُسْتَقِيمٌ
Allah: "Bu, Bana varan dosdoğru yoldur.[1]" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
42
إِنَّ
عِبَادِى
لَيْسَ
لَكَ
عَلَيْهِمْ
سُلْطَـٰنٌ
إِلَّا
مَنِ
ٱتَّبَعَكَ
مِنَ
ٱلْغَاوِينَ
Sana uyan azgınlar hariç, kullarım üzerinde hiçbir yaptırım gücün yoktur.
Detay ve Kelime Analizi
43
وَإِنَّ
جَهَنَّمَ
لَمَوْعِدُهُمْ
أَجْمَعِينَ
Onların tamamının buluşma yeri Cehennem'dir.
Detay ve Kelime Analizi
44
لَهَا
سَبْعَةُ
أَبْوَٰبٍۢ
لِّكُلِّ
بَابٍۢ
مِّنْهُمْ
جُزْءٌۭ
مَّقْسُومٌ
Onun yedi[1] kapısı vardır. Her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır.
Detay ve Kelime Analizi
45
إِنَّ
ٱلْمُتَّقِينَ
فِى
جَنَّـٰتٍۢ
وَعُيُونٍ
Takva sahipleri, Cennetlerde ve pınarların başlarındadırlar.
Detay ve Kelime Analizi
46
ٱدْخُلُوهَا
بِسَلَـٰمٍ
ءَامِنِينَ
Onlara: "Güven ve esenlik içinde oraya girin." denecek.
Detay ve Kelime Analizi
47
وَنَزَعْنَا
مَا
فِى
صُدُورِهِم
مِّنْ
غِلٍّ
إِخْوَٰنًا
عَلَىٰ
سُرُرٍۢ
مُّتَقَـٰبِلِينَ
Ve onların göğüslerindeki kötü duyguların tamamını yok ettik. Onlar, kardeşler olarak, tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar.
Detay ve Kelime Analizi
48
لَا
يَمَسُّهُمْ
فِيهَا
نَصَبٌۭ
وَمَا
هُم
مِّنْهَا
بِمُخْرَجِينَ
Orada, kendilerine hiçbir yorgunluk dokunmaz ve oradan hiç çıkarılmayacaklardır.
Detay ve Kelime Analizi
49
نَبِّئْ
عِبَادِىٓ
أَنِّىٓ
أَنَا
ٱلْغَفُورُ
ٱلرَّحِيمُ
Kullarıma haber ver: "Ben, Çok Bağışlayıcıyım, Kesintisiz Rahmet Sahibiyim."
Detay ve Kelime Analizi
50
وَأَنَّ
عَذَابِى
هُوَ
ٱلْعَذَابُ
ٱلْأَلِيمُ
Fakat azabım, elem verici bir azaptır.
Detay ve Kelime Analizi
51
وَنَبِّئْهُمْ
عَن
ضَيْفِ
إِبْرَٰهِيمَ
Onlara İbrahim'in misafirlerinden haber ver.
Detay ve Kelime Analizi
52
إِذْ
دَخَلُوا۟
عَلَيْهِ
فَقَالُوا۟
سَلَـٰمًۭا
قَالَ
إِنَّا
مِنكُمْ
وَجِلُونَ
İbrahim'in yanına girdiklerinde, "Selam." dediler. İbrahim: "Doğrusu, sizden korkuyoruz." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
53
قَالُوا۟
لَا
تَوْجَلْ
إِنَّا
نُبَشِّرُكَ
بِغُلَـٰمٍ
عَلِيمٍۢ
Onlar: "Korkma! Biz, sana alim bir oğul müjdeliyoruz." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
54
قَالَ
أَبَشَّرْتُمُونِى
عَلَىٰٓ
أَن
مَّسَّنِىَ
ٱلْكِبَرُ
فَبِمَ
تُبَشِّرُونَ
İbrahim: "Ben yaşlı bir beşer olduğum halde mi, beni müjdeliyorsunuz? Neye dayanarak bu müjdeyi veriyorsunuz?"
Detay ve Kelime Analizi
55
قَالُوا۟
بَشَّرْنَـٰكَ
بِٱلْحَقِّ
فَلَا
تَكُن
مِّنَ
ٱلْقَـٰنِطِينَ
Onlar: "Seni, hakk[1] ile müjdeliyoruz. Asla ümidini kesenlerden olma." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
56
قَالَ
وَمَن
يَقْنَطُ
مِن
رَّحْمَةِ
رَبِّهِۦٓ
إِلَّا
ٱلضَّآلُّونَ
İbrahim: "Rabb'inin rahmetinden, sapkınlardan başka kim ümidini keser?" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
57
قَالَ
فَمَا
خَطْبُكُمْ
أَيُّهَا
ٱلْمُرْسَلُونَ
İbrahim: "Ey elçiler! Sizin niyetiniz ne?" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
58
قَالُوٓا۟
إِنَّآ
أُرْسِلْنَآ
إِلَىٰ
قَوْمٍۢ
مُّجْرِمِينَ
"Biz, suç işleyen bir halka gönderildik." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
59
إِلَّآ
ءَالَ
لُوطٍ
إِنَّا
لَمُنَجُّوهُمْ
أَجْمَعِينَ
"Ancak Lut ailesinin[1] tamamını kurtaracağız."
Detay ve Kelime Analizi
60
إِلَّا
ٱمْرَأَتَهُۥ
قَدَّرْنَآ ۙ
إِنَّهَا
لَمِنَ
ٱلْغَـٰبِرِينَ
"Onun karısı hariç. Onun, mutlaka geride kalanlardan olmasını takdir ettik.[1]"
Detay ve Kelime Analizi