سورة البقرة
2. Bakara suresi
286 Ayet
241
وَلِلْمُطَلَّقَـٰتِ
مَتَـٰعٌۢ
بِٱلْمَعْرُوفِ ۖ
حَقًّا
عَلَى
ٱلْمُتَّقِينَ
Boşanmış kadınların geçimlerini meşru bir şekilde sağlamak, takva sahipleri için bir yükümlülüktür.
Detay ve Kelime Analizi
242
كَذَٰلِكَ
يُبَيِّنُ
ٱللَّهُ
لَكُمْ
ءَايَـٰتِهِۦ
لَعَلَّكُمْ
تَعْقِلُونَ
İşte Allah, size ayetlerini böyle açıklar. Umulur ki aklınızı kullanırsınız.
Detay ve Kelime Analizi
243
أَلَمْ
تَرَ
إِلَى
ٱلَّذِينَ
خَرَجُوا۟
مِن
دِيَـٰرِهِمْ
وَهُمْ
أُلُوفٌ
حَذَرَ
ٱلْمَوْتِ
فَقَالَ
لَهُمُ
ٱللَّهُ
مُوتُوا۟
ثُمَّ
أَحْيَـٰهُمْ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَذُو
فَضْلٍ
عَلَى
ٱلنَّاسِ
وَلَـٰكِنَّ
أَكْثَرَ
ٱلنَّاسِ
لَا
يَشْكُرُونَ
Binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara "Ölün." dedi; sonra, onlara hayat verdi.[1] Allah, insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak insanların çoğu şükretmezler.
Detay ve Kelime Analizi
244
وَقَـٰتِلُوا۟
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
سَمِيعٌ
عَلِيمٌۭ
O halde Allah yolunda savaşın. Ve bilin ki: Allah, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'dir.
Detay ve Kelime Analizi
245
مَّن
ذَا
ٱلَّذِى
يُقْرِضُ
ٱللَّهَ
قَرْضًا
حَسَنًۭا
فَيُضَـٰعِفَهُۥ
لَهُۥٓ
أَضْعَافًۭا
كَثِيرَةًۭ ۚ
وَٱللَّهُ
يَقْبِضُ
وَيَبْصُۜطُ
وَإِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
Kim Allah'a, Allah'ın karşılığını kat kat vereceği, karşılıksız bir borç vermek[1] ister? Daraltan da genişleten de Allah'tır. Ve dönüşünüz yalnızca O'nadır.
Detay ve Kelime Analizi
246
أَلَمْ
تَرَ
إِلَى
ٱلْمَلَإِ
مِنۢ
بَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
مِنۢ
بَعْدِ
مُوسَىٰٓ
إِذْ
قَالُوا۟
لِنَبِىٍّۢ
لَّهُمُ
ٱبْعَثْ
لَنَا
مَلِكًۭا
نُّقَـٰتِلْ
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ ۖ
قَالَ
هَلْ
عَسَيْتُمْ
إِن
كُتِبَ
عَلَيْكُمُ
ٱلْقِتَالُ
أَلَّا
تُقَـٰتِلُوا۟ ۖ
قَالُوا۟
وَمَا
لَنَآ
أَلَّا
نُقَـٰتِلَ
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
وَقَدْ
أُخْرِجْنَا
مِن
دِيَـٰرِنَا
وَأَبْنَآئِنَا ۖ
فَلَمَّا
كُتِبَ
عَلَيْهِمُ
ٱلْقِتَالُ
تَوَلَّوْا۟
إِلَّا
قَلِيلًۭا
مِّنْهُمْ ۗ
وَٱللَّهُ
عَلِيمٌۢ
بِٱلظَّـٰلِمِينَ
Musa'dan sonra İsrailoğullarının meleleri[1], Nebi'lerine: "Bize bir komutan tayin et de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi. O: "Ya savaş üzerinize yazılır[2] da savaşmazsanız?" dedi. Onlar: "Yurdumuzdan çıkarılıp çocuklarımızdan koparılmışken, niçin Allah yolunda savaşmayalım?" dediler. Fakat üzerlerine savaş yazılınca[3] da içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri çok iyi bilir.
Detay ve Kelime Analizi
247
وَقَالَ
لَهُمْ
نَبِيُّهُمْ
إِنَّ
ٱللَّهَ
قَدْ
بَعَثَ
لَكُمْ
طَالُوتَ
مَلِكًۭا ۚ
قَالُوٓا۟
أَنَّىٰ
يَكُونُ
لَهُ
ٱلْمُلْكُ
عَلَيْنَا
وَنَحْنُ
أَحَقُّ
بِٱلْمُلْكِ
مِنْهُ
وَلَمْ
يُؤْتَ
سَعَةًۭ
مِّنَ
ٱلْمَالِ ۚ
قَالَ
إِنَّ
ٱللَّهَ
ٱصْطَفَىٰهُ
عَلَيْكُمْ
وَزَادَهُۥ
بَسْطَةًۭ
فِى
ٱلْعِلْمِ
وَٱلْجِسْمِ ۖ
وَٱللَّهُ
يُؤْتِى
مُلْكَهُۥ
مَن
يَشَآءُ ۚ
وَٱللَّهُ
وَٰسِعٌ
عَلِيمٌۭ
Nebi'leri onlara: "Allah size Talut'u komutan olarak tayin etti." dedi. Onlar: "Biz komutanlığa ondan daha layık olduğumuz ve o fazla bir servete de sahip değilken, bize nasıl komutan olabilir?" dediler. O da: "Allah, onu üzerinize seçti, ona geniş bir bilgi ve üstün bir güç verdi." dedi. Zira Allah, gücü hak edene verir. Allah, Her Şeyi Kuşatan ve Her Şeyi Bilen'dir.
Detay ve Kelime Analizi
248
وَقَالَ
لَهُمْ
نَبِيُّهُمْ
إِنَّ
ءَايَةَ
مُلْكِهِۦٓ
أَن
يَأْتِيَكُمُ
ٱلتَّابُوتُ
فِيهِ
سَكِينَةٌۭ
مِّن
رَّبِّكُمْ
وَبَقِيَّةٌۭ
مِّمَّا
تَرَكَ
ءَالُ
مُوسَىٰ
وَءَالُ
هَـٰرُونَ
تَحْمِلُهُ
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ ۚ
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَـَٔايَةًۭ
لَّكُمْ
إِن
كُنتُم
مُّؤْمِنِينَ
Nebi'leri onlara: "Onun komutanlık kanıtı, içinde Rabb'inizden bir sekine[1] ve Musa ile Harun soyundan bakiye kalanların bulunduğu ve meleklerin[2] taşıdığı, yüklendiği bir sandığın size gelmesidir. Eğer iman edenlerdenseniz, kuşkusuz bunda sizin için kesin bir ayet[3] vardır." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
249
فَلَمَّا
فَصَلَ
طَالُوتُ
بِٱلْجُنُودِ
قَالَ
إِنَّ
ٱللَّهَ
مُبْتَلِيكُم
بِنَهَرٍۢ
فَمَن
شَرِبَ
مِنْهُ
فَلَيْسَ
مِنِّى
وَمَن
لَّمْ
يَطْعَمْهُ
فَإِنَّهُۥ
مِنِّىٓ
إِلَّا
مَنِ
ٱغْتَرَفَ
غُرْفَةًۢ
بِيَدِهِۦ ۚ
فَشَرِبُوا۟
مِنْهُ
إِلَّا
قَلِيلًۭا
مِّنْهُمْ ۚ
فَلَمَّا
جَاوَزَهُۥ
هُوَ
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
مَعَهُۥ
قَالُوا۟
لَا
طَاقَةَ
لَنَا
ٱلْيَوْمَ
بِجَالُوتَ
وَجُنُودِهِۦ ۚ
قَالَ
ٱلَّذِينَ
يَظُنُّونَ
أَنَّهُم
مُّلَـٰقُوا۟
ٱللَّهِ
كَم
مِّن
فِئَةٍۢ
قَلِيلَةٍ
غَلَبَتْ
فِئَةًۭ
كَثِيرَةًۢ
بِإِذْنِ
ٱللَّهِ ۗ
وَٱللَّهُ
مَعَ
ٱلصَّـٰبِرِينَ
Talut, askerleriyle yola çıkınca onlara: "Allah, sizi bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan içerse benden değildir. Bir avuç kadar tatmakla yetinirse o bendendir." dedi. Çok azı hariç, ondan doyasıya içtiler. O ve yanında yer alan İman Edenler, nehri geçince: "Bugün Calut'a ve askerlerine karşı savaşacak gücümüz kalmadı." dediler. Allah'a kavuşacaklarına iman edenler[1] ise: "Nice az topluluklar, Allah'ın izni ile[2] nice çok topluluklara galip gelmiştir. Allah, sabredenlerle beraberdir." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
250
وَلَمَّا
بَرَزُوا۟
لِجَالُوتَ
وَجُنُودِهِۦ
قَالُوا۟
رَبَّنَآ
أَفْرِغْ
عَلَيْنَا
صَبْرًۭا
وَثَبِّتْ
أَقْدَامَنَا
وَٱنصُرْنَا
عَلَى
ٱلْقَوْمِ
ٱلْكَـٰفِرِينَ
Onlar, Calut ve askerleriyle karşı karşıya geldikleri zaman: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve ayaklarımızı sabit kıl, Kafir kavme karşı bize yardım et." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
251
فَهَزَمُوهُم
بِإِذْنِ
ٱللَّهِ
وَقَتَلَ
دَاوُۥدُ
جَالُوتَ
وَءَاتَىٰهُ
ٱللَّهُ
ٱلْمُلْكَ
وَٱلْحِكْمَةَ
وَعَلَّمَهُۥ
مِمَّا
يَشَآءُ ۗ
وَلَوْلَا
دَفْعُ
ٱللَّهِ
ٱلنَّاسَ
بَعْضَهُم
بِبَعْضٍۢ
لَّفَسَدَتِ
ٱلْأَرْضُ
وَلَـٰكِنَّ
ٱللَّهَ
ذُو
فَضْلٍ
عَلَى
ٱلْعَـٰلَمِينَ
Allah'ın izniyle onları yenilgiye uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, O'na güç ve hikmet[1] verdi. O'na dilediğinden öğretti. Eğer, Allah, insanların bir kısmını bir kısmıyla savmasaydı, yeryüzü bozguna uğrardı. Ancak, Allah, bütün alemlere karşı sınırsız lütuf sahibidir.
Detay ve Kelime Analizi
252
تِلْكَ
ءَايَـٰتُ
ٱللَّهِ
نَتْلُوهَا
عَلَيْكَ
بِٱلْحَقِّ ۚ
وَإِنَّكَ
لَمِنَ
ٱلْمُرْسَلِينَ
İşte bunlar Allah'ın ayetleridir. Biz onları sana gerçek olarak okuyoruz.[1] Kuşkusuz sen gönderilenlerdensin.[2]
Detay ve Kelime Analizi
253
تِلْكَ
ٱلرُّسُلُ
فَضَّلْنَا
بَعْضَهُمْ
عَلَىٰ
بَعْضٍۢ ۘ
مِّنْهُم
مَّن
كَلَّمَ
ٱللَّهُ ۖ
وَرَفَعَ
بَعْضَهُمْ
دَرَجَـٰتٍۢ ۚ
وَءَاتَيْنَا
عِيسَى
ٱبْنَ
مَرْيَمَ
ٱلْبَيِّنَـٰتِ
وَأَيَّدْنَـٰهُ
بِرُوحِ
ٱلْقُدُسِ ۗ
وَلَوْ
شَآءَ
ٱللَّهُ
مَا
ٱقْتَتَلَ
ٱلَّذِينَ
مِنۢ
بَعْدِهِم
مِّنۢ
بَعْدِ
مَا
جَآءَتْهُمُ
ٱلْبَيِّنَـٰتُ
وَلَـٰكِنِ
ٱخْتَلَفُوا۟
فَمِنْهُم
مَّنْ
ءَامَنَ
وَمِنْهُم
مَّن
كَفَرَ ۚ
وَلَوْ
شَآءَ
ٱللَّهُ
مَا
ٱقْتَتَلُوا۟
وَلَـٰكِنَّ
ٱللَّهَ
يَفْعَلُ
مَا
يُرِيدُ
İşte o Resuller ki her birine farklı lütuflarda bulunduk. Allah, onların kimisi ile konuşmuş, kimisinin de derecelerini yükseltmiştir. Meryem Oğlu İsa'ya beyyinat[1] verdik ve onu Kudus'un Ruhu[2] ile destekledik. Allah dileseydi, onlardan sonra gelenler, bunca açık kanıttan sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Yalnız onlar ihtilafa düştüler; onlardan kimisi iman etti, yine onlardan kimisi de kafirlik etti. Eğer Allah dileseydi birbirleriyle savaşmazlardı. Ancak, Allah neyi dilerse onu yapar.
Detay ve Kelime Analizi
254
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
أَنفِقُوا۟
مِمَّا
رَزَقْنَـٰكُم
مِّن
قَبْلِ
أَن
يَأْتِىَ
يَوْمٌۭ
لَّا
بَيْعٌۭ
فِيهِ
وَلَا
خُلَّةٌۭ
وَلَا
شَفَـٰعَةٌۭ ۗ
وَٱلْكَـٰفِرُونَ
هُمُ
ٱلظَّـٰلِمُونَ
Ey İman Edenler! İçinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin[1] olmadığı gün gelmeden önce size rızık olarak verdiklerimizden infak[2] edin. Kafirler, zalimlerin ta kendileridir.
Detay ve Kelime Analizi
255
ٱللَّهُ
لَآ
إِلَـٰهَ
إِلَّا
هُوَ
ٱلْحَىُّ
ٱلْقَيُّومُ ۚ
لَا
تَأْخُذُهُۥ
سِنَةٌۭ
وَلَا
نَوْمٌۭ ۚ
لَّهُۥ
مَا
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَمَا
فِى
ٱلْأَرْضِ ۗ
مَن
ذَا
ٱلَّذِى
يَشْفَعُ
عِندَهُۥٓ
إِلَّا
بِإِذْنِهِۦ ۚ
يَعْلَمُ
مَا
بَيْنَ
أَيْدِيهِمْ
وَمَا
خَلْفَهُمْ ۖ
وَلَا
يُحِيطُونَ
بِشَىْءٍۢ
مِّنْ
عِلْمِهِۦٓ
إِلَّا
بِمَا
شَآءَ ۚ
وَسِعَ
كُرْسِيُّهُ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضَ ۖ
وَلَا
يَـُٔودُهُۥ
حِفْظُهُمَا ۚ
وَهُوَ
ٱلْعَلِىُّ
ٱلْعَظِيمُ
Allah: O'ndan başka ilah yoktur. O, sürekli diridir, koruyup gözetendir. O'nda ne bir dalgınlık olur ne de O'nu bir uyku tutar. Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. İzni olmaksızın[1] O'nun katında şefaatte bulunabilecek kimmiş? Onların[2] önlerinde ve arkalarında[3] olan her şeyi bilir. Onlar, O'nun ilminden ancak dilediği kadarını kavrayabilirler. O'nun egemenliği yeri ve göğü kuşatmıştır. Bunları korumak O'na ağır gelmez. O, Çok Yüce ve Çok Güçlü'dür.
Detay ve Kelime Analizi
256
لَآ
إِكْرَاهَ
فِى
ٱلدِّينِ ۖ
قَد
تَّبَيَّنَ
ٱلرُّشْدُ
مِنَ
ٱلْغَىِّ ۚ
فَمَن
يَكْفُرْ
بِٱلطَّـٰغُوتِ
وَيُؤْمِنۢ
بِٱللَّهِ
فَقَدِ
ٱسْتَمْسَكَ
بِٱلْعُرْوَةِ
ٱلْوُثْقَىٰ
لَا
ٱنفِصَامَ
لَهَا ۗ
وَٱللَّهُ
سَمِيعٌ
عَلِيمٌ
Dinde zorlama yoktur. Artık, doğru olan yanlış olandan kesin olarak ayrılmıştır. Kim tağutu[1] reddedip, Allah'a iman edersa, kuşkusuz ki kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa tutunmuş olur. Allah, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'dir.
Detay ve Kelime Analizi
257
ٱللَّهُ
وَلِىُّ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
يُخْرِجُهُم
مِّنَ
ٱلظُّلُمَـٰتِ
إِلَى
ٱلنُّورِ ۖ
وَٱلَّذِينَ
كَفَرُوٓا۟
أَوْلِيَآؤُهُمُ
ٱلطَّـٰغُوتُ
يُخْرِجُونَهُم
مِّنَ
ٱلنُّورِ
إِلَى
ٱلظُّلُمَـٰتِ ۗ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
أَصْحَـٰبُ
ٱلنَّارِ ۖ
هُمْ
فِيهَا
خَـٰلِدُونَ
Allah, İman Edenler'in velisidir.[1] Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfredenlerin velileri ise tağutlardır;[2] onları aydınlıktan çıkarıp karanlıklara sokar. İşte onlar ateş ehlidir ve orada sürekli kalacaklardır.
Detay ve Kelime Analizi
258
أَلَمْ
تَرَ
إِلَى
ٱلَّذِى
حَآجَّ
إِبْرَٰهِـۧمَ
فِى
رَبِّهِۦٓ
أَنْ
ءَاتَىٰهُ
ٱللَّهُ
ٱلْمُلْكَ
إِذْ
قَالَ
إِبْرَٰهِـۧمُ
رَبِّىَ
ٱلَّذِى
يُحْىِۦ
وَيُمِيتُ
قَالَ
أَنَا۠
أُحْىِۦ
وَأُمِيتُ ۖ
قَالَ
إِبْرَٰهِـۧمُ
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
يَأْتِى
بِٱلشَّمْسِ
مِنَ
ٱلْمَشْرِقِ
فَأْتِ
بِهَا
مِنَ
ٱلْمَغْرِبِ
فَبُهِتَ
ٱلَّذِى
كَفَرَ ۗ
وَٱللَّهُ
لَا
يَهْدِى
ٱلْقَوْمَ
ٱلظَّـٰلِمِينَ
Allah, kendisine mülk[1] verdi diye İbrahim'le Rabb'i hakkında tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim: "Benim Rabb'im diriltir ve öldürür." demişti. O da: "Ben de diriltir ve öldürürüm." demişti. İbrahim: "Öyleyse, Allah Güneş'i doğudan çıkarıyor, sen de batıdan çıkar." deyince, küfreden şaşırıp kaldı. Allah, zalim olan halka doğru yolu göstermez.
Detay ve Kelime Analizi
259
أَوْ
كَٱلَّذِى
مَرَّ
عَلَىٰ
قَرْيَةٍۢ
وَهِىَ
خَاوِيَةٌ
عَلَىٰ
عُرُوشِهَا
قَالَ
أَنَّىٰ
يُحْىِۦ
هَـٰذِهِ
ٱللَّهُ
بَعْدَ
مَوْتِهَا ۖ
فَأَمَاتَهُ
ٱللَّهُ
مِا۟ئَةَ
عَامٍۢ
ثُمَّ
بَعَثَهُۥ ۖ
قَالَ
كَمْ
لَبِثْتَ ۖ
قَالَ
لَبِثْتُ
يَوْمًا
أَوْ
بَعْضَ
يَوْمٍۢ ۖ
قَالَ
بَل
لَّبِثْتَ
مِا۟ئَةَ
عَامٍۢ
فَٱنظُرْ
إِلَىٰ
طَعَامِكَ
وَشَرَابِكَ
لَمْ
يَتَسَنَّهْ ۖ
وَٱنظُرْ
إِلَىٰ
حِمَارِكَ
وَلِنَجْعَلَكَ
ءَايَةًۭ
لِّلنَّاسِ ۖ
وَٱنظُرْ
إِلَى
ٱلْعِظَامِ
كَيْفَ
نُنشِزُهَا
ثُمَّ
نَكْسُوهَا
لَحْمًۭا ۚ
فَلَمَّا
تَبَيَّنَ
لَهُۥ
قَالَ
أَعْلَمُ
أَنَّ
ٱللَّهَ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
قَدِيرٌۭ
Veya temelleri üzerine yıkılıp, harap olmuş beldeye uğrayan kimse gibi: "Ölümünden sonra Allah bunu nasıl diriltecek? demişti. Bunun üzerine Allah, onu öldürüp yüz yıl ölü bıraktıktan sonra diriltti. Ona: "Ne kadar süre ölü kaldın?" dendi. O da: "Bir gün veya bir günden daha az." dedi. Allah, "Hayır, yüz yıl kaldın." dedi. "Buna rağmen yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Ve eşeğine de bak. Bu, insanlara ayet[1] olman içindir. Şu kemiklere bir bak, onları nasıl düzenleyip sonra et giydiriyoruz." Ona bu detaylı açıklama yapıldıktan sonra: "Artık anladım ki, kuşkusuz Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
260
وَإِذْ
قَالَ
إِبْرَٰهِـۧمُ
رَبِّ
أَرِنِى
كَيْفَ
تُحْىِ
ٱلْمَوْتَىٰ ۖ
قَالَ
أَوَلَمْ
تُؤْمِن ۖ
قَالَ
بَلَىٰ
وَلَـٰكِن
لِّيَطْمَئِنَّ
قَلْبِى ۖ
قَالَ
فَخُذْ
أَرْبَعَةًۭ
مِّنَ
ٱلطَّيْرِ
فَصُرْهُنَّ
إِلَيْكَ
ثُمَّ
ٱجْعَلْ
عَلَىٰ
كُلِّ
جَبَلٍۢ
مِّنْهُنَّ
جُزْءًۭا
ثُمَّ
ٱدْعُهُنَّ
يَأْتِينَكَ
سَعْيًۭا ۚ
وَٱعْلَمْ
أَنَّ
ٱللَّهَ
عَزِيزٌ
حَكِيمٌۭ
Hani bir zamanlar İbrahim: "Ey Rabb'im! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster." demişti. Allah: "İnanmıyor musun?" deyince; İbrahim: "Hayır, inanıyorum; ancak kalbimin yatışmasını istiyorum." dedi. Allah: "Kuşlardan dört tane tut, onları iyice tanı,[1] sonra her dağın başına onlardan bir parça koy, sonra onları kendine çağır, koşarak sana gelecekler." dedi. Allah, Mutlak Üstün Olan ve En Doğru Hüküm Veren'dir.
Detay ve Kelime Analizi