سورة العنكبوت
29. Ankebût suresi
69 Ayet
41
مَثَلُ
ٱلَّذِينَ
ٱتَّخَذُوا۟
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
أَوْلِيَآءَ
كَمَثَلِ
ٱلْعَنكَبُوتِ
ٱتَّخَذَتْ
بَيْتًۭا ۖ
وَإِنَّ
أَوْهَنَ
ٱلْبُيُوتِ
لَبَيْتُ
ٱلْعَنكَبُوتِ ۖ
لَوْ
كَانُوا۟
يَعْلَمُونَ
Allah'ın yanı sıra veliler[1] edinenlerin durumu, kendisine dişi örümceğin evini ev edinenin durumu gibidir. Kuşkusuz evlerin en dayanıksızı dişi örümceğin evidir. Keşke bunu kavrayabilselerdi.
Detay ve Kelime Analizi
42
إِنَّ
ٱللَّهَ
يَعْلَمُ
مَا
يَدْعُونَ
مِن
دُونِهِۦ
مِن
شَىْءٍۢ ۚ
وَهُوَ
ٱلْعَزِيزُ
ٱلْحَكِيمُ
Kuşkusuz Allah, onların Kendisinin yanı sıra yöneldikleri şeylerin ne olduğunu[1] bilir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Detay ve Kelime Analizi
43
وَتِلْكَ
ٱلْأَمْثَـٰلُ
نَضْرِبُهَا
لِلنَّاسِ ۖ
وَمَا
يَعْقِلُهَآ
إِلَّا
ٱلْعَـٰلِمُونَ
Bu örnekleri insanlara veriyoruz. Onu alimlerden[1] başkası kavrayamaz.
Detay ve Kelime Analizi
44
خَلَقَ
ٱللَّهُ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضَ
بِٱلْحَقِّ ۚ
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَـَٔايَةًۭ
لِّلْمُؤْمِنِينَ
Allah, gökleri ve yeri hakk ile yarattı. Bunda İman Edenler için kesinlikle bir ayet[1] vardır.
Detay ve Kelime Analizi
45
ٱتْلُ
مَآ
أُوحِىَ
إِلَيْكَ
مِنَ
ٱلْكِتَـٰبِ
وَأَقِمِ
ٱلصَّلَوٰةَ ۖ
إِنَّ
ٱلصَّلَوٰةَ
تَنْهَىٰ
عَنِ
ٱلْفَحْشَآءِ
وَٱلْمُنكَرِ ۗ
وَلَذِكْرُ
ٱللَّهِ
أَكْبَرُ ۗ
وَٱللَّهُ
يَعْلَمُ
مَا
تَصْنَعُونَ
Kitap'tan sana vahyolunan şeyi oku. Salatı ikame et.[1] Salat, fahşadan[2] ve münkerden[3] alıkoyar. Kesinlikle Allah'ın zikri[4] daha büyüktür. Allah, yaptığınız[5] şeyleri bilir.
Detay ve Kelime Analizi
46
وَلَا
تُجَـٰدِلُوٓا۟
أَهْلَ
ٱلْكِتَـٰبِ
إِلَّا
بِٱلَّتِى
هِىَ
أَحْسَنُ
إِلَّا
ٱلَّذِينَ
ظَلَمُوا۟
مِنْهُمْ ۖ
وَقُولُوٓا۟
ءَامَنَّا
بِٱلَّذِىٓ
أُنزِلَ
إِلَيْنَا
وَأُنزِلَ
إِلَيْكُمْ
وَإِلَـٰهُنَا
وَإِلَـٰهُكُمْ
وَٰحِدٌۭ
وَنَحْنُ
لَهُۥ
مُسْلِمُونَ
Haksızlık edenleri hariç, Kitap Ehli ile ancak en iyi şekilde mücadele edin. Ve deyin ki: "Biz, bize indirilene de size indirilene de iman ettik. Bizim ve sizin ilahınız birdir. Biz de O'na teslim olanlarız."
Detay ve Kelime Analizi
47
وَكَذَٰلِكَ
أَنزَلْنَآ
إِلَيْكَ
ٱلْكِتَـٰبَ ۚ
فَٱلَّذِينَ
ءَاتَيْنَـٰهُمُ
ٱلْكِتَـٰبَ
يُؤْمِنُونَ
بِهِۦ ۖ
وَمِنْ
هَـٰٓؤُلَآءِ
مَن
يُؤْمِنُ
بِهِۦ ۚ
وَمَا
يَجْحَدُ
بِـَٔايَـٰتِنَآ
إِلَّا
ٱلْكَـٰفِرُونَ
İşte böylece sana Kitap'ı indirdik. Kendilerine Kitap ulaştırdıklarımız,[1] ona iman ederler. Şu kimselerden[2] de O'na iman edecekler vardır. Kafirlerden başkası ayetlerimizi inkar etmez.
Detay ve Kelime Analizi
48
وَمَا
كُنتَ
تَتْلُوا۟
مِن
قَبْلِهِۦ
مِن
كِتَـٰبٍۢ
وَلَا
تَخُطُّهُۥ
بِيَمِينِكَ ۖ
إِذًۭا
لَّٱرْتَابَ
ٱلْمُبْطِلُونَ
Sen, daha önce[1] herhangi bir kitaptan okuyor ve onu elinle yazıyor değildin. Öyle olsaydı, mesajını geçersiz yapmak isteyenler kesinlikle kuşkulanırlardı.[2]
Detay ve Kelime Analizi
49
بَلْ
هُوَ
ءَايَـٰتٌۢ
بَيِّنَـٰتٌۭ
فِى
صُدُورِ
ٱلَّذِينَ
أُوتُوا۟
ٱلْعِلْمَ ۚ
وَمَا
يَجْحَدُ
بِـَٔايَـٰتِنَآ
إِلَّا
ٱلظَّـٰلِمُونَ
Hayır! O, kendilerine ilim[1] verilenlerin gönüllerinde yer eden apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi zalimlerden başkası yalanlamaz.
Detay ve Kelime Analizi
50
وَقَالُوا۟
لَوْلَآ
أُنزِلَ
عَلَيْهِ
ءَايَـٰتٌۭ
مِّن
رَّبِّهِۦ ۖ
قُلْ
إِنَّمَا
ٱلْـَٔايَـٰتُ
عِندَ
ٱللَّهِ
وَإِنَّمَآ
أَنَا۠
نَذِيرٌۭ
مُّبِينٌ
"Ona Rabb'inden ayetler[1] indirilmeli değil miydi?" dediler. De ki: "Ayetler ancak Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.[2]"
Detay ve Kelime Analizi
51
أَوَلَمْ
يَكْفِهِمْ
أَنَّآ
أَنزَلْنَا
عَلَيْكَ
ٱلْكِتَـٰبَ
يُتْلَىٰ
عَلَيْهِمْ ۚ
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَرَحْمَةًۭ
وَذِكْرَىٰ
لِقَوْمٍۢ
يُؤْمِنُونَ
Kendilerine okunan Kitap'ı sana indirmemiz onlara yetmedi mi? Kuşkusuz bunda[1] iman eden bir toplum için bir rahmet[2] ve zikir[3] vardır.
Detay ve Kelime Analizi
52
قُلْ
كَفَىٰ
بِٱللَّهِ
بَيْنِى
وَبَيْنَكُمْ
شَهِيدًۭا ۖ
يَعْلَمُ
مَا
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ ۗ
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
بِٱلْبَـٰطِلِ
وَكَفَرُوا۟
بِٱللَّهِ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْخَـٰسِرُونَ
De ki: "Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir." Batıl'a iman edenler ve Allah'ı yalanlayan kimseler, işte onlar hüsranda olanlardır.
Detay ve Kelime Analizi
53
وَيَسْتَعْجِلُونَكَ
بِٱلْعَذَابِ ۚ
وَلَوْلَآ
أَجَلٌۭ
مُّسَمًّۭى
لَّجَآءَهُمُ
ٱلْعَذَابُ
وَلَيَأْتِيَنَّهُم
بَغْتَةًۭ
وَهُمْ
لَا
يَشْعُرُونَ
Senden azabı hemen getirmeni istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir zaman olmasaydı, azap onlara elbette gelmişti. Ve o, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın gelecek.
Detay ve Kelime Analizi
54
يَسْتَعْجِلُونَكَ
بِٱلْعَذَابِ
وَإِنَّ
جَهَنَّمَ
لَمُحِيطَةٌۢ
بِٱلْكَـٰفِرِينَ
Senden azabı hemen getirmeni istiyorlar. Oysaki Cehennem kesinlikle Kafirleri[1] çepeçevre kuşatacaktır.
Detay ve Kelime Analizi
55
يَوْمَ
يَغْشَىٰهُمُ
ٱلْعَذَابُ
مِن
فَوْقِهِمْ
وَمِن
تَحْتِ
أَرْجُلِهِمْ
وَيَقُولُ
ذُوقُوا۟
مَا
كُنتُمْ
تَعْمَلُونَ
O gün, azap üstlerinden ve ayaklarının altından onları kuşatacak. Ve "Yapmış olduğunuz şeylerin cezasını tadın!" der.
Detay ve Kelime Analizi
56
يَـٰعِبَادِىَ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
إِنَّ
أَرْضِى
وَٰسِعَةٌۭ
فَإِيَّـٰىَ
فَٱعْبُدُونِ
Ey İman Eden kullarım! Yeryüzüm geniştir.[1] Öyleyse yalnız Bana kulluk edin.
Detay ve Kelime Analizi
57
كُلُّ
نَفْسٍۢ
ذَآئِقَةُ
ٱلْمَوْتِ ۖ
ثُمَّ
إِلَيْنَا
تُرْجَعُونَ
Her nefs[1] ölümü tadıcıdır. Sonra Biz'e döndürüleceksiniz.
Detay ve Kelime Analizi
58
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
لَنُبَوِّئَنَّهُم
مِّنَ
ٱلْجَنَّةِ
غُرَفًۭا
تَجْرِى
مِن
تَحْتِهَا
ٱلْأَنْهَـٰرُ
خَـٰلِدِينَ
فِيهَا ۚ
نِعْمَ
أَجْرُ
ٱلْعَـٰمِلِينَ
İman edenleri ve salihatı yapanları, içinde sürekli kalacakları Cennet'te; altından ırmaklar akan köşklere yerleştireceğiz. İyi işler yapanların ödülü ne güzeldir!
Detay ve Kelime Analizi
59
ٱلَّذِينَ
صَبَرُوا۟
وَعَلَىٰ
رَبِّهِمْ
يَتَوَكَّلُونَ
Onlar, sabreden ve Rabb'lerine tevekkül[1] edenlerdir.
Detay ve Kelime Analizi
60
وَكَأَيِّن
مِّن
دَآبَّةٍۢ
لَّا
تَحْمِلُ
رِزْقَهَا
ٱللَّهُ
يَرْزُقُهَا
وَإِيَّاكُمْ ۚ
وَهُوَ
ٱلسَّمِيعُ
ٱلْعَلِيمُ
Rızıklarını temin edemeyen[1] nice dabbe[2] vardır. Onlara da size de Allah rızık verir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Detay ve Kelime Analizi