سورة البقرة
2. Bakara suresi
286 Ayet
161
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
وَمَاتُوا۟
وَهُمْ
كُفَّارٌ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
عَلَيْهِمْ
لَعْنَةُ
ٱللَّهِ
وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ
وَٱلنَّاسِ
أَجْمَعِينَ
Kafir[1] olup da kafir olarak ölen kimselere gelince; işte, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onların üzerinedir.
Detay ve Kelime Analizi
162
خَـٰلِدِينَ
فِيهَا ۖ
لَا
يُخَفَّفُ
عَنْهُمُ
ٱلْعَذَابُ
وَلَا
هُمْ
يُنظَرُونَ
Onlar, bu halde sürekli kalacaklardır. Onlardan ne azap hafifletilecek ve ne de onların yüzlerine bakılacak.
Detay ve Kelime Analizi
163
وَإِلَـٰهُكُمْ
إِلَـٰهٌۭ
وَٰحِدٌۭ ۖ
لَّآ
إِلَـٰهَ
إِلَّا
هُوَ
ٱلرَّحْمَـٰنُ
ٱلرَّحِيمُ
Sizin ilahınız[1] bir tek ilahtır. O'ndan başka ilah yoktur. O, Rahmeti Bol ve Kesintisiz Olan'dır.
Detay ve Kelime Analizi
164
إِنَّ
فِى
خَلْقِ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
وَٱخْتِلَـٰفِ
ٱلَّيْلِ
وَٱلنَّهَارِ
وَٱلْفُلْكِ
ٱلَّتِى
تَجْرِى
فِى
ٱلْبَحْرِ
بِمَا
يَنفَعُ
ٱلنَّاسَ
وَمَآ
أَنزَلَ
ٱللَّهُ
مِنَ
ٱلسَّمَآءِ
مِن
مَّآءٍۢ
فَأَحْيَا
بِهِ
ٱلْأَرْضَ
بَعْدَ
مَوْتِهَا
وَبَثَّ
فِيهَا
مِن
كُلِّ
دَآبَّةٍۢ
وَتَصْرِيفِ
ٱلرِّيَـٰحِ
وَٱلسَّحَابِ
ٱلْمُسَخَّرِ
بَيْنَ
ٱلسَّمَآءِ
وَٱلْأَرْضِ
لَـَٔايَـٰتٍۢ
لِّقَوْمٍۢ
يَعْقِلُونَ
Göklerin ve yerin yaradılışında, gece ile gündüzün birbirlerini ardı sıra takip etmesinde; insanların yararlanmaları için denizde yüzen gemilerde, Allah'ın gökten indirip, onunla ölü toprağa hayat vererek, orada her türlü canlının yaşamasını sağladığı suda, rüzgarın yönlendirilmesinde, emre hazır bulutların yer ile gök arasında hareket ettirilmesinde aklını kullanan bir halk için birçok kanıt vardır.
Detay ve Kelime Analizi
165
وَمِنَ
ٱلنَّاسِ
مَن
يَتَّخِذُ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
أَندَادًۭا
يُحِبُّونَهُمْ
كَحُبِّ
ٱللَّهِ ۖ
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
أَشَدُّ
حُبًّۭا
لِّلَّهِ ۗ
وَلَوْ
يَرَى
ٱلَّذِينَ
ظَلَمُوٓا۟
إِذْ
يَرَوْنَ
ٱلْعَذَابَ
أَنَّ
ٱلْقُوَّةَ
لِلَّهِ
جَمِيعًۭا
وَأَنَّ
ٱللَّهَ
شَدِيدُ
ٱلْعَذَابِ
Bazı insanlar, Allah'ın yanı sıra başka varlıkları O'na denk tutarlar ve onları Allah'ı sevdiği gibi severler. İman Edenlerin, Allah'ı sevmeleri ise her türlü sevgiden daha üstündür. Zulmedenler, azabı gördükleri zaman kuvvetin bütünüyle Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının çok şiddetli olduğunu keşke daha önceden anlayabilselerdi![1]
Detay ve Kelime Analizi
166
إِذْ
تَبَرَّأَ
ٱلَّذِينَ
ٱتُّبِعُوا۟
مِنَ
ٱلَّذِينَ
ٱتَّبَعُوا۟
وَرَأَوُا۟
ٱلْعَذَابَ
وَتَقَطَّعَتْ
بِهِمُ
ٱلْأَسْبَابُ
Kendilerine tabi olunanlar, azabı gördükleri zaman, tabi olanlardan uzaklaşacak ve aralarındaki bütün bağlar kopacaktır.
Detay ve Kelime Analizi
167
وَقَالَ
ٱلَّذِينَ
ٱتَّبَعُوا۟
لَوْ
أَنَّ
لَنَا
كَرَّةًۭ
فَنَتَبَرَّأَ
مِنْهُمْ
كَمَا
تَبَرَّءُوا۟
مِنَّا ۗ
كَذَٰلِكَ
يُرِيهِمُ
ٱللَّهُ
أَعْمَـٰلَهُمْ
حَسَرَٰتٍ
عَلَيْهِمْ ۖ
وَمَا
هُم
بِخَـٰرِجِينَ
مِنَ
ٱلنَّارِ
Tabi olanlar, diyecekler ki: "Keşke bize, tekrar dünyaya dönüş olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzak dursaydık." Böylece, Allah, pişmanlıklarına sebep olan bütün bu yaptıklarının sonucunu onlara gösterir. Ve onlar ateşten çıkacak da değillerdir.
Detay ve Kelime Analizi
168
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلنَّاسُ
كُلُوا۟
مِمَّا
فِى
ٱلْأَرْضِ
حَلَـٰلًۭا
طَيِّبًۭا
وَلَا
تَتَّبِعُوا۟
خُطُوَٰتِ
ٱلشَّيْطَـٰنِ ۚ
إِنَّهُۥ
لَكُمْ
عَدُوٌّۭ
مُّبِينٌ
Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan şeylerin helal ve tayyib[1] olanlarından yiyin. Şeytanın[2] izinden gitmeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.
Detay ve Kelime Analizi
169
إِنَّمَا
يَأْمُرُكُم
بِٱلسُّوٓءِ
وَٱلْفَحْشَآءِ
وَأَن
تَقُولُوا۟
عَلَى
ٱللَّهِ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
Şeytan size, ancak kötülüğü, fahşayı[1] ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemeyi telkin eder.
Detay ve Kelime Analizi
170
وَإِذَا
قِيلَ
لَهُمُ
ٱتَّبِعُوا۟
مَآ
أَنزَلَ
ٱللَّهُ
قَالُوا۟
بَلْ
نَتَّبِعُ
مَآ
أَلْفَيْنَا
عَلَيْهِ
ءَابَآءَنَآ ۗ
أَوَلَوْ
كَانَ
ءَابَآؤُهُمْ
لَا
يَعْقِلُونَ
شَيْـًۭٔا
وَلَا
يَهْتَدُونَ
Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun." denildiği zaman, onlar: "Hayır! Biz, atalarımızdan gördüğümüz şeylere uyarız." derler. Ya ataları akıllarını kullanmayan ve doğru yolu bulamamış kimselerse?
Detay ve Kelime Analizi
171
وَمَثَلُ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
كَمَثَلِ
ٱلَّذِى
يَنْعِقُ
بِمَا
لَا
يَسْمَعُ
إِلَّا
دُعَآءًۭ
وَنِدَآءًۭ ۚ
صُمٌّۢ
بُكْمٌ
عُمْىٌۭ
فَهُمْ
لَا
يَعْقِلُونَ
Kafirlerin durumu, çağırmaktan, seslenmekten başka bir şey duymayan haykıran kimsenin durumu gibidir.[1] Onlar; sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bu nedenle, akıllarını da kullanmazlar.
Detay ve Kelime Analizi
172
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
كُلُوا۟
مِن
طَيِّبَـٰتِ
مَا
رَزَقْنَـٰكُمْ
وَٱشْكُرُوا۟
لِلَّهِ
إِن
كُنتُمْ
إِيَّاهُ
تَعْبُدُونَ
Ey İman Edenler! Eğer, sadece O'na kulluk ediyorsanız, size rızık olarak verdiğimiz şeylerin sağlıklı, temiz, ve iyi olanlarından yiyin ve Allah'a şükredin.
Detay ve Kelime Analizi
173
إِنَّمَا
حَرَّمَ
عَلَيْكُمُ
ٱلْمَيْتَةَ
وَٱلدَّمَ
وَلَحْمَ
ٱلْخِنزِيرِ
وَمَآ
أُهِلَّ
بِهِۦ
لِغَيْرِ
ٱللَّهِ ۖ
فَمَنِ
ٱضْطُرَّ
غَيْرَ
بَاغٍۢ
وَلَا
عَادٍۢ
فَلَآ
إِثْمَ
عَلَيْهِ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
غَفُورٌۭ
رَّحِيمٌ
O; size, sadece ölü hayvan etini, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilenleri haram kıldı. Mecbur kalan bir kimsenin, haddi aşmamak ve istismar etmemek koşuluyla, bunları yemesinde bir günah yoktur. Kuşkusuz, Allah'ın Rahmeti Bol ve Kesintisiz'dir.
Detay ve Kelime Analizi
174
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
يَكْتُمُونَ
مَآ
أَنزَلَ
ٱللَّهُ
مِنَ
ٱلْكِتَـٰبِ
وَيَشْتَرُونَ
بِهِۦ
ثَمَنًۭا
قَلِيلًا ۙ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
مَا
يَأْكُلُونَ
فِى
بُطُونِهِمْ
إِلَّا
ٱلنَّارَ
وَلَا
يُكَلِّمُهُمُ
ٱللَّهُ
يَوْمَ
ٱلْقِيَـٰمَةِ
وَلَا
يُزَكِّيهِمْ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
أَلِيمٌ
Allah'ın indirdiği Kitap'tan bir kısmını gizleyip, onu az bir değer karşılığında değiştirenler var ya, işte onlar, bununla karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Allah, onlarla kıyamet gününde ne konuşacak ne de onları temize çıkaracaktır. Ve onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Detay ve Kelime Analizi
175
أُو۟لَـٰٓئِكَ
ٱلَّذِينَ
ٱشْتَرَوُا۟
ٱلضَّلَـٰلَةَ
بِٱلْهُدَىٰ
وَٱلْعَذَابَ
بِٱلْمَغْفِرَةِ ۚ
فَمَآ
أَصْبَرَهُمْ
عَلَى
ٱلنَّارِ
İşte onlar, hidayete[1] karşılık sapkınlığı satın alanlardır; bağışlanmaya karşılık azabı. Ateşe ne kadar dayanıklıdırlar!
Detay ve Kelime Analizi
176
ذَٰلِكَ
بِأَنَّ
ٱللَّهَ
نَزَّلَ
ٱلْكِتَـٰبَ
بِٱلْحَقِّ ۗ
وَإِنَّ
ٱلَّذِينَ
ٱخْتَلَفُوا۟
فِى
ٱلْكِتَـٰبِ
لَفِى
شِقَاقٍۭ
بَعِيدٍۢ
İşte bu, Allah'ın Hakk olarak indirdiği Kitap hakkında, onların anlaşmazlığa düşmeleri ve derin bir ayrılık içinde olmalarındandır.
Detay ve Kelime Analizi
177
لَّيْسَ
ٱلْبِرَّ
أَن
تُوَلُّوا۟
وُجُوهَكُمْ
قِبَلَ
ٱلْمَشْرِقِ
وَٱلْمَغْرِبِ
وَلَـٰكِنَّ
ٱلْبِرَّ
مَنْ
ءَامَنَ
بِٱللَّهِ
وَٱلْيَوْمِ
ٱلْـَٔاخِرِ
وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ
وَٱلْكِتَـٰبِ
وَٱلنَّبِيِّـۧنَ
وَءَاتَى
ٱلْمَالَ
عَلَىٰ
حُبِّهِۦ
ذَوِى
ٱلْقُرْبَىٰ
وَٱلْيَتَـٰمَىٰ
وَٱلْمَسَـٰكِينَ
وَٱبْنَ
ٱلسَّبِيلِ
وَٱلسَّآئِلِينَ
وَفِى
ٱلرِّقَابِ
وَأَقَامَ
ٱلصَّلَوٰةَ
وَءَاتَى
ٱلزَّكَوٰةَ
وَٱلْمُوفُونَ
بِعَهْدِهِمْ
إِذَا
عَـٰهَدُوا۟ ۖ
وَٱلصَّـٰبِرِينَ
فِى
ٱلْبَأْسَآءِ
وَٱلضَّرَّآءِ
وَحِينَ
ٱلْبَأْسِ ۗ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
ٱلَّذِينَ
صَدَقُوا۟ ۖ
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْمُتَّقُونَ
Yüzünüzü doğu ve batı tarafına çevirmeniz birr[1] değildir. Ama birr: Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaplara ve Nebilere iman etmek; malını sevdiği halde onu yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yol oğluna,[2] yardım isteyenlere, rikab olanlara[3] vermek; "salatı ikame etmek, zekat yapmak,[4]" söz verdiği zaman sözünü yerine getirmek, sıkıntıda, zorlukta ve felakete uğrama durumunda sabretmektir. İşte bunlar, sadık olanlardır. Ve işte bunlar, takva sahibi olanlardır.
Detay ve Kelime Analizi
178
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
كُتِبَ
عَلَيْكُمُ
ٱلْقِصَاصُ
فِى
ٱلْقَتْلَى ۖ
ٱلْحُرُّ
بِٱلْحُرِّ
وَٱلْعَبْدُ
بِٱلْعَبْدِ
وَٱلْأُنثَىٰ
بِٱلْأُنثَىٰ ۚ
فَمَنْ
عُفِىَ
لَهُۥ
مِنْ
أَخِيهِ
شَىْءٌۭ
فَٱتِّبَاعٌۢ
بِٱلْمَعْرُوفِ
وَأَدَآءٌ
إِلَيْهِ
بِإِحْسَـٰنٍۢ ۗ
ذَٰلِكَ
تَخْفِيفٌۭ
مِّن
رَّبِّكُمْ
وَرَحْمَةٌۭ ۗ
فَمَنِ
ٱعْتَدَىٰ
بَعْدَ
ذَٰلِكَ
فَلَهُۥ
عَذَابٌ
أَلِيمٌۭ
Ey İman Edenler! Öldürülmelerde size kısas yazıldı[1]; hüre hür, abde abd,[2] kadına kadın.[3] Ancak öldüren, öldürülenin kardeşi[4] tarafından bağışlanırsa; örfe uygun şekilde, diyeti iyilikle ödemelidir. Bu Rabb'inizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra kim haddi aşarsa, onun için can yakıcı bir azap vardır.
Detay ve Kelime Analizi
179
وَلَكُمْ
فِى
ٱلْقِصَاصِ
حَيَوٰةٌۭ
يَـٰٓأُو۟لِى
ٱلْأَلْبَـٰبِ
لَعَلَّكُمْ
تَتَّقُونَ
Ey sağlıklı düşünen, sağduyu sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır.[1] Umulur ki takva[2] sahibi olursunuz.
Detay ve Kelime Analizi
180
كُتِبَ
عَلَيْكُمْ
إِذَا
حَضَرَ
أَحَدَكُمُ
ٱلْمَوْتُ
إِن
تَرَكَ
خَيْرًا
ٱلْوَصِيَّةُ
لِلْوَٰلِدَيْنِ
وَٱلْأَقْرَبِينَ
بِٱلْمَعْرُوفِ ۖ
حَقًّا
عَلَى
ٱلْمُتَّقِينَ
Birinize ölüm geldiği zaman; eğer geride bir hayır[1] bırakıyorsa, anneye, babaya, yakın akrabaya örfe uygun bir şekilde vasiyette bulunmak, takva sahibi olanların üzerine bir hak olarak yazıldı.[2]
Detay ve Kelime Analizi