سورة الزمر
39. Zümer suresi
75 Ayet
21
أَلَمْ
تَرَ
أَنَّ
ٱللَّهَ
أَنزَلَ
مِنَ
ٱلسَّمَآءِ
مَآءًۭ
فَسَلَكَهُۥ
يَنَـٰبِيعَ
فِى
ٱلْأَرْضِ
ثُمَّ
يُخْرِجُ
بِهِۦ
زَرْعًۭا
مُّخْتَلِفًا
أَلْوَٰنُهُۥ
ثُمَّ
يَهِيجُ
فَتَرَىٰهُ
مُصْفَرًّۭا
ثُمَّ
يَجْعَلُهُۥ
حُطَـٰمًا ۚ
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَذِكْرَىٰ
لِأُو۟لِى
ٱلْأَلْبَـٰبِ
Allah'ın, gökten su indirdiğini ve onu su kaynakları şeklinde yeryüzünde akıttığını, sonra onunla rengarenk ekinler çıkardığını, daha sonra onların sararıp kuruduklarını; kuru bir çöpe döndüğünü görmedin mi? Kuşkusuz bunda sağlıklı düşünen akıl sahipleri için bir öğüt vardır.
Detay ve Kelime Analizi
22
أَفَمَن
شَرَحَ
ٱللَّهُ
صَدْرَهُۥ
لِلْإِسْلَـٰمِ
فَهُوَ
عَلَىٰ
نُورٍۢ
مِّن
رَّبِّهِۦ ۚ
فَوَيْلٌۭ
لِّلْقَـٰسِيَةِ
قُلُوبُهُم
مِّن
ذِكْرِ
ٱللَّهِ ۚ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
فِى
ضَلَـٰلٍۢ
مُّبِينٍ
Allah'ın, göğsünü İslam'a açtığı kimse, Rabb'inden bir ışık üzerinde olmaz mı? Öyleyse Allah'ın öğütlerine karşı kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte onlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler.
Detay ve Kelime Analizi
23
ٱللَّهُ
نَزَّلَ
أَحْسَنَ
ٱلْحَدِيثِ
كِتَـٰبًۭا
مُّتَشَـٰبِهًۭا
مَّثَانِىَ
تَقْشَعِرُّ
مِنْهُ
جُلُودُ
ٱلَّذِينَ
يَخْشَوْنَ
رَبَّهُمْ
ثُمَّ
تَلِينُ
جُلُودُهُمْ
وَقُلُوبُهُمْ
إِلَىٰ
ذِكْرِ
ٱللَّهِ ۚ
ذَٰلِكَ
هُدَى
ٱللَّهِ
يَهْدِى
بِهِۦ
مَن
يَشَآءُ ۚ
وَمَن
يُضْلِلِ
ٱللَّهُ
فَمَا
لَهُۥ
مِنْ
هَادٍ
Allah, hadisin[1] en iyisini; muteşabih[2], ikişerli[3] bir kitap halinde indirdi. Ondan, Rabb'lerine karşı içtenlikli saygısı olanların tüyleri ürperir. Ardından da benlikleri ve kalpleri Allah'ın öğüdü ile huzura kavuşur. İşte bu, Allah'ın doğru yolu gösteren kılavuzudur. Onunla hak edeni[4] doğru yola iletir; Allah, kimi sapkınlıkta bırakırsa, artık ona doğru yolu gösteren bulunamaz.
Detay ve Kelime Analizi
24
أَفَمَن
يَتَّقِى
بِوَجْهِهِۦ
سُوٓءَ
ٱلْعَذَابِ
يَوْمَ
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۚ
وَقِيلَ
لِلظَّـٰلِمِينَ
ذُوقُوا۟
مَا
كُنتُمْ
تَكْسِبُونَ
O halde kıyamet günü, kendisini kötü azaptan kim koruyabilir? Zalimlere: "Kazandığınızın karşılığını tadın!" denir.
Detay ve Kelime Analizi
25
كَذَّبَ
ٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِهِمْ
فَأَتَىٰهُمُ
ٱلْعَذَابُ
مِنْ
حَيْثُ
لَا
يَشْعُرُونَ
Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da kendilerine hiç beklemedikleri yerden azap geldi.
Detay ve Kelime Analizi
26
فَأَذَاقَهُمُ
ٱللَّهُ
ٱلْخِزْىَ
فِى
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا ۖ
وَلَعَذَابُ
ٱلْـَٔاخِرَةِ
أَكْبَرُ ۚ
لَوْ
كَانُوا۟
يَعْلَمُونَ
Allah, onlara dünya hayatında zilleti tattırdı. Ahiret azabı elbette daha büyüktür. Keşke bilmiş olsalardı.
Detay ve Kelime Analizi
27
وَلَقَدْ
ضَرَبْنَا
لِلنَّاسِ
فِى
هَـٰذَا
ٱلْقُرْءَانِ
مِن
كُلِّ
مَثَلٍۢ
لَّعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَ
Ant olsun ki Kur'an'da insanlar için her konudan örnekler verdik. Umulur ki böylece öğüt alırlar.
Detay ve Kelime Analizi
28
قُرْءَانًا
عَرَبِيًّا
غَيْرَ
ذِى
عِوَجٍۢ
لَّعَلَّهُمْ
يَتَّقُونَ
Kusursuz, Arapça bir Kur'an'dır. Umulur ki takva sahibi olurlar.
Detay ve Kelime Analizi
29
ضَرَبَ
ٱللَّهُ
مَثَلًۭا
رَّجُلًۭا
فِيهِ
شُرَكَآءُ
مُتَشَـٰكِسُونَ
وَرَجُلًۭا
سَلَمًۭا
لِّرَجُلٍ
هَلْ
يَسْتَوِيَانِ
مَثَلًا ۚ
ٱلْحَمْدُ
لِلَّهِ ۚ
بَلْ
أَكْثَرُهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
Allah, aralarında anlaşamayan birkaç ortağa bağlı bir kimse ile tek bir kişiye bağlı bir kimseyi örnek verdi: Bu iki kimsenin durumu hiçbir olur mu? Övgü yalnızca Allah'a özgüdür. Ama çokları bilmiyorlar.
Detay ve Kelime Analizi
30
إِنَّكَ
مَيِّتٌۭ
وَإِنَّهُم
مَّيِّتُونَ
Kuşkusuz sen ölümlüsün, kuşkusuz onlar da ölümlüdürler.
Detay ve Kelime Analizi
31
ثُمَّ
إِنَّكُمْ
يَوْمَ
ٱلْقِيَـٰمَةِ
عِندَ
رَبِّكُمْ
تَخْتَصِمُونَ
Sonra kıyamet günü hepiniz Rabb'inizin huzurunda davalaşacaksınız.
Detay ve Kelime Analizi
32
فَمَنْ
أَظْلَمُ
مِمَّن
كَذَبَ
عَلَى
ٱللَّهِ
وَكَذَّبَ
بِٱلصِّدْقِ
إِذْ
جَآءَهُۥٓ ۚ
أَلَيْسَ
فِى
جَهَنَّمَ
مَثْوًۭى
لِّلْكَـٰفِرِينَ
Öyleyse, Allah adına yalan uyduran ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirlerin yeri Cehennem'de değil mi?
Detay ve Kelime Analizi
33
وَٱلَّذِى
جَآءَ
بِٱلصِّدْقِ
وَصَدَّقَ
بِهِۦٓ ۙ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْمُتَّقُونَ
Doğruyu getirenler ve onu doğrulayanlar, işte onlar takva sahibidirler.
Detay ve Kelime Analizi
34
لَهُم
مَّا
يَشَآءُونَ
عِندَ
رَبِّهِمْ ۚ
ذَٰلِكَ
جَزَآءُ
ٱلْمُحْسِنِينَ
Onlar için Rabb'leri yanında diledikleri her şey vardır. İşte budur muhsin[1] olanların karşılığı.
Detay ve Kelime Analizi
35
لِيُكَفِّرَ
ٱللَّهُ
عَنْهُمْ
أَسْوَأَ
ٱلَّذِى
عَمِلُوا۟
وَيَجْزِيَهُمْ
أَجْرَهُم
بِأَحْسَنِ
ٱلَّذِى
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
Allah, onların[1] yaptıklarının en kötülerine kafir[2] olacak; yaptıklarının karşılığında, en iyisiyle karşılık verecek.
Detay ve Kelime Analizi
36
أَلَيْسَ
ٱللَّهُ
بِكَافٍ
عَبْدَهُۥ ۖ
وَيُخَوِّفُونَكَ
بِٱلَّذِينَ
مِن
دُونِهِۦ ۚ
وَمَن
يُضْلِلِ
ٱللَّهُ
فَمَا
لَهُۥ
مِنْ
هَادٍۢ
Allah, kuluna yeterli değil mi? Onlar seni O'ndan başkası ile korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi sapkınlıkta bırakırsa, onu doğruya iletecek yoktur[1].
Detay ve Kelime Analizi
37
وَمَن
يَهْدِ
ٱللَّهُ
فَمَا
لَهُۥ
مِن
مُّضِلٍّ ۗ
أَلَيْسَ
ٱللَّهُ
بِعَزِيزٍۢ
ذِى
ٱنتِقَامٍۢ
Allah, kimi doğru yola iletirse, onu saptırabilecek yoktur. Allah, Mutlak Üstün Olan; intikam sahibi[1] olan değil midir?
Detay ve Kelime Analizi
38
وَلَئِن
سَأَلْتَهُم
مَّنْ
خَلَقَ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضَ
لَيَقُولُنَّ
ٱللَّهُ ۚ
قُلْ
أَفَرَءَيْتُم
مَّا
تَدْعُونَ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
إِنْ
أَرَادَنِىَ
ٱللَّهُ
بِضُرٍّ
هَلْ
هُنَّ
كَـٰشِفَـٰتُ
ضُرِّهِۦٓ
أَوْ
أَرَادَنِى
بِرَحْمَةٍ
هَلْ
هُنَّ
مُمْسِكَـٰتُ
رَحْمَتِهِۦ ۚ
قُلْ
حَسْبِىَ
ٱللَّهُ ۖ
عَلَيْهِ
يَتَوَكَّلُ
ٱلْمُتَوَكِّلُونَ
Onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "Elbette Allah." Diyecekler. De ki: "O halde Allah'ın yanı sıra yöneldiğiniz ilahlar, eğer Allah bana bir sıkıntı vermek istese, o sıkıntıya engel olabilirler mi? Veya Allah bana bir rahmet dilese, buna engel olabilirler mi?" De ki: "Allah bana yeter!" De ki: "Sığınıp güvenmek isteyenler, yalnızca O'na sığınıp güvensinler."
Detay ve Kelime Analizi
39
قُلْ
يَـٰقَوْمِ
ٱعْمَلُوا۟
عَلَىٰ
مَكَانَتِكُمْ
إِنِّى
عَـٰمِلٌۭ ۖ
فَسَوْفَ
تَعْلَمُونَ
De ki: "Ey halkım! Elinizden geleni yapın! Ben de bana düşeni yapacağım. Yakında anlayacaksınız!"
Detay ve Kelime Analizi
40
مَن
يَأْتِيهِ
عَذَابٌۭ
يُخْزِيهِ
وَيَحِلُّ
عَلَيْهِ
عَذَابٌۭ
مُّقِيمٌ
"Alçaltıcı azabın ve kalıcı azabın kime geleceğini."
Detay ve Kelime Analizi