سورة النمل
27. Neml suresi
93 Ayet
41
قَالَ
نَكِّرُوا۟
لَهَا
عَرْشَهَا
نَنظُرْ
أَتَهْتَدِىٓ
أَمْ
تَكُونُ
مِنَ
ٱلَّذِينَ
لَا
يَهْتَدُونَ
Süleyman: "Onun tahtının şeklini değiştirin. Bakalım doğruyu bulacak mı yoksa doğruyu bulamayanlardan mı olacak?" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
42
فَلَمَّا
جَآءَتْ
قِيلَ
أَهَـٰكَذَا
عَرْشُكِ ۖ
قَالَتْ
كَأَنَّهُۥ
هُوَ ۚ
وَأُوتِينَا
ٱلْعِلْمَ
مِن
قَبْلِهَا
وَكُنَّا
مُسْلِمِينَ
Melike geldiğinde ona: "Senin tahtın böyle miydi?" denildi. "Sanki onun gibi." dedi. Ve "Bize daha önce bilgi verildi ve biz teslimiyet gösterdik!"
Detay ve Kelime Analizi
43
وَصَدَّهَا
مَا
كَانَت
تَّعْبُدُ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ ۖ
إِنَّهَا
كَانَتْ
مِن
قَوْمٍۢ
كَـٰفِرِينَ
Allah'ın yanı sıra kulluk[1] ettiği şeyler, onu alıkoymuştu. Çünkü o Kafir[2] bir halktandı.
Detay ve Kelime Analizi
44
قِيلَ
لَهَا
ٱدْخُلِى
ٱلصَّرْحَ ۖ
فَلَمَّا
رَأَتْهُ
حَسِبَتْهُ
لُجَّةًۭ
وَكَشَفَتْ
عَن
سَاقَيْهَا ۚ
قَالَ
إِنَّهُۥ
صَرْحٌۭ
مُّمَرَّدٌۭ
مِّن
قَوَارِيرَ ۗ
قَالَتْ
رَبِّ
إِنِّى
ظَلَمْتُ
نَفْسِى
وَأَسْلَمْتُ
مَعَ
سُلَيْمَـٰنَ
لِلَّهِ
رَبِّ
ٱلْعَـٰلَمِينَ
Ona, "Köşke gir!" denildi. Köşkü görünce, onu[1] derin su sanarak bacaklarını sıvadı. Süleyman, "Bu billurdan döşenmiş şeffaf bir zemindir." dedi. Melike, "Rabb'im, ben kendime haksızlık ettim. Süleyman ile birlikte alemlerin Rabb'i olan Allah'a teslim oldum." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
45
وَلَقَدْ
أَرْسَلْنَآ
إِلَىٰ
ثَمُودَ
أَخَاهُمْ
صَـٰلِحًا
أَنِ
ٱعْبُدُوا۟
ٱللَّهَ
فَإِذَا
هُمْ
فَرِيقَانِ
يَخْتَصِمُونَ
Ant olsun ki Semud halkına da "Allah'a kulluk edin." diye kardeşleri Salih'i gönderdik. Ne var ki birbirleri ile çekişen iki grup oldular.
Detay ve Kelime Analizi
46
قَالَ
يَـٰقَوْمِ
لِمَ
تَسْتَعْجِلُونَ
بِٱلسَّيِّئَةِ
قَبْلَ
ٱلْحَسَنَةِ ۖ
لَوْلَا
تَسْتَغْفِرُونَ
ٱللَّهَ
لَعَلَّكُمْ
تُرْحَمُونَ
Salih: "Ey halkım! Neden iyilik dururken, kötülüğün bir an önce olmasını istiyorsunuz? Allah'tan bağışlanma dileseniz olmaz mı? Belki bağışlanırsınız!" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
47
قَالُوا۟
ٱطَّيَّرْنَا
بِكَ
وَبِمَن
مَّعَكَ ۚ
قَالَ
طَـٰٓئِرُكُمْ
عِندَ
ٱللَّهِ ۖ
بَلْ
أَنتُمْ
قَوْمٌۭ
تُفْتَنُونَ
"Sen ve seninle beraber olanlar bize uğursuzluk getirdiniz." dediler. Salih: "Sizin uğursuzluğunuz Allah'ın takdirindedir. Belki sınav olunmakta olan bir toplumsunuz!" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
48
وَكَانَ
فِى
ٱلْمَدِينَةِ
تِسْعَةُ
رَهْطٍۢ
يُفْسِدُونَ
فِى
ٱلْأَرْضِ
وَلَا
يُصْلِحُونَ
Kentte bozgunculuk yapan dokuzlu bir çete vardı. Yeryüzünde bozgunculuk yapıyor, düzeltmeye yanaşmıyorlardı.
Detay ve Kelime Analizi
49
قَالُوا۟
تَقَاسَمُوا۟
بِٱللَّهِ
لَنُبَيِّتَنَّهُۥ
وَأَهْلَهُۥ
ثُمَّ
لَنَقُولَنَّ
لِوَلِيِّهِۦ
مَا
شَهِدْنَا
مَهْلِكَ
أَهْلِهِۦ
وَإِنَّا
لَصَـٰدِقُونَ
Allah'a yemin ederek dediler ki: "Gece ona ve ailesine baskın yapalım. Sonra da onun velisine[1] ailesinin yok edilmesiyle bir ilgimiz yok, biz kesinlikle doğru söyleyenleriz diyelim."
Detay ve Kelime Analizi
50
وَمَكَرُوا۟
مَكْرًۭا
وَمَكَرْنَا
مَكْرًۭا
وَهُمْ
لَا
يَشْعُرُونَ
Plan yaptılar. Biz de planlarını boşa çıkardık. Fakat farkına varamadılar.
Detay ve Kelime Analizi
51
فَٱنظُرْ
كَيْفَ
كَانَ
عَـٰقِبَةُ
مَكْرِهِمْ
أَنَّا
دَمَّرْنَـٰهُمْ
وَقَوْمَهُمْ
أَجْمَعِينَ
Onların planlarının sonucunun nasıl olduğuna bak; onları ve halklarını yerle bir ettik.
Detay ve Kelime Analizi
52
فَتِلْكَ
بُيُوتُهُمْ
خَاوِيَةًۢ
بِمَا
ظَلَمُوٓا۟ ۗ
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَـَٔايَةًۭ
لِّقَوْمٍۢ
يَعْلَمُونَ
İşte, haksızlıkları nedeniyle harabe olan evleri! Bilen bir toplum için bunda kesinlikle bir ayet[1] vardır.
Detay ve Kelime Analizi
53
وَأَنجَيْنَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَكَانُوا۟
يَتَّقُونَ
İman edip takva sahibi olanları ise kurtardık.
Detay ve Kelime Analizi
54
وَلُوطًا
إِذْ
قَالَ
لِقَوْمِهِۦٓ
أَتَأْتُونَ
ٱلْفَـٰحِشَةَ
وَأَنتُمْ
تُبْصِرُونَ
Lut, halkına şöyle demişti: "Göz göre göre fahişelik[1] mi yapıyorsunuz?"
Detay ve Kelime Analizi
55
أَئِنَّكُمْ
لَتَأْتُونَ
ٱلرِّجَالَ
شَهْوَةًۭ
مِّن
دُونِ
ٱلنِّسَآءِ ۚ
بَلْ
أَنتُمْ
قَوْمٌۭ
تَجْهَلُونَ
"Kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Hayır! Siz gerçekten cahil[1] bir toplumsunuz."
Detay ve Kelime Analizi
56
فَمَا
كَانَ
جَوَابَ
قَوْمِهِۦٓ
إِلَّآ
أَن
قَالُوٓا۟
أَخْرِجُوٓا۟
ءَالَ
لُوطٍۢ
مِّن
قَرْيَتِكُمْ ۖ
إِنَّهُمْ
أُنَاسٌۭ
يَتَطَهَّرُونَ
Fakat halkının cevabı: "Lut ailesini kasabamızdan çıkarın; çünkü onlar temiz kalmak isteyen kimselermiş!" demekten başka bir şey olmadı.
Detay ve Kelime Analizi
57
فَأَنجَيْنَـٰهُ
وَأَهْلَهُۥٓ
إِلَّا
ٱمْرَأَتَهُۥ
قَدَّرْنَـٰهَا
مِنَ
ٱلْغَـٰبِرِينَ
Bunun üzerine onu ve taraftarlarını kurtardık; karısı hariç. Onun geride kalanlardan olmasını uygun gördük.
Detay ve Kelime Analizi
58
وَأَمْطَرْنَا
عَلَيْهِم
مَّطَرًۭا ۖ
فَسَآءَ
مَطَرُ
ٱلْمُنذَرِينَ
Ve onların üzerlerine taştan[1] yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru; çok kötü oldu.
Detay ve Kelime Analizi
59
قُلِ
ٱلْحَمْدُ
لِلَّهِ
وَسَلَـٰمٌ
عَلَىٰ
عِبَادِهِ
ٱلَّذِينَ
ٱصْطَفَىٰٓ ۗ
ءَآللَّهُ
خَيْرٌ
أَمَّا
يُشْرِكُونَ
De ki: "Allah'a hamd olsun." Selam onun seçtiği kullarının üzerinedir. Allah mı daha hayırlıdır yoksa ona şirk koştukları mı?
Detay ve Kelime Analizi
60
أَمَّنْ
خَلَقَ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضَ
وَأَنزَلَ
لَكُم
مِّنَ
ٱلسَّمَآءِ
مَآءًۭ
فَأَنۢبَتْنَا
بِهِۦ
حَدَآئِقَ
ذَاتَ
بَهْجَةٍۢ
مَّا
كَانَ
لَكُمْ
أَن
تُنۢبِتُوا۟
شَجَرَهَآ ۗ
أَءِلَـٰهٌۭ
مَّعَ
ٱللَّهِ ۚ
بَلْ
هُمْ
قَوْمٌۭ
يَعْدِلُونَ
Veya gökleri ve yeri yaratan ve sizin için gökten su indiren mi? Biz onunla, bir ağacını dahi yetiştiremeyeceğiniz güzel bahçeler yetiştirdik. Allah ile birlikte başka bir ilah mı var? Hayır, onlar sapkınlık ediyorlar.
Detay ve Kelime Analizi