سورة الأعراف
7. A'râf suresi
206 Ayet
81
إِنَّكُمْ
لَتَأْتُونَ
ٱلرِّجَالَ
شَهْوَةًۭ
مِّن
دُونِ
ٱلنِّسَآءِ ۚ
بَلْ
أَنتُمْ
قَوْمٌۭ
مُّسْرِفُونَ
"Kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır! Siz gerçekten müsrif[1] bir halksınız."
Detay ve Kelime Analizi
82
وَمَا
كَانَ
جَوَابَ
قَوْمِهِۦٓ
إِلَّآ
أَن
قَالُوٓا۟
أَخْرِجُوهُم
مِّن
قَرْيَتِكُمْ ۖ
إِنَّهُمْ
أُنَاسٌۭ
يَتَطَهَّرُونَ
Halkının cevabı yalnızca şu oldu: "Çıkarın onları yurtlarınızdan, zira o insanlar, kendilerini çok temiz görüyorlar."
Detay ve Kelime Analizi
83
فَأَنجَيْنَـٰهُ
وَأَهْلَهُۥٓ
إِلَّا
ٱمْرَأَتَهُۥ
كَانَتْ
مِنَ
ٱلْغَـٰبِرِينَ
Bunun üzerine onu ve yanında yer alanları kurtardık. Karısı hariç; o, geride kalanlardan oldu.
Detay ve Kelime Analizi
84
وَأَمْطَرْنَا
عَلَيْهِم
مَّطَرًۭا ۖ
فَٱنظُرْ
كَيْفَ
كَانَ
عَـٰقِبَةُ
ٱلْمُجْرِمِينَ
Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Bak, mücrimlerin sonu nasıl oldu!
Detay ve Kelime Analizi
85
وَإِلَىٰ
مَدْيَنَ
أَخَاهُمْ
شُعَيْبًۭا ۗ
قَالَ
يَـٰقَوْمِ
ٱعْبُدُوا۟
ٱللَّهَ
مَا
لَكُم
مِّنْ
إِلَـٰهٍ
غَيْرُهُۥ ۖ
قَدْ
جَآءَتْكُم
بَيِّنَةٌۭ
مِّن
رَّبِّكُمْ ۖ
فَأَوْفُوا۟
ٱلْكَيْلَ
وَٱلْمِيزَانَ
وَلَا
تَبْخَسُوا۟
ٱلنَّاسَ
أَشْيَآءَهُمْ
وَلَا
تُفْسِدُوا۟
فِى
ٱلْأَرْضِ
بَعْدَ
إِصْلَـٰحِهَا ۚ
ذَٰلِكُمْ
خَيْرٌۭ
لَّكُمْ
إِن
كُنتُم
مُّؤْمِنِينَ
Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı. Dedi ki: "Ey halkım! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Rabb'inizden size bir beyyinat[1] gelmiştir. Ölçüyü ve tartıyı tam yapın. İnsanlara mallarını eksik vermeyin. Düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın;[2] eğer Mü'minler iseniz bu, sizin için hayırlı olandır."
Detay ve Kelime Analizi
86
وَلَا
تَقْعُدُوا۟
بِكُلِّ
صِرَٰطٍۢ
تُوعِدُونَ
وَتَصُدُّونَ
عَن
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
مَنْ
ءَامَنَ
بِهِۦ
وَتَبْغُونَهَا
عِوَجًۭا ۚ
وَٱذْكُرُوٓا۟
إِذْ
كُنتُمْ
قَلِيلًۭا
فَكَثَّرَكُمْ ۖ
وَٱنظُرُوا۟
كَيْفَ
كَانَ
عَـٰقِبَةُ
ٱلْمُفْسِدِينَ
"İman edenleri tehdit ederek Allah'ın yolundan çevirmek ve o yolu eğri göstermeye çalışmak için her yolun başına oturmayın.[1] Azken sizi nasıl çoğalttığımızı bir düşünün. Bakın! Bozgunculuk yapanların sonu nasıl oldu!"
Detay ve Kelime Analizi
87
وَإِن
كَانَ
طَآئِفَةٌۭ
مِّنكُمْ
ءَامَنُوا۟
بِٱلَّذِىٓ
أُرْسِلْتُ
بِهِۦ
وَطَآئِفَةٌۭ
لَّمْ
يُؤْمِنُوا۟
فَٱصْبِرُوا۟
حَتَّىٰ
يَحْكُمَ
ٱللَّهُ
بَيْنَنَا ۚ
وَهُوَ
خَيْرُ
ٱلْحَـٰكِمِينَ
"Mademki sizin bir kısmınız benimle gönderilene iman etmiş, bir kısmınız da iman etmemişse; o halde Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır."
Detay ve Kelime Analizi
88
قَالَ
ٱلْمَلَأُ
ٱلَّذِينَ
ٱسْتَكْبَرُوا۟
مِن
قَوْمِهِۦ
لَنُخْرِجَنَّكَ
يَـٰشُعَيْبُ
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
مَعَكَ
مِن
قَرْيَتِنَآ
أَوْ
لَتَعُودُنَّ
فِى
مِلَّتِنَا ۚ
قَالَ
أَوَلَوْ
كُنَّا
كَـٰرِهِينَ
Halkının büyüklük taslayan meleleri dediler ki: "Ey Şu'ayb! Seni ve seninle birlikte iman edenleri ya yurdumuzdan çıkaracağız ya da bizim milletimize[1] döneceksiniz." O da: "Kerih[2] görsek de mi?" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
89
قَدِ
ٱفْتَرَيْنَا
عَلَى
ٱللَّهِ
كَذِبًا
إِنْ
عُدْنَا
فِى
مِلَّتِكُم
بَعْدَ
إِذْ
نَجَّىٰنَا
ٱللَّهُ
مِنْهَا ۚ
وَمَا
يَكُونُ
لَنَآ
أَن
نَّعُودَ
فِيهَآ
إِلَّآ
أَن
يَشَآءَ
ٱللَّهُ
رَبُّنَا ۚ
وَسِعَ
رَبُّنَا
كُلَّ
شَىْءٍ
عِلْمًا ۚ
عَلَى
ٱللَّهِ
تَوَكَّلْنَا ۚ
رَبَّنَا
ٱفْتَحْ
بَيْنَنَا
وَبَيْنَ
قَوْمِنَا
بِٱلْحَقِّ
وَأَنتَ
خَيْرُ
ٱلْفَـٰتِحِينَ
"O, bizi ondan kurtardıktan sonra, eğer tekrar sizin milletinize dönersek, Allah'a karşı yalan yere iftira etmiş oluruz. Rabb'imiz Allah dilemedikçe[1] bizim ona dönmemiz olacak şey değildir. Rabb'imizin bilgisi her şeyi kuşatmıştır. Biz, yalnızca Allah'a tevekkül[2] ettik. Ey Rabb'imiz! Bizimle halkımız arasında gerçeği ortaya çıkar. Sen, gerçeği ortaya çıkaranların en hayırlısısın."
Detay ve Kelime Analizi
90
وَقَالَ
ٱلْمَلَأُ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
مِن
قَوْمِهِۦ
لَئِنِ
ٱتَّبَعْتُمْ
شُعَيْبًا
إِنَّكُمْ
إِذًۭا
لَّخَـٰسِرُونَ
Halkından Kafir[1] meleler: "Eğer Şu'ayb'e uyarsanız kaybedenlerden olursunuz." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
91
فَأَخَذَتْهُمُ
ٱلرَّجْفَةُ
فَأَصْبَحُوا۟
فِى
دَارِهِمْ
جَـٰثِمِينَ
Derken şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.
Detay ve Kelime Analizi
92
ٱلَّذِينَ
كَذَّبُوا۟
شُعَيْبًۭا
كَأَن
لَّمْ
يَغْنَوْا۟
فِيهَا ۚ
ٱلَّذِينَ
كَذَّبُوا۟
شُعَيْبًۭا
كَانُوا۟
هُمُ
ٱلْخَـٰسِرِينَ
Şu'ayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamışlar gibi yok oldular. Asıl kaybedenler Şu'ayb'ı yalanlayanlar oldu.
Detay ve Kelime Analizi
93
فَتَوَلَّىٰ
عَنْهُمْ
وَقَالَ
يَـٰقَوْمِ
لَقَدْ
أَبْلَغْتُكُمْ
رِسَـٰلَـٰتِ
رَبِّى
وَنَصَحْتُ
لَكُمْ ۖ
فَكَيْفَ
ءَاسَىٰ
عَلَىٰ
قَوْمٍۢ
كَـٰفِرِينَ
Onlardan yüz çevirdi ve "Ey halkım." dedi: "Ben, size Rabb'imin mesajını tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Artık kafir bir topluma nasıl olur da üzülebilirim?"
Detay ve Kelime Analizi
94
وَمَآ
أَرْسَلْنَا
فِى
قَرْيَةٍۢ
مِّن
نَّبِىٍّ
إِلَّآ
أَخَذْنَآ
أَهْلَهَا
بِٱلْبَأْسَآءِ
وَٱلضَّرَّآءِ
لَعَلَّهُمْ
يَضَّرَّعُونَ
Hangi beldeye bir Nebi gönderdiysek, o beldenin halkını darra'i[1] etsin diye sıkıntı ve zorlukla yakaladık.
Detay ve Kelime Analizi
95
ثُمَّ
بَدَّلْنَا
مَكَانَ
ٱلسَّيِّئَةِ
ٱلْحَسَنَةَ
حَتَّىٰ
عَفَوا۟
وَّقَالُوا۟
قَدْ
مَسَّ
ءَابَآءَنَا
ٱلضَّرَّآءُ
وَٱلسَّرَّآءُ
فَأَخَذْنَـٰهُم
بَغْتَةًۭ
وَهُمْ
لَا
يَشْعُرُونَ
Sonra kötülüğü iyiliğe çevirdik. Nihayet imkanları artınca: "Atalarımızın da sıkıntılı ve bolluk günleri olmuştu." dediler. Bu yüzden, Biz de onları ansızın yakalayıverdik.
Detay ve Kelime Analizi
96
وَلَوْ
أَنَّ
أَهْلَ
ٱلْقُرَىٰٓ
ءَامَنُوا۟
وَٱتَّقَوْا۟
لَفَتَحْنَا
عَلَيْهِم
بَرَكَـٰتٍۢ
مِّنَ
ٱلسَّمَآءِ
وَٱلْأَرْضِ
وَلَـٰكِن
كَذَّبُوا۟
فَأَخَذْنَـٰهُم
بِمَا
كَانُوا۟
يَكْسِبُونَ
Eğer beldelerin halkı iman edip, takva sahibi olsalardı, muhakkak üzerlerine göğün ve yerin bereketini açardık. Ancak onlar yalanladılar, Biz de yaptıklarına karşılık onları kıskıvrak yakaladık.
Detay ve Kelime Analizi
97
أَفَأَمِنَ
أَهْلُ
ٱلْقُرَىٰٓ
أَن
يَأْتِيَهُم
بَأْسُنَا
بَيَـٰتًۭا
وَهُمْ
نَآئِمُونَ
O beldelerin halkı, geceleyin uyurlarken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular?
Detay ve Kelime Analizi
98
أَوَأَمِنَ
أَهْلُ
ٱلْقُرَىٰٓ
أَن
يَأْتِيَهُم
بَأْسُنَا
ضُحًۭى
وَهُمْ
يَلْعَبُونَ
Ya da o beldelerin halkı, gündüzün serin vaktinde dünya işleriyle oyalanırlarken azabımızın onlara gelmeyeceğinden emin mi oldular?
Detay ve Kelime Analizi
99
أَفَأَمِنُوا۟
مَكْرَ
ٱللَّهِ ۚ
فَلَا
يَأْمَنُ
مَكْرَ
ٱللَّهِ
إِلَّا
ٱلْقَوْمُ
ٱلْخَـٰسِرُونَ
Allah'ın planından emin mi oldular? Kaybedenlerden başkası Allah'ın planından emin olamaz.
Detay ve Kelime Analizi
100
أَوَلَمْ
يَهْدِ
لِلَّذِينَ
يَرِثُونَ
ٱلْأَرْضَ
مِنۢ
بَعْدِ
أَهْلِهَآ
أَن
لَّوْ
نَشَآءُ
أَصَبْنَـٰهُم
بِذُنُوبِهِمْ ۚ
وَنَطْبَعُ
عَلَىٰ
قُلُوبِهِمْ
فَهُمْ
لَا
يَسْمَعُونَ
Önceki halklardan sonra yeryüzüne mirasçı olanların, doğru yolu bulmaları gerekmez miydi? Eğer biz dileseydik onları da suçlarından dolayı cezalandırırdık. Kalplerini mühürlerdik de duymaz olurlardı.
Detay ve Kelime Analizi