سورة آل عمران
3. Âl-i İmrân suresi
200 Ayet
161
وَمَا
كَانَ
لِنَبِىٍّ
أَن
يَغُلَّ ۚ
وَمَن
يَغْلُلْ
يَأْتِ
بِمَا
غَلَّ
يَوْمَ
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۚ
ثُمَّ
تُوَفَّىٰ
كُلُّ
نَفْسٍۢ
مَّا
كَسَبَتْ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Bir Nebi'nin, emanete ihanet etmesi olur şey değildir![1] Kim ihanet ederse, kıyamet günü, ihanet ettiğiyle gelecektir. Sonra hiçbir haksızlık olmaksızın herkesin kazandığı tastamam verilecektir.
Detay ve Kelime Analizi
162
أَفَمَنِ
ٱتَّبَعَ
رِضْوَٰنَ
ٱللَّهِ
كَمَنۢ
بَآءَ
بِسَخَطٍۢ
مِّنَ
ٱللَّهِ
وَمَأْوَىٰهُ
جَهَنَّمُ ۚ
وَبِئْسَ
ٱلْمَصِيرُ
Allah'ın rızasını kazanan kimse, Allah'ın gazabına uğrayan ve varacağı yer Cehennem olan kimse ile bir olur mu? Orası ne kötü bir sonuçtur.
Detay ve Kelime Analizi
163
هُمْ
دَرَجَـٰتٌ
عِندَ
ٱللَّهِ ۗ
وَٱللَّهُ
بَصِيرٌۢ
بِمَا
يَعْمَلُونَ
Onların, Allah katındaki dereceleri farklıdır. Allah, yaptıkları her şeyi görendir.
Detay ve Kelime Analizi
164
لَقَدْ
مَنَّ
ٱللَّهُ
عَلَى
ٱلْمُؤْمِنِينَ
إِذْ
بَعَثَ
فِيهِمْ
رَسُولًۭا
مِّنْ
أَنفُسِهِمْ
يَتْلُوا۟
عَلَيْهِمْ
ءَايَـٰتِهِۦ
وَيُزَكِّيهِمْ
وَيُعَلِّمُهُمُ
ٱلْكِتَـٰبَ
وَٱلْحِكْمَةَ
وَإِن
كَانُوا۟
مِن
قَبْلُ
لَفِى
ضَلَـٰلٍۢ
مُّبِينٍ
Ant olsun ki, Allah, içlerinden, onlara ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara Kitap'ı ve Hikmet'i[1] öğreten bir resul göndermekle, Mü'minlere iyilikte bulundu. Oysa onlar daha önce açık bir sapkınlık içindeydiler.
Detay ve Kelime Analizi
165
أَوَلَمَّآ
أَصَـٰبَتْكُم
مُّصِيبَةٌۭ
قَدْ
أَصَبْتُم
مِّثْلَيْهَا
قُلْتُمْ
أَنَّىٰ
هَـٰذَا ۖ
قُلْ
هُوَ
مِنْ
عِندِ
أَنفُسِكُمْ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
قَدِيرٌۭ
ki katını tattırdığınız musibet, kendinize isabet edince, "Bu nereden geldi" mi diyorsunuz? De ki: "Bu kendi nefsinizdendir." Kuşkusuz Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.
Detay ve Kelime Analizi
166
وَمَآ
أَصَـٰبَكُمْ
يَوْمَ
ٱلْتَقَى
ٱلْجَمْعَانِ
فَبِإِذْنِ
ٱللَّهِ
وَلِيَعْلَمَ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
İki toplumun karşılaştığı gün, başınıza gelen musibet, Allah'ın izniyleydi.[1] Bu Mü'minlerin belirlenmesi içindi.
Detay ve Kelime Analizi
167
وَلِيَعْلَمَ
ٱلَّذِينَ
نَافَقُوا۟ ۚ
وَقِيلَ
لَهُمْ
تَعَالَوْا۟
قَـٰتِلُوا۟
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
أَوِ
ٱدْفَعُوا۟ ۖ
قَالُوا۟
لَوْ
نَعْلَمُ
قِتَالًۭا
لَّٱتَّبَعْنَـٰكُمْ ۗ
هُمْ
لِلْكُفْرِ
يَوْمَئِذٍ
أَقْرَبُ
مِنْهُمْ
لِلْإِيمَـٰنِ ۚ
يَقُولُونَ
بِأَفْوَٰهِهِم
مَّا
لَيْسَ
فِى
قُلُوبِهِمْ ۗ
وَٱللَّهُ
أَعْلَمُ
بِمَا
يَكْتُمُونَ
Bir de münafık[1] olanların belirlenmesi içindi. Onlara: "Gelin bizimle birlikte Allah yolunda savaşın veya savunmada bulunun." denildiğinde; onlar: "Savaşı bilseydik[2] elbette size uyardık." dediler. Onlar, o gün imandan çok küfre yakındılar. Kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlardı. Oysa Allah, onların içlerinde sakladıklarını çok iyi bilmektedir.
Detay ve Kelime Analizi
168
ٱلَّذِينَ
قَالُوا۟
لِإِخْوَٰنِهِمْ
وَقَعَدُوا۟
لَوْ
أَطَاعُونَا
مَا
قُتِلُوا۟ ۗ
قُلْ
فَٱدْرَءُوا۟
عَنْ
أَنفُسِكُمُ
ٱلْمَوْتَ
إِن
كُنتُمْ
صَـٰدِقِينَ
Savaşa katılmayanlar, kardeşleri için: "Eğer onlar bize uysalardı öldürülmezlerdi." dediler. De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız, o zaman ölümü kendinizden savın."
Detay ve Kelime Analizi
169
وَلَا
تَحْسَبَنَّ
ٱلَّذِينَ
قُتِلُوا۟
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
أَمْوَٰتًۢا ۚ
بَلْ
أَحْيَآءٌ
عِندَ
رَبِّهِمْ
يُرْزَقُونَ
Allah yolunda öldürülenleri ölü sanma.[1] Bilakis onlar diridirler, Rabb'leri katında rızıklanmaktadırlar.
Detay ve Kelime Analizi
170
فَرِحِينَ
بِمَآ
ءَاتَىٰهُمُ
ٱللَّهُ
مِن
فَضْلِهِۦ
وَيَسْتَبْشِرُونَ
بِٱلَّذِينَ
لَمْ
يَلْحَقُوا۟
بِهِم
مِّنْ
خَلْفِهِمْ
أَلَّا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
Allah'ın, lütfundan, kendilerine verdiklerine sevinirler. Arkalarından gelecek olanlara, bir korkunun olmadığını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.
Detay ve Kelime Analizi
171
يَسْتَبْشِرُونَ
بِنِعْمَةٍۢ
مِّنَ
ٱللَّهِ
وَفَضْلٍۢ
وَأَنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يُضِيعُ
أَجْرَ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
Onlar; Allah'ın nimetini, lütfunu ve Allah'ın Mü'minlerin ecirlerini[1] zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.
Detay ve Kelime Analizi
172
ٱلَّذِينَ
ٱسْتَجَابُوا۟
لِلَّهِ
وَٱلرَّسُولِ
مِنۢ
بَعْدِ
مَآ
أَصَابَهُمُ
ٱلْقَرْحُ ۚ
لِلَّذِينَ
أَحْسَنُوا۟
مِنْهُمْ
وَٱتَّقَوْا۟
أَجْرٌ
عَظِيمٌ
Yaralanmalarına rağmen, Allah ve Resul'ünün davetine uyanlar, iyilik yapanlar ve Allah için takvalı olanlar için çok değerli bir karşılık vardır.
Detay ve Kelime Analizi
173
ٱلَّذِينَ
قَالَ
لَهُمُ
ٱلنَّاسُ
إِنَّ
ٱلنَّاسَ
قَدْ
جَمَعُوا۟
لَكُمْ
فَٱخْشَوْهُمْ
فَزَادَهُمْ
إِيمَـٰنًۭا
وَقَالُوا۟
حَسْبُنَا
ٱللَّهُ
وَنِعْمَ
ٱلْوَكِيلُ
"İnsanlar size karşı toplandılar, onlara derin saygı duyun." diyenlerin sözleri, onların imanlarını daha da artırdı: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.[1]" dediler.
Detay ve Kelime Analizi
174
فَٱنقَلَبُوا۟
بِنِعْمَةٍۢ
مِّنَ
ٱللَّهِ
وَفَضْلٍۢ
لَّمْ
يَمْسَسْهُمْ
سُوٓءٌۭ
وَٱتَّبَعُوا۟
رِضْوَٰنَ
ٱللَّهِ ۗ
وَٱللَّهُ
ذُو
فَضْلٍ
عَظِيمٍ
Ve Allah'tan gelen nimet ve lütufla kendilerine bir kötülük dokunmadan geri döndüler. Allah'ın rızasını kazandılar. Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.
Detay ve Kelime Analizi
175
إِنَّمَا
ذَٰلِكُمُ
ٱلشَّيْطَـٰنُ
يُخَوِّفُ
أَوْلِيَآءَهُۥ
فَلَا
تَخَافُوهُمْ
وَخَافُونِ
إِن
كُنتُم
مُّؤْمِنِينَ
Şeytan, ancak kendi velilerini[1] korkutur.[2] Eğer Mü'minseniz, onlardan korkmayın, yalnızca Bana karşı gelmekten sakının.
Detay ve Kelime Analizi
176
وَلَا
يَحْزُنكَ
ٱلَّذِينَ
يُسَـٰرِعُونَ
فِى
ٱلْكُفْرِ ۚ
إِنَّهُمْ
لَن
يَضُرُّوا۟
ٱللَّهَ
شَيْـًۭٔا ۗ
يُرِيدُ
ٱللَّهُ
أَلَّا
يَجْعَلَ
لَهُمْ
حَظًّۭا
فِى
ٱلْـَٔاخِرَةِ ۖ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
عَظِيمٌ
Küfürde yarışanlar, seni üzmesin. Çünkü onlar, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Allah, onları ahirette nasipsiz bırakmak istiyor. Onlar için çok büyük bir azap vardır.
Detay ve Kelime Analizi
177
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
ٱشْتَرَوُا۟
ٱلْكُفْرَ
بِٱلْإِيمَـٰنِ
لَن
يَضُرُّوا۟
ٱللَّهَ
شَيْـًۭٔا
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
أَلِيمٌۭ
İmana karşılık küfrü satın alanlar, Allah'a kesinlikle zarar veremezler. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Detay ve Kelime Analizi
178
وَلَا
يَحْسَبَنَّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوٓا۟
أَنَّمَا
نُمْلِى
لَهُمْ
خَيْرٌۭ
لِّأَنفُسِهِمْ ۚ
إِنَّمَا
نُمْلِى
لَهُمْ
لِيَزْدَادُوٓا۟
إِثْمًۭا ۚ
وَلَهُمْ
عَذَابٌۭ
مُّهِينٌۭ
Kafirler,[1] kendilerine süre tanımamızın, yararlarına olduğunu sanmasınlar. Onlara süre tanıyoruz, onlar ise günahlarını artırıyorlar. Onlar için, alçaltıcı bir azap vardır.
Detay ve Kelime Analizi
179
مَّا
كَانَ
ٱللَّهُ
لِيَذَرَ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
عَلَىٰ
مَآ
أَنتُمْ
عَلَيْهِ
حَتَّىٰ
يَمِيزَ
ٱلْخَبِيثَ
مِنَ
ٱلطَّيِّبِ ۗ
وَمَا
كَانَ
ٱللَّهُ
لِيُطْلِعَكُمْ
عَلَى
ٱلْغَيْبِ
وَلَـٰكِنَّ
ٱللَّهَ
يَجْتَبِى
مِن
رُّسُلِهِۦ
مَن
يَشَآءُ ۖ
فَـَٔامِنُوا۟
بِٱللَّهِ
وَرُسُلِهِۦ ۚ
وَإِن
تُؤْمِنُوا۟
وَتَتَّقُوا۟
فَلَكُمْ
أَجْرٌ
عَظِيمٌۭ
Allah, tayyib[1] olanı habis[2] olandan ayırmadan; Mü'minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, sizi gaipten[3] haberdar edecek de değildir. Ancak Allah, resullerinden dilediğini seçer. O halde, Allah'a ve Resullerine iman edin. Eğer iman edip, takvalı davranırsanız, sizin için büyük bir ödül vardır.
Detay ve Kelime Analizi
180
وَلَا
يَحْسَبَنَّ
ٱلَّذِينَ
يَبْخَلُونَ
بِمَآ
ءَاتَىٰهُمُ
ٱللَّهُ
مِن
فَضْلِهِۦ
هُوَ
خَيْرًۭا
لَّهُم ۖ
بَلْ
هُوَ
شَرٌّۭ
لَّهُمْ ۖ
سَيُطَوَّقُونَ
مَا
بَخِلُوا۟
بِهِۦ
يَوْمَ
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۗ
وَلِلَّهِ
مِيرَٰثُ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ ۗ
وَٱللَّهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَبِيرٌۭ
Allah'ın, lütuf olarak verdiği şeylerden cimrilik eden kimseler, bu tutumlarının kendi yararına olacağını sanmasınlar. Bu, onlar için sadece bir kötülüktür. Cimrilikle yanlarında tuttukları mal, Kıyamet Günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yeryüzünün mirası yalnızca Allah'a aittir. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.
Detay ve Kelime Analizi