سورة مريم
19. Meryem suresi
98 Ayet
21
قَالَ
كَذَٰلِكِ
قَالَ
رَبُّكِ
هُوَ
عَلَىَّ
هَيِّنٌۭ ۖ
وَلِنَجْعَلَهُۥٓ
ءَايَةًۭ
لِّلنَّاسِ
وَرَحْمَةًۭ
مِّنَّا ۚ
وَكَانَ
أَمْرًۭا
مَّقْضِيًّۭا
"İşte böyle." dedi.[1] Rabb'in: "O Bana kolaydır. Onu, insanlara bir ayet[2] ve Bizden bir rahmet kılacağız." dedi." Bunun böyle olması karara bağlanmıştır."
Detay ve Kelime Analizi
22
فَحَمَلَتْهُ
فَٱنتَبَذَتْ
بِهِۦ
مَكَانًۭا
قَصِيًّۭا
Ona hamile kaldı ve gözden uzak bir yere çekildi.
Detay ve Kelime Analizi
23
فَأَجَآءَهَا
ٱلْمَخَاضُ
إِلَىٰ
جِذْعِ
ٱلنَّخْلَةِ
قَالَتْ
يَـٰلَيْتَنِى
مِتُّ
قَبْلَ
هَـٰذَا
وَكُنتُ
نَسْيًۭا
مَّنسِيًّۭا
Sonra doğum sancısı onu bir hurma ağacının gövdesine sığınmaya mecbur etti. "Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim." dedi.[1]
Detay ve Kelime Analizi
24
فَنَادَىٰهَا
مِن
تَحْتِهَآ
أَلَّا
تَحْزَنِى
قَدْ
جَعَلَ
رَبُّكِ
تَحْتَكِ
سَرِيًّۭا
Sonra altından[1] ona "Üzülme." diye bir ses geldi: "Rabb'in, senin alt tarafında[2] olanı şerefli[3] kılmıştır."
Detay ve Kelime Analizi
25
وَهُزِّىٓ
إِلَيْكِ
بِجِذْعِ
ٱلنَّخْلَةِ
تُسَـٰقِطْ
عَلَيْكِ
رُطَبًۭا
جَنِيًّۭا
"Hurma ağacını silkele. Üzerine olmuş taze hurmalar dökülsün."
Detay ve Kelime Analizi
26
فَكُلِى
وَٱشْرَبِى
وَقَرِّى
عَيْنًۭا ۖ
فَإِمَّا
تَرَيِنَّ
مِنَ
ٱلْبَشَرِ
أَحَدًۭا
فَقُولِىٓ
إِنِّى
نَذَرْتُ
لِلرَّحْمَـٰنِ
صَوْمًۭا
فَلَنْ
أُكَلِّمَ
ٱلْيَوْمَ
إِنسِيًّۭا
"Artık ye ve iç. Gözün aydın olsun! Eğer beşerlerden[1] biri ile karşılaşırsan; ben Rahman'a savm[2] adadım, bu nedenle bugün hiç kimse ile konuşmayacağım de."
Detay ve Kelime Analizi
27
فَأَتَتْ
بِهِۦ
قَوْمَهَا
تَحْمِلُهُۥ ۖ
قَالُوا۟
يَـٰمَرْيَمُ
لَقَدْ
جِئْتِ
شَيْـًۭٔا
فَرِيًّۭا
Sonra onu kucaklayarak halka getirdi. Dediler ki: "Ey Meryem! Doğrusu sen olmayacak bir şey yaptın."
Detay ve Kelime Analizi
28
يَـٰٓأُخْتَ
هَـٰرُونَ
مَا
كَانَ
أَبُوكِ
ٱمْرَأَ
سَوْءٍۢ
وَمَا
كَانَتْ
أُمُّكِ
بَغِيًّۭا
"Ey Harun'un kız kardeşi![1] Doğrusu senin baban kötü bir adam değildi. Annen de iffetsiz bir kadın değildi."
Detay ve Kelime Analizi
29
فَأَشَارَتْ
إِلَيْهِ ۖ
قَالُوا۟
كَيْفَ
نُكَلِّمُ
مَن
كَانَ
فِى
ٱلْمَهْدِ
صَبِيًّۭا
Bunun üzerine, Meryem çocuğu işaret etti. Onlar: "Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler.[1]
Detay ve Kelime Analizi
30
قَالَ
إِنِّى
عَبْدُ
ٱللَّهِ
ءَاتَىٰنِىَ
ٱلْكِتَـٰبَ
وَجَعَلَنِى
نَبِيًّۭا
Kuşkusuz ki ben[1] Allah'ın kuluyum. Bana Kitap verdi ve beni Nebi yaptı." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
31
وَجَعَلَنِى
مُبَارَكًا
أَيْنَ
مَا
كُنتُ
وَأَوْصَـٰنِى
بِٱلصَّلَوٰةِ
وَٱلزَّكَوٰةِ
مَا
دُمْتُ
حَيًّۭا
"Ve beni bulunduğum her yerde mübarek[1] kıldı. Ve yaşadığım sürece bana salatı[2] ve zekatı[3] tavsiye etti.[4]"
Detay ve Kelime Analizi
32
وَبَرًّۢا
بِوَٰلِدَتِى
وَلَمْ
يَجْعَلْنِى
جَبَّارًۭا
شَقِيًّۭا
Ve anneme karşı birr[1] yaptı. Ve beni bir zorba, bir isyankar yapmadı."
Detay ve Kelime Analizi
33
وَٱلسَّلَـٰمُ
عَلَىَّ
يَوْمَ
وُلِدتُّ
وَيَوْمَ
أَمُوتُ
وَيَوْمَ
أُبْعَثُ
حَيًّۭا
"Doğurulduğum gün, öleceğim gün ve canlı olarak diriltileceğim gün, selam[1] benim üzerimedir."
Detay ve Kelime Analizi
34
ذَٰلِكَ
عِيسَى
ٱبْنُ
مَرْيَمَ ۚ
قَوْلَ
ٱلْحَقِّ
ٱلَّذِى
فِيهِ
يَمْتَرُونَ
İşte hakkında tartıştıkları Meryem Oğlu İsa hakkında söylenecek gerçek söz budur.
Detay ve Kelime Analizi
35
مَا
كَانَ
لِلَّهِ
أَن
يَتَّخِذَ
مِن
وَلَدٍۢ ۖ
سُبْحَـٰنَهُۥٓ ۚ
إِذَا
قَضَىٰٓ
أَمْرًۭا
فَإِنَّمَا
يَقُولُ
لَهُۥ
كُن
فَيَكُونُ
Allah'ın çocuk edinmesi olacak şey değildir. O, her şeyden münezzehtir.[1] Allah bir şeyin olmasına karar verdiği zaman ona "Ol." der, o da olur.
Detay ve Kelime Analizi
36
وَإِنَّ
ٱللَّهَ
رَبِّى
وَرَبُّكُمْ
فَٱعْبُدُوهُ ۚ
هَـٰذَا
صِرَٰطٌۭ
مُّسْتَقِيمٌۭ
Allah, benim de Rabb'im sizin de Rabb'inizdir. O halde, O'na kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur.
Detay ve Kelime Analizi
37
فَٱخْتَلَفَ
ٱلْأَحْزَابُ
مِنۢ
بَيْنِهِمْ ۖ
فَوَيْلٌۭ
لِّلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
مِن
مَّشْهَدِ
يَوْمٍ
عَظِيمٍ
Bundan sonra gruplar kendi aralarında çekişmeye başladılar. Büyük günde bütün gerçekler ortaya çıktığı zaman, o Kafirlerin vay haline.
Detay ve Kelime Analizi
38
أَسْمِعْ
بِهِمْ
وَأَبْصِرْ
يَوْمَ
يَأْتُونَنَا ۖ
لَـٰكِنِ
ٱلظَّـٰلِمُونَ
ٱلْيَوْمَ
فِى
ضَلَـٰلٍۢ
مُّبِينٍۢ
Bize gelecekleri gün, onlara gerçekler işittirilir ve gösterilir. Ne var ki zalimler, bugün apaçık bir şaşkınlık içindeler.
Detay ve Kelime Analizi
39
وَأَنذِرْهُمْ
يَوْمَ
ٱلْحَسْرَةِ
إِذْ
قُضِىَ
ٱلْأَمْرُ
وَهُمْ
فِى
غَفْلَةٍۢ
وَهُمْ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Gaflet[1] içinde olup, iman etmeyenleri, emrin yerine getirileceği pişmanlık günüyle uyar.
Detay ve Kelime Analizi
40
إِنَّا
نَحْنُ
نَرِثُ
ٱلْأَرْضَ
وَمَنْ
عَلَيْهَا
وَإِلَيْنَا
يُرْجَعُونَ
Yeryüzüne ve onun üzerindeki her şeye Biz varis olacağız. Ve onlar, yalnızca Bize döndürülecekler.
Detay ve Kelime Analizi