سورة الأعراف
7. A'râf suresi
206 Ayet
101
تِلْكَ
ٱلْقُرَىٰ
نَقُصُّ
عَلَيْكَ
مِنْ
أَنۢبَآئِهَا ۚ
وَلَقَدْ
جَآءَتْهُمْ
رُسُلُهُم
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
فَمَا
كَانُوا۟
لِيُؤْمِنُوا۟
بِمَا
كَذَّبُوا۟
مِن
قَبْلُ ۚ
كَذَٰلِكَ
يَطْبَعُ
ٱللَّهُ
عَلَىٰ
قُلُوبِ
ٱلْكَـٰفِرِينَ
İşte o beldeler ki sana bazı haberlerini anlatıyoruz. Resulleri onlara beyyinat[1] getirmişlerdi. Ancak onlar, daha önce yalanlamış oldukları şeye inanmak istemediler. Allah Kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler.[2]
Detay ve Kelime Analizi
102
وَمَا
وَجَدْنَا
لِأَكْثَرِهِم
مِّنْ
عَهْدٍۢ ۖ
وَإِن
وَجَدْنَآ
أَكْثَرَهُمْ
لَفَـٰسِقِينَ
Onların çoğunda, sözlerine bağlılık bulmadık. Ama onların çoğunu fasık olarak bulduk.
Detay ve Kelime Analizi
103
ثُمَّ
بَعَثْنَا
مِنۢ
بَعْدِهِم
مُّوسَىٰ
بِـَٔايَـٰتِنَآ
إِلَىٰ
فِرْعَوْنَ
وَمَلَإِي۟هِۦ
فَظَلَمُوا۟
بِهَا ۖ
فَٱنظُرْ
كَيْفَ
كَانَ
عَـٰقِبَةُ
ٱلْمُفْسِدِينَ
Sonra onların ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve onun melelerine gönderdik. Onlar, ona zulmettiler. Bak bozguncuların sonu nasıl oldu!
Detay ve Kelime Analizi
104
وَقَالَ
مُوسَىٰ
يَـٰفِرْعَوْنُ
إِنِّى
رَسُولٌۭ
مِّن
رَّبِّ
ٱلْعَـٰلَمِينَ
Musa dedi ki: "Ey Firavun! Ben gerçekten Alemlerin Rabb'i tarafından gönderilmiş bir Resul'üm."
Detay ve Kelime Analizi
105
حَقِيقٌ
عَلَىٰٓ
أَن
لَّآ
أَقُولَ
عَلَى
ٱللَّهِ
إِلَّا
ٱلْحَقَّ ۚ
قَدْ
جِئْتُكُم
بِبَيِّنَةٍۢ
مِّن
رَّبِّكُمْ
فَأَرْسِلْ
مَعِىَ
بَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
"Allah adına, hakikatten başkasını söylememek benim üzerime borçtur. Size, Rabb'inizden açık beyyinelerle[1] geldim. Öyleyse İsrailoğullarını benimle gönder."
Detay ve Kelime Analizi
106
قَالَ
إِن
كُنتَ
جِئْتَ
بِـَٔايَةٍۢ
فَأْتِ
بِهَآ
إِن
كُنتَ
مِنَ
ٱلصَّـٰدِقِينَ
Firavun: "Eğer gerçekten bir ayet[1] getirdiysen ve doğru söyleyenlerdensen onu göster bakalım." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
107
فَأَلْقَىٰ
عَصَاهُ
فَإِذَا
هِىَ
ثُعْبَانٌۭ
مُّبِينٌۭ
Bunun üzerine, Musa asasını yere bıraktı, asa sahici büyük bir yılan[1] oldu.
Detay ve Kelime Analizi
108
وَنَزَعَ
يَدَهُۥ
فَإِذَا
هِىَ
بَيْضَآءُ
لِلنَّـٰظِرِينَ
Ve elini çıkardığı zaman, eli bakanlar için bembeyaz parlayıverdi.
Detay ve Kelime Analizi
109
قَالَ
ٱلْمَلَأُ
مِن
قَوْمِ
فِرْعَوْنَ
إِنَّ
هَـٰذَا
لَسَـٰحِرٌ
عَلِيمٌۭ
Firavun halkının meleleri: "Bu gerçekten bilgin bir büyücüdür." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
110
يُرِيدُ
أَن
يُخْرِجَكُم
مِّنْ
أَرْضِكُمْ ۖ
فَمَاذَا
تَأْمُرُونَ
"Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne buyuruyorsunuz?"
Detay ve Kelime Analizi
111
قَالُوٓا۟
أَرْجِهْ
وَأَخَاهُ
وَأَرْسِلْ
فِى
ٱلْمَدَآئِنِ
حَـٰشِرِينَ
"Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere de toplayıcılar gönder." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
112
يَأْتُوكَ
بِكُلِّ
سَـٰحِرٍ
عَلِيمٍۢ
"Bütün bilgin sihirbazları sana getirsinler."
Detay ve Kelime Analizi
113
وَجَآءَ
ٱلسَّحَرَةُ
فِرْعَوْنَ
قَالُوٓا۟
إِنَّ
لَنَا
لَأَجْرًا
إِن
كُنَّا
نَحْنُ
ٱلْغَـٰلِبِينَ
Sihirbazlar, Firavun'a geldiler: "Eğer galip gelirsek bize bir ödül var değil mi?" dediler.
Detay ve Kelime Analizi
114
قَالَ
نَعَمْ
وَإِنَّكُمْ
لَمِنَ
ٱلْمُقَرَّبِينَ
Evet, "Sizler yakınlaştırılanlardan[1] olacaksınız." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
115
قَالُوا۟
يَـٰمُوسَىٰٓ
إِمَّآ
أَن
تُلْقِىَ
وَإِمَّآ
أَن
نَّكُونَ
نَحْنُ
ٱلْمُلْقِينَ
"Ey Musa! Önce sen mi atacaksın, yoksa atanlar biz mi olalım?" dediler.
Detay ve Kelime Analizi
116
قَالَ
أَلْقُوا۟ ۖ
فَلَمَّآ
أَلْقَوْا۟
سَحَرُوٓا۟
أَعْيُنَ
ٱلنَّاسِ
وَٱسْتَرْهَبُوهُمْ
وَجَآءُو
بِسِحْرٍ
عَظِيمٍۢ
"Siz atın" dedi. Attıkları zaman, büyük bir büyü yaparak insanların gözlerini büyüleyip, onlara korku verdiler.
Detay ve Kelime Analizi
117
وَأَوْحَيْنَآ
إِلَىٰ
مُوسَىٰٓ
أَنْ
أَلْقِ
عَصَاكَ ۖ
فَإِذَا
هِىَ
تَلْقَفُ
مَا
يَأْفِكُونَ
Biz de Musa'ya: "Asanı at." diye vahyettik. O, onların uydurdukları şeyleri yutuverdi.
Detay ve Kelime Analizi
118
فَوَقَعَ
ٱلْحَقُّ
وَبَطَلَ
مَا
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
Böylece, hakikat[1] ortaya çıktı ve onların bütün yaptıkları batıl[2] oldu.
Detay ve Kelime Analizi
119
فَغُلِبُوا۟
هُنَالِكَ
وَٱنقَلَبُوا۟
صَـٰغِرِينَ
Orada yenik düştüler. Küçük düşüp, iddialarından vazgeçtiler.
Detay ve Kelime Analizi
120
وَأُلْقِىَ
ٱلسَّحَرَةُ
سَـٰجِدِينَ
Ve sihirbazlar secdeye kapandılar.
Detay ve Kelime Analizi