سورة البقرة
2. Bakara suresi
286 Ayet
21
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلنَّاسُ
ٱعْبُدُوا۟
رَبَّكُمُ
ٱلَّذِى
خَلَقَكُمْ
وَٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِكُمْ
لَعَلَّكُمْ
تَتَّقُونَ
Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb'inize kulluk edin ki takva[1] sahibi olasınız.
Detay ve Kelime Analizi
22
ٱلَّذِى
جَعَلَ
لَكُمُ
ٱلْأَرْضَ
فِرَٰشًۭا
وَٱلسَّمَآءَ
بِنَآءًۭ
وَأَنزَلَ
مِنَ
ٱلسَّمَآءِ
مَآءًۭ
فَأَخْرَجَ
بِهِۦ
مِنَ
ٱلثَّمَرَٰتِ
رِزْقًۭا
لَّكُمْ ۖ
فَلَا
تَجْعَلُوا۟
لِلَّهِ
أَندَادًۭا
وَأَنتُمْ
تَعْلَمُونَ
O ki sizin için yeri bir döşek, göğü de bir bina yaptı ve gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. O halde, Allah'a bile bile denkler koşmayın.
Detay ve Kelime Analizi
23
وَإِن
كُنتُمْ
فِى
رَيْبٍۢ
مِّمَّا
نَزَّلْنَا
عَلَىٰ
عَبْدِنَا
فَأْتُوا۟
بِسُورَةٍۢ
مِّن
مِّثْلِهِۦ
وَٱدْعُوا۟
شُهَدَآءَكُم
مِّن
دُونِ
ٱللَّهِ
إِن
كُنتُمْ
صَـٰدِقِينَ
Eğer kulumuza indirdiğimizden kuşku duyuyorsanız, o zaman onun benzeri bir sure getirin. Allah'tan başka bütün tanıklarınızı da çağırın. Eğer doğru söyleyen kimselerseniz!
Detay ve Kelime Analizi
24
فَإِن
لَّمْ
تَفْعَلُوا۟
وَلَن
تَفْعَلُوا۟
فَٱتَّقُوا۟
ٱلنَّارَ
ٱلَّتِى
وَقُودُهَا
ٱلنَّاسُ
وَٱلْحِجَارَةُ ۖ
أُعِدَّتْ
لِلْكَـٰفِرِينَ
Eğer bunu yapamazsanız -ki asla yapamayacaksınız- o halde Kafirler için hazırlanmış, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten korunun.
Detay ve Kelime Analizi
25
وَبَشِّرِ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
أَنَّ
لَهُمْ
جَنَّـٰتٍۢ
تَجْرِى
مِن
تَحْتِهَا
ٱلْأَنْهَـٰرُ ۖ
كُلَّمَا
رُزِقُوا۟
مِنْهَا
مِن
ثَمَرَةٍۢ
رِّزْقًۭا ۙ
قَالُوا۟
هَـٰذَا
ٱلَّذِى
رُزِقْنَا
مِن
قَبْلُ ۖ
وَأُتُوا۟
بِهِۦ
مُتَشَـٰبِهًۭا ۖ
وَلَهُمْ
فِيهَآ
أَزْوَٰجٌۭ
مُّطَهَّرَةٌۭ ۖ
وَهُمْ
فِيهَا
خَـٰلِدُونَ
İman edip, salihatı[1] yapanları; içlerinde ırmaklar akan cennetler[2] ile müjdele. Onlara ne zaman yiyecek bir şey sunulsa: "Bu daha önce rızıklandığımız şeydir." derler. Oysa bu onlara benzer olarak verilmiştir. Onlar[3] için arındırılmış eşler vardır. Ve onlar, orada kalıcıdırlar.
Detay ve Kelime Analizi
26
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يَسْتَحْىِۦٓ
أَن
يَضْرِبَ
مَثَلًۭا
مَّا
بَعُوضَةًۭ
فَمَا
فَوْقَهَا ۚ
فَأَمَّا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
فَيَعْلَمُونَ
أَنَّهُ
ٱلْحَقُّ
مِن
رَّبِّهِمْ ۖ
وَأَمَّا
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
فَيَقُولُونَ
مَاذَآ
أَرَادَ
ٱللَّهُ
بِهَـٰذَا
مَثَلًۭا ۘ
يُضِلُّ
بِهِۦ
كَثِيرًۭا
وَيَهْدِى
بِهِۦ
كَثِيرًۭا ۚ
وَمَا
يُضِلُّ
بِهِۦٓ
إِلَّا
ٱلْفَـٰسِقِينَ
Doğrusu Allah, bir sivrisineği veya ondan daha küçüğünü örnek olarak vermekten çekinmez. İman Edenler, bunun, Rabb'lerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Kafirler[1] ise: "Allah, bu örnekle neyi amaçlamıştır?" derler. Allah, bu örnekle birçok kimseyi saptırır, birçok kimseyi de doğru yola iletir. Bununla, ancak fasıkları[2] saptırır.
Detay ve Kelime Analizi
27
ٱلَّذِينَ
يَنقُضُونَ
عَهْدَ
ٱللَّهِ
مِنۢ
بَعْدِ
مِيثَـٰقِهِۦ
وَيَقْطَعُونَ
مَآ
أَمَرَ
ٱللَّهُ
بِهِۦٓ
أَن
يُوصَلَ
وَيُفْسِدُونَ
فِى
ٱلْأَرْضِ ۚ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْخَـٰسِرُونَ
O kimseler misaklerinden[1] sonra Allah'ın ahdini[2] bozarlar. Allah'ın bağlı kalınmasını istediği şeyle bağlarını koparırlar ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte onlar, hüsrana uğrayanlardır.
Detay ve Kelime Analizi
28
كَيْفَ
تَكْفُرُونَ
بِٱللَّهِ
وَكُنتُمْ
أَمْوَٰتًۭا
فَأَحْيَـٰكُمْ ۖ
ثُمَّ
يُمِيتُكُمْ
ثُمَّ
يُحْيِيكُمْ
ثُمَّ
إِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
Allah'a, nasıl küfrediyorsunuz? Siz ölüler[1] iken sizi var etti, sonra sizi öldürecek, sonra tekrar dirilterek kendisine döndürecektir.
Detay ve Kelime Analizi
29
هُوَ
ٱلَّذِى
خَلَقَ
لَكُم
مَّا
فِى
ٱلْأَرْضِ
جَمِيعًۭا
ثُمَّ
ٱسْتَوَىٰٓ
إِلَى
ٱلسَّمَآءِ
فَسَوَّىٰهُنَّ
سَبْعَ
سَمَـٰوَٰتٍۢ ۚ
وَهُوَ
بِكُلِّ
شَىْءٍ
عَلِيمٌۭ
O ki yeryüzündekilerin tamamını sizin için yarattı. Sonra O, göğe isteva[1] etti; onları yedi gök halinde düzenledi. O, Her Şeyi Bilen'dir.
Detay ve Kelime Analizi
30
وَإِذْ
قَالَ
رَبُّكَ
لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ
إِنِّى
جَاعِلٌۭ
فِى
ٱلْأَرْضِ
خَلِيفَةًۭ ۖ
قَالُوٓا۟
أَتَجْعَلُ
فِيهَا
مَن
يُفْسِدُ
فِيهَا
وَيَسْفِكُ
ٱلدِّمَآءَ
وَنَحْنُ
نُسَبِّحُ
بِحَمْدِكَ
وَنُقَدِّسُ
لَكَ ۖ
قَالَ
إِنِّىٓ
أَعْلَمُ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
Hani! Bir zamanlar Rabb'in, meleklere[1]: "Ben yeryüzünde bir[2] halife[3] tayin[4] edeceğim." demişti. Melekler: orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birisini mi halife yapacaksın? Oysa biz Seni övgü ile yüceltip kutsuyoruz." dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
31
وَعَلَّمَ
ءَادَمَ
ٱلْأَسْمَآءَ
كُلَّهَا
ثُمَّ
عَرَضَهُمْ
عَلَى
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ
فَقَالَ
أَنۢبِـُٔونِى
بِأَسْمَآءِ
هَـٰٓؤُلَآءِ
إِن
كُنتُمْ
صَـٰدِقِينَ
Allah, Adem'e bütün isimleri[1] öğretti. Sonra onları meleklere sunup: "Eğer doğru söyleyenlerden iseniz bunların isimlerini bana bildirin." dedi.[2]
Detay ve Kelime Analizi
32
قَالُوا۟
سُبْحَـٰنَكَ
لَا
عِلْمَ
لَنَآ
إِلَّا
مَا
عَلَّمْتَنَآ ۖ
إِنَّكَ
أَنتَ
ٱلْعَلِيمُ
ٱلْحَكِيمُ
Melekler de: "Sen subhansın.[1] Bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz Sen her şeyi gerçeği ile bilensin." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
33
قَالَ
يَـٰٓـَٔادَمُ
أَنۢبِئْهُم
بِأَسْمَآئِهِمْ ۖ
فَلَمَّآ
أَنۢبَأَهُم
بِأَسْمَآئِهِمْ
قَالَ
أَلَمْ
أَقُل
لَّكُمْ
إِنِّىٓ
أَعْلَمُ
غَيْبَ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
وَأَعْلَمُ
مَا
تُبْدُونَ
وَمَا
كُنتُمْ
تَكْتُمُونَ
Allah: "Ey Adem! Bunların isimlerini onlara bildir." dedi. Adem isimleri onlara bildirince, Allah meleklere: "Göklerin ve yerin gaybını[1] Ben bilirim; Ben, sizin açıkladıklarınızı da içinizde gizlediklerinizi de bilirim, dememiş miydim?" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
34
وَإِذْ
قُلْنَا
لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ
ٱسْجُدُوا۟
لِـَٔادَمَ
فَسَجَدُوٓا۟
إِلَّآ
إِبْلِيسَ
أَبَىٰ
وَٱسْتَكْبَرَ
وَكَانَ
مِنَ
ٱلْكَـٰفِرِينَ
Sonra meleklere: "Adem için secde[1] edin." dedik. İblis[2] hariç hemen secde ettiler. O, yüz çevirip büyüklük tasladı. O Kafirlerdendi.[3]
Detay ve Kelime Analizi
35
وَقُلْنَا
يَـٰٓـَٔادَمُ
ٱسْكُنْ
أَنتَ
وَزَوْجُكَ
ٱلْجَنَّةَ
وَكُلَا
مِنْهَا
رَغَدًا
حَيْثُ
شِئْتُمَا
وَلَا
تَقْرَبَا
هَـٰذِهِ
ٱلشَّجَرَةَ
فَتَكُونَا
مِنَ
ٱلظَّـٰلِمِينَ
Dedik ki: "Ey Adem! Eşinle birlikte cennette[1] oturun. Orada dilediğiniz her şeyden bol bol yiyin. Fakat şu şecereye[2] yaklaşmayın; yoksa haksızlık yapmış olursunuz."
Detay ve Kelime Analizi
36
فَأَزَلَّهُمَا
ٱلشَّيْطَـٰنُ
عَنْهَا
فَأَخْرَجَهُمَا
مِمَّا
كَانَا
فِيهِ ۖ
وَقُلْنَا
ٱهْبِطُوا۟
بَعْضُكُمْ
لِبَعْضٍ
عَدُوٌّۭ ۖ
وَلَكُمْ
فِى
ٱلْأَرْضِ
مُسْتَقَرٌّۭ
وَمَتَـٰعٌ
إِلَىٰ
حِينٍۢ
Fakat şeytan[1] onları, oradan kaydırdı. Böylece ikisini de içinde bulundukları durumdan çıkardı. Biz de: "Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak inin[2]. Yeryüzü, belli bir süreye kadar size barınak ve geçinme yeri olacak." dedik.
Detay ve Kelime Analizi
37
فَتَلَقَّىٰٓ
ءَادَمُ
مِن
رَّبِّهِۦ
كَلِمَـٰتٍۢ
فَتَابَ
عَلَيْهِ ۚ
إِنَّهُۥ
هُوَ
ٱلتَّوَّابُ
ٱلرَّحِيمُ
Derken Adem, Rabb'inden kelimeler[1] aldı. Böylece, Adem'in tevbesini[2] kabul etti. Kuşkusuz O, Tevbeleri Kabul Eden'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Detay ve Kelime Analizi
38
قُلْنَا
ٱهْبِطُوا۟
مِنْهَا
جَمِيعًۭا ۖ
فَإِمَّا
يَأْتِيَنَّكُم
مِّنِّى
هُدًۭى
فَمَن
تَبِعَ
هُدَاىَ
فَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
"Hepiniz oradan inin[1] dedik. Ben'den bir hidayet[2] geldiğinde kim hidayetime uyarsa, artık onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Detay ve Kelime Analizi
39
وَٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
وَكَذَّبُوا۟
بِـَٔايَـٰتِنَآ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
أَصْحَـٰبُ
ٱلنَّارِ ۖ
هُمْ
فِيهَا
خَـٰلِدُونَ
Ayetlerimizi küfredip yalanlayanlar, Cehennemliktirler. Ve onlar, orada sürekli kalacaklardır.
Detay ve Kelime Analizi
40
يَـٰبَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
ٱذْكُرُوا۟
نِعْمَتِىَ
ٱلَّتِىٓ
أَنْعَمْتُ
عَلَيْكُمْ
وَأَوْفُوا۟
بِعَهْدِىٓ
أُوفِ
بِعَهْدِكُمْ
وَإِيَّـٰىَ
فَٱرْهَبُونِ
Ey İsrailoğulları! Size bağışladığım nimetimi anımsayın. Bana verdiğiniz sözü tutun ki Ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Ve yalnızca, Bana karşı gelmekten sakının.
Detay ve Kelime Analizi