سورة النور
24. Nûr suresi
64 Ayet
41
أَلَمْ
تَرَ
أَنَّ
ٱللَّهَ
يُسَبِّحُ
لَهُۥ
مَن
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
وَٱلطَّيْرُ
صَـٰٓفَّـٰتٍۢ ۖ
كُلٌّۭ
قَدْ
عَلِمَ
صَلَاتَهُۥ
وَتَسْبِيحَهُۥ ۗ
وَٱللَّهُ
عَلِيمٌۢ
بِمَا
يَفْعَلُونَ
Göklerde ve yeryüzünde bulunanların, sürü sürü uçanların, Allah'ı nasıl tesbih[1] ettiklerini görmüyor musun? Kuşkusuz hepsi salatını[2] ve tesbihini bilmektedir. Ve Allah, onların yaptıklarını en iyi bilendir.
Detay ve Kelime Analizi
42
وَلِلَّهِ
مُلْكُ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ ۖ
وَإِلَى
ٱللَّهِ
ٱلْمَصِيرُ
Göklerin ve yeryüzünün egemenliği yalnızca Allah'a aittir. Sonuçta dönüş Allah'adır.
Detay ve Kelime Analizi
43
أَلَمْ
تَرَ
أَنَّ
ٱللَّهَ
يُزْجِى
سَحَابًۭا
ثُمَّ
يُؤَلِّفُ
بَيْنَهُۥ
ثُمَّ
يَجْعَلُهُۥ
رُكَامًۭا
فَتَرَى
ٱلْوَدْقَ
يَخْرُجُ
مِنْ
خِلَـٰلِهِۦ
وَيُنَزِّلُ
مِنَ
ٱلسَّمَآءِ
مِن
جِبَالٍۢ
فِيهَا
مِنۢ
بَرَدٍۢ
فَيُصِيبُ
بِهِۦ
مَن
يَشَآءُ
وَيَصْرِفُهُۥ
عَن
مَّن
يَشَآءُ ۖ
يَكَادُ
سَنَا
بَرْقِهِۦ
يَذْهَبُ
بِٱلْأَبْصَـٰرِ
Allah'ın, bulutları sürüklediğini, sonra aralarını birleştirdiğini, sonra da onları küme haline getirdiğini görmüyor musun? Böylece aralarından yağmur çıktığını görürsün. Ve gökten içinde dolu bulunan dağ gibi kümeleri getiriyor. Neredeyse parıltısı gözlerinizi alan şimşeği dilediğine isabet ettiriyor, dilediğinden de onu uzak tutuyor.
Detay ve Kelime Analizi
44
يُقَلِّبُ
ٱللَّهُ
ٱلَّيْلَ
وَٱلنَّهَارَ ۚ
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَعِبْرَةًۭ
لِّأُو۟لِى
ٱلْأَبْصَـٰرِ
Allah, geceyi ve gündüzü sürekli değiştirir. Kuşku yok ki, elbette bunda basiret[1] sahipleri için ibretler vardır.
Detay ve Kelime Analizi
45
وَٱللَّهُ
خَلَقَ
كُلَّ
دَآبَّةٍۢ
مِّن
مَّآءٍۢ ۖ
فَمِنْهُم
مَّن
يَمْشِى
عَلَىٰ
بَطْنِهِۦ
وَمِنْهُم
مَّن
يَمْشِى
عَلَىٰ
رِجْلَيْنِ
وَمِنْهُم
مَّن
يَمْشِى
عَلَىٰٓ
أَرْبَعٍۢ ۚ
يَخْلُقُ
ٱللَّهُ
مَا
يَشَآءُ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
قَدِيرٌۭ
Allah, hareket eden her canlıyı sudan yarattı. Onların kimisi karnı, kimisi iki ayağı, kimisi de dört ayağı üzerinde yürür. Allah, dilediğini yaratır. Kuşkusuz, Allah'ın Her Şeye Gücü Yeter.
Detay ve Kelime Analizi
46
لَّقَدْ
أَنزَلْنَآ
ءَايَـٰتٍۢ
مُّبَيِّنَـٰتٍۢ ۚ
وَٱللَّهُ
يَهْدِى
مَن
يَشَآءُ
إِلَىٰ
صِرَٰطٍۢ
مُّسْتَقِيمٍۢ
Ant olsun ki apaçık ayetler indirdik. Allah, hak eden[1] kimseyi dosdoğru yola iletir.
Detay ve Kelime Analizi
47
وَيَقُولُونَ
ءَامَنَّا
بِٱللَّهِ
وَبِٱلرَّسُولِ
وَأَطَعْنَا
ثُمَّ
يَتَوَلَّىٰ
فَرِيقٌۭ
مِّنْهُم
مِّنۢ
بَعْدِ
ذَٰلِكَ ۚ
وَمَآ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
بِٱلْمُؤْمِنِينَ
"Allah'a ve Resul'e iman ettik ve tabi olduk." diyorlar. Sonra da onların bir kısmı yan çiziyor. Bunlar, iman etmiş değillerdir.
Detay ve Kelime Analizi
48
وَإِذَا
دُعُوٓا۟
إِلَى
ٱللَّهِ
وَرَسُولِهِۦ
لِيَحْكُمَ
بَيْنَهُمْ
إِذَا
فَرِيقٌۭ
مِّنْهُم
مُّعْرِضُونَ
Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Resul'üne çağrıldıkları zaman, onların bir kısmı bundan kaçınır.
Detay ve Kelime Analizi
49
وَإِن
يَكُن
لَّهُمُ
ٱلْحَقُّ
يَأْتُوٓا۟
إِلَيْهِ
مُذْعِنِينَ
Ama verilen hüküm lehlerine olursa seve seve kabul ederler.
Detay ve Kelime Analizi
50
أَفِى
قُلُوبِهِم
مَّرَضٌ
أَمِ
ٱرْتَابُوٓا۟
أَمْ
يَخَافُونَ
أَن
يَحِيفَ
ٱللَّهُ
عَلَيْهِمْ
وَرَسُولُهُۥ ۚ
بَلْ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلظَّـٰلِمُونَ
Onların kalplerinde bir hastalık mı var? Yoksa kuşku mu duyuyorlar? Yoksa Allah ve Resul'ünün kendilerine haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır! Onlar, zalimlerin ta kendileridir!
Detay ve Kelime Analizi
51
إِنَّمَا
كَانَ
قَوْلَ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
إِذَا
دُعُوٓا۟
إِلَى
ٱللَّهِ
وَرَسُولِهِۦ
لِيَحْكُمَ
بَيْنَهُمْ
أَن
يَقُولُوا۟
سَمِعْنَا
وَأَطَعْنَا ۚ
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْمُفْلِحُونَ
Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Resul'üne çağrıldıkları zaman İman Edenler'in sözü ancak, "İşittik ve itaat ettik." demeleri oldu. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Detay ve Kelime Analizi
52
وَمَن
يُطِعِ
ٱللَّهَ
وَرَسُولَهُۥ
وَيَخْشَ
ٱللَّهَ
وَيَتَّقْهِ
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْفَآئِزُونَ
Kim Allah'a ve Resul'üne itaat[1] eder, Allah'a huşu[2] duyar ve O'na takvalı olursa işte onlar kazançlı çıkacak olanlardır.
Detay ve Kelime Analizi
53
وَأَقْسَمُوا۟
بِٱللَّهِ
جَهْدَ
أَيْمَـٰنِهِمْ
لَئِنْ
أَمَرْتَهُمْ
لَيَخْرُجُنَّ ۖ
قُل
لَّا
تُقْسِمُوا۟ ۖ
طَاعَةٌۭ
مَّعْرُوفَةٌ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
خَبِيرٌۢ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
Münafıklar,[1] kendilerinden istediğin takdirde kesinlikle savaşa çıkacaklarına dair en kuvvetli yeminleri ile Allah'a yemin ettiler. De ki: "Yemin etmeyin. Bağlılık ma'ruftur.[2]" Kuşkusuz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Detay ve Kelime Analizi
54
قُلْ
أَطِيعُوا۟
ٱللَّهَ
وَأَطِيعُوا۟
ٱلرَّسُولَ ۖ
فَإِن
تَوَلَّوْا۟
فَإِنَّمَا
عَلَيْهِ
مَا
حُمِّلَ
وَعَلَيْكُم
مَّا
حُمِّلْتُمْ ۖ
وَإِن
تُطِيعُوهُ
تَهْتَدُوا۟ ۚ
وَمَا
عَلَى
ٱلرَّسُولِ
إِلَّا
ٱلْبَلَـٰغُ
ٱلْمُبِينُ
De ki: "Allah'a itaat edin. Resul'e itaat edin.[1]" Eğer itaat etmezseniz, ona düşen yalnızca görevini yapmaktır. Size düşen ise sorumlu tutulduğunuz şeye uymaktır. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulursunuz. Resul'ün üzerinde, mesajı açıkça iletmekten başka bir sorumluluk yoktur.
Detay ve Kelime Analizi
55
وَعَدَ
ٱللَّهُ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
مِنكُمْ
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ
فِى
ٱلْأَرْضِ
كَمَا
ٱسْتَخْلَفَ
ٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِهِمْ
وَلَيُمَكِّنَنَّ
لَهُمْ
دِينَهُمُ
ٱلَّذِى
ٱرْتَضَىٰ
لَهُمْ
وَلَيُبَدِّلَنَّهُم
مِّنۢ
بَعْدِ
خَوْفِهِمْ
أَمْنًۭا ۚ
يَعْبُدُونَنِى
لَا
يُشْرِكُونَ
بِى
شَيْـًۭٔا ۚ
وَمَن
كَفَرَ
بَعْدَ
ذَٰلِكَ
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْفَـٰسِقُونَ
Allah, sizden iman eden ve salihatı yapanlara[1], tıpkı kendilerinden öncekileri halife[2] kıldığı gibi, kendilerini de yeryüzünde halife kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini mutlaka sağlamlaştıracağını ve endişelerinden sonra onları mutlaka güvene kavuşturacağını vaat etti. Onlar, Bana kulluk ederler ve hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Bundan sonra da kim küfrederse, işte onlar yoldan çıkanların ta kendileridir.[3]
Detay ve Kelime Analizi
56
وَأَقِيمُوا۟
ٱلصَّلَوٰةَ
وَءَاتُوا۟
ٱلزَّكَوٰةَ
وَأَطِيعُوا۟
ٱلرَّسُولَ
لَعَلَّكُمْ
تُرْحَمُونَ
Salatı ikame edin, zekatı yapın[1]. Ve Resul'e itaat edin.[2] Umulur ki merhamet edilirsiniz.
Detay ve Kelime Analizi
57
لَا
تَحْسَبَنَّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
مُعْجِزِينَ
فِى
ٱلْأَرْضِ ۚ
وَمَأْوَىٰهُمُ
ٱلنَّارُ ۖ
وَلَبِئْسَ
ٱلْمَصِيرُ
Sakın Kafirleri yeryüzünde aciz bırakıcı zannetme. Onların varacağı yer ateştir. Ne kötü bir varış yeridir.
Detay ve Kelime Analizi
58
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
لِيَسْتَـْٔذِنكُمُ
ٱلَّذِينَ
مَلَكَتْ
أَيْمَـٰنُكُمْ
وَٱلَّذِينَ
لَمْ
يَبْلُغُوا۟
ٱلْحُلُمَ
مِنكُمْ
ثَلَـٰثَ
مَرَّٰتٍۢ ۚ
مِّن
قَبْلِ
صَلَوٰةِ
ٱلْفَجْرِ
وَحِينَ
تَضَعُونَ
ثِيَابَكُم
مِّنَ
ٱلظَّهِيرَةِ
وَمِنۢ
بَعْدِ
صَلَوٰةِ
ٱلْعِشَآءِ ۚ
ثَلَـٰثُ
عَوْرَٰتٍۢ
لَّكُمْ ۚ
لَيْسَ
عَلَيْكُمْ
وَلَا
عَلَيْهِمْ
جُنَاحٌۢ
بَعْدَهُنَّ ۚ
طَوَّٰفُونَ
عَلَيْكُم
بَعْضُكُمْ
عَلَىٰ
بَعْضٍۢ ۚ
كَذَٰلِكَ
يُبَيِّنُ
ٱللَّهُ
لَكُمُ
ٱلْـَٔايَـٰتِ ۗ
وَٱللَّهُ
عَلِيمٌ
حَكِيمٌۭ
Ey İman Edenler! Antlaşma yoluyla sahip olduğunuz[1] kimseler, sizden[2] erginlik yaşına gelmemiş olanlar; şu üç vakitte, yanınıza girmek için sizden izin istesinler; sabah salatından[3] önce, gün ortasında elbiselerinizi çıkardığınızda, akşam salatından[4] sonra. Bu üç vakit "avret[5]" vaktidir. Bunlar dışında birbirinizin yanına girip çıkmanızda siz ve onlar için bir sakınca yoktur. İşte Allah, size ayetleri böyle açıklıyor. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Detay ve Kelime Analizi
59
وَإِذَا
بَلَغَ
ٱلْأَطْفَـٰلُ
مِنكُمُ
ٱلْحُلُمَ
فَلْيَسْتَـْٔذِنُوا۟
كَمَا
ٱسْتَـْٔذَنَ
ٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِهِمْ ۚ
كَذَٰلِكَ
يُبَيِّنُ
ٱللَّهُ
لَكُمْ
ءَايَـٰتِهِۦ ۗ
وَٱللَّهُ
عَلِيمٌ
حَكِيمٌۭ
Ve çocuklarınız, ergenlik çağına geldiği zaman, onlardan öncekilerin izin istedikleri gibi izin istesinler. İşte böylece Allah size ayetlerini açıklıyor. Ve Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Detay ve Kelime Analizi
60
وَٱلْقَوَٰعِدُ
مِنَ
ٱلنِّسَآءِ
ٱلَّـٰتِى
لَا
يَرْجُونَ
نِكَاحًۭا
فَلَيْسَ
عَلَيْهِنَّ
جُنَاحٌ
أَن
يَضَعْنَ
ثِيَابَهُنَّ
غَيْرَ
مُتَبَرِّجَـٰتٍۭ
بِزِينَةٍۢ ۖ
وَأَن
يَسْتَعْفِفْنَ
خَيْرٌۭ
لَّهُنَّ ۗ
وَٱللَّهُ
سَمِيعٌ
عَلِيمٌۭ
Evlenme arzusu kalmamış yaşlı kadınların, cinsiyetlerini teşhir etme amacı gütmeden dış giysilerini çıkarmalarında bir sakınca yoktur. Sakınmaları daha hayırlıdır. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Detay ve Kelime Analizi