سورة الأنعام
6. En'âm suresi
165 Ayet
21
وَمَنْ
أَظْلَمُ
مِمَّنِ
ٱفْتَرَىٰ
عَلَى
ٱللَّهِ
كَذِبًا
أَوْ
كَذَّبَ
بِـَٔايَـٰتِهِۦٓ ۗ
إِنَّهُۥ
لَا
يُفْلِحُ
ٱلظَّـٰلِمُونَ
durduğu yalanı Allah'a dayandıran veya O'nun ayetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir? Kuşkusuz O, zalimleri kurtuluşa erdirmez.
Detay ve Kelime Analizi
22
وَيَوْمَ
نَحْشُرُهُمْ
جَمِيعًۭا
ثُمَّ
نَقُولُ
لِلَّذِينَ
أَشْرَكُوٓا۟
أَيْنَ
شُرَكَآؤُكُمُ
ٱلَّذِينَ
كُنتُمْ
تَزْعُمُونَ
O Gün hepsini toplayacağız. Sonra şirk koşanlara, "Hani nerede boş yere davasını güttüğünüz ortaklar?" diye soracağız.
Detay ve Kelime Analizi
23
ثُمَّ
لَمْ
تَكُن
فِتْنَتُهُمْ
إِلَّآ
أَن
قَالُوا۟
وَٱللَّهِ
رَبِّنَا
مَا
كُنَّا
مُشْرِكِينَ
Sonra başvurdukları fitne[1] "Rabb'imiz Allah'a ant olsun ki, biz Müşriklerden değildik." demelerinden başka bir şey olmadı.
Detay ve Kelime Analizi
24
ٱنظُرْ
كَيْفَ
كَذَبُوا۟
عَلَىٰٓ
أَنفُسِهِمْ ۚ
وَضَلَّ
عَنْهُم
مَّا
كَانُوا۟
يَفْتَرُونَ
Bak! Kendi aleyhlerine nasıl yalan söylediler. Ve uydurdukları şeyler onlardan ayrılıp yok oldu.
Detay ve Kelime Analizi
25
وَمِنْهُم
مَّن
يَسْتَمِعُ
إِلَيْكَ ۖ
وَجَعَلْنَا
عَلَىٰ
قُلُوبِهِمْ
أَكِنَّةً
أَن
يَفْقَهُوهُ
وَفِىٓ
ءَاذَانِهِمْ
وَقْرًۭا ۚ
وَإِن
يَرَوْا۟
كُلَّ
ءَايَةٍۢ
لَّا
يُؤْمِنُوا۟
بِهَا ۚ
حَتَّىٰٓ
إِذَا
جَآءُوكَ
يُجَـٰدِلُونَكَ
يَقُولُ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوٓا۟
إِنْ
هَـٰذَآ
إِلَّآ
أَسَـٰطِيرُ
ٱلْأَوَّلِينَ
Onlardan seni dinleyenler[1] vardır; oysa onu anlamalarına engel olmak için kalplerine perde, kulaklarına ağırlık koyduk.[2] Onlar her türlü ayeti[3] görseler de yine de ona inanmazlar. Kafirler sana geldiklerinde, "Bunlar ancak geçmişin masallarıdır." diye seninle tartışırlar.
Detay ve Kelime Analizi
26
وَهُمْ
يَنْهَوْنَ
عَنْهُ
وَيَنْـَٔوْنَ
عَنْهُ ۖ
وَإِن
يُهْلِكُونَ
إِلَّآ
أَنفُسَهُمْ
وَمَا
يَشْعُرُونَ
Onlar, başkalarını ondan vazgeçirmeye çalışırlar, kendileri de ondan uzaklaşırlar. Ve onlar, ancak kendilerini mahvederler, ama bunu idrak etmezler.
Detay ve Kelime Analizi
27
وَلَوْ
تَرَىٰٓ
إِذْ
وُقِفُوا۟
عَلَى
ٱلنَّارِ
فَقَالُوا۟
يَـٰلَيْتَنَا
نُرَدُّ
وَلَا
نُكَذِّبَ
بِـَٔايَـٰتِ
رَبِّنَا
وَنَكُونَ
مِنَ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
Onların, ateşin karşısında durdurulduklarında: "Keşke geri döndürülsek de Rabb'imizin ayetlerini yalanlamasak ve Mü'minlerden olsak." dediklerini bir görsen.
Detay ve Kelime Analizi
28
بَلْ
بَدَا
لَهُم
مَّا
كَانُوا۟
يُخْفُونَ
مِن
قَبْلُ ۖ
وَلَوْ
رُدُّوا۟
لَعَادُوا۟
لِمَا
نُهُوا۟
عَنْهُ
وَإِنَّهُمْ
لَكَـٰذِبُونَ
Hayır! Daha önce gizledikleri şeyler açığa çıktı. Eğer onlar, geri döndürülseler yasaklanan kötülüklere tekrar dönerler. Onlar kesinlikle yalancıdırlar.
Detay ve Kelime Analizi
29
وَقَالُوٓا۟
إِنْ
هِىَ
إِلَّا
حَيَاتُنَا
ٱلدُّنْيَا
وَمَا
نَحْنُ
بِمَبْعُوثِينَ
"Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur, öldükten sonra diriltilecek de değiliz." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
30
وَلَوْ
تَرَىٰٓ
إِذْ
وُقِفُوا۟
عَلَىٰ
رَبِّهِمْ ۚ
قَالَ
أَلَيْسَ
هَـٰذَا
بِٱلْحَقِّ ۚ
قَالُوا۟
بَلَىٰ
وَرَبِّنَا ۚ
قَالَ
فَذُوقُوا۟
ٱلْعَذَابَ
بِمَا
كُنتُمْ
تَكْفُرُونَ
Rabb'lerinin huzurunda durdurulduklarında, onları bir görsen! Allah, "Bu, gerçek değil miymiş?" dedi. Onlar: "Rabb'imize ant olsun ki gerçekmiş." dediler. " O halde kafirliğinizden[1] dolayı azabı tadın." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
31
قَدْ
خَسِرَ
ٱلَّذِينَ
كَذَّبُوا۟
بِلِقَآءِ
ٱللَّهِ ۖ
حَتَّىٰٓ
إِذَا
جَآءَتْهُمُ
ٱلسَّاعَةُ
بَغْتَةًۭ
قَالُوا۟
يَـٰحَسْرَتَنَا
عَلَىٰ
مَا
فَرَّطْنَا
فِيهَا
وَهُمْ
يَحْمِلُونَ
أَوْزَارَهُمْ
عَلَىٰ
ظُهُورِهِمْ ۚ
أَلَا
سَآءَ
مَا
يَزِرُونَ
Allah ile karşılaşmayı yalan sayanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır. Nihayet o Sa'at ansızın gelip çatınca, günahlarını sırtlarına yüklenerek: "Dünyada iyi şeyleri yapmamaktan dolayı yazıklar olsun bize." diyecekler. Dikkat edin yüklendikleri şey ne kötüdür!
Detay ve Kelime Analizi
32
وَمَا
ٱلْحَيَوٰةُ
ٱلدُّنْيَآ
إِلَّا
لَعِبٌۭ
وَلَهْوٌۭ ۖ
وَلَلدَّارُ
ٱلْـَٔاخِرَةُ
خَيْرٌۭ
لِّلَّذِينَ
يَتَّقُونَ ۗ
أَفَلَا
تَعْقِلُونَ
Dünya hayatı, bir oyun ve oyalanmadan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, takva[1] ehli olanlar için daha hayırlıdır. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
Detay ve Kelime Analizi
33
قَدْ
نَعْلَمُ
إِنَّهُۥ
لَيَحْزُنُكَ
ٱلَّذِى
يَقُولُونَ ۖ
فَإِنَّهُمْ
لَا
يُكَذِّبُونَكَ
وَلَـٰكِنَّ
ٱلظَّـٰلِمِينَ
بِـَٔايَـٰتِ
ٱللَّهِ
يَجْحَدُونَ
Doğrusu, onların söyledikleri sözlerin seni üzdüğünü biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar; o zalimler açıkça Allah'ın ayetlerini reddediyorlar.
Detay ve Kelime Analizi
34
وَلَقَدْ
كُذِّبَتْ
رُسُلٌۭ
مِّن
قَبْلِكَ
فَصَبَرُوا۟
عَلَىٰ
مَا
كُذِّبُوا۟
وَأُوذُوا۟
حَتَّىٰٓ
أَتَىٰهُمْ
نَصْرُنَا ۚ
وَلَا
مُبَدِّلَ
لِكَلِمَـٰتِ
ٱللَّهِ ۚ
وَلَقَدْ
جَآءَكَ
مِن
نَّبَإِى۟
ٱلْمُرْسَلِينَ
Ant olsun, senden önce de Resuller yalanlanmıştı. Yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı Bizim yardımımız ulaşıncaya kadar sabrettiler. Allah'ın kelimelerini[1] değiştirebilecek bir güç yoktur. Nitekim senden önce gönderilmiş elçilerin bir kısım haberleri sana gelmiştir.
Detay ve Kelime Analizi
35
وَإِن
كَانَ
كَبُرَ
عَلَيْكَ
إِعْرَاضُهُمْ
فَإِنِ
ٱسْتَطَعْتَ
أَن
تَبْتَغِىَ
نَفَقًۭا
فِى
ٱلْأَرْضِ
أَوْ
سُلَّمًۭا
فِى
ٱلسَّمَآءِ
فَتَأْتِيَهُم
بِـَٔايَةٍۢ ۚ
وَلَوْ
شَآءَ
ٱللَّهُ
لَجَمَعَهُمْ
عَلَى
ٱلْهُدَىٰ ۚ
فَلَا
تَكُونَنَّ
مِنَ
ٱلْجَـٰهِلِينَ
Eğer yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yapabilirsen bir tünelle yerden veya bir merdivenle gökten onlara bir ayet[1] getir! Eğer Allah dileseydi,[2] elbette onları doğru yol üzerinde toplardı. O halde sakın cahillerden olma!
Detay ve Kelime Analizi
36
إِنَّمَا
يَسْتَجِيبُ
ٱلَّذِينَ
يَسْمَعُونَ ۘ
وَٱلْمَوْتَىٰ
يَبْعَثُهُمُ
ٱللَّهُ
ثُمَّ
إِلَيْهِ
يُرْجَعُونَ
Ancak kulak veren kimseler[1] bu daveti kabul eder. Ölülere[2] gelince onları ancak Allah diriltir. Sonra O'na döndürülürler.
Detay ve Kelime Analizi
37
وَقَالُوا۟
لَوْلَا
نُزِّلَ
عَلَيْهِ
ءَايَةٌۭ
مِّن
رَّبِّهِۦ ۚ
قُلْ
إِنَّ
ٱللَّهَ
قَادِرٌ
عَلَىٰٓ
أَن
يُنَزِّلَ
ءَايَةًۭ
وَلَـٰكِنَّ
أَكْثَرَهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
Ona, "Rabb'inden bir ayet[1] indirilmeli değil miydi?" dediler. De ki: "Elbette ki Allah, bir ayet[1] indirmeye kadirdir. Ancak onların çoğu bunu bilmezler."
Detay ve Kelime Analizi
38
وَمَا
مِن
دَآبَّةٍۢ
فِى
ٱلْأَرْضِ
وَلَا
طَـٰٓئِرٍۢ
يَطِيرُ
بِجَنَاحَيْهِ
إِلَّآ
أُمَمٌ
أَمْثَالُكُم ۚ
مَّا
فَرَّطْنَا
فِى
ٱلْكِتَـٰبِ
مِن
شَىْءٍۢ ۚ
ثُمَّ
إِلَىٰ
رَبِّهِمْ
يُحْشَرُونَ
Yeryüzünde hareket eden hiçbir dabbeh[1] ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler[2] olmasın. Biz, Kitap'ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.[3] Sonunda hepsi de Rabb'lerinin huzurunda toplanacaklardır.
Detay ve Kelime Analizi
39
وَٱلَّذِينَ
كَذَّبُوا۟
بِـَٔايَـٰتِنَا
صُمٌّۭ
وَبُكْمٌۭ
فِى
ٱلظُّلُمَـٰتِ ۗ
مَن
يَشَإِ
ٱللَّهُ
يُضْلِلْهُ
وَمَن
يَشَأْ
يَجْعَلْهُ
عَلَىٰ
صِرَٰطٍۢ
مُّسْتَقِيمٍۢ
Ayetlerimizi yalanlayan kimseler, karanlıklar[1] içinde kalmış, sağırlar ve dilsizlerdir. Allah hak edeni saptırır[2] hak edeni[2] de dosdoğru yola iletir.
Detay ve Kelime Analizi
40
قُلْ
أَرَءَيْتَكُمْ
إِنْ
أَتَىٰكُمْ
عَذَابُ
ٱللَّهِ
أَوْ
أَتَتْكُمُ
ٱلسَّاعَةُ
أَغَيْرَ
ٱللَّهِ
تَدْعُونَ
إِن
كُنتُمْ
صَـٰدِقِينَ
De ki: "Eğer doğru söyleyen kimselerseniz söyleyin bakalım. Size Allah'ın azabı gelse veya son sa'at[1] gelse, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız?"
Detay ve Kelime Analizi