سورة الأحزاب
33. Ahzâb suresi
73 Ayet
21
لَّقَدْ
كَانَ
لَكُمْ
فِى
رَسُولِ
ٱللَّهِ
أُسْوَةٌ
حَسَنَةٌۭ
لِّمَن
كَانَ
يَرْجُوا۟
ٱللَّهَ
وَٱلْيَوْمَ
ٱلْـَٔاخِرَ
وَذَكَرَ
ٱللَّهَ
كَثِيرًۭا
Ant olsun ki, sizden Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman ve Allah'ı çokça zikredenler[1] için, Allah'ın Resul'ünde iyi bir örnek vardır.
Detay ve Kelime Analizi
22
وَلَمَّا
رَءَا
ٱلْمُؤْمِنُونَ
ٱلْأَحْزَابَ
قَالُوا۟
هَـٰذَا
مَا
وَعَدَنَا
ٱللَّهُ
وَرَسُولُهُۥ
وَصَدَقَ
ٱللَّهُ
وَرَسُولُهُۥ ۚ
وَمَا
زَادَهُمْ
إِلَّآ
إِيمَـٰنًۭا
وَتَسْلِيمًۭا
Mü'minler, düşman birliklerini gördükleri zaman: "İşte bu, Allah'ın ve Resul'ünün bize söz verdiği şeydir. Allah ve O'nun Resul'ü doğru söyledi." Bu, onların yalnızca iman ve teslimiyetlerini arttırdı.
Detay ve Kelime Analizi
23
مِّنَ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
رِجَالٌۭ
صَدَقُوا۟
مَا
عَـٰهَدُوا۟
ٱللَّهَ
عَلَيْهِ ۖ
فَمِنْهُم
مَّن
قَضَىٰ
نَحْبَهُۥ
وَمِنْهُم
مَّن
يَنتَظِرُ ۖ
وَمَا
بَدَّلُوا۟
تَبْدِيلًۭا
Mü'minlerden öyle erler[1] var ki; Allah'a, üzerine söz verdikleri şeylere bağlılık gösterdiler. Böylece onlardan bir kısmı verdiği sözü yerine getirdi, bir kısmı da beklemektedir.[2] Verdikleri sözden asla dönmediler.
Detay ve Kelime Analizi
24
لِّيَجْزِىَ
ٱللَّهُ
ٱلصَّـٰدِقِينَ
بِصِدْقِهِمْ
وَيُعَذِّبَ
ٱلْمُنَـٰفِقِينَ
إِن
شَآءَ
أَوْ
يَتُوبَ
عَلَيْهِمْ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
كَانَ
غَفُورًۭا
رَّحِيمًۭا
Allah, doğru kimseleri, doğruluklarından dolayı ödüllendirecek, Münafıkları, dilerse cezalandıracak veya tevbelerini kabul edecektir. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Detay ve Kelime Analizi
25
وَرَدَّ
ٱللَّهُ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
بِغَيْظِهِمْ
لَمْ
يَنَالُوا۟
خَيْرًۭا ۚ
وَكَفَى
ٱللَّهُ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
ٱلْقِتَالَ ۚ
وَكَانَ
ٱللَّهُ
قَوِيًّا
عَزِيزًۭا
Kafirleri bir yarar elde etmeden kinleriyle geri çevirdi. Ve Allah, Mü'minlere savaşta yeterli geldi. Allah, Mutlak Güç Sahibi'dir, Mutlak Üstün Olan'dır.
Detay ve Kelime Analizi
26
وَأَنزَلَ
ٱلَّذِينَ
ظَـٰهَرُوهُم
مِّنْ
أَهْلِ
ٱلْكِتَـٰبِ
مِن
صَيَاصِيهِمْ
وَقَذَفَ
فِى
قُلُوبِهِمُ
ٱلرُّعْبَ
فَرِيقًۭا
تَقْتُلُونَ
وَتَأْسِرُونَ
فَرِيقًۭا
Allah, Kitap Ehli'nden düşmanlara yardım edenleri kalelerinden indirdi. Ve yüreklerine korku saldı. Bir kısmını öldürüyor, bir kısmını esir alıyordunuz.
Detay ve Kelime Analizi
27
وَأَوْرَثَكُمْ
أَرْضَهُمْ
وَدِيَـٰرَهُمْ
وَأَمْوَٰلَهُمْ
وَأَرْضًۭا
لَّمْ
تَطَـُٔوهَا ۚ
وَكَانَ
ٱللَّهُ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
قَدِيرًۭا
Sizi, onların yerlerine, yurtlarına, mallarına ve hiç ayak basmadığınız yerlere mirasçı yaptı. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir.[1]
Detay ve Kelime Analizi
28
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلنَّبِىُّ
قُل
لِّأَزْوَٰجِكَ
إِن
كُنتُنَّ
تُرِدْنَ
ٱلْحَيَوٰةَ
ٱلدُّنْيَا
وَزِينَتَهَا
فَتَعَالَيْنَ
أُمَتِّعْكُنَّ
وَأُسَرِّحْكُنَّ
سَرَاحًۭا
جَمِيلًۭا
Ey Nebi! Eşlerine de ki: "Eğer dünya hayatını ve onun ziynetini istiyorsanız, gelin sizi yararlandırayım.[1] Ve sizi güzellikle boşayayım."
Detay ve Kelime Analizi
29
وَإِن
كُنتُنَّ
تُرِدْنَ
ٱللَّهَ
وَرَسُولَهُۥ
وَٱلدَّارَ
ٱلْـَٔاخِرَةَ
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
أَعَدَّ
لِلْمُحْسِنَـٰتِ
مِنكُنَّ
أَجْرًا
عَظِيمًۭا
"Eğer Allah ve Resul'ünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, kuşkusuz Allah, sizden muhsin[1] olan kadınlar için büyük bir ecir[2] hazırlamıştır."
Detay ve Kelime Analizi
30
يَـٰنِسَآءَ
ٱلنَّبِىِّ
مَن
يَأْتِ
مِنكُنَّ
بِفَـٰحِشَةٍۢ
مُّبَيِّنَةٍۢ
يُضَـٰعَفْ
لَهَا
ٱلْعَذَابُ
ضِعْفَيْنِ ۚ
وَكَانَ
ذَٰلِكَ
عَلَى
ٱللَّهِ
يَسِيرًۭا
Ey Nebi'nin hanımları! Sizden kim açık bir fuhuş[1] yaparsa, onun azabı iki kat arttırılır. Ve bu Allah'a göre pek kolaydır.
Detay ve Kelime Analizi
31
وَمَن
يَقْنُتْ
مِنكُنَّ
لِلَّهِ
وَرَسُولِهِۦ
وَتَعْمَلْ
صَـٰلِحًۭا
نُّؤْتِهَآ
أَجْرَهَا
مَرَّتَيْنِ
وَأَعْتَدْنَا
لَهَا
رِزْقًۭا
كَرِيمًۭا
Ve sizden kim Allah ve Resul'üne[1] içtenlikle uyar ve salih[2] olanı yaparsa ona da iki kat ödül veririz. Ayrıca ona cömertçe bir rızık hazırlamışızdır.
Detay ve Kelime Analizi
32
يَـٰنِسَآءَ
ٱلنَّبِىِّ
لَسْتُنَّ
كَأَحَدٍۢ
مِّنَ
ٱلنِّسَآءِ ۚ
إِنِ
ٱتَّقَيْتُنَّ
فَلَا
تَخْضَعْنَ
بِٱلْقَوْلِ
فَيَطْمَعَ
ٱلَّذِى
فِى
قَلْبِهِۦ
مَرَضٌۭ
وَقُلْنَ
قَوْلًۭا
مَّعْرُوفًۭا
Ey Nebi'nin hanımları! Siz diğer kadınlardan biri değilsiniz. Eğer takvalıysanız, yabancı erkeklerle edalı bir üslupla konuşmayın. Zira kalbinde kötülük olan bir kimse buna yanlış anlam yükleyebilir. Sözün maruf[1] olanını söyleyin.
Detay ve Kelime Analizi
33
وَقَرْنَ
فِى
بُيُوتِكُنَّ
وَلَا
تَبَرَّجْنَ
تَبَرُّجَ
ٱلْجَـٰهِلِيَّةِ
ٱلْأُولَىٰ ۖ
وَأَقِمْنَ
ٱلصَّلَوٰةَ
وَءَاتِينَ
ٱلزَّكَوٰةَ
وَأَطِعْنَ
ٱللَّهَ
وَرَسُولَهُۥٓ ۚ
إِنَّمَا
يُرِيدُ
ٱللَّهُ
لِيُذْهِبَ
عَنكُمُ
ٱلرِّجْسَ
أَهْلَ
ٱلْبَيْتِ
وَيُطَهِّرَكُمْ
تَطْهِيرًۭا
Evlerinizde vakarlı olun.[1] Cahiliye dönemindeki gösteriş gibi gösteriş yapmayın. Salatı[2] ikame edin, zekatı[2] yapın. Allah'a ve Resul'üne itaat edin.[3] Ey Nebi'nin ailesi! Allah sizden her türlü kirliliği giderip sizi tertemiz kılmak istiyor.
Detay ve Kelime Analizi
34
وَٱذْكُرْنَ
مَا
يُتْلَىٰ
فِى
بُيُوتِكُنَّ
مِنْ
ءَايَـٰتِ
ٱللَّهِ
وَٱلْحِكْمَةِ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
كَانَ
لَطِيفًا
خَبِيرًا
Evlerinizde okunmakta olan Allah'ın ayetlerini ve hikmetini[1] aklınızdan çıkarmayın. Kuşkusuz Allah, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
Detay ve Kelime Analizi
35
إِنَّ
ٱلْمُسْلِمِينَ
وَٱلْمُسْلِمَـٰتِ
وَٱلْمُؤْمِنِينَ
وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ
وَٱلْقَـٰنِتِينَ
وَٱلْقَـٰنِتَـٰتِ
وَٱلصَّـٰدِقِينَ
وَٱلصَّـٰدِقَـٰتِ
وَٱلصَّـٰبِرِينَ
وَٱلصَّـٰبِرَٰتِ
وَٱلْخَـٰشِعِينَ
وَٱلْخَـٰشِعَـٰتِ
وَٱلْمُتَصَدِّقِينَ
وَٱلْمُتَصَدِّقَـٰتِ
وَٱلصَّـٰٓئِمِينَ
وَٱلصَّـٰٓئِمَـٰتِ
وَٱلْحَـٰفِظِينَ
فُرُوجَهُمْ
وَٱلْحَـٰفِظَـٰتِ
وَٱلذَّٰكِرِينَ
ٱللَّهَ
كَثِيرًۭا
وَٱلذَّٰكِرَٰتِ
أَعَدَّ
ٱللَّهُ
لَهُم
مَّغْفِرَةًۭ
وَأَجْرًا
عَظِيمًۭا
Müslim erkekler ve Müslim kadınlar, Mü'min erkekler ve Mü'min kadınlar, adanmış erkekler ve adanmış kadınlar,[1] sadık erkekler ve sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, huşulu[2] erkekler ve huşulu kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, saim olan[3] erkekler ve saim olan[3] kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar ve Allah'ı çok zikreden erkekler ve Allah'ı çok zikreden kadınlar;[4] Allah, onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül hazırlamıştır.
Detay ve Kelime Analizi
36
وَمَا
كَانَ
لِمُؤْمِنٍۢ
وَلَا
مُؤْمِنَةٍ
إِذَا
قَضَى
ٱللَّهُ
وَرَسُولُهُۥٓ
أَمْرًا
أَن
يَكُونَ
لَهُمُ
ٱلْخِيَرَةُ
مِنْ
أَمْرِهِمْ ۗ
وَمَن
يَعْصِ
ٱللَّهَ
وَرَسُولَهُۥ
فَقَدْ
ضَلَّ
ضَلَـٰلًۭا
مُّبِينًۭا
Allah ve Resul'ü bir konuda karar verdiği zaman,[1] hiçbir İman Eden erkek ve İman Eden kadın için, o konuda tercih hakkı yoktur. Kim Allah ve Resul'üne asilik ederse o, açık bir sapkınlıkla sapmış olur.
Detay ve Kelime Analizi
37
وَإِذْ
تَقُولُ
لِلَّذِىٓ
أَنْعَمَ
ٱللَّهُ
عَلَيْهِ
وَأَنْعَمْتَ
عَلَيْهِ
أَمْسِكْ
عَلَيْكَ
زَوْجَكَ
وَٱتَّقِ
ٱللَّهَ
وَتُخْفِى
فِى
نَفْسِكَ
مَا
ٱللَّهُ
مُبْدِيهِ
وَتَخْشَى
ٱلنَّاسَ
وَٱللَّهُ
أَحَقُّ
أَن
تَخْشَىٰهُ ۖ
فَلَمَّا
قَضَىٰ
زَيْدٌۭ
مِّنْهَا
وَطَرًۭا
زَوَّجْنَـٰكَهَا
لِكَىْ
لَا
يَكُونَ
عَلَى
ٱلْمُؤْمِنِينَ
حَرَجٌۭ
فِىٓ
أَزْوَٰجِ
أَدْعِيَآئِهِمْ
إِذَا
قَضَوْا۟
مِنْهُنَّ
وَطَرًۭا ۚ
وَكَانَ
أَمْرُ
ٱللَّهِ
مَفْعُولًۭا
Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de nimet verdiğin kimseye diyordun ki: "Eşini yanında tut. Allah'a karşı takvalı ol.[1] Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizliyorsun. İnsanlara huşu[2] duyuyorsun; oysaki huşu duyman gereken Allah'tır.[3]" Sonra Zeyd ondan tamamıyla ayrılınca, Biz onu sana eş yaptık ki böylece himaye edilenlerin[4] boşadıkları kadınlarla evlenmelerinde İman Edenlerin üzerinde bir güçlük olmasın. İşte Allah'ın emri böylece yerine gelmiş oldu.
Detay ve Kelime Analizi
38
مَّا
كَانَ
عَلَى
ٱلنَّبِىِّ
مِنْ
حَرَجٍۢ
فِيمَا
فَرَضَ
ٱللَّهُ
لَهُۥ ۖ
سُنَّةَ
ٱللَّهِ
فِى
ٱلَّذِينَ
خَلَوْا۟
مِن
قَبْلُ ۚ
وَكَانَ
أَمْرُ
ٱللَّهِ
قَدَرًۭا
مَّقْدُورًا
Nebi, Allah'ın farz kılması gereği olarak bir şeyi yapmasından dolayı suçlanamaz. Bu, daha önceki toplumlarda da geçerli olan Allah'ın yasasıdır. Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir.[1]
Detay ve Kelime Analizi
39
ٱلَّذِينَ
يُبَلِّغُونَ
رِسَـٰلَـٰتِ
ٱللَّهِ
وَيَخْشَوْنَهُۥ
وَلَا
يَخْشَوْنَ
أَحَدًا
إِلَّا
ٱللَّهَ ۗ
وَكَفَىٰ
بِٱللَّهِ
حَسِيبًۭا
Onlar, Allah'ın mesajını iletirler ve O'na huşu[1] duyarlar ve Allah'tan başka hiç kimseye huşu duymazlar. Allah, hesap görücü olarak yeter.[2]
Detay ve Kelime Analizi
40
مَّا
كَانَ
مُحَمَّدٌ
أَبَآ
أَحَدٍۢ
مِّن
رِّجَالِكُمْ
وَلَـٰكِن
رَّسُولَ
ٱللَّهِ
وَخَاتَمَ
ٱلنَّبِيِّـۧنَ ۗ
وَكَانَ
ٱللَّهُ
بِكُلِّ
شَىْءٍ
عَلِيمًۭا
Muhammed içinizden hiç birinizin babası değildir; fakat Allah'ın Resul'ü ve Nebilerin sonuncusudur. Allah, her şeyi en iyi bilendir.
Detay ve Kelime Analizi