سورة الزخرف
43. Zuhruf suresi
89 Ayet
41
فَإِمَّا
نَذْهَبَنَّ
بِكَ
فَإِنَّا
مِنْهُم
مُّنتَقِمُونَ
Biz, seni bu dünyadan alıp götürsek bile, onlara hak ettikleri cezayı mutlaka vereceğiz.
Detay ve Kelime Analizi
42
أَوْ
نُرِيَنَّكَ
ٱلَّذِى
وَعَدْنَـٰهُمْ
فَإِنَّا
عَلَيْهِم
مُّقْتَدِرُونَ
Veya onları uyardığımız azabı sana gösteririz. Elbette Biz'im onlara gücümüz yeter.
Detay ve Kelime Analizi
43
فَٱسْتَمْسِكْ
بِٱلَّذِىٓ
أُوحِىَ
إِلَيْكَ ۖ
إِنَّكَ
عَلَىٰ
صِرَٰطٍۢ
مُّسْتَقِيمٍۢ
Öyleyse sen, sana vahyedilene sarılmaya bak. Kuşkusuz sen dosdoğru bir yol üzerindesin.
Detay ve Kelime Analizi
44
وَإِنَّهُۥ
لَذِكْرٌۭ
لَّكَ
وَلِقَوْمِكَ ۖ
وَسَوْفَ
تُسْـَٔلُونَ
Kuşkusuz o sana ve halkına bir öğüttür. Ondan sorulacaksınız.
Detay ve Kelime Analizi
45
وَسْـَٔلْ
مَنْ
أَرْسَلْنَا
مِن
قَبْلِكَ
مِن
رُّسُلِنَآ
أَجَعَلْنَا
مِن
دُونِ
ٱلرَّحْمَـٰنِ
ءَالِهَةًۭ
يُعْبَدُونَ
Senden önce kendilerine Resul gönderdiklerimize sor. Biz, Rahman'dan başka kulluk edilecek ilahlar kılmış mıyız?
Detay ve Kelime Analizi
46
وَلَقَدْ
أَرْسَلْنَا
مُوسَىٰ
بِـَٔايَـٰتِنَآ
إِلَىٰ
فِرْعَوْنَ
وَمَلَإِي۟هِۦ
فَقَالَ
إِنِّى
رَسُولُ
رَبِّ
ٱلْعَـٰلَمِينَ
Ant olsun ki Biz Musa'yı ayetlerimizle[1] Firavun'a ve onun melelerine[2] gönderdik: "Ben alemlerin Rabb'inin Resul'üyüm." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
47
فَلَمَّا
جَآءَهُم
بِـَٔايَـٰتِنَآ
إِذَا
هُم
مِّنْهَا
يَضْحَكُونَ
Fakat Musa onlara ayetlerimizle[1] gelince, onlar hemen alay etmeye başladılar.
Detay ve Kelime Analizi
48
وَمَا
نُرِيهِم
مِّنْ
ءَايَةٍ
إِلَّا
هِىَ
أَكْبَرُ
مِنْ
أُخْتِهَا ۖ
وَأَخَذْنَـٰهُم
بِٱلْعَذَابِ
لَعَلَّهُمْ
يَرْجِعُونَ
Onlara gösterdiğimiz her ayet[1], bir öncekinden daha büyüktü. Ders alırlar diye onlara kimi sıkıntılar yaşattık.
Detay ve Kelime Analizi
49
وَقَالُوا۟
يَـٰٓأَيُّهَ
ٱلسَّاحِرُ
ٱدْعُ
لَنَا
رَبَّكَ
بِمَا
عَهِدَ
عِندَكَ
إِنَّنَا
لَمُهْتَدُونَ
"Ey sihirbaz![1] Rabb'inin sana verdiği sözün[2] hatırına bizim için dua et. Kuşkusuz biz doğru yola uyarız." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
50
فَلَمَّا
كَشَفْنَا
عَنْهُمُ
ٱلْعَذَابَ
إِذَا
هُمْ
يَنكُثُونَ
Fakat onları azaptan kurtarınca da hemen sözlerinden döndüler.
Detay ve Kelime Analizi
51
وَنَادَىٰ
فِرْعَوْنُ
فِى
قَوْمِهِۦ
قَالَ
يَـٰقَوْمِ
أَلَيْسَ
لِى
مُلْكُ
مِصْرَ
وَهَـٰذِهِ
ٱلْأَنْهَـٰرُ
تَجْرِى
مِن
تَحْتِىٓ ۖ
أَفَلَا
تُبْصِرُونَ
Firavun, halkına seslendi: "Ey halkım! Mısır'ın egemenliği ve ayaklarımın altından akıp giden şu nehirler benim değil mi? Görmüyor musunuz?[1]"
Detay ve Kelime Analizi
52
أَمْ
أَنَا۠
خَيْرٌۭ
مِّنْ
هَـٰذَا
ٱلَّذِى
هُوَ
مَهِينٌۭ
وَلَا
يَكَادُ
يُبِينُ
"Yoksa ben, ne istediğini bilmeyen şu zavallıdan daha hayırlı değil miyim?"
Detay ve Kelime Analizi
53
فَلَوْلَآ
أُلْقِىَ
عَلَيْهِ
أَسْوِرَةٌۭ
مِّن
ذَهَبٍ
أَوْ
جَآءَ
مَعَهُ
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
مُقْتَرِنِينَ
"Öyleyse ona takılmış altından bilezikler[1] olmalı veya yanında kendisine eşlik eden melekler gelmeli değil miydi?"
Detay ve Kelime Analizi
54
فَٱسْتَخَفَّ
قَوْمَهُۥ
فَأَطَاعُوهُ ۚ
إِنَّهُمْ
كَانُوا۟
قَوْمًۭا
فَـٰسِقِينَ
Firavun halkını etkisi altına aldı. Bunun üzerine halkı ona itaat etti. Onlar fasık bir toplum oldular.
Detay ve Kelime Analizi
55
فَلَمَّآ
ءَاسَفُونَا
ٱنتَقَمْنَا
مِنْهُمْ
فَأَغْرَقْنَـٰهُمْ
أَجْمَعِينَ
Böylece Bize asilik yaptılar. Biz de onları cezalandırdık. Topluca suda boğduk.
Detay ve Kelime Analizi
56
فَجَعَلْنَـٰهُمْ
سَلَفًۭا
وَمَثَلًۭا
لِّلْـَٔاخِرِينَ
Böylece onları gelecek nesiller için ibret verici bir örnek kıldık.
Detay ve Kelime Analizi
57
وَلَمَّا
ضُرِبَ
ٱبْنُ
مَرْيَمَ
مَثَلًا
إِذَا
قَوْمُكَ
مِنْهُ
يَصِدُّونَ
Meryem Oğlu örnek olarak anlatılınca, halkın hemen yaygara yaptı;
Detay ve Kelime Analizi
58
وَقَالُوٓا۟
ءَأَـٰلِهَتُنَا
خَيْرٌ
أَمْ
هُوَ ۚ
مَا
ضَرَبُوهُ
لَكَ
إِلَّا
جَدَلًۢا ۚ
بَلْ
هُمْ
قَوْمٌ
خَصِمُونَ
Ve: "Bizim ilahlarımız mı daha hayırlıdır, yoksa o[1] mu?" dediler. Bu örneği, yalnızca sana muhalefet etmek için verdiler. Doğrusu onlar çok düşmanca davranan bir halktır.
Detay ve Kelime Analizi
59
إِنْ
هُوَ
إِلَّا
عَبْدٌ
أَنْعَمْنَا
عَلَيْهِ
وَجَعَلْنَـٰهُ
مَثَلًۭا
لِّبَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
[1] kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları'na örnek kıldığımız bir kuldur.
Detay ve Kelime Analizi
60
وَلَوْ
نَشَآءُ
لَجَعَلْنَا
مِنكُم
مَّلَـٰٓئِكَةًۭ
فِى
ٱلْأَرْضِ
يَخْلُفُونَ
Eğer isteseydik sizi yeryüzünde birbirinizin ardı sıra gelen melekler[1] yapardık.
Detay ve Kelime Analizi