سورة البقرة
2. Bakara suresi
286 Ayet
41
وَءَامِنُوا۟
بِمَآ
أَنزَلْتُ
مُصَدِّقًۭا
لِّمَا
مَعَكُمْ
وَلَا
تَكُونُوٓا۟
أَوَّلَ
كَافِرٍۭ
بِهِۦ ۖ
وَلَا
تَشْتَرُوا۟
بِـَٔايَـٰتِى
ثَمَنًۭا
قَلِيلًۭا
وَإِيَّـٰىَ
فَٱتَّقُونِ
Yanınızdakini[1] "tasdik edici" olarak gönderdiğimize iman edin. Onu kafirlik[2] edenlerin ilki siz olmayın. Ayetlerimi az bir değere değişmeyin. Ve Bana karşı takvalı[3] olun.
Detay ve Kelime Analizi
42
وَلَا
تَلْبِسُوا۟
ٱلْحَقَّ
بِٱلْبَـٰطِلِ
وَتَكْتُمُوا۟
ٱلْحَقَّ
وَأَنتُمْ
تَعْلَمُونَ
"Hakk'ı[1] Batıl'la[2]" karıştırıp, bile bile "Hakk'ı" gizlemeyin.
Detay ve Kelime Analizi
43
وَأَقِيمُوا۟
ٱلصَّلَوٰةَ
وَءَاتُوا۟
ٱلزَّكَوٰةَ
وَٱرْكَعُوا۟
مَعَ
ٱلرَّٰكِعِينَ
Salatı ikame edin, zekatı yapın.[1] Ve ruku edenlerle birlikte ruku edin.[2]
Detay ve Kelime Analizi
44
أَتَأْمُرُونَ
ٱلنَّاسَ
بِٱلْبِرِّ
وَتَنسَوْنَ
أَنفُسَكُمْ
وَأَنتُمْ
تَتْلُونَ
ٱلْكِتَـٰبَ ۚ
أَفَلَا
تَعْقِلُونَ
İnsanlardan birr[1] olmalarını istiyorsunuz da kendinizi unutuyor musunuz? Oysa Kitap'ı da okuyorsunuz. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
Detay ve Kelime Analizi
45
وَٱسْتَعِينُوا۟
بِٱلصَّبْرِ
وَٱلصَّلَوٰةِ ۚ
وَإِنَّهَا
لَكَبِيرَةٌ
إِلَّا
عَلَى
ٱلْخَـٰشِعِينَ
Sabır[1] ve salatla[2] yardım isteyin. Kuşkusuz bu içtenlikle itaat edenlerden başkasına ağır gelir.
Detay ve Kelime Analizi
46
ٱلَّذِينَ
يَظُنُّونَ
أَنَّهُم
مُّلَـٰقُوا۟
رَبِّهِمْ
وَأَنَّهُمْ
إِلَيْهِ
رَٰجِعُونَ
Onlar ki: Rabb'lerine kavuşacaklarını ve kesinlikle O'na döneceklerini bilirler.
Detay ve Kelime Analizi
47
يَـٰبَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
ٱذْكُرُوا۟
نِعْمَتِىَ
ٱلَّتِىٓ
أَنْعَمْتُ
عَلَيْكُمْ
وَأَنِّى
فَضَّلْتُكُمْ
عَلَى
ٱلْعَـٰلَمِينَ
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve size alemler[1] üzerinde lütufta bulunduğumu hatırlayın.
Detay ve Kelime Analizi
48
وَٱتَّقُوا۟
يَوْمًۭا
لَّا
تَجْزِى
نَفْسٌ
عَن
نَّفْسٍۢ
شَيْـًۭٔا
وَلَا
يُقْبَلُ
مِنْهَا
شَفَـٰعَةٌۭ
وَلَا
يُؤْخَذُ
مِنْهَا
عَدْلٌۭ
وَلَا
هُمْ
يُنصَرُونَ
Öyle bir günden korunup sakının ki: Hiç kimse bir başkasına yardım edemez. Kimseden şefaat[1] kabul edilmez. Kimseden fidye de alınmaz. Kimseye yardım da edilmez.
Detay ve Kelime Analizi
49
وَإِذْ
نَجَّيْنَـٰكُم
مِّنْ
ءَالِ
فِرْعَوْنَ
يَسُومُونَكُمْ
سُوٓءَ
ٱلْعَذَابِ
يُذَبِّحُونَ
أَبْنَآءَكُمْ
وَيَسْتَحْيُونَ
نِسَآءَكُمْ ۚ
وَفِى
ذَٰلِكُم
بَلَآءٌۭ
مِّن
رَّبِّكُمْ
عَظِيمٌۭ
Hatırlayın! Sizi, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayarak, azabın en kötüsüne uğratan Firavun'un adamlarından kurtarmıştık. Bunda, sizin için Rabb'inizden büyük bir sınav vardı.
Detay ve Kelime Analizi
50
وَإِذْ
فَرَقْنَا
بِكُمُ
ٱلْبَحْرَ
فَأَنجَيْنَـٰكُمْ
وَأَغْرَقْنَآ
ءَالَ
فِرْعَوْنَ
وَأَنتُمْ
تَنظُرُونَ
Hatırlayın! Denizi yararak sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun taraftarlarını denizde boğmuştuk.
Detay ve Kelime Analizi
51
وَإِذْ
وَٰعَدْنَا
مُوسَىٰٓ
أَرْبَعِينَ
لَيْلَةًۭ
ثُمَّ
ٱتَّخَذْتُمُ
ٱلْعِجْلَ
مِنۢ
بَعْدِهِۦ
وَأَنتُمْ
ظَـٰلِمُونَ
Hatırlayın! Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sonra siz, onun arkasından buzağı yaparak[1] zalimleştiniz.
Detay ve Kelime Analizi
52
ثُمَّ
عَفَوْنَا
عَنكُم
مِّنۢ
بَعْدِ
ذَٰلِكَ
لَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
Sonra, bunun ardından, belki şükredersiniz diye sizi affettik.
Detay ve Kelime Analizi
53
وَإِذْ
ءَاتَيْنَا
مُوسَى
ٱلْكِتَـٰبَ
وَٱلْفُرْقَانَ
لَعَلَّكُمْ
تَهْتَدُونَ
Doğru yolu bulasınız diye, Musa'ya Kitap'ı ve Furkan'ı[1] verdik.
Detay ve Kelime Analizi
54
وَإِذْ
قَالَ
مُوسَىٰ
لِقَوْمِهِۦ
يَـٰقَوْمِ
إِنَّكُمْ
ظَلَمْتُمْ
أَنفُسَكُم
بِٱتِّخَاذِكُمُ
ٱلْعِجْلَ
فَتُوبُوٓا۟
إِلَىٰ
بَارِئِكُمْ
فَٱقْتُلُوٓا۟
أَنفُسَكُمْ
ذَٰلِكُمْ
خَيْرٌۭ
لَّكُمْ
عِندَ
بَارِئِكُمْ
فَتَابَ
عَلَيْكُمْ ۚ
إِنَّهُۥ
هُوَ
ٱلتَّوَّابُ
ٱلرَّحِيمُ
Hatırlayın! Musa, halkına: "Ey halkım! Siz buzağıyı edinmekle[1] kuşkusuz kendinize zulmettiniz. Hemen tevbe edin ve böylece nefislerinizi öldürün.[2] Bu Bari'nizin[3] yanında sizin için hayırlı olandır." demişti. Sonra da O, tevbenizi kabul etmişti. Kuşkusuz O, Tevbeleri Kabul Eden'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Detay ve Kelime Analizi
55
وَإِذْ
قُلْتُمْ
يَـٰمُوسَىٰ
لَن
نُّؤْمِنَ
لَكَ
حَتَّىٰ
نَرَى
ٱللَّهَ
جَهْرَةًۭ
فَأَخَذَتْكُمُ
ٱلصَّـٰعِقَةُ
وَأَنتُمْ
تَنظُرُونَ
Hani siz: "Ey Musa! Allah'ı açıkça görmedikçe sana asla inanmayız." demiştiniz de o an, bakıp dururken, sizi yıldırım gürültüsü yakalamıştı.
Detay ve Kelime Analizi
56
ثُمَّ
بَعَثْنَـٰكُم
مِّنۢ
بَعْدِ
مَوْتِكُمْ
لَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün[1] ardından sizi dirilttik[2].
Detay ve Kelime Analizi
57
وَظَلَّلْنَا
عَلَيْكُمُ
ٱلْغَمَامَ
وَأَنزَلْنَا
عَلَيْكُمُ
ٱلْمَنَّ
وَٱلسَّلْوَىٰ ۖ
كُلُوا۟
مِن
طَيِّبَـٰتِ
مَا
رَزَقْنَـٰكُمْ ۖ
وَمَا
ظَلَمُونَا
وَلَـٰكِن
كَانُوٓا۟
أَنفُسَهُمْ
يَظْلِمُونَ
Ve bulutları üzerinize gölge yaptık. Size menn[1] ve bıldırcın bağışladık.[2] "Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin." dedik. Onlar, Bize[3] zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.
Detay ve Kelime Analizi
58
وَإِذْ
قُلْنَا
ٱدْخُلُوا۟
هَـٰذِهِ
ٱلْقَرْيَةَ
فَكُلُوا۟
مِنْهَا
حَيْثُ
شِئْتُمْ
رَغَدًۭا
وَٱدْخُلُوا۟
ٱلْبَابَ
سُجَّدًۭا
وَقُولُوا۟
حِطَّةٌۭ
نَّغْفِرْ
لَكُمْ
خَطَـٰيَـٰكُمْ ۚ
وَسَنَزِيدُ
ٱلْمُحْسِنِينَ
Hani: "Şu şehre girin, orada dilediğinizden bol bol yiyin. O kapıdan secde[1] ederek girin. Ve "Bizi bağışla." deyin ki Biz de yanlışlarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara daha fazlasını vereceğiz." demiştik.
Detay ve Kelime Analizi
59
فَبَدَّلَ
ٱلَّذِينَ
ظَلَمُوا۟
قَوْلًا
غَيْرَ
ٱلَّذِى
قِيلَ
لَهُمْ
فَأَنزَلْنَا
عَلَى
ٱلَّذِينَ
ظَلَمُوا۟
رِجْزًۭا
مِّنَ
ٱلسَّمَآءِ
بِمَا
كَانُوا۟
يَفْسُقُونَ
Fakat zalimler, sözü, söylenenden başka bir şekle soktular. O zalimlere, doğru yoldan sapmalarına karşılık gökten bir azap indirdik.
Detay ve Kelime Analizi
60
وَإِذِ
ٱسْتَسْقَىٰ
مُوسَىٰ
لِقَوْمِهِۦ
فَقُلْنَا
ٱضْرِب
بِّعَصَاكَ
ٱلْحَجَرَ ۖ
فَٱنفَجَرَتْ
مِنْهُ
ٱثْنَتَا
عَشْرَةَ
عَيْنًۭا ۖ
قَدْ
عَلِمَ
كُلُّ
أُنَاسٍۢ
مَّشْرَبَهُمْ ۖ
كُلُوا۟
وَٱشْرَبُوا۟
مِن
رِّزْقِ
ٱللَّهِ
وَلَا
تَعْثَوْا۟
فِى
ٱلْأَرْضِ
مُفْسِدِينَ
Hani! Musa, halkı için su istemişti. Biz de demiştik ki: "Asanla kayaya vur." Bunun üzerine kayadan on iki göz su fışkırmıştı. Her grup hangi kaynaktan içeceğini bilmişti. Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için fakat asilik yaparak yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın.
Detay ve Kelime Analizi