سورة البقرة
2. Bakara suresi
286 Ayet
1
الٓمٓ
Elif. Lam. Mim[1].
Detay ve Kelime Analizi
2
ذَٰلِكَ
ٱلْكِتَـٰبُ
لَا
رَيْبَ ۛ
فِيهِ ۛ
هُدًۭى
لِّلْمُتَّقِينَ
Bu Kitap, mutlak gerçeğin ta kendisidir. O, muttakiler[1] için hidayettir.[2]
Detay ve Kelime Analizi
3
ٱلَّذِينَ
يُؤْمِنُونَ
بِٱلْغَيْبِ
وَيُقِيمُونَ
ٱلصَّلَوٰةَ
وَمِمَّا
رَزَقْنَـٰهُمْ
يُنفِقُونَ
Onlar; gayba[1] iman ederler, salatı ikame ederler[2] ve verdiğimiz rızıktan infak[3] ederler.
Detay ve Kelime Analizi
4
وَٱلَّذِينَ
يُؤْمِنُونَ
بِمَآ
أُنزِلَ
إِلَيْكَ
وَمَآ
أُنزِلَ
مِن
قَبْلِكَ
وَبِٱلْـَٔاخِرَةِ
هُمْ
يُوقِنُونَ
Onlar, sana indirilene ve senden önce indirilmiş olanlara iman ederler. Ve onlar, ahirete de kesin olarak iman ederler.
Detay ve Kelime Analizi
5
أُو۟لَـٰٓئِكَ
عَلَىٰ
هُدًۭى
مِّن
رَّبِّهِمْ ۖ
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْمُفْلِحُونَ
Onlar, Rabb'lerinden bir hidayet üzerindedirler. Kurtuluşa erenler onlardır.
Detay ve Kelime Analizi
6
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
سَوَآءٌ
عَلَيْهِمْ
ءَأَنذَرْتَهُمْ
أَمْ
لَمْ
تُنذِرْهُمْ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Şu bir gerçektir ki: Kafirleri[1] uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; iman etmezler.
Detay ve Kelime Analizi
7
خَتَمَ
ٱللَّهُ
عَلَىٰ
قُلُوبِهِمْ
وَعَلَىٰ
سَمْعِهِمْ ۖ
وَعَلَىٰٓ
أَبْصَـٰرِهِمْ
غِشَـٰوَةٌۭ ۖ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
عَظِيمٌۭ
Allah, onların[1] kalplerini[2] ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerinde perde vardır. Onları büyük bir azap beklemektedir.
Detay ve Kelime Analizi
8
وَمِنَ
ٱلنَّاسِ
مَن
يَقُولُ
ءَامَنَّا
بِٱللَّهِ
وَبِٱلْيَوْمِ
ٱلْـَٔاخِرِ
وَمَا
هُم
بِمُؤْمِنِينَ
Kimi insanlar, iman etmedikleri halde, Allah'a ve ahiret gününe iman ettiklerini söylerler.
Detay ve Kelime Analizi
9
يُخَـٰدِعُونَ
ٱللَّهَ
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَمَا
يَخْدَعُونَ
إِلَّآ
أَنفُسَهُمْ
وَمَا
يَشْعُرُونَ
Onlar[1], Allah'ı ve iman edenleri aldatmaya çalışıyorlar. Oysa sadece kendilerini aldatıyorlar da bunun ayırdında değiller.
Detay ve Kelime Analizi
10
فِى
قُلُوبِهِم
مَّرَضٌۭ
فَزَادَهُمُ
ٱللَّهُ
مَرَضًۭا ۖ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
أَلِيمٌۢ
بِمَا
كَانُوا۟
يَكْذِبُونَ
Onların[1] kalplerinde hastalık[2] vardır. Allah da bu hastalıklarını arttırmıştır. Bu yalancılıklarından dolayı onlara can yakıcı bir azap vardır.
Detay ve Kelime Analizi
11
وَإِذَا
قِيلَ
لَهُمْ
لَا
تُفْسِدُوا۟
فِى
ٱلْأَرْضِ
قَالُوٓا۟
إِنَّمَا
نَحْنُ
مُصْلِحُونَ
Onlara[1], "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın." denildiğinde, "Biz ancak düzelticileriz." derler.
Detay ve Kelime Analizi
12
أَلَآ
إِنَّهُمْ
هُمُ
ٱلْمُفْسِدُونَ
وَلَـٰكِن
لَّا
يَشْعُرُونَ
İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat bunun ayırdında değiller.
Detay ve Kelime Analizi
13
وَإِذَا
قِيلَ
لَهُمْ
ءَامِنُوا۟
كَمَآ
ءَامَنَ
ٱلنَّاسُ
قَالُوٓا۟
أَنُؤْمِنُ
كَمَآ
ءَامَنَ
ٱلسُّفَهَآءُ ۗ
أَلَآ
إِنَّهُمْ
هُمُ
ٱلسُّفَهَآءُ
وَلَـٰكِن
لَّا
يَعْلَمُونَ
Ne zaman onlara, "İman eden kimseler gibi iman edin." dense, "Biz, hiç aklı ermeyenler gibi iman eder miyiz?" derler. İyi bilin ki asıl aklı ermeyenler onlardır; fakat bunun ayırdında değiller.
Detay ve Kelime Analizi
14
وَإِذَا
لَقُوا۟
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
قَالُوٓا۟
ءَامَنَّا
وَإِذَا
خَلَوْا۟
إِلَىٰ
شَيَـٰطِينِهِمْ
قَالُوٓا۟
إِنَّا
مَعَكُمْ
إِنَّمَا
نَحْنُ
مُسْتَهْزِءُونَ
İman edenlerle karşılaştıkları zaman: "İnandık." derler.[1] Şeytanları[2] ile baş başa kaldıkları zaman, "Biz, sizinle beraberiz; onlarla sadece alay ediyoruz." derler.
Detay ve Kelime Analizi
15
ٱللَّهُ
يَسْتَهْزِئُ
بِهِمْ
وَيَمُدُّهُمْ
فِى
طُغْيَـٰنِهِمْ
يَعْمَهُونَ
Allah da onları alay konusu yapar. Azgınlıkları içinde bocalayıp durmalarına zaman tanır.
Detay ve Kelime Analizi
16
أُو۟لَـٰٓئِكَ
ٱلَّذِينَ
ٱشْتَرَوُا۟
ٱلضَّلَـٰلَةَ
بِٱلْهُدَىٰ
فَمَا
رَبِحَت
تِّجَـٰرَتُهُمْ
وَمَا
كَانُوا۟
مُهْتَدِينَ
Onlar, doğru yola karşılık sapkınlığı satın almışlardır. Bu ticaretlerinde bir kazanç yoktur. Ve doğru yolu bulamamışlardır.
Detay ve Kelime Analizi
17
مَثَلُهُمْ
كَمَثَلِ
ٱلَّذِى
ٱسْتَوْقَدَ
نَارًۭا
فَلَمَّآ
أَضَآءَتْ
مَا
حَوْلَهُۥ
ذَهَبَ
ٱللَّهُ
بِنُورِهِمْ
وَتَرَكَهُمْ
فِى
ظُلُمَـٰتٍۢ
لَّا
يُبْصِرُونَ
Onların durumu karanlıkta ateş yakan kimselerin durumu gibidir. Ateş, etraflarını aydınlatır aydınlatmaz, Allah onların ışığını yok eder ve onları karanlıklar içinde görmez halde bırakır.
Detay ve Kelime Analizi
18
صُمٌّۢ
بُكْمٌ
عُمْىٌۭ
فَهُمْ
لَا
يَرْجِعُونَ
Sağır, dilsiz ve kördürler. Artık doğru yola dönmezler.
Detay ve Kelime Analizi
19
أَوْ
كَصَيِّبٍۢ
مِّنَ
ٱلسَّمَآءِ
فِيهِ
ظُلُمَـٰتٌۭ
وَرَعْدٌۭ
وَبَرْقٌۭ
يَجْعَلُونَ
أَصَـٰبِعَهُمْ
فِىٓ
ءَاذَانِهِم
مِّنَ
ٱلصَّوَٰعِقِ
حَذَرَ
ٱلْمَوْتِ ۚ
وَٱللَّهُ
مُحِيطٌۢ
بِٱلْكَـٰفِرِينَ
Ya da onların durumu; içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşekler bulunan, sağanak bir yağmurda; ölüm korkusuyla, yıldırım sesinden kulaklarını parmaklarıyla tıkayan kimselerin durumuna benzer. Oysaki Allah, Kafirleri her yönden kuşatmıştır.
Detay ve Kelime Analizi
20
يَكَادُ
ٱلْبَرْقُ
يَخْطَفُ
أَبْصَـٰرَهُمْ ۖ
كُلَّمَآ
أَضَآءَ
لَهُم
مَّشَوْا۟
فِيهِ
وَإِذَآ
أَظْلَمَ
عَلَيْهِمْ
قَامُوا۟ ۚ
وَلَوْ
شَآءَ
ٱللَّهُ
لَذَهَبَ
بِسَمْعِهِمْ
وَأَبْصَـٰرِهِمْ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
قَدِيرٌۭ
Şimşek, neredeyse görmelerini yok edecekti. Şimşek, aydınlık verince ışığında yürürler; üzerlerine karanlık çökünce de oldukları yerde kalakalırlar. Allah dileseydi onların işitme ve görme yeteneklerini tamamen yok ederdi. Kuşkusuz, Allah'ın gücü her şeye yeter.
Detay ve Kelime Analizi