سورة المؤمنون
23. Mü'minûn suresi
118 Ayet
21
وَإِنَّ
لَكُمْ
فِى
ٱلْأَنْعَـٰمِ
لَعِبْرَةًۭ ۖ
نُّسْقِيكُم
مِّمَّا
فِى
بُطُونِهَا
وَلَكُمْ
فِيهَا
مَنَـٰفِعُ
كَثِيرَةٌۭ
وَمِنْهَا
تَأْكُلُونَ
Hayvanlardan da sizin için alınacak dersler vardır. Onların karınlarındaki şeyden size içiriyoruz. Ve onlarda sizin için pek çok yararlar vardır. Ve onlardan yersiniz.
Detay ve Kelime Analizi
22
وَعَلَيْهَا
وَعَلَى
ٱلْفُلْكِ
تُحْمَلُونَ
Onları ve gemileri taşıma aracı olarak kullanırsınız.
Detay ve Kelime Analizi
23
وَلَقَدْ
أَرْسَلْنَا
نُوحًا
إِلَىٰ
قَوْمِهِۦ
فَقَالَ
يَـٰقَوْمِ
ٱعْبُدُوا۟
ٱللَّهَ
مَا
لَكُم
مِّنْ
إِلَـٰهٍ
غَيْرُهُۥٓ ۖ
أَفَلَا
تَتَّقُونَ
Ant olsun ki Biz, Nuh'u halkına gönderdik. "Ey halkım! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Hala takva sahibi olmayacak mısınız?" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
24
فَقَالَ
ٱلْمَلَؤُا۟
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
مِن
قَوْمِهِۦ
مَا
هَـٰذَآ
إِلَّا
بَشَرٌۭ
مِّثْلُكُمْ
يُرِيدُ
أَن
يَتَفَضَّلَ
عَلَيْكُمْ
وَلَوْ
شَآءَ
ٱللَّهُ
لَأَنزَلَ
مَلَـٰٓئِكَةًۭ
مَّا
سَمِعْنَا
بِهَـٰذَا
فِىٓ
ءَابَآئِنَا
ٱلْأَوَّلِينَ
Bunun üzerine halkından Kafir meleler:[1] "Bu, sizin gibi bir beşerden başka bir şey değildir. Size karşı üstünlük kurmak istiyor. Eğer Allah isteseydi mutlaka melekler indirirdi. Geçmiş atalarımızdan da böyle bir şey duymadık." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
25
إِنْ
هُوَ
إِلَّا
رَجُلٌۢ
بِهِۦ
جِنَّةٌۭ
فَتَرَبَّصُوا۟
بِهِۦ
حَتَّىٰ
حِينٍۢ
"O[1] ancak cinlenmiş bir adamdır. O halde kesinlikle bir süre[2] bekleyin."
Detay ve Kelime Analizi
26
قَالَ
رَبِّ
ٱنصُرْنِى
بِمَا
كَذَّبُونِ
Nuh: "Rabb'im! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
27
فَأَوْحَيْنَآ
إِلَيْهِ
أَنِ
ٱصْنَعِ
ٱلْفُلْكَ
بِأَعْيُنِنَا
وَوَحْيِنَا
فَإِذَا
جَآءَ
أَمْرُنَا
وَفَارَ
ٱلتَّنُّورُ ۙ
فَٱسْلُكْ
فِيهَا
مِن
كُلٍّۢ
زَوْجَيْنِ
ٱثْنَيْنِ
وَأَهْلَكَ
إِلَّا
مَن
سَبَقَ
عَلَيْهِ
ٱلْقَوْلُ
مِنْهُمْ ۖ
وَلَا
تُخَـٰطِبْنِى
فِى
ٱلَّذِينَ
ظَلَمُوٓا۟ ۖ
إِنَّهُم
مُّغْرَقُونَ
Bunun üzerine Biz, ona: "Gözetimimiz altında vahyimiz ile bildirdiğimiz gibi gemi yap." diye vahyettik. "Böylece emrimiz gereği Tennur kaynadığı[1] zaman hemen ona[2] her cinsten eşler olarak iki adet ve ehlini[3] bindir. Onlardan, haklarında önceden hüküm verilenler hariç. Ve zulmedenler hakkında Ben'den bir dilekte bulunma. Onlar boğulacak olanlardır."
Detay ve Kelime Analizi
28
فَإِذَا
ٱسْتَوَيْتَ
أَنتَ
وَمَن
مَّعَكَ
عَلَى
ٱلْفُلْكِ
فَقُلِ
ٱلْحَمْدُ
لِلَّهِ
ٱلَّذِى
نَجَّىٰنَا
مِنَ
ٱلْقَوْمِ
ٱلظَّـٰلِمِينَ
Sen ve seninle birlikte olanlar gemiye bindiğiniz zaman: "Zalim halktan bizi kurtaran Allah'a hamdolsun." de.
Detay ve Kelime Analizi
29
وَقُل
رَّبِّ
أَنزِلْنِى
مُنزَلًۭا
مُّبَارَكًۭا
وَأَنتَ
خَيْرُ
ٱلْمُنزِلِينَ
Ve de ki: "Rabbim! Beni kutlu, bereketli bir yere indir. Ve Sen doğru yere yerleştireceklerin en hayırlısısın."
Detay ve Kelime Analizi
30
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَـَٔايَـٰتٍۢ
وَإِن
كُنَّا
لَمُبْتَلِينَ
Bunda kesinlikle ayetler[1] vardır. Ve Biz kesinlikle sınayanlarız.
Detay ve Kelime Analizi
31
ثُمَّ
أَنشَأْنَا
مِنۢ
بَعْدِهِمْ
قَرْنًا
ءَاخَرِينَ
Sonra onların ardından başka bir nesil ortaya çıkardık.
Detay ve Kelime Analizi
32
فَأَرْسَلْنَا
فِيهِمْ
رَسُولًۭا
مِّنْهُمْ
أَنِ
ٱعْبُدُوا۟
ٱللَّهَ
مَا
لَكُم
مِّنْ
إِلَـٰهٍ
غَيْرُهُۥٓ ۖ
أَفَلَا
تَتَّقُونَ
Onlara, kendi içlerinden, "Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur, hala takva sahibi olmayacak mısınız?" diyen bir Resul gönderdik.
Detay ve Kelime Analizi
33
وَقَالَ
ٱلْمَلَأُ
مِن
قَوْمِهِ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
وَكَذَّبُوا۟
بِلِقَآءِ
ٱلْـَٔاخِرَةِ
وَأَتْرَفْنَـٰهُمْ
فِى
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا
مَا
هَـٰذَآ
إِلَّا
بَشَرٌۭ
مِّثْلُكُمْ
يَأْكُلُ
مِمَّا
تَأْكُلُونَ
مِنْهُ
وَيَشْرَبُ
مِمَّا
تَشْرَبُونَ
Dünya hayatında refaha kavuşturduğumuz, Kafirlik eden ve ahirete kavuşmayı yalanlayan kavminin meleleri: "Bu da sizin gibi bir beşerdir. Sizin yediğinizden yiyor, sizin içtiğinizden içiyor." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
34
وَلَئِنْ
أَطَعْتُم
بَشَرًۭا
مِّثْلَكُمْ
إِنَّكُمْ
إِذًۭا
لَّخَـٰسِرُونَ
"Eğer siz, sizden hiçbir farkı olmayan böyle bir beşere uyacak olursanız, kesinlikle hüsrana uğrarsınız.
Detay ve Kelime Analizi
35
أَيَعِدُكُمْ
أَنَّكُمْ
إِذَا
مِتُّمْ
وَكُنتُمْ
تُرَابًۭا
وَعِظَـٰمًا
أَنَّكُم
مُّخْرَجُونَ
"Sizi; ölüp, toprak ve kemik haline geldikten sonra, yeniden diriltileceğinizle mi uyarıyor?"
Detay ve Kelime Analizi
36
هَيْهَاتَ
هَيْهَاتَ
لِمَا
تُوعَدُونَ
"Yazık, yazık! Uyarıldığınız şey, hiç olacak şey mi?"
Detay ve Kelime Analizi
37
إِنْ
هِىَ
إِلَّا
حَيَاتُنَا
ٱلدُّنْيَا
نَمُوتُ
وَنَحْيَا
وَمَا
نَحْنُ
بِمَبْعُوثِينَ
"Hayat, yalnızca bu dünyadan ibarettir. Yaşarız ve ölürüz. Yeniden diriltilecek değiliz."
Detay ve Kelime Analizi
38
إِنْ
هُوَ
إِلَّا
رَجُلٌ
ٱفْتَرَىٰ
عَلَى
ٱللَّهِ
كَذِبًۭا
وَمَا
نَحْنُ
لَهُۥ
بِمُؤْمِنِينَ
"O, uydurduğu yalanı Allah'a dayandıran[1] bir kimsedir. Ona inanacak değiliz."
Detay ve Kelime Analizi
39
قَالَ
رَبِّ
ٱنصُرْنِى
بِمَا
كَذَّبُونِ
"Rabbim! Yalanlamaları nedeniyle bana yardım et." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
40
قَالَ
عَمَّا
قَلِيلٍۢ
لَّيُصْبِحُنَّ
نَـٰدِمِينَ
Allah: "Pek yakında kesinlikle pişman olacaklar." dedi.
Detay ve Kelime Analizi