سورة النحل
16. Nahl suresi
128 Ayet
81
وَٱللَّهُ
جَعَلَ
لَكُم
مِّمَّا
خَلَقَ
ظِلَـٰلًۭا
وَجَعَلَ
لَكُم
مِّنَ
ٱلْجِبَالِ
أَكْنَـٰنًۭا
وَجَعَلَ
لَكُمْ
سَرَٰبِيلَ
تَقِيكُمُ
ٱلْحَرَّ
وَسَرَٰبِيلَ
تَقِيكُم
بَأْسَكُمْ ۚ
كَذَٰلِكَ
يُتِمُّ
نِعْمَتَهُۥ
عَلَيْكُمْ
لَعَلَّكُمْ
تُسْلِمُونَ
Allah, sizin için, yarattığı şeylerden gölgeler yaptı. Sizin için dağlardan sığınaklar, sizi sıcaktan koruyacak giysiler ve şiddetli darbelerden koruyacak giysiler[1] yaptı. Sizin üzerinizdeki nimetini işte böyle tamamlıyor. Umulur ki; böylece teslim[2] olursunuz.
Detay ve Kelime Analizi
82
فَإِن
تَوَلَّوْا۟
فَإِنَّمَا
عَلَيْكَ
ٱلْبَلَـٰغُ
ٱلْمُبِينُ
Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen sadece açık bir şekilde tebliğ[1] etmektir.
Detay ve Kelime Analizi
83
يَعْرِفُونَ
نِعْمَتَ
ٱللَّهِ
ثُمَّ
يُنكِرُونَهَا
وَأَكْثَرُهُمُ
ٱلْكَـٰفِرُونَ
Onlar, bu nimetleri Allah'ın verdiğini biliyorlar. Sonra da onu görmezden geliyorlar. Onların çoğu Kafir[1] kimselerdir.
Detay ve Kelime Analizi
84
وَيَوْمَ
نَبْعَثُ
مِن
كُلِّ
أُمَّةٍۢ
شَهِيدًۭا
ثُمَّ
لَا
يُؤْذَنُ
لِلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
وَلَا
هُمْ
يُسْتَعْتَبُونَ
Her ümmetten[1] bir tanık getirdiğimiz gün, artık Kafirlere izin verilmez. Onlardan özür dilemeleri de istenmez.
Detay ve Kelime Analizi
85
وَإِذَا
رَءَا
ٱلَّذِينَ
ظَلَمُوا۟
ٱلْعَذَابَ
فَلَا
يُخَفَّفُ
عَنْهُمْ
وَلَا
هُمْ
يُنظَرُونَ
Zulmeden kimseler, azapla karşı karşıya kaldıklarında, artık onlardan azap hafifletilmez. Ve onlara fırsat da verilmez.
Detay ve Kelime Analizi
86
وَإِذَا
رَءَا
ٱلَّذِينَ
أَشْرَكُوا۟
شُرَكَآءَهُمْ
قَالُوا۟
رَبَّنَا
هَـٰٓؤُلَآءِ
شُرَكَآؤُنَا
ٱلَّذِينَ
كُنَّا
نَدْعُوا۟
مِن
دُونِكَ ۖ
فَأَلْقَوْا۟
إِلَيْهِمُ
ٱلْقَوْلَ
إِنَّكُمْ
لَكَـٰذِبُونَ
Şirk koşanlar, şirk koştuklarını gördüklerinde: "Rabb'imiz! İşte bunlar, Senin yanın sıra istekte bulunduğumuz, yakardığımız ortaklarımız." diyecekler. Şirk koşulanlar da: "Siz, kesinlikle yalan söyleyenlersiniz." diyerek, onları yalanlarlar.
Detay ve Kelime Analizi
87
وَأَلْقَوْا۟
إِلَى
ٱللَّهِ
يَوْمَئِذٍ
ٱلسَّلَمَ ۖ
وَضَلَّ
عَنْهُم
مَّا
كَانُوا۟
يَفْتَرُونَ
O Gün, Allah'a teslim olurlar. Uydurdukları şeyler, yüzüstü bırakarak onlardan uzaklaşırlar.
Detay ve Kelime Analizi
88
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
وَصَدُّوا۟
عَن
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
زِدْنَـٰهُمْ
عَذَابًۭا
فَوْقَ
ٱلْعَذَابِ
بِمَا
كَانُوا۟
يُفْسِدُونَ
Allah'ın yolundan alıkoyan Kafirlere, yaptıkları bozgunculuk nedeniyle azap üstüne azap katarız.
Detay ve Kelime Analizi
89
وَيَوْمَ
نَبْعَثُ
فِى
كُلِّ
أُمَّةٍۢ
شَهِيدًا
عَلَيْهِم
مِّنْ
أَنفُسِهِمْ ۖ
وَجِئْنَا
بِكَ
شَهِيدًا
عَلَىٰ
هَـٰٓؤُلَآءِ ۚ
وَنَزَّلْنَا
عَلَيْكَ
ٱلْكِتَـٰبَ
تِبْيَـٰنًۭا
لِّكُلِّ
شَىْءٍۢ
وَهُدًۭى
وَرَحْمَةًۭ
وَبُشْرَىٰ
لِلْمُسْلِمِينَ
Biz, O Gün, her ümmet için kendi aralarından üzerlerine bir tanık getireceğiz. Seni de teslim olanlar için[1] yol gösterici, rahmet ve haber verici olarak sana indirdiğimiz Kitap ile her şeyin açıklandığına dair bunlara tanıklık yapman için getireceğiz.
Detay ve Kelime Analizi
90
إِنَّ
ٱللَّهَ
يَأْمُرُ
بِٱلْعَدْلِ
وَٱلْإِحْسَـٰنِ
وَإِيتَآئِ
ذِى
ٱلْقُرْبَىٰ
وَيَنْهَىٰ
عَنِ
ٱلْفَحْشَآءِ
وَٱلْمُنكَرِ
وَٱلْبَغْىِ ۚ
يَعِظُكُمْ
لَعَلَّكُمْ
تَذَكَّرُونَ
Allah; adaleti, ihsanı[1] ve yakınlarınızda olanlara yardım etmeyi, buyurmakta; fahşadan[2], münkerden[3] ve beğyiden[4] men etmektedir. İyice anlayıp tutmanız için size öğüt veriyor.
Detay ve Kelime Analizi
91
وَأَوْفُوا۟
بِعَهْدِ
ٱللَّهِ
إِذَا
عَـٰهَدتُّمْ
وَلَا
تَنقُضُوا۟
ٱلْأَيْمَـٰنَ
بَعْدَ
تَوْكِيدِهَا
وَقَدْ
جَعَلْتُمُ
ٱللَّهَ
عَلَيْكُمْ
كَفِيلًا ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
يَعْلَمُ
مَا
تَفْعَلُونَ
Söz verdiğiniz zaman, verdiğiniz sözü Allah için tutun. Allah'ı kendinize kefil kılarak, pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Allah ne yaptığınızı bilir.
Detay ve Kelime Analizi
92
وَلَا
تَكُونُوا۟
كَٱلَّتِى
نَقَضَتْ
غَزْلَهَا
مِنۢ
بَعْدِ
قُوَّةٍ
أَنكَـٰثًۭا
تَتَّخِذُونَ
أَيْمَـٰنَكُمْ
دَخَلًۢا
بَيْنَكُمْ
أَن
تَكُونَ
أُمَّةٌ
هِىَ
أَرْبَىٰ
مِنْ
أُمَّةٍ ۚ
إِنَّمَا
يَبْلُوكُمُ
ٱللَّهُ
بِهِۦ ۚ
وَلَيُبَيِّنَنَّ
لَكُمْ
يَوْمَ
ٱلْقِيَـٰمَةِ
مَا
كُنتُمْ
فِيهِ
تَخْتَلِفُونَ
İçinizden bir topluluğun başka bir topluluktan daha ribalı[1] olmasından etkilenerek, yeminlerinizi aldatma amacıyla; ipliğini sağlamca eğirdikten sonra, onu geri çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, sizi bununla[2] sınıyor. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyler, kıyamet günü size açıklanacaktır.
Detay ve Kelime Analizi
93
وَلَوْ
شَآءَ
ٱللَّهُ
لَجَعَلَكُمْ
أُمَّةًۭ
وَٰحِدَةًۭ
وَلَـٰكِن
يُضِلُّ
مَن
يَشَآءُ
وَيَهْدِى
مَن
يَشَآءُ ۚ
وَلَتُسْـَٔلُنَّ
عَمَّا
كُنتُمْ
تَعْمَلُونَ
Allah, dileseydi[1] sizi tek bir ümmet[2] yapardı. Fakat Allah hak edeni3 saptırır, hak edeni[3] de doğru yola iletir. Siz, yaptığınız her şeyden sorumlu tutulacaksınız.[4]
Detay ve Kelime Analizi
94
وَلَا
تَتَّخِذُوٓا۟
أَيْمَـٰنَكُمْ
دَخَلًۢا
بَيْنَكُمْ
فَتَزِلَّ
قَدَمٌۢ
بَعْدَ
ثُبُوتِهَا
وَتَذُوقُوا۟
ٱلسُّوٓءَ
بِمَا
صَدَدتُّمْ
عَن
سَبِيلِ
ٱللَّهِ ۖ
وَلَكُمْ
عَذَابٌ
عَظِيمٌۭ
Yeminlerinizi, aranızda aldatma ve bozgunculuğa araç yapmayın. Yoksa yere sağlam bastıktan sonra[1] ayak kayar. Allah'ın yoluna engel olduğunuzdan dolayı kötülükle karşı karşıya kalırsınız. Ve büyük bir azaba uğrarsınız.
Detay ve Kelime Analizi
95
وَلَا
تَشْتَرُوا۟
بِعَهْدِ
ٱللَّهِ
ثَمَنًۭا
قَلِيلًا ۚ
إِنَّمَا
عِندَ
ٱللَّهِ
هُوَ
خَيْرٌۭ
لَّكُمْ
إِن
كُنتُمْ
تَعْلَمُونَ
Allah'ın ahdini[1], küçük bir çıkara değiştirmeyin. Şayet bilirseniz, Allah'ın yanındaki ödülünüz daha iyidir.
Detay ve Kelime Analizi
96
مَا
عِندَكُمْ
يَنفَدُ ۖ
وَمَا
عِندَ
ٱللَّهِ
بَاقٍۢ ۗ
وَلَنَجْزِيَنَّ
ٱلَّذِينَ
صَبَرُوٓا۟
أَجْرَهُم
بِأَحْسَنِ
مَا
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
Sizin yanınızda olan şeyler tükenir, Allah'ın yanında olan şeyler ise tükenmez. Sabredenlere, ödüllerini yaptıkları şeylerin karşılığı olarak en iyi şekilde vereceğiz.
Detay ve Kelime Analizi
97
مَنْ
عَمِلَ
صَـٰلِحًۭا
مِّن
ذَكَرٍ
أَوْ
أُنثَىٰ
وَهُوَ
مُؤْمِنٌۭ
فَلَنُحْيِيَنَّهُۥ
حَيَوٰةًۭ
طَيِّبَةًۭ ۖ
وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ
أَجْرَهُم
بِأَحْسَنِ
مَا
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
Erkek ve kadın, Mü'min olarak kim salihatı yaparsa[1], ona hoş, temiz bir hayat yaşatırız. Kesinlikle yaptıklarının karşılığını daha iyisiyle veririz.
Detay ve Kelime Analizi
98
فَإِذَا
قَرَأْتَ
ٱلْقُرْءَانَ
فَٱسْتَعِذْ
بِٱللَّهِ
مِنَ
ٱلشَّيْطَـٰنِ
ٱلرَّجِيمِ
Kur'an okuduğun zaman, racim[1] şeytandan Allah'a sığın.[2]
Detay ve Kelime Analizi
99
إِنَّهُۥ
لَيْسَ
لَهُۥ
سُلْطَـٰنٌ
عَلَى
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَلَىٰ
رَبِّهِمْ
يَتَوَكَّلُونَ
Kuşkusuz, iman etmiş ve Rabb'lerine tevekkül[1] eden kimseler üzerinde, onun bir sultanlığı[2] yoktur.
Detay ve Kelime Analizi
100
إِنَّمَا
سُلْطَـٰنُهُۥ
عَلَى
ٱلَّذِينَ
يَتَوَلَّوْنَهُۥ
وَٱلَّذِينَ
هُم
بِهِۦ
مُشْرِكُونَ
Onun sultanlığı,[1] ancak kendisini veli[2] edinen ve Allah'a ortak koşan kimseler için söz konusudur.
Detay ve Kelime Analizi