سورة الأنفال
8. Enfâl suresi
75 Ayet
41
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّمَا
غَنِمْتُم
مِّن
شَىْءٍۢ
فَأَنَّ
لِلَّهِ
خُمُسَهُۥ
وَلِلرَّسُولِ
وَلِذِى
ٱلْقُرْبَىٰ
وَٱلْيَتَـٰمَىٰ
وَٱلْمَسَـٰكِينِ
وَٱبْنِ
ٱلسَّبِيلِ
إِن
كُنتُمْ
ءَامَنتُم
بِٱللَّهِ
وَمَآ
أَنزَلْنَا
عَلَىٰ
عَبْدِنَا
يَوْمَ
ٱلْفُرْقَانِ
يَوْمَ
ٱلْتَقَى
ٱلْجَمْعَانِ ۗ
وَٱللَّهُ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
قَدِيرٌ
Eğer Allah'a, Hakk ile Batıl'ın birbirinden ayrıldığı gün; iki ordunun karşı karşıya geldiği günde, kulumuza indirdiğimize iman ediyorsanız, bilin ki: Ganimet olarak ele geçirdiklerinizin beşte biri Allah'ın ve Resulü'nün, yakınların[1], yetimlerin, düşkünlerin, yol oğlunundur.[2] Allah, Her Şeye Güç Yetirendir.
Detay ve Kelime Analizi
42
إِذْ
أَنتُم
بِٱلْعُدْوَةِ
ٱلدُّنْيَا
وَهُم
بِٱلْعُدْوَةِ
ٱلْقُصْوَىٰ
وَٱلرَّكْبُ
أَسْفَلَ
مِنكُمْ ۚ
وَلَوْ
تَوَاعَدتُّمْ
لَٱخْتَلَفْتُمْ
فِى
ٱلْمِيعَـٰدِ ۙ
وَلَـٰكِن
لِّيَقْضِىَ
ٱللَّهُ
أَمْرًۭا
كَانَ
مَفْعُولًۭا
لِّيَهْلِكَ
مَنْ
هَلَكَ
عَنۢ
بَيِّنَةٍۢ
وَيَحْيَىٰ
مَنْ
حَىَّ
عَنۢ
بَيِّنَةٍۢ ۗ
وَإِنَّ
ٱللَّهَ
لَسَمِيعٌ
عَلِيمٌ
Sizin vadinin bir ucunda, onların da öteki ucunda ve kervanın da sizden aşağıda olduğu o gün, eğer bilinen bir yerde buluşmak hususunda sözleşmiş olsaydınız dahi, anlaşmazlığa düşerdiniz. Ama Allah, gerçekleştirilmesi gereken bir işi yaptı; yok olan, apaçık bir kanıtla yok olsun, yaşayan da apaçık bir kanıtla yaşasın diye. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Detay ve Kelime Analizi
43
إِذْ
يُرِيكَهُمُ
ٱللَّهُ
فِى
مَنَامِكَ
قَلِيلًۭا ۖ
وَلَوْ
أَرَىٰكَهُمْ
كَثِيرًۭا
لَّفَشِلْتُمْ
وَلَتَنَـٰزَعْتُمْ
فِى
ٱلْأَمْرِ
وَلَـٰكِنَّ
ٱللَّهَ
سَلَّمَ ۗ
إِنَّهُۥ
عَلِيمٌۢ
بِذَاتِ
ٱلصُّدُورِ
Hani Allah, onları sana uykunda az göstermişti. Eğer O, onları sana çok gösterseydi, tedirgin olup ne yapacağınız hususunda anlaşmazlığa düşerdiniz. Fakat Allah, sizi bu tehlikeden korudu. Zira O, göğüslerde olanları en iyi bilendir.
Detay ve Kelime Analizi
44
وَإِذْ
يُرِيكُمُوهُمْ
إِذِ
ٱلْتَقَيْتُمْ
فِىٓ
أَعْيُنِكُمْ
قَلِيلًۭا
وَيُقَلِّلُكُمْ
فِىٓ
أَعْيُنِهِمْ
لِيَقْضِىَ
ٱللَّهُ
أَمْرًۭا
كَانَ
مَفْعُولًۭا ۗ
وَإِلَى
ٱللَّهِ
تُرْجَعُ
ٱلْأُمُورُ
Karşı karşıya geldiğinizde, Allah onları sizin gözünüzde, sizi de onların gözünde sayıca azmış gibi gösteriyordu ki takdir edilen işi yerine getirsin. Bütün işler yalnızca Allah'a döndürülür.
Detay ve Kelime Analizi
45
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
إِذَا
لَقِيتُمْ
فِئَةًۭ
فَٱثْبُتُوا۟
وَٱذْكُرُوا۟
ٱللَّهَ
كَثِيرًۭا
لَّعَلَّكُمْ
تُفْلِحُونَ
Ey İman Edenler! Bir toplulukla karşılaştığınız zaman, kararlı ve dirençli olun ve Allah'ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.
Detay ve Kelime Analizi
46
وَأَطِيعُوا۟
ٱللَّهَ
وَرَسُولَهُۥ
وَلَا
تَنَـٰزَعُوا۟
فَتَفْشَلُوا۟
وَتَذْهَبَ
رِيحُكُمْ ۖ
وَٱصْبِرُوٓا۟ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
مَعَ
ٱلصَّـٰبِرِينَ
Allah'a ve Resul'üne itaat edin.[1] Birbirinizle çekişmeyin. Sonra zaafa düşüp zayıflarsınız. Sabredin. Kuşkusuz Allah, sabredenlerle beraberdir.
Detay ve Kelime Analizi
47
وَلَا
تَكُونُوا۟
كَٱلَّذِينَ
خَرَجُوا۟
مِن
دِيَـٰرِهِم
بَطَرًۭا
وَرِئَآءَ
ٱلنَّاسِ
وَيَصُدُّونَ
عَن
سَبِيلِ
ٱللَّهِ ۚ
وَٱللَّهُ
بِمَا
يَعْمَلُونَ
مُحِيطٌۭ
Çalım satarak, insanlara gösteriş yaparak ve Allah'ın yolundan alıkoyarak yurtlarından çıkanlar gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.
Detay ve Kelime Analizi
48
وَإِذْ
زَيَّنَ
لَهُمُ
ٱلشَّيْطَـٰنُ
أَعْمَـٰلَهُمْ
وَقَالَ
لَا
غَالِبَ
لَكُمُ
ٱلْيَوْمَ
مِنَ
ٱلنَّاسِ
وَإِنِّى
جَارٌۭ
لَّكُمْ ۖ
فَلَمَّا
تَرَآءَتِ
ٱلْفِئَتَانِ
نَكَصَ
عَلَىٰ
عَقِبَيْهِ
وَقَالَ
إِنِّى
بَرِىٓءٌۭ
مِّنكُمْ
إِنِّىٓ
أَرَىٰ
مَا
لَا
تَرَوْنَ
إِنِّىٓ
أَخَافُ
ٱللَّهَ ۚ
وَٱللَّهُ
شَدِيدُ
ٱلْعِقَابِ
Hani, şeytan[1] onlara yaptıkları işi süslü gösterip: "Bugün, sizi hiçbir insan topluluğu yenemez, ben de muhakkak sizin yardımcınızım." dedi. Fakat iki ordu karşılaşınca geri döndü ve "Ben sizden uzağım, ben sizin görmediğinizi görmekteyim, ben Allah'tan korkarım. Zira Allah'ın azabı çok çetindir." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
49
إِذْ
يَقُولُ
ٱلْمُنَـٰفِقُونَ
وَٱلَّذِينَ
فِى
قُلُوبِهِم
مَّرَضٌ
غَرَّ
هَـٰٓؤُلَآءِ
دِينُهُمْ ۗ
وَمَن
يَتَوَكَّلْ
عَلَى
ٱللَّهِ
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
عَزِيزٌ
حَكِيمٌۭ
Münafıklar, o kalplerinde hastalık bulunanlar: "Bunları, dinleri aldatmış." diyorlardı. Oysa kim Allah'a tevekkül[1] ederse Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Detay ve Kelime Analizi
50
وَلَوْ
تَرَىٰٓ
إِذْ
يَتَوَفَّى
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟ ۙ
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
يَضْرِبُونَ
وُجُوهَهُمْ
وَأَدْبَـٰرَهُمْ
وَذُوقُوا۟
عَذَابَ
ٱلْحَرِيقِ
Şayet görüp tanıklık etseydin[1] eğer! Melekler, Kafirlerin canlarını alırken, yüzlerine ve sırtlarına vuruyorlar[2] ve "Kavurucu azabı tadın." diyorlar.
Detay ve Kelime Analizi
51
ذَٰلِكَ
بِمَا
قَدَّمَتْ
أَيْدِيكُمْ
وَأَنَّ
ٱللَّهَ
لَيْسَ
بِظَلَّـٰمٍۢ
لِّلْعَبِيدِ
İşte bu, kendi ellerinizle yaptıklarınızın karşılığıdır, yoksa Allah kullarına asla haksızlık etmez.
Detay ve Kelime Analizi
52
كَدَأْبِ
ءَالِ
فِرْعَوْنَ ۙ
وَٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِهِمْ ۚ
كَفَرُوا۟
بِـَٔايَـٰتِ
ٱللَّهِ
فَأَخَذَهُمُ
ٱللَّهُ
بِذُنُوبِهِمْ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
قَوِىٌّۭ
شَدِيدُ
ٱلْعِقَابِ
Tıpkı Firavuncuların ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Allah'ın ayetlerini yalanlamışlardı. Allah da onları, suçları yüzünden yakalamıştı. Allah, Mutlak Güç Sahibi'dir, Cezalandırması Çok Şiddetli Olan'dır.
Detay ve Kelime Analizi
53
ذَٰلِكَ
بِأَنَّ
ٱللَّهَ
لَمْ
يَكُ
مُغَيِّرًۭا
نِّعْمَةً
أَنْعَمَهَا
عَلَىٰ
قَوْمٍ
حَتَّىٰ
يُغَيِّرُوا۟
مَا
بِأَنفُسِهِمْ ۙ
وَأَنَّ
ٱللَّهَ
سَمِيعٌ
عَلِيمٌۭ
Çünkü bir halk kendisini değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği nimeti[1] değiştirecek değildir. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Detay ve Kelime Analizi
54
كَدَأْبِ
ءَالِ
فِرْعَوْنَ ۙ
وَٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِهِمْ ۚ
كَذَّبُوا۟
بِـَٔايَـٰتِ
رَبِّهِمْ
فَأَهْلَكْنَـٰهُم
بِذُنُوبِهِمْ
وَأَغْرَقْنَآ
ءَالَ
فِرْعَوْنَ ۚ
وَكُلٌّۭ
كَانُوا۟
ظَـٰلِمِينَ
Tıpkı Firavuncuların ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Rabb'lerinin ayetlerini yalanlamışlardı da Biz de suçlarından dolayı onları mahvetmiş ve Firavuncuları suda boğmuştuk. Hepsi de zalim kimselerdi.
Detay ve Kelime Analizi
55
إِنَّ
شَرَّ
ٱلدَّوَآبِّ
عِندَ
ٱللَّهِ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
فَهُمْ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Allah katında canlıların en şerlisi,[1] Kafirlerdir.[2] Artık onlar inanmazlar;
Detay ve Kelime Analizi
56
ٱلَّذِينَ
عَـٰهَدتَّ
مِنْهُمْ
ثُمَّ
يَنقُضُونَ
عَهْدَهُمْ
فِى
كُلِّ
مَرَّةٍۢ
وَهُمْ
لَا
يَتَّقُونَ
Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın halde, her defasında hiç çekinmeden antlaşmalarını bozan kimselerdir.
Detay ve Kelime Analizi
57
فَإِمَّا
تَثْقَفَنَّهُمْ
فِى
ٱلْحَرْبِ
فَشَرِّدْ
بِهِم
مَّنْ
خَلْفَهُمْ
لَعَلَّهُمْ
يَذَّكَّرُونَ
Eğer savaşta onları yakalarsan, geride kalanlara ders olacak şekilde onları darmadağın et. Belki akıllarını başlarına alırlar.
Detay ve Kelime Analizi
58
وَإِمَّا
تَخَافَنَّ
مِن
قَوْمٍ
خِيَانَةًۭ
فَٱنۢبِذْ
إِلَيْهِمْ
عَلَىٰ
سَوَآءٍ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يُحِبُّ
ٱلْخَآئِنِينَ
Eğer bir halkın ihanetinden endişe edersen, onlarla aynı şekilde[1] anlaşmayı boz. Kuşkusuz Allah, hainlik yapanları sevmez.
Detay ve Kelime Analizi
59
وَلَا
يَحْسَبَنَّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
سَبَقُوٓا۟ ۚ
إِنَّهُمْ
لَا
يُعْجِزُونَ
Kafirler kendilerinden vazgeçildiğini sanmasınlar. Onlar, Bizi aciz bırakamazlar.
Detay ve Kelime Analizi
60
وَأَعِدُّوا۟
لَهُم
مَّا
ٱسْتَطَعْتُم
مِّن
قُوَّةٍۢ
وَمِن
رِّبَاطِ
ٱلْخَيْلِ
تُرْهِبُونَ
بِهِۦ
عَدُوَّ
ٱللَّهِ
وَعَدُوَّكُمْ
وَءَاخَرِينَ
مِن
دُونِهِمْ
لَا
تَعْلَمُونَهُمُ
ٱللَّهُ
يَعْلَمُهُمْ ۚ
وَمَا
تُنفِقُوا۟
مِن
شَىْءٍۢ
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
يُوَفَّ
إِلَيْكُمْ
وَأَنتُمْ
لَا
تُظْلَمُونَ
Siz de onlara karşı gücünüzün yettiği kadar güç ve savaş atları[1] hazırlayın ki, bununla Allah'ın ve sizin düşmanınızı ve onların dışındaki sizin bilmeyip, Allah'ın bildiği düşmanları korkutasınız. Allah yolunda her ne harcarsanız, size tam olarak ödenir. Ve hiçbir haksızlığa uğratılmazsınız.
Detay ve Kelime Analizi