سورة آل عمران
3. Âl-i İmrân suresi
200 Ayet
181
لَّقَدْ
سَمِعَ
ٱللَّهُ
قَوْلَ
ٱلَّذِينَ
قَالُوٓا۟
إِنَّ
ٱللَّهَ
فَقِيرٌۭ
وَنَحْنُ
أَغْنِيَآءُ ۘ
سَنَكْتُبُ
مَا
قَالُوا۟
وَقَتْلَهُمُ
ٱلْأَنۢبِيَآءَ
بِغَيْرِ
حَقٍّۢ
وَنَقُولُ
ذُوقُوا۟
عَذَابَ
ٱلْحَرِيقِ
"Allah fakirdir, biz zenginiz." diyenlerin sözünü, Allah elbette işitmiştir. Hem bu söylediklerini hem de haksız yere Nebileri öldürmelerini yazacağız. Ve onlara, "Yakıcı azabı tadın!" diyeceğiz.
Detay ve Kelime Analizi
182
ذَٰلِكَ
بِمَا
قَدَّمَتْ
أَيْدِيكُمْ
وَأَنَّ
ٱللَّهَ
لَيْسَ
بِظَلَّامٍۢ
لِّلْعَبِيدِ
Bu, ellerinizle yaptığınız şeylerin karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına, haksızlık edici değildir.
Detay ve Kelime Analizi
183
ٱلَّذِينَ
قَالُوٓا۟
إِنَّ
ٱللَّهَ
عَهِدَ
إِلَيْنَآ
أَلَّا
نُؤْمِنَ
لِرَسُولٍ
حَتَّىٰ
يَأْتِيَنَا
بِقُرْبَانٍۢ
تَأْكُلُهُ
ٱلنَّارُ ۗ
قُلْ
قَدْ
جَآءَكُمْ
رُسُلٌۭ
مِّن
قَبْلِى
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
وَبِٱلَّذِى
قُلْتُمْ
فَلِمَ
قَتَلْتُمُوهُمْ
إِن
كُنتُمْ
صَـٰدِقِينَ
Onlar dediler ki: Allah, "Ateş tarafından yenen bir kurban[1] getirmedikçe, hiçbir Resul'e inanmamamız konusunda bizden söz aldı." De ki: "Kuşkusuz, benden önce nice Resuller açık kanıtlarla ve sizin istediğiniz şeyi getirmişti. Eğer doğru söyleyenlerdenseniz, onları niçin öldürdünüz?"
Detay ve Kelime Analizi
184
فَإِن
كَذَّبُوكَ
فَقَدْ
كُذِّبَ
رُسُلٌۭ
مِّن
قَبْلِكَ
جَآءُو
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
وَٱلزُّبُرِ
وَٱلْكِتَـٰبِ
ٱلْمُنِيرِ
Şimdi seni yalanlayanlar; senden önce açık kanıtlarla, zeburlar[1] ve aydınlatıcı kitaplarla gelen Resulleri de yalanlamışlardı.
Detay ve Kelime Analizi
185
كُلُّ
نَفْسٍۢ
ذَآئِقَةُ
ٱلْمَوْتِ ۗ
وَإِنَّمَا
تُوَفَّوْنَ
أُجُورَكُمْ
يَوْمَ
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۖ
فَمَن
زُحْزِحَ
عَنِ
ٱلنَّارِ
وَأُدْخِلَ
ٱلْجَنَّةَ
فَقَدْ
فَازَ ۗ
وَمَا
ٱلْحَيَوٰةُ
ٱلدُّنْيَآ
إِلَّا
مَتَـٰعُ
ٱلْغُرُورِ
Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet Günü'nde yaptıklarınızın karşılığı, tam olarak verilecektir. Her kim Cehennem'den uzaklaştırılıp Cennet'e konursa, kuşkusuz o kurtulmuştur. Zaten dünya hayatı, aldatıcı geçimlikten başka bir şey değildir.
Detay ve Kelime Analizi
186
لَتُبْلَوُنَّ
فِىٓ
أَمْوَٰلِكُمْ
وَأَنفُسِكُمْ
وَلَتَسْمَعُنَّ
مِنَ
ٱلَّذِينَ
أُوتُوا۟
ٱلْكِتَـٰبَ
مِن
قَبْلِكُمْ
وَمِنَ
ٱلَّذِينَ
أَشْرَكُوٓا۟
أَذًۭى
كَثِيرًۭا ۚ
وَإِن
تَصْبِرُوا۟
وَتَتَّقُوا۟
فَإِنَّ
ذَٰلِكَ
مِنْ
عَزْمِ
ٱلْأُمُورِ
Mallarınızla ve canlarınızla deneneceksiniz. Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden ve şirk koşanlardan çok üzücü sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve takvalı olursanız, bilin ki bu, kesin kararlılık gösterilmesi gereken işlerdendir.
Detay ve Kelime Analizi
187
وَإِذْ
أَخَذَ
ٱللَّهُ
مِيثَـٰقَ
ٱلَّذِينَ
أُوتُوا۟
ٱلْكِتَـٰبَ
لَتُبَيِّنُنَّهُۥ
لِلنَّاسِ
وَلَا
تَكْتُمُونَهُۥ
فَنَبَذُوهُ
وَرَآءَ
ظُهُورِهِمْ
وَٱشْتَرَوْا۟
بِهِۦ
ثَمَنًۭا
قَلِيلًۭا ۖ
فَبِئْسَ
مَا
يَشْتَرُونَ
Hani Allah, Kitap Ehli'nden, onu insanlara açıklayacaklarına ve asla gizlemeyeceklerine dair kesin bir söz almıştı. Fakat onlar, az bir çıkar karşılığında, bu sözlerine sırt çevirdiler. Bu ne kötü bir alışveriştir!
Detay ve Kelime Analizi
188
لَا
تَحْسَبَنَّ
ٱلَّذِينَ
يَفْرَحُونَ
بِمَآ
أَتَوا۟
وَّيُحِبُّونَ
أَن
يُحْمَدُوا۟
بِمَا
لَمْ
يَفْعَلُوا۟
فَلَا
تَحْسَبَنَّهُم
بِمَفَازَةٍۢ
مِّنَ
ٱلْعَذَابِ ۖ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
أَلِيمٌۭ
Yaptıklarıyla sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Detay ve Kelime Analizi
189
وَلِلَّهِ
مُلْكُ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ ۗ
وَٱللَّهُ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
قَدِيرٌ
Göklerin ve yerin mülkü[1] Allah'a aittir. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir.
Detay ve Kelime Analizi
190
إِنَّ
فِى
خَلْقِ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
وَٱخْتِلَـٰفِ
ٱلَّيْلِ
وَٱلنَّهَارِ
لَـَٔايَـٰتٍۢ
لِّأُو۟لِى
ٱلْأَلْبَـٰبِ
Kuşkusuz, göklerin ve yerin yaradılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, sağlıklı düşünenler için kesin kanıtlar vardır.
Detay ve Kelime Analizi
191
ٱلَّذِينَ
يَذْكُرُونَ
ٱللَّهَ
قِيَـٰمًۭا
وَقُعُودًۭا
وَعَلَىٰ
جُنُوبِهِمْ
وَيَتَفَكَّرُونَ
فِى
خَلْقِ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
رَبَّنَا
مَا
خَلَقْتَ
هَـٰذَا
بَـٰطِلًۭا
سُبْحَـٰنَكَ
فَقِنَا
عَذَابَ
ٱلنَّارِ
Onlar; ayaktayken, otururken ve yanları üzerine iken Allah'ı anarlar.[1] Göklerin ve yerin yaradılışı hakkında düşünürler: "Rabb'imiz! Sen, bunu boşuna yaratmadın, Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederiz. Bizi ateşin azabından koru."
Detay ve Kelime Analizi
192
رَبَّنَآ
إِنَّكَ
مَن
تُدْخِلِ
ٱلنَّارَ
فَقَدْ
أَخْزَيْتَهُۥ ۖ
وَمَا
لِلظَّـٰلِمِينَ
مِنْ
أَنصَارٍۢ
"Ey Rabb'imiz! Kuşkusuz, kimi ateşe sokarsan, onu perişan edersin. Zalimlerin yardımcıları yoktur."
Detay ve Kelime Analizi
193
رَّبَّنَآ
إِنَّنَا
سَمِعْنَا
مُنَادِيًۭا
يُنَادِى
لِلْإِيمَـٰنِ
أَنْ
ءَامِنُوا۟
بِرَبِّكُمْ
فَـَٔامَنَّا ۚ
رَبَّنَا
فَٱغْفِرْ
لَنَا
ذُنُوبَنَا
وَكَفِّرْ
عَنَّا
سَيِّـَٔاتِنَا
وَتَوَفَّنَا
مَعَ
ٱلْأَبْرَارِ
"Ey Rabb'imiz! Biz, "Rabb'inize iman edin." diye, iman etmeye çağıran bir davetçiyi işittik ve hemen iman ettik. Rabb'imiz! Suçlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve canımızı iyilikle al."
Detay ve Kelime Analizi
194
رَبَّنَا
وَءَاتِنَا
مَا
وَعَدتَّنَا
عَلَىٰ
رُسُلِكَ
وَلَا
تُخْزِنَا
يَوْمَ
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۗ
إِنَّكَ
لَا
تُخْلِفُ
ٱلْمِيعَادَ
"Rabb'imiz! Resullerinin diliyle vadettiklerini bize ver, kıyamet gününde bizi alçaltma; kuşkusuz, Sen, verdiğin sözden dönmezsin."
Detay ve Kelime Analizi
195
فَٱسْتَجَابَ
لَهُمْ
رَبُّهُمْ
أَنِّى
لَآ
أُضِيعُ
عَمَلَ
عَـٰمِلٍۢ
مِّنكُم
مِّن
ذَكَرٍ
أَوْ
أُنثَىٰ ۖ
بَعْضُكُم
مِّنۢ
بَعْضٍۢ ۖ
فَٱلَّذِينَ
هَاجَرُوا۟
وَأُخْرِجُوا۟
مِن
دِيَـٰرِهِمْ
وَأُوذُوا۟
فِى
سَبِيلِى
وَقَـٰتَلُوا۟
وَقُتِلُوا۟
لَأُكَفِّرَنَّ
عَنْهُمْ
سَيِّـَٔاتِهِمْ
وَلَأُدْخِلَنَّهُمْ
جَنَّـٰتٍۢ
تَجْرِى
مِن
تَحْتِهَا
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ثَوَابًۭا
مِّنْ
عِندِ
ٱللَّهِ ۗ
وَٱللَّهُ
عِندَهُۥ
حُسْنُ
ٱلثَّوَابِ
Ve Rabb'leri, onlara cevap verdi: "Ben, sizden; erkek olsun, kadın olsun -ki hepiniz birbirinizdensiniz- iyi şeyler yapanların yaptıklarının karşılığını boşa çıkarmam. Onlar ki benim yolumda hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar[1] ve öldürülenlerdir. İşte bunların kötülüklerini örterim. Onların yaptıklarının karşılığı Allah'ın yanındadır. Kuşkusuz, onları içinden nehirler akan Cennetlere koyacağım. Karşılıkların en iyisi, Allah katındadır."
Detay ve Kelime Analizi
196
لَا
يَغُرَّنَّكَ
تَقَلُّبُ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
فِى
ٱلْبِلَـٰدِ
Kafirlerin[1] diyar diyar gezip dolaşmaları sakın seni aldatmasın.
Detay ve Kelime Analizi
197
مَتَـٰعٌۭ
قَلِيلٌۭ
ثُمَّ
مَأْوَىٰهُمْ
جَهَنَّمُ ۚ
وَبِئْسَ
ٱلْمِهَادُ
Bu, az bir yararlanmadır. Sonra varacakları yer Cehennem'dir. Orası ne kötü bir yerdir!
Detay ve Kelime Analizi
198
لَـٰكِنِ
ٱلَّذِينَ
ٱتَّقَوْا۟
رَبَّهُمْ
لَهُمْ
جَنَّـٰتٌۭ
تَجْرِى
مِن
تَحْتِهَا
ٱلْأَنْهَـٰرُ
خَـٰلِدِينَ
فِيهَا
نُزُلًۭا
مِّنْ
عِندِ
ٱللَّهِ ۗ
وَمَا
عِندَ
ٱللَّهِ
خَيْرٌۭ
لِّلْأَبْرَارِ
Fakat Rabb'lerine karşı gelmekten sakınan kimseler için, içinden ırmaklar akan Cennetler vardır. Onlar, orada sürekli kalıcıdırlar. Bu, Allah katından bir konaklamadır. İyi kimseler için, Allah katında olan daha hayırlıdır.
Detay ve Kelime Analizi
199
وَإِنَّ
مِنْ
أَهْلِ
ٱلْكِتَـٰبِ
لَمَن
يُؤْمِنُ
بِٱللَّهِ
وَمَآ
أُنزِلَ
إِلَيْكُمْ
وَمَآ
أُنزِلَ
إِلَيْهِمْ
خَـٰشِعِينَ
لِلَّهِ
لَا
يَشْتَرُونَ
بِـَٔايَـٰتِ
ٱللَّهِ
ثَمَنًۭا
قَلِيلًا ۗ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
لَهُمْ
أَجْرُهُمْ
عِندَ
رَبِّهِمْ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
سَرِيعُ
ٱلْحِسَابِ
Kitap Ehli'nden öyle kimseler var ki, Allah'a, size indirilene, kendilerine indirilene tam bir samimiyetle iman ederler. Allah'ın ayetlerini az bir değer karşılığında satmazlar. İşte onların hak ettikleri şey Rabb'lerinin yanındadır. Kuşkusuz, Allah, hesabı çabuk görendir.
Detay ve Kelime Analizi
200
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
ٱصْبِرُوا۟
وَصَابِرُوا۟
وَرَابِطُوا۟
وَٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
لَعَلَّكُمْ
تُفْلِحُونَ
Ey İman Edenler! Sabredin ve zorluklara karşı dirençli olun. Sürekli duyarlı olun. Allah'a karşı takva sahibi olun. Umulur ki kurtuluşa erenlerden olursunuz.
Detay ve Kelime Analizi