سورة الأنعام
6. En'âm suresi
165 Ayet
1
ٱلْحَمْدُ
لِلَّهِ
ٱلَّذِى
خَلَقَ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضَ
وَجَعَلَ
ٱلظُّلُمَـٰتِ
وَٱلنُّورَ ۖ
ثُمَّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
بِرَبِّهِمْ
يَعْدِلُونَ
Hamd,[1] gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a özgüdür. Yine de Kafirler[2] ilahlarını[3] Rabb'leriyle denk tutuyorlar.
Detay ve Kelime Analizi
2
هُوَ
ٱلَّذِى
خَلَقَكُم
مِّن
طِينٍۢ
ثُمَّ
قَضَىٰٓ
أَجَلًۭا ۖ
وَأَجَلٌۭ
مُّسَمًّى
عِندَهُۥ ۖ
ثُمَّ
أَنتُمْ
تَمْتَرُونَ
O, sizi çamurdan yarattı. Sonra eceli[1] tayin etti. Ve adı belirlenmiş ecel O'nun yanındadır.[2] Sonra da sizler hala kuşkulanıyorsunuz.
Detay ve Kelime Analizi
3
وَهُوَ
ٱللَّهُ
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَفِى
ٱلْأَرْضِ ۖ
يَعْلَمُ
سِرَّكُمْ
وَجَهْرَكُمْ
وَيَعْلَمُ
مَا
تَكْسِبُونَ
Göklerde ve yerde Allah O'dur. Gizlinizi de açığınızı da bilir. Ve ne kazandığınızı da bilir.
Detay ve Kelime Analizi
4
وَمَا
تَأْتِيهِم
مِّنْ
ءَايَةٍۢ
مِّنْ
ءَايَـٰتِ
رَبِّهِمْ
إِلَّا
كَانُوا۟
عَنْهَا
مُعْرِضِينَ
Onlara, ne zaman Rabb'lerinin ayetlerinden bir ayet gelse illaki ondan yüz çevirirler.
Detay ve Kelime Analizi
5
فَقَدْ
كَذَّبُوا۟
بِٱلْحَقِّ
لَمَّا
جَآءَهُمْ ۖ
فَسَوْفَ
يَأْتِيهِمْ
أَنۢبَـٰٓؤُا۟
مَا
كَانُوا۟
بِهِۦ
يَسْتَهْزِءُونَ
Fakat kendilerine gelen hakkı yalanladılar. Onlara, yakında kendisi ile alay ettikleri şeyin haberleri gelecek.
Detay ve Kelime Analizi
6
أَلَمْ
يَرَوْا۟
كَمْ
أَهْلَكْنَا
مِن
قَبْلِهِم
مِّن
قَرْنٍۢ
مَّكَّنَّـٰهُمْ
فِى
ٱلْأَرْضِ
مَا
لَمْ
نُمَكِّن
لَّكُمْ
وَأَرْسَلْنَا
ٱلسَّمَآءَ
عَلَيْهِم
مِّدْرَارًۭا
وَجَعَلْنَا
ٱلْأَنْهَـٰرَ
تَجْرِى
مِن
تَحْتِهِمْ
فَأَهْلَكْنَـٰهُم
بِذُنُوبِهِمْ
وَأَنشَأْنَا
مِنۢ
بَعْدِهِمْ
قَرْنًا
ءَاخَرِينَ
Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi idrak[1] etmiyorlar mı? Yeryüzünde size vermediğimiz imkanları onlara vermiştik. Üzerlerine bol bol yağmur göndermiş ve yerlerde ırmaklar akıtmıştık. İşledikleri suçları nedeniyle kendilerini yok ettik. Onlardan sonra başka nesiller meydana getirdik.
Detay ve Kelime Analizi
7
وَلَوْ
نَزَّلْنَا
عَلَيْكَ
كِتَـٰبًۭا
فِى
قِرْطَاسٍۢ
فَلَمَسُوهُ
بِأَيْدِيهِمْ
لَقَالَ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوٓا۟
إِنْ
هَـٰذَآ
إِلَّا
سِحْرٌۭ
مُّبِينٌۭ
Biz, sana kağıt[1] üzerine yazılı bir metin indirmiş olsaydık da onlar da ona elleriyle dokunsalardı yine de Kafirler "Bu, ancak apaçık bir sihirdir." derlerdi.[1]
Detay ve Kelime Analizi
8
وَقَالُوا۟
لَوْلَآ
أُنزِلَ
عَلَيْهِ
مَلَكٌۭ ۖ
وَلَوْ
أَنزَلْنَا
مَلَكًۭا
لَّقُضِىَ
ٱلْأَمْرُ
ثُمَّ
لَا
يُنظَرُونَ
"Ona bir melek[1] indirilmeli değil miydi?" dediler. Eğer bir melek indirmiş olsaydık iş bitirilmiş olurdu. Sonra onlara göz açtırılmazdı.
Detay ve Kelime Analizi
9
وَلَوْ
جَعَلْنَـٰهُ
مَلَكًۭا
لَّجَعَلْنَـٰهُ
رَجُلًۭا
وَلَلَبَسْنَا
عَلَيْهِم
مَّا
يَلْبِسُونَ
Ve Biz, bir melek görevlendirseydik, onu da insan şeklinde gönderirdik ve onları düştükleri kuşkuya yine düşürürdük.[1]
Detay ve Kelime Analizi
10
وَلَقَدِ
ٱسْتُهْزِئَ
بِرُسُلٍۢ
مِّن
قَبْلِكَ
فَحَاقَ
بِٱلَّذِينَ
سَخِرُوا۟
مِنْهُم
مَّا
كَانُوا۟
بِهِۦ
يَسْتَهْزِءُونَ
Ant olsun, senden önce de Resullerle alay edildi. Onlarla alay edenleri, alaya aldıkları şey çepeçevre kuşatıverdi.
Detay ve Kelime Analizi
11
قُلْ
سِيرُوا۟
فِى
ٱلْأَرْضِ
ثُمَّ
ٱنظُرُوا۟
كَيْفَ
كَانَ
عَـٰقِبَةُ
ٱلْمُكَذِّبِينَ
De ki: "Yeryüzünü dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün!"
Detay ve Kelime Analizi
12
قُل
لِّمَن
مَّا
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ ۖ
قُل
لِّلَّهِ ۚ
كَتَبَ
عَلَىٰ
نَفْسِهِ
ٱلرَّحْمَةَ ۚ
لَيَجْمَعَنَّكُمْ
إِلَىٰ
يَوْمِ
ٱلْقِيَـٰمَةِ
لَا
رَيْبَ
فِيهِ ۚ
ٱلَّذِينَ
خَسِرُوٓا۟
أَنفُسَهُمْ
فَهُمْ
لَا
يُؤْمِنُونَ
De ki: "Gökte ve yerde olan şeyler kimindir?" De ki: "Rahmeti Kendi üzerine yazan[1] Allah'ındır." O, gerçekleşeceği kesin olan kıyamet gününde sizi mutlaka toplayacaktır. O kimseler ki kendi nefislerine hüsran[2] ettiler, işte onlar iman etmezler.[3]
Detay ve Kelime Analizi
13
وَلَهُۥ
مَا
سَكَنَ
فِى
ٱلَّيْلِ
وَٱلنَّهَارِ ۚ
وَهُوَ
ٱلسَّمِيعُ
ٱلْعَلِيمُ
Gece ve gündüzde barınıp yaşayan her şey O'nundur. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Detay ve Kelime Analizi
14
قُلْ
أَغَيْرَ
ٱللَّهِ
أَتَّخِذُ
وَلِيًّۭا
فَاطِرِ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
وَهُوَ
يُطْعِمُ
وَلَا
يُطْعَمُ ۗ
قُلْ
إِنِّىٓ
أُمِرْتُ
أَنْ
أَكُونَ
أَوَّلَ
مَنْ
أَسْلَمَ ۖ
وَلَا
تَكُونَنَّ
مِنَ
ٱلْمُشْرِكِينَ
De ki: "Göklerin ve yerin fıtratını[1] belirleyen; herkesi yedirip içiren, fakat Kendi'sinin yeme ve içmeye ihtiyacı olmayan Allah'tan başkasını mı veli[2] edineceğim?" De ki: "Bana, teslim olanların ilki olmam emredildi." Ve sakın Müşriklerden olma!
Detay ve Kelime Analizi
15
قُلْ
إِنِّىٓ
أَخَافُ
إِنْ
عَصَيْتُ
رَبِّى
عَذَابَ
يَوْمٍ
عَظِيمٍۢ
"Eğer Rabb'ime isyan edersem; büyük günün azabından korkarım."
Detay ve Kelime Analizi
16
مَّن
يُصْرَفْ
عَنْهُ
يَوْمَئِذٍۢ
فَقَدْ
رَحِمَهُۥ ۚ
وَذَٰلِكَ
ٱلْفَوْزُ
ٱلْمُبِينُ
O Gün[1] kim kurtarılırsa, ona rahmet edilmiştir. İşte apaçık kurtuluş da budur.
Detay ve Kelime Analizi
17
وَإِن
يَمْسَسْكَ
ٱللَّهُ
بِضُرٍّۢ
فَلَا
كَاشِفَ
لَهُۥٓ
إِلَّا
هُوَ ۖ
وَإِن
يَمْسَسْكَ
بِخَيْرٍۢ
فَهُوَ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
قَدِيرٌۭ
Eğer Allah, sana bir sıkıntı verirse onu Kendi'sinden başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir iyilik verirse kuşkusuz Her Şeye Kadir Olan O'dur.
Detay ve Kelime Analizi
18
وَهُوَ
ٱلْقَاهِرُ
فَوْقَ
عِبَادِهِۦ ۚ
وَهُوَ
ٱلْحَكِيمُ
ٱلْخَبِيرُ
O, kullarının üzerinde mutlak egemenlik sahibidir. En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
Detay ve Kelime Analizi
19
قُلْ
أَىُّ
شَىْءٍ
أَكْبَرُ
شَهَـٰدَةًۭ ۖ
قُلِ
ٱللَّهُ ۖ
شَهِيدٌۢ
بَيْنِى
وَبَيْنَكُمْ ۚ
وَأُوحِىَ
إِلَىَّ
هَـٰذَا
ٱلْقُرْءَانُ
لِأُنذِرَكُم
بِهِۦ
وَمَنۢ
بَلَغَ ۚ
أَئِنَّكُمْ
لَتَشْهَدُونَ
أَنَّ
مَعَ
ٱللَّهِ
ءَالِهَةً
أُخْرَىٰ ۚ
قُل
لَّآ
أَشْهَدُ ۚ
قُلْ
إِنَّمَا
هُوَ
إِلَـٰهٌۭ
وَٰحِدٌۭ
وَإِنَّنِى
بَرِىٓءٌۭ
مِّمَّا
تُشْرِكُونَ
De ki: "Tanıklık yönünden hangi şey daha güvenilirdir?" De ki: "Aramızda tanık Allah'tır. Bu Kur'an; bana, sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyedildi. Yoksa Allah ile beraber başka ilahlar[1] olduğuna tanıklık mı ediyorsunuz?" De ki: "Ben tanıklık etmem." De ki: "O ancak tek ilahtır. Kuşkusuz ben, sizin şirk koştuğunuz şeylerden uzağım."
Detay ve Kelime Analizi
20
ٱلَّذِينَ
ءَاتَيْنَـٰهُمُ
ٱلْكِتَـٰبَ
يَعْرِفُونَهُۥ
كَمَا
يَعْرِفُونَ
أَبْنَآءَهُمُ ۘ
ٱلَّذِينَ
خَسِرُوٓا۟
أَنفُسَهُمْ
فَهُمْ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu çocuklarını tanır gibi tanırlar. O kimseler, kendi nefislerine hüsran[1] ettiler, işte onlar iman etmezler.
Detay ve Kelime Analizi