سورة الإسراء
17. İsrâ suresi
111 Ayet
41
وَلَقَدْ
صَرَّفْنَا
فِى
هَـٰذَا
ٱلْقُرْءَانِ
لِيَذَّكَّرُوا۟
وَمَا
يَزِيدُهُمْ
إِلَّا
نُفُورًۭا
Ant olsun ki Biz, bu Kur'an'da öğüt alsınlar diye her türlü açıklamayı yaptık. Oysaki bu onların yalnızca nefretlerini arttırdı.
Detay ve Kelime Analizi
42
قُل
لَّوْ
كَانَ
مَعَهُۥٓ
ءَالِهَةٌۭ
كَمَا
يَقُولُونَ
إِذًۭا
لَّٱبْتَغَوْا۟
إِلَىٰ
ذِى
ٱلْعَرْشِ
سَبِيلًۭا
De ki: "Eğer dedikleri gibi, O'nunla beraber başka ilahlar olsaydı, o zaman onlar da mutlaka arşın sahibine bir yol[1] ararlardı."
Detay ve Kelime Analizi
43
سُبْحَـٰنَهُۥ
وَتَعَـٰلَىٰ
عَمَّا
يَقُولُونَ
عُلُوًّۭا
كَبِيرًۭا
Allah, onların iddialarından Münezzeh'tir[1] ve Yücedir.
Detay ve Kelime Analizi
44
تُسَبِّحُ
لَهُ
ٱلسَّمَـٰوَٰتُ
ٱلسَّبْعُ
وَٱلْأَرْضُ
وَمَن
فِيهِنَّ ۚ
وَإِن
مِّن
شَىْءٍ
إِلَّا
يُسَبِّحُ
بِحَمْدِهِۦ
وَلَـٰكِن
لَّا
تَفْقَهُونَ
تَسْبِيحَهُمْ ۗ
إِنَّهُۥ
كَانَ
حَلِيمًا
غَفُورًۭا
Yedi gök, yeryüzü ve içindekiler, O'nu tesbih[1] ederler. Onu hamd[2] ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini kavrayamazsınız. Kuşkusuz O, Çok Hoşgörülü'dür, Çok Bağışlayıcı'dır.
Detay ve Kelime Analizi
45
وَإِذَا
قَرَأْتَ
ٱلْقُرْءَانَ
جَعَلْنَا
بَيْنَكَ
وَبَيْنَ
ٱلَّذِينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
حِجَابًۭا
مَّسْتُورًۭا
Kur'an okuduğun[1] zaman, seninle ahirete iman etmeyenler arasına görünmez bir perde çekeriz.
Detay ve Kelime Analizi
46
وَجَعَلْنَا
عَلَىٰ
قُلُوبِهِمْ
أَكِنَّةً
أَن
يَفْقَهُوهُ
وَفِىٓ
ءَاذَانِهِمْ
وَقْرًۭا ۚ
وَإِذَا
ذَكَرْتَ
رَبَّكَ
فِى
ٱلْقُرْءَانِ
وَحْدَهُۥ
وَلَّوْا۟
عَلَىٰٓ
أَدْبَـٰرِهِمْ
نُفُورًۭا
Kur'an'ı anlamalarına engel olsun diye, kalplerine[1] perde, kulaklarına bir ağırlık koyduk. Sen, Kur'an'da Rabb'inin tekliğini andığın zaman, nefretle arkalarını dönüp kaçarlar.
Detay ve Kelime Analizi
47
نَّحْنُ
أَعْلَمُ
بِمَا
يَسْتَمِعُونَ
بِهِۦٓ
إِذْ
يَسْتَمِعُونَ
إِلَيْكَ
وَإِذْ
هُمْ
نَجْوَىٰٓ
إِذْ
يَقُولُ
ٱلظَّـٰلِمُونَ
إِن
تَتَّبِعُونَ
إِلَّا
رَجُلًۭا
مَّسْحُورًا
Biz onların seni ne amaçla dinlediklerini ve kendi aralarında fısıldaştıklarında da o zalimlerin: "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz." dediklerini çok iyi biliyoruz.
Detay ve Kelime Analizi
48
ٱنظُرْ
كَيْفَ
ضَرَبُوا۟
لَكَ
ٱلْأَمْثَالَ
فَضَلُّوا۟
فَلَا
يَسْتَطِيعُونَ
سَبِيلًۭا
Seni neye benzettiklerine[1] bir bak! Bu yüzden sapkınlaştılar. Artık, bir daha doğru yolu bulamazlar.
Detay ve Kelime Analizi
49
وَقَالُوٓا۟
أَءِذَا
كُنَّا
عِظَـٰمًۭا
وَرُفَـٰتًا
أَءِنَّا
لَمَبْعُوثُونَ
خَلْقًۭا
جَدِيدًۭا
"Biz kemik yığını ve toz toprak olduktan sonra, gerçekten de yeni bir yaratılışla mı diriltileceğiz?" dediler.
Detay ve Kelime Analizi
50
قُلْ
كُونُوا۟
حِجَارَةً
أَوْ
حَدِيدًا
De ki: "İster taş ister demir olun;"
Detay ve Kelime Analizi
51
أَوْ
خَلْقًۭا
مِّمَّا
يَكْبُرُ
فِى
صُدُورِكُمْ ۚ
فَسَيَقُولُونَ
مَن
يُعِيدُنَا ۖ
قُلِ
ٱلَّذِى
فَطَرَكُمْ
أَوَّلَ
مَرَّةٍۢ ۚ
فَسَيُنْغِضُونَ
إِلَيْكَ
رُءُوسَهُمْ
وَيَقُولُونَ
مَتَىٰ
هُوَ ۖ
قُلْ
عَسَىٰٓ
أَن
يَكُونَ
قَرِيبًۭا
"Veya göğüslerinizde büyüyen[1] herhangi bir varlık." Sonra da "Bizi kim geri çevirecek?[2]" diyecekler. De ki: "Size ilk defa fıtrat[3] belirlemiş olan." Alaylı alaylı başlarını sallayarak: "Ne zamandır o?" diyecekler. De ki: "Belki de pek yakın bir zamanda."
Detay ve Kelime Analizi
52
يَوْمَ
يَدْعُوكُمْ
فَتَسْتَجِيبُونَ
بِحَمْدِهِۦ
وَتَظُنُّونَ
إِن
لَّبِثْتُمْ
إِلَّا
قَلِيلًۭا
"Sizi çağıracağı[1] gün, O'nu överek çağrıya uyacaksınız ve dünyada çok kısa bir süre kaldığınızı sanacaksınız."
Detay ve Kelime Analizi
53
وَقُل
لِّعِبَادِى
يَقُولُوا۟
ٱلَّتِى
هِىَ
أَحْسَنُ ۚ
إِنَّ
ٱلشَّيْطَـٰنَ
يَنزَغُ
بَيْنَهُمْ ۚ
إِنَّ
ٱلشَّيْطَـٰنَ
كَانَ
لِلْإِنسَـٰنِ
عَدُوًّۭا
مُّبِينًۭا
Kullarıma de ki: "Sözün en iyi olanını söylesinler!" Şeytan, onların aralarını bozar. Şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.
Detay ve Kelime Analizi
54
رَّبُّكُمْ
أَعْلَمُ
بِكُمْ ۖ
إِن
يَشَأْ
يَرْحَمْكُمْ
أَوْ
إِن
يَشَأْ
يُعَذِّبْكُمْ ۚ
وَمَآ
أَرْسَلْنَـٰكَ
عَلَيْهِمْ
وَكِيلًۭا
Rabb'iniz sizi daha iyi bilir. Hak edene merhamet eder veya hak edene azap eder.[1] Seni onlara vekil[2] olarak göndermedik.
Detay ve Kelime Analizi
55
وَرَبُّكَ
أَعْلَمُ
بِمَن
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ ۗ
وَلَقَدْ
فَضَّلْنَا
بَعْضَ
ٱلنَّبِيِّـۧنَ
عَلَىٰ
بَعْضٍۢ ۖ
وَءَاتَيْنَا
دَاوُۥدَ
زَبُورًۭا
Göklerde ve yeryüzünde kimlerin olduğunu Rabb'in daha iyi bilir. Ant olsun ki Biz Nebilerin kimini kiminden, kimi nitelikleriyle üstün kıldık. Davud'a Zebur'u verdik.
Detay ve Kelime Analizi
56
قُلِ
ٱدْعُوا۟
ٱلَّذِينَ
زَعَمْتُم
مِّن
دُونِهِۦ
فَلَا
يَمْلِكُونَ
كَشْفَ
ٱلضُّرِّ
عَنكُمْ
وَلَا
تَحْوِيلًا
De ki: "O'nun yanı sıra, zanda bulunduklarınızı[1] çağırın." Oysa onlar, sizden bir sıkıntıyı yok etme veya onu değiştirmeye güç yetiremezler.
Detay ve Kelime Analizi
57
أُو۟لَـٰٓئِكَ
ٱلَّذِينَ
يَدْعُونَ
يَبْتَغُونَ
إِلَىٰ
رَبِّهِمُ
ٱلْوَسِيلَةَ
أَيُّهُمْ
أَقْرَبُ
وَيَرْجُونَ
رَحْمَتَهُۥ
وَيَخَافُونَ
عَذَابَهُۥٓ ۚ
إِنَّ
عَذَابَ
رَبِّكَ
كَانَ
مَحْذُورًۭا
İşte onların, o yöneldikleri de[1] Rabb'lerine daha yakın olmak için vesile arayan, O'nun rahmetini uman ve O'nun azabından korkan kimselerdir. Gerçekten Rabb'inin azabı korkunçtur.
Detay ve Kelime Analizi
58
وَإِن
مِّن
قَرْيَةٍ
إِلَّا
نَحْنُ
مُهْلِكُوهَا
قَبْلَ
يَوْمِ
ٱلْقِيَـٰمَةِ
أَوْ
مُعَذِّبُوهَا
عَذَابًۭا
شَدِيدًۭا ۚ
كَانَ
ذَٰلِكَ
فِى
ٱلْكِتَـٰبِ
مَسْطُورًۭا
Hiçbir belde[1] yoktur ki, kıyamet gününden önce biz onu yok etmeyelim veya şiddetli bir azap ile azaplandırmayalım. Bu Kitap'ta[2] kayıtlıdır.
Detay ve Kelime Analizi
59
وَمَا
مَنَعَنَآ
أَن
نُّرْسِلَ
بِٱلْـَٔايَـٰتِ
إِلَّآ
أَن
كَذَّبَ
بِهَا
ٱلْأَوَّلُونَ ۚ
وَءَاتَيْنَا
ثَمُودَ
ٱلنَّاقَةَ
مُبْصِرَةًۭ
فَظَلَمُوا۟
بِهَا ۚ
وَمَا
نُرْسِلُ
بِٱلْـَٔايَـٰتِ
إِلَّا
تَخْوِيفًۭا
Bizi ayet[1] göndermekten alıkoyan şey, öncekilerin onu[2] yalanlamış olmalarıdır. Semud halkına göz göre göre o dişi deveyi verdik. Onunla kendilerine zulmettiler.[3] Ve Biz, ayetleri[4] uyarmaktan başka bir şey için göndermeyiz.
Detay ve Kelime Analizi
60
وَإِذْ
قُلْنَا
لَكَ
إِنَّ
رَبَّكَ
أَحَاطَ
بِٱلنَّاسِ ۚ
وَمَا
جَعَلْنَا
ٱلرُّءْيَا
ٱلَّتِىٓ
أَرَيْنَـٰكَ
إِلَّا
فِتْنَةًۭ
لِّلنَّاسِ
وَٱلشَّجَرَةَ
ٱلْمَلْعُونَةَ
فِى
ٱلْقُرْءَانِ ۚ
وَنُخَوِّفُهُمْ
فَمَا
يَزِيدُهُمْ
إِلَّا
طُغْيَـٰنًۭا
كَبِيرًۭا
Hani bir zaman sana: "Rabb'in insanları kuşatmıştır." demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyeti[1] ve Kur'an'da lanet edilen ağacı,[2] sadece insanlar için fitne[3] kıldık. Biz onları uyarıyoruz. Fakat bu onların aşırı azgınlıklarını daha da artırmaktan başka bir şeye yaramıyor.
Detay ve Kelime Analizi