سورة الأعراف
7. A'râf suresi
206 Ayet
1
الٓمٓصٓ
Elif, Lam, Mim, Sad.
Detay ve Kelime Analizi
2
كِتَـٰبٌ
أُنزِلَ
إِلَيْكَ
فَلَا
يَكُن
فِى
صَدْرِكَ
حَرَجٌۭ
مِّنْهُ
لِتُنذِرَ
بِهِۦ
وَذِكْرَىٰ
لِلْمُؤْمِنِينَ
Bu, sana indirilen bir Kitap'tır. Onunla uyarıda bulunman ve Mü'minlere öğüt vermen konusunda göğsünde bir sıkıntı olmasın.
Detay ve Kelime Analizi
3
ٱتَّبِعُوا۟
مَآ
أُنزِلَ
إِلَيْكُم
مِّن
رَّبِّكُمْ
وَلَا
تَتَّبِعُوا۟
مِن
دُونِهِۦٓ
أَوْلِيَآءَ ۗ
قَلِيلًۭا
مَّا
تَذَكَّرُونَ
Rabb'inizden size indirilene uyun. O'nun yanı sıra başka velilere[1] uymayın. Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz!
Detay ve Kelime Analizi
4
وَكَم
مِّن
قَرْيَةٍ
أَهْلَكْنَـٰهَا
فَجَآءَهَا
بَأْسُنَا
بَيَـٰتًا
أَوْ
هُمْ
قَآئِلُونَ
Biz, nice kentleri yok ettik. Gece uyurlarken veya gündüz uykusundayken[1] onlara azabımız gelip çattı.
Detay ve Kelime Analizi
5
فَمَا
كَانَ
دَعْوَىٰهُمْ
إِذْ
جَآءَهُم
بَأْسُنَآ
إِلَّآ
أَن
قَالُوٓا۟
إِنَّا
كُنَّا
ظَـٰلِمِينَ
Azabımız onlara geldiğinde tek feryatları, "Biz gerçekten zalimlermişiz." demelerinden başka bir şey olmadı.
Detay ve Kelime Analizi
6
فَلَنَسْـَٔلَنَّ
ٱلَّذِينَ
أُرْسِلَ
إِلَيْهِمْ
وَلَنَسْـَٔلَنَّ
ٱلْمُرْسَلِينَ
Kendilerine elçi gönderilenlere de gönderilen elçilere de mutlaka soracağız.
Detay ve Kelime Analizi
7
فَلَنَقُصَّنَّ
عَلَيْهِم
بِعِلْمٍۢ ۖ
وَمَا
كُنَّا
غَآئِبِينَ
Kesin bir bilgi ile onlara yaptıklarını anlatacağız. Zira Biz yaptıkları hiçbir şeyden habersiz değiliz.
Detay ve Kelime Analizi
8
وَٱلْوَزْنُ
يَوْمَئِذٍ
ٱلْحَقُّ ۚ
فَمَن
ثَقُلَتْ
مَوَٰزِينُهُۥ
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْمُفْلِحُونَ
O Gün[1] tartı tam doğrudur. Kimin tartısı ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Detay ve Kelime Analizi
9
وَمَنْ
خَفَّتْ
مَوَٰزِينُهُۥ
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ٱلَّذِينَ
خَسِرُوٓا۟
أَنفُسَهُم
بِمَا
كَانُوا۟
بِـَٔايَـٰتِنَا
يَظْلِمُونَ
Kimin de tartısı hafif gelirse, işte onlar, ayetlerimize haksızlık etmelerinden[1] dolayı kendilerine yazık edenlerdir.[2]
Detay ve Kelime Analizi
10
وَلَقَدْ
مَكَّنَّـٰكُمْ
فِى
ٱلْأَرْضِ
وَجَعَلْنَا
لَكُمْ
فِيهَا
مَعَـٰيِشَ ۗ
قَلِيلًۭا
مَّا
تَشْكُرُونَ
Doğrusu Biz, sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size geçimlik verdik. Ne kadar da az şükrediyorsunuz.
Detay ve Kelime Analizi
11
وَلَقَدْ
خَلَقْنَـٰكُمْ
ثُمَّ
صَوَّرْنَـٰكُمْ
ثُمَّ
قُلْنَا
لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ
ٱسْجُدُوا۟
لِـَٔادَمَ
فَسَجَدُوٓا۟
إِلَّآ
إِبْلِيسَ
لَمْ
يَكُن
مِّنَ
ٱلسَّـٰجِدِينَ
Ant olsun ki sizi Biz yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra meleklere, "Adem'e secde[1] edin." dedik. İblis[2] hariç hepsi secde ettiler. O, secde edenlerden olmadı.
Detay ve Kelime Analizi
12
قَالَ
مَا
مَنَعَكَ
أَلَّا
تَسْجُدَ
إِذْ
أَمَرْتُكَ ۖ
قَالَ
أَنَا۠
خَيْرٌۭ
مِّنْهُ
خَلَقْتَنِى
مِن
نَّارٍۢ
وَخَلَقْتَهُۥ
مِن
طِينٍۢ
"Sana buyurduğum halde, seni secde etmekten alıkoyan nedir?" dedi. "Ben ondan hayırlıyım, beni ateşten onu çamurdan yarattın." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
13
قَالَ
فَٱهْبِطْ
مِنْهَا
فَمَا
يَكُونُ
لَكَ
أَن
تَتَكَبَّرَ
فِيهَا
فَٱخْرُجْ
إِنَّكَ
مِنَ
ٱلصَّـٰغِرِينَ
"Hemen oradan in; orada büyüklük taslamak haddin değil. Hemen oradan çık. Sen aşağılanmışlardansın!" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
14
قَالَ
أَنظِرْنِىٓ
إِلَىٰ
يَوْمِ
يُبْعَثُونَ
"Tekrar diriltilecekleri güne kadar beni gözle[1]" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
15
قَالَ
إِنَّكَ
مِنَ
ٱلْمُنظَرِينَ
"Sen gözlenenlerdensin.[1]" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
16
قَالَ
فَبِمَآ
أَغْوَيْتَنِى
لَأَقْعُدَنَّ
لَهُمْ
صِرَٰطَكَ
ٱلْمُسْتَقِيمَ
"Azdırmandan dolayı, onlar için[1] senin dosdoğru yolunun üzerine oturacağım." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
17
ثُمَّ
لَـَٔاتِيَنَّهُم
مِّنۢ
بَيْنِ
أَيْدِيهِمْ
وَمِنْ
خَلْفِهِمْ
وَعَنْ
أَيْمَـٰنِهِمْ
وَعَن
شَمَآئِلِهِمْ ۖ
وَلَا
تَجِدُ
أَكْثَرَهُمْ
شَـٰكِرِينَ
"Sonra, ant olsun ki onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve Sen onların çoğunu şükrediciler olarak bulamayacaksın."
Detay ve Kelime Analizi
18
قَالَ
ٱخْرُجْ
مِنْهَا
مَذْءُومًۭا
مَّدْحُورًۭا ۖ
لَّمَن
تَبِعَكَ
مِنْهُمْ
لَأَمْلَأَنَّ
جَهَنَّمَ
مِنكُمْ
أَجْمَعِينَ
"Kovulmuş ve kınanmış olarak oradan çık. Onlardan kim sana uyarsa, Cehennem'i onlarla dolduracağım." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
19
وَيَـٰٓـَٔادَمُ
ٱسْكُنْ
أَنتَ
وَزَوْجُكَ
ٱلْجَنَّةَ
فَكُلَا
مِنْ
حَيْثُ
شِئْتُمَا
وَلَا
تَقْرَبَا
هَـٰذِهِ
ٱلشَّجَرَةَ
فَتَكُونَا
مِنَ
ٱلظَّـٰلِمِينَ
Ey Adem! "Sen ve eşin cennete[1] yerleşin, dilediğiniz yerden yiyin, fakat şu ağaca[2] yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz."
Detay ve Kelime Analizi
20
فَوَسْوَسَ
لَهُمَا
ٱلشَّيْطَـٰنُ
لِيُبْدِىَ
لَهُمَا
مَا
وُۥرِىَ
عَنْهُمَا
مِن
سَوْءَٰتِهِمَا
وَقَالَ
مَا
نَهَىٰكُمَا
رَبُّكُمَا
عَنْ
هَـٰذِهِ
ٱلشَّجَرَةِ
إِلَّآ
أَن
تَكُونَا
مَلَكَيْنِ
أَوْ
تَكُونَا
مِنَ
ٱلْخَـٰلِدِينَ
Derken şeytan, kötülüklerini[1] kendilerine göstermek için onlara fısıldadı. Rabb'iniz size bu ağacı melik[2] olmayasınız veya kalıcılardan olmayasınız diye yasakladı." dedi.
Detay ve Kelime Analizi