Monoteist Meali
Onlara gösterdiğimiz her ayet[1], bir öncekinden daha büyüktü. Ders alırlar diye onlara kimi sıkıntılar yaşattık.
Dipnotlar
[1]
Mucize, kanıt, gösterge.
وَمَا
نُرِيهِم
مِّنْ
ءَايَةٍ
إِلَّا
هِىَ
أَكْبَرُ
مِنْ
أُخْتِهَا ۖ
وَأَخَذْنَـٰهُم
بِٱلْعَذَابِ
لَعَلَّهُمْ
يَرْجِعُونَ
Ve ma nurihim min ayetin illa hiye ekberu min uhtiha ve ehaznahum bil azabi leallehum yerciun.
Kelimeler
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 | ve ma | ve | - |
| 2 | nurihim | onlara göstermeyiz | راي |
| 3 | min | hiçbir | - |
| 4 | ayetin | mu'cize | ايي |
| 5 | illa | başkasını | - |
| 6 | hiye | o | - |
| 7 | ekberu | daha büyük (olandan) | كبر |
| 8 | min | -nden | - |
| 9 | uhtiha | öteki- | اخو |
| 10 | ve ehaznahum | ve onları yakaladık | اخذ |
| 11 | bil-azabi | azab(lar) ile | عذب |
| 12 | leallehum | umulur ki | - |
| 13 | yerciune | dönerler | رجع |
Diğer Mealler
Bayraktar Bayraklı
Onlara gösterdiğimiz her mucize diğerinden daha büyüktü. Dönsünler diye onları azaba uğrattık.
Mehmet Okuyan
Onlara gösterdiğimiz her bir delil, kardeşinden (diğerinden) daha büyüktü. (Gerçeğe) dönsünler diye onları azapla yakalamıştık.[1]
Edip Yüksel
Onlara bir birinden büyük mucizeler gösterdik ve belki dönerler diye başlarına çeşitli felaketler getirdik.
Süleymaniye Vakfı
Onlara[1] gösterdiğimiz her ayet /mucize mutlaka bir öncekinden daha büyüktü[2]. Belki yaptıklarından vazgeçerler diye onlara azap da çektirdik[3].
Ali Rıza Safa
Onlara gösterdiğimiz her mucize, diğerinden daha büyüktü. Üstelik onları cezalandırdık; belki dönerler diye.
Mustafa İslamoğlu
Oysa ki onlara gösterdiğimiz her mucizevi ayet bir öncekinden daha büyüktü: Bir de onları, belki dönerler diye bela(lar)la kuşattık.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlara gösterir olduğumuz her ayet/alamet, kızkardeşi ayet/alametten mutlaka daha büyüktür. Belki dönerler diye onları azapla da yakalamışızdır.
Ali Bulaç
Biz onlara biri ötekinden daha büyük olmayan hiçbir ayet göstermedik. Belki dönerler diye, onları azabla yakalayıverdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlara gösterdiğimiz her bir mucize diğerinden daha büyüktü. Belki vazgeçerler diye tuttuk onları azaba çektik
Muhammed Esed
halbuki kendilerine gösterdiğimiz her işaret, öncekinden daha etkileyici idi ve (her defasında) onları belki (Bize) dönerler diye azaba çarptırdık.
Diyanet İşleri
Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Her ne ayet de gösteriyorsak onlara mutlak birbirinden büyüktü, tuttuk onları azaba da çektik ki rücu' edeler
Süleyman Ateş
Onlara gösterdiğimiz her mu'cize, mutlaka kızkardeşinden (ötekinden) büyüktü. Belki dönerler diye onları (kıtlık, tufan, çekirge gibi türlü) azab(lar) ile cezalandırdık.
Gültekin Onan
Biz onlara biri ötekinden daha büyük olmayan hiçbir ayet göstermedik. Belki dönerler diye onları azabla yakalayıverdik.
Hasan Basri Çantay
Biz onlara her hangi bir ayeti göstermiyorduk ki bu, mutlakaa öbürlerinden daha büyükdü. Onları, belki (küfürden) dönenler diye, (bir zaman da) azab ile tutduk.
İbni Kesir
Onlara biri diğerinden daha büyük olmayan hiç bir ayet göstermedik. Doğru yola dönmeleri için onları azaba uğrattık.
Şaban Piriş
Onlara gösterdiğimiz her mucize, bir evvelkinden daha büyük idi. Belki dönerler diye onları azabımızla yakalamıştık
Ahmed Hulusi
Onlara gösterdiğimiz her bir mucize, öncekinden daha büyüktü. . . Belki bize dönerler diye onları azapla da yakaladık.
Edip Yüksel (Eski Baskı)
Onlara bir birinden büyük mucizeler gösterdik ve belki dönerler diye başlarına çeşitli felaketler getirdik.
Erhan Aktaş
Onlara gösterdiğimiz her ayet[1], bir öncekinden daha büyüktü. Ders alırlar diye onlara kimi sıkıntılar yaşattık.
Progressive Muslims
And every sign We showed them was greater than the one before it, and We seized them with the torment, perhaps they would revert.
Sam Gerrans
And We showed them no proof save it was greater than its sister; and We seized them with the punishment, that they might return.
Aisha Bewley
We showed them no Sign which was not greater than the one before it. We seized them with punishment so that hopefully they would turn back.
Rashad Khalifa
Every sign we showed them was bigger than the one before it. We afflicted them with the plagues, perhaps they repent.
Edip-Layth
Every sign We showed them was greater than the one before it, and We seized them with the torment, perhaps they would revert.
Monoteist Meali
Onlara gösterdiğimiz her ayet[1], bir öncekinden daha büyüktü. Ders alırlar diye onlara kimi sıkıntılar yaşattık.
Dipnotlar
[1] Mucize, kanıt, gösterge.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 | ve ma | ve | - |
| 2 | nurihim | onlara göstermeyiz | راي |
| 3 | min | hiçbir | - |
| 4 | ayetin | mu'cize | ايي |
| 5 | illa | başkasını | - |
| 6 | hiye | o | - |
| 7 | ekberu | daha büyük (olandan) | كبر |
| 8 | min | -nden | - |
| 9 | uhtiha | öteki- | اخو |
| 10 | ve ehaznahum | ve onları yakaladık | اخذ |
| 11 | bil-azabi | azab(lar) ile | عذب |
| 12 | leallehum | umulur ki | - |
| 13 | yerciune | dönerler | رجع |
Bayraktar Bayraklı
Onlara gösterdiğimiz her mucize diğerinden daha büyüktü. Dönsünler diye onları azaba uğrattık.
Mehmet Okuyan
Onlara gösterdiğimiz her bir delil, kardeşinden (diğerinden) daha büyüktü. (Gerçeğe) dönsünler diye onları azapla yakalamıştık.[1]
Edip Yüksel
Onlara bir birinden büyük mucizeler gösterdik ve belki dönerler diye başlarına çeşitli felaketler getirdik.
Süleymaniye Vakfı
Onlara[1] gösterdiğimiz her ayet /mucize mutlaka bir öncekinden daha büyüktü[2]. Belki yaptıklarından vazgeçerler diye onlara azap da çektirdik[3].
Ali Rıza Safa
Onlara gösterdiğimiz her mucize, diğerinden daha büyüktü. Üstelik onları cezalandırdık; belki dönerler diye.
Mustafa İslamoğlu
Oysa ki onlara gösterdiğimiz her mucizevi ayet bir öncekinden daha büyüktü: Bir de onları, belki dönerler diye bela(lar)la kuşattık.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlara gösterir olduğumuz her ayet/alamet, kızkardeşi ayet/alametten mutlaka daha büyüktür. Belki dönerler diye onları azapla da yakalamışızdır.
Ali Bulaç
Biz onlara biri ötekinden daha büyük olmayan hiçbir ayet göstermedik. Belki dönerler diye, onları azabla yakalayıverdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlara gösterdiğimiz her bir mucize diğerinden daha büyüktü. Belki vazgeçerler diye tuttuk onları azaba çektik
Muhammed Esed
halbuki kendilerine gösterdiğimiz her işaret, öncekinden daha etkileyici idi ve (her defasında) onları belki (Bize) dönerler diye azaba çarptırdık.
Diyanet İşleri
Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Her ne ayet de gösteriyorsak onlara mutlak birbirinden büyüktü, tuttuk onları azaba da çektik ki rücu' edeler
Süleyman Ateş
Onlara gösterdiğimiz her mu'cize, mutlaka kızkardeşinden (ötekinden) büyüktü. Belki dönerler diye onları (kıtlık, tufan, çekirge gibi türlü) azab(lar) ile cezalandırdık.
Gültekin Onan
Biz onlara biri ötekinden daha büyük olmayan hiçbir ayet göstermedik. Belki dönerler diye onları azabla yakalayıverdik.
Hasan Basri Çantay
Biz onlara her hangi bir ayeti göstermiyorduk ki bu, mutlakaa öbürlerinden daha büyükdü. Onları, belki (küfürden) dönenler diye, (bir zaman da) azab ile tutduk.
İbni Kesir
Onlara biri diğerinden daha büyük olmayan hiç bir ayet göstermedik. Doğru yola dönmeleri için onları azaba uğrattık.
Şaban Piriş
Onlara gösterdiğimiz her mucize, bir evvelkinden daha büyük idi. Belki dönerler diye onları azabımızla yakalamıştık
Ahmed Hulusi
Onlara gösterdiğimiz her bir mucize, öncekinden daha büyüktü. . . Belki bize dönerler diye onları azapla da yakaladık.
Edip Yüksel (Eski Baskı)
Onlara bir birinden büyük mucizeler gösterdik ve belki dönerler diye başlarına çeşitli felaketler getirdik.
Erhan Aktaş
Onlara gösterdiğimiz her ayet[1], bir öncekinden daha büyüktü. Ders alırlar diye onlara kimi sıkıntılar yaşattık.
Progressive Muslims
And every sign We showed them was greater than the one before it, and We seized them with the torment, perhaps they would revert.
Sam Gerrans
And We showed them no proof save it was greater than its sister; and We seized them with the punishment, that they might return.
Aisha Bewley
We showed them no Sign which was not greater than the one before it. We seized them with punishment so that hopefully they would turn back.
Rashad Khalifa
Every sign we showed them was bigger than the one before it. We afflicted them with the plagues, perhaps they repent.
Edip-Layth
Every sign We showed them was greater than the one before it, and We seized them with the torment, perhaps they would revert.
© 2026 oguzaslan.io tarafından yapılmıştır. Tüm hakları saklıdır.