Monoteist Meali
Salatı ikame edin, zekatı yapın.[1] Ve ruku edenlerle birlikte ruku edin.[2]
Dipnotlar
[1]
Salatın namaz kılmak anlamının yanı sıra bir çok anlamı bulunmaktadır. Bu ayetteki salat, "namaz kılmak" anlamında değildir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu ve duayı "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" kelimesinin kök harfleri (Elif-Te-Ye) olup, 549 yerde geçmektedir. Her ne kadar bu terkipte," vermek" anlamına gelen "Atu" kelimesi yer alsa da () atu kelimesine, () Eta "yapmak" anlamının verilmesi de uygundur. Bu kelime kök anlamı itibarıyla yaygın olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: "Yapmak", "getirmek" ve "vermek." Arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat kelimesini "arınmak" anlamında kullanmaktadır (Bkz. 19:13). Zekat, "mali yardım" demek değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Kur'an'daki mali yardımın adı sadakadır (Bkz. 9:60). Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır.
[2]
Allah'a bağlılığı ortaya koyanlarla, buyruklarına içtenlikle tabi olanlarla birlikte olun. Ruku, şirk koşmaksızın Allah'a itaat etmek, emrine amade olmak, değerini takdir etmek, yüceliğini, üstünlüğünü kabul etmek ve saygı göstermek. İçtenlikle boyun eğmek. Cahiliye Arapları puta tapmayıp yalnızca Allah'a tapanlara "rakea ilellah;" Allah'a ruku etti, derlerdi. Kur'an'da geçen ruku kelimeleri ile kast edilen şey namaz kılarken yapılan ve adına "ruku" denilen hareket değildir. Ancak namazdaki ruku ile amaçlanan şey de Allah'a bağlılık ve içtenliktir.
Ve ekimus salate ve atuz zekate verkeu mear rakiin.
Kelimeler
Diğer Mealler
Bayraktar Bayraklı
Namazı kılınız, zekatı veriniz ve rüku edenlerle beraber rüku ediniz.
Mehmet Okuyan
Namazı kılın, zekâtı verin; boyun eğenlerle birlikte boyun eğin!
Edip Yüksel
Salatı gözetin, zekatı verin ve eğilenlerle birlikte eğilin.
Süleymaniye Vakfı
Namazı düzgün ve sürekli kılın,[1] zekatı verin;[2] rüku edenlerle birlikte rüku edin![3]
Ali Rıza Safa
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve eğilenlerle birlikte eğilin.[16]
Mustafa İslamoğlu
Namazı istikametle kılın, zekatı gönlünüzden kopararak verin, Allah'a rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin!
Yaşar Nuri Öztürk
Namazı kılın, zekatı verin; rüku edenlerle birlikte rüku edin.
Ali Bulaç
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin!
Muhammed Esed
Namazda dikkatli ve devamlı olun, karşılıksız yardımda bulunun ve namazda rüku edenlerle birlikte rüku edin.
Diyanet İşleri
Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.
Elmalılı Hamdi Yazır
hem namazı dürüst kılın ve zekatı verin, rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin
Süleyman Ateş
Namazı kılın, zekatı verin, rüku edenlerle (Allah'ın huzurunda eğilenlerle) beraber eğilin.
Gültekin Onan
Namazı gözetin (kıyam), zekatı verin ve eğilenlerle / rüku edenlerle (ma'arrakiiyn) birlikte eğilin / rüku edin (verkeu).
Hasan Basri Çantay
Dosdoğru namaz kılın, zekat verin, rüku' eden (mümin) lerle birlikde rüku' edin (cemaate devam edin).
İbni Kesir
Namazı kılın, zekatı verin, rüku' edenlerle birlikte rüku edin.
Şaban Piriş
Namazı kılın, zekatı verin, (Allah'ın emrine) boyun eğenlerle boyun eğin.
Ahmed Hulusi
Salatı ikame edin (afaki ve enfüsi yönelişi yaşayın), zekatı (size bağışlananın bir kısmını karşılıksız) verin; rüku edenlerle beraber rüku edin. (Varlığınızdaki Allah Esma'sının azametini hissedip, tespih edin ve bunun nefsin hakikati olan Muhıyt tarafından algılandığını, rükudan kalkıp "semi'Allahu. . . . . . " derken fark edin. )
Edip Yüksel (Eski Baskı)
Namazı gözetin, zekatı verin ve eğilenlerle birlikte eğilin.
Erhan Aktaş
Salatı ikame edin, zekatı yapın.[1] Ve ruku edenlerle birlikte ruku edin.[2]
Progressive Muslims
And hold the contact-method, and contribute towards betterment, and kneel with those who kneel.
Sam Gerrans
And uphold the duty, and render the purity, and be lowly with the lowly.
Aisha Bewley
Establish salat and pay zakat and bow with those who bow.
Rashad Khalifa
You shall observe the Contact Prayers (Salat) and give the obligatory charity (Zakat), and bow down with those who bow down.
Edip-Layth
Observe the Contact prayer, and contribute towards betterment, and bow with those who bow.
Monoteist Meali
Dipnotlar
[1] Salatın namaz kılmak anlamının yanı sıra bir çok anlamı bulunmaktadır. Bu ayetteki salat, "namaz kılmak" anlamında değildir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu ve duayı "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" kelimesinin kök harfleri (Elif-Te-Ye) olup, 549 yerde geçmektedir. Her ne kadar bu terkipte," vermek" anlamına gelen "Atu" kelimesi yer alsa da () atu kelimesine, () Eta "yapmak" anlamının verilmesi de uygundur. Bu kelime kök anlamı itibarıyla yaygın olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: "Yapmak", "getirmek" ve "vermek." Arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat kelimesini "arınmak" anlamında kullanmaktadır (Bkz. 19:13). Zekat, "mali yardım" demek değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Kur'an'daki mali yardımın adı sadakadır (Bkz. 9:60). Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır.
[2] Allah'a bağlılığı ortaya koyanlarla, buyruklarına içtenlikle tabi olanlarla birlikte olun. Ruku, şirk koşmaksızın Allah'a itaat etmek, emrine amade olmak, değerini takdir etmek, yüceliğini, üstünlüğünü kabul etmek ve saygı göstermek. İçtenlikle boyun eğmek. Cahiliye Arapları puta tapmayıp yalnızca Allah'a tapanlara "rakea ilellah;" Allah'a ruku etti, derlerdi. Kur'an'da geçen ruku kelimeleri ile kast edilen şey namaz kılarken yapılan ve adına "ruku" denilen hareket değildir. Ancak namazdaki ruku ile amaçlanan şey de Allah'a bağlılık ve içtenliktir.
Bayraktar Bayraklı
Namazı kılınız, zekatı veriniz ve rüku edenlerle beraber rüku ediniz.
Mehmet Okuyan
Namazı kılın, zekâtı verin; boyun eğenlerle birlikte boyun eğin!
Edip Yüksel
Salatı gözetin, zekatı verin ve eğilenlerle birlikte eğilin.
Süleymaniye Vakfı
Namazı düzgün ve sürekli kılın,[1] zekatı verin;[2] rüku edenlerle birlikte rüku edin![3]
Ali Rıza Safa
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve eğilenlerle birlikte eğilin.[16]
Mustafa İslamoğlu
Namazı istikametle kılın, zekatı gönlünüzden kopararak verin, Allah'a rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin!
Yaşar Nuri Öztürk
Namazı kılın, zekatı verin; rüku edenlerle birlikte rüku edin.
Ali Bulaç
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin!
Muhammed Esed
Namazda dikkatli ve devamlı olun, karşılıksız yardımda bulunun ve namazda rüku edenlerle birlikte rüku edin.
Diyanet İşleri
Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.
Elmalılı Hamdi Yazır
hem namazı dürüst kılın ve zekatı verin, rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin
Süleyman Ateş
Namazı kılın, zekatı verin, rüku edenlerle (Allah'ın huzurunda eğilenlerle) beraber eğilin.
Gültekin Onan
Namazı gözetin (kıyam), zekatı verin ve eğilenlerle / rüku edenlerle (ma'arrakiiyn) birlikte eğilin / rüku edin (verkeu).
Hasan Basri Çantay
Dosdoğru namaz kılın, zekat verin, rüku' eden (mümin) lerle birlikde rüku' edin (cemaate devam edin).
İbni Kesir
Namazı kılın, zekatı verin, rüku' edenlerle birlikte rüku edin.
Şaban Piriş
Namazı kılın, zekatı verin, (Allah'ın emrine) boyun eğenlerle boyun eğin.
Ahmed Hulusi
Salatı ikame edin (afaki ve enfüsi yönelişi yaşayın), zekatı (size bağışlananın bir kısmını karşılıksız) verin; rüku edenlerle beraber rüku edin. (Varlığınızdaki Allah Esma'sının azametini hissedip, tespih edin ve bunun nefsin hakikati olan Muhıyt tarafından algılandığını, rükudan kalkıp "semi'Allahu. . . . . . " derken fark edin. )
Edip Yüksel (Eski Baskı)
Namazı gözetin, zekatı verin ve eğilenlerle birlikte eğilin.
Erhan Aktaş
Salatı ikame edin, zekatı yapın.[1] Ve ruku edenlerle birlikte ruku edin.[2]
Progressive Muslims
And hold the contact-method, and contribute towards betterment, and kneel with those who kneel.
Sam Gerrans
And uphold the duty, and render the purity, and be lowly with the lowly.
Aisha Bewley
Establish salat and pay zakat and bow with those who bow.
Rashad Khalifa
You shall observe the Contact Prayers (Salat) and give the obligatory charity (Zakat), and bow down with those who bow down.
Edip-Layth
Observe the Contact prayer, and contribute towards betterment, and bow with those who bow.
© 2026 oguzaslan.io tarafından yapılmıştır. Tüm hakları saklıdır.