سورة الفرقان
25. Furkân suresi
77 Ayet
1
تَبَارَكَ
ٱلَّذِى
نَزَّلَ
ٱلْفُرْقَانَ
عَلَىٰ
عَبْدِهِۦ
لِيَكُونَ
لِلْعَـٰلَمِينَ
نَذِيرًا
Alemlere uyarıcı olması için, kuluna Furkan'ı[1] indiren ne mübarektir![2]
Detay ve Kelime Analizi
2
ٱلَّذِى
لَهُۥ
مُلْكُ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
وَلَمْ
يَتَّخِذْ
وَلَدًۭا
وَلَمْ
يَكُن
لَّهُۥ
شَرِيكٌۭ
فِى
ٱلْمُلْكِ
وَخَلَقَ
كُلَّ
شَىْءٍۢ
فَقَدَّرَهُۥ
تَقْدِيرًۭا
O ki, göklerin ve yerin egemenliği yalnızca O'na aittir. Ve O, çocuk edinmemiştir. Egemenlikte O'nun ortağı yoktur. Her şeyi yaratan, işleyiş ve varoluş yasalarını belirleyen O'dur.
Detay ve Kelime Analizi
3
وَٱتَّخَذُوا۟
مِن
دُونِهِۦٓ
ءَالِهَةًۭ
لَّا
يَخْلُقُونَ
شَيْـًۭٔا
وَهُمْ
يُخْلَقُونَ
وَلَا
يَمْلِكُونَ
لِأَنفُسِهِمْ
ضَرًّۭا
وَلَا
نَفْعًۭا
وَلَا
يَمْلِكُونَ
مَوْتًۭا
وَلَا
حَيَوٰةًۭ
وَلَا
نُشُورًۭا
O'nun yanı sıra hiçbir şeyi yaratamayan, kendileri yaratılmış olan, kendilerine yarar sağlama ve kendilerinden zararı savma güçleri olmayan; ölüme, hayata ve ölümden sonra diriltmeye güçleri yetmeyenleri ilahlar edindiler.
Detay ve Kelime Analizi
4
وَقَالَ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوٓا۟
إِنْ
هَـٰذَآ
إِلَّآ
إِفْكٌ
ٱفْتَرَىٰهُ
وَأَعَانَهُۥ
عَلَيْهِ
قَوْمٌ
ءَاخَرُونَ ۖ
فَقَدْ
جَآءُو
ظُلْمًۭا
وَزُورًۭا
Kafirler: "Bu sadece onun uydurduğu bir yalandır. Ona bu konuda diğer toplumlar da yardım etti." dediler. Böylece haksızca iftira ettiler.
Detay ve Kelime Analizi
5
وَقَالُوٓا۟
أَسَـٰطِيرُ
ٱلْأَوَّلِينَ
ٱكْتَتَبَهَا
فَهِىَ
تُمْلَىٰ
عَلَيْهِ
بُكْرَةًۭ
وَأَصِيلًۭا
Ve "O, onun yazdırdığı ve sabah akşam[1] ona dikte ettikleri evvelkilerin masallarıdır." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
6
قُلْ
أَنزَلَهُ
ٱلَّذِى
يَعْلَمُ
ٱلسِّرَّ
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ ۚ
إِنَّهُۥ
كَانَ
غَفُورًۭا
رَّحِيمًۭا
De ki: "Onu, göklerin ve yerin sırrını Bilen indirdi. Kuşkusuz O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."
Detay ve Kelime Analizi
7
وَقَالُوا۟
مَالِ
هَـٰذَا
ٱلرَّسُولِ
يَأْكُلُ
ٱلطَّعَامَ
وَيَمْشِى
فِى
ٱلْأَسْوَاقِ ۙ
لَوْلَآ
أُنزِلَ
إِلَيْهِ
مَلَكٌۭ
فَيَكُونَ
مَعَهُۥ
نَذِيرًا
Dediler ki: "Bu nasıl bir Resul ki, yiyor-içiyor, çarşı-pazar dolaşıyor. Ona bir melek indirilseydi de onunla birlikte uyarıcı olsaydı ya!"
Detay ve Kelime Analizi
8
أَوْ
يُلْقَىٰٓ
إِلَيْهِ
كَنزٌ
أَوْ
تَكُونُ
لَهُۥ
جَنَّةٌۭ
يَأْكُلُ
مِنْهَا ۚ
وَقَالَ
ٱلظَّـٰلِمُونَ
إِن
تَتَّبِعُونَ
إِلَّا
رَجُلًۭا
مَّسْحُورًا
"Veya ona bir hazine verilseydi veya kendisinden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!" Bu zalimler: "Siz yalnızca büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
9
ٱنظُرْ
كَيْفَ
ضَرَبُوا۟
لَكَ
ٱلْأَمْثَـٰلَ
فَضَلُّوا۟
فَلَا
يَسْتَطِيعُونَ
سَبِيلًۭا
Senin için nasıl örnekler verdiklerine bir bak. Böylece saptılar, artık bir çıkış yolu bulamazlar.
Detay ve Kelime Analizi
10
تَبَارَكَ
ٱلَّذِىٓ
إِن
شَآءَ
جَعَلَ
لَكَ
خَيْرًۭا
مِّن
ذَٰلِكَ
جَنَّـٰتٍۢ
تَجْرِى
مِن
تَحْتِهَا
ٱلْأَنْهَـٰرُ
وَيَجْعَل
لَّكَ
قُصُورًۢا
O, öyle mübarektir[1] ki, dilerse sana bundan daha hayırlı olan, içinden ırmaklar akan bahçeler verir. Köşkler de verir.
Detay ve Kelime Analizi
11
بَلْ
كَذَّبُوا۟
بِٱلسَّاعَةِ ۖ
وَأَعْتَدْنَا
لِمَن
كَذَّبَ
بِٱلسَّاعَةِ
سَعِيرًا
Hayır! Onlar Sa'at'i1 yalanladılar. Ve Biz, o Sa'at'i yalanlayanlara alevli ateş hazırladık.
Detay ve Kelime Analizi
12
إِذَا
رَأَتْهُم
مِّن
مَّكَانٍۭ
بَعِيدٍۢ
سَمِعُوا۟
لَهَا
تَغَيُّظًۭا
وَزَفِيرًۭا
Cehennem onları[1] uzak bir yerden gördüğü zaman, onun öfkelenmesini ve uğultusunu işittiler.[2]
Detay ve Kelime Analizi
13
وَإِذَآ
أُلْقُوا۟
مِنْهَا
مَكَانًۭا
ضَيِّقًۭا
مُّقَرَّنِينَ
دَعَوْا۟
هُنَالِكَ
ثُبُورًۭا
Çaresizlik içinde, dar bir yere atıldıkları zaman orada yok olmak için yakaracaklar.
Detay ve Kelime Analizi
14
لَّا
تَدْعُوا۟
ٱلْيَوْمَ
ثُبُورًۭا
وَٰحِدًۭا
وَٱدْعُوا۟
ثُبُورًۭا
كَثِيرًۭا
Bugün bir kez değil, defalarca yok olmayı isteyin.
Detay ve Kelime Analizi
15
قُلْ
أَذَٰلِكَ
خَيْرٌ
أَمْ
جَنَّةُ
ٱلْخُلْدِ
ٱلَّتِى
وُعِدَ
ٱلْمُتَّقُونَ ۚ
كَانَتْ
لَهُمْ
جَزَآءًۭ
وَمَصِيرًۭا
De ki: "Bu mu daha hayırlıdır, yoksa takva sahipleri için bir ödül olan, dönüş yeri olarak söz verilen süresiz Cennet mi?"
Detay ve Kelime Analizi
16
لَّهُمْ
فِيهَا
مَا
يَشَآءُونَ
خَـٰلِدِينَ ۚ
كَانَ
عَلَىٰ
رَبِّكَ
وَعْدًۭا
مَّسْـُٔولًۭا
Onlar için orada diledikleri her şey süresiz olarak vardır. Bu Rabb'inin yerine getirmeyi üstlendiği bir sözdür.
Detay ve Kelime Analizi
17
وَيَوْمَ
يَحْشُرُهُمْ
وَمَا
يَعْبُدُونَ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
فَيَقُولُ
ءَأَنتُمْ
أَضْلَلْتُمْ
عِبَادِى
هَـٰٓؤُلَآءِ
أَمْ
هُمْ
ضَلُّوا۟
ٱلسَّبِيلَ
Ve O Gün, onları ve Allah'ın yanı sıra kulluk[1] ettikleri şeyleri toplar, sonra da onlara: "Kullarımı siz mi saptırdınız yoksa kendileri mi yoldan çıktılar?" der.
Detay ve Kelime Analizi
18
قَالُوا۟
سُبْحَـٰنَكَ
مَا
كَانَ
يَنۢبَغِى
لَنَآ
أَن
نَّتَّخِذَ
مِن
دُونِكَ
مِنْ
أَوْلِيَآءَ
وَلَـٰكِن
مَّتَّعْتَهُمْ
وَءَابَآءَهُمْ
حَتَّىٰ
نَسُوا۟
ٱلذِّكْرَ
وَكَانُوا۟
قَوْمًۢا
بُورًۭا
Dediler ki: "Seni tenzih ederiz, Senden başka veliler[1] edinmek bize yakışmaz. Ancak Sen, onları ve atalarını bolca nimetlendirdin, nihayet onlar öğüdüne uymayı boş verdiler. Ve helak olmayı hak eden bir halk oldular."
Detay ve Kelime Analizi
19
فَقَدْ
كَذَّبُوكُم
بِمَا
تَقُولُونَ
فَمَا
تَسْتَطِيعُونَ
صَرْفًۭا
وَلَا
نَصْرًۭا ۚ
وَمَن
يَظْلِم
مِّنكُمْ
نُذِقْهُ
عَذَابًۭا
كَبِيرًۭا
İşte onlar[1] söylediklerinizden dolayı sizi yalanladılar. Artık uzaklaştırmaya[2] ve yardım almaya güç yetiremezsiniz. Ve sizden kim haksızlık etmişse ona büyük azabı tattıracağız.
Detay ve Kelime Analizi
20
وَمَآ
أَرْسَلْنَا
قَبْلَكَ
مِنَ
ٱلْمُرْسَلِينَ
إِلَّآ
إِنَّهُمْ
لَيَأْكُلُونَ
ٱلطَّعَامَ
وَيَمْشُونَ
فِى
ٱلْأَسْوَاقِ ۗ
وَجَعَلْنَا
بَعْضَكُمْ
لِبَعْضٍۢ
فِتْنَةً
أَتَصْبِرُونَ ۗ
وَكَانَ
رَبُّكَ
بَصِيرًۭا
Kesinlikle Biz, senden önce de yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan Resulerden farklı Resul göndermedik. Ve sizin bir kısmınızı[1] bir kısmınız[2] için sınav kıldık. Bakalım sabrediyor musunuz? Rabb'in Her Şeyi Gören'dir.
Detay ve Kelime Analizi