سورة سبإ
34. Sebe' suresi
54 Ayet
21
وَمَا
كَانَ
لَهُۥ
عَلَيْهِم
مِّن
سُلْطَـٰنٍ
إِلَّا
لِنَعْلَمَ
مَن
يُؤْمِنُ
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
مِمَّنْ
هُوَ
مِنْهَا
فِى
شَكٍّۢ ۗ
وَرَبُّكَ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍ
حَفِيظٌۭ
Aslında İblisin onlar üzerinde bir sultanlığı[1] yoktu. Fakat Biz, ahirete iman edenle ondan kuşku duyanı ayırt edeceğiz. Senin Rabb'in Her Şeyi Gözetip Koruyan'dır.
Detay ve Kelime Analizi
22
قُلِ
ٱدْعُوا۟
ٱلَّذِينَ
زَعَمْتُم
مِّن
دُونِ
ٱللَّهِ ۖ
لَا
يَمْلِكُونَ
مِثْقَالَ
ذَرَّةٍۢ
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَلَا
فِى
ٱلْأَرْضِ
وَمَا
لَهُمْ
فِيهِمَا
مِن
شِرْكٍۢ
وَمَا
لَهُۥ
مِنْهُم
مِّن
ظَهِيرٍۢ
De ki: "Allah'ın yanı sıra değer verdiklerinize yakarın! Onlar, göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değildirler. Onların, göklerin ve yerin yaratılmalarında bir payları yoktur. Ve Allah'ın, onların yardımına ihtiyacı da yoktur.
Detay ve Kelime Analizi
23
وَلَا
تَنفَعُ
ٱلشَّفَـٰعَةُ
عِندَهُۥٓ
إِلَّا
لِمَنْ
أَذِنَ
لَهُۥ ۚ
حَتَّىٰٓ
إِذَا
فُزِّعَ
عَن
قُلُوبِهِمْ
قَالُوا۟
مَاذَا
قَالَ
رَبُّكُمْ ۖ
قَالُوا۟
ٱلْحَقَّ ۖ
وَهُوَ
ٱلْعَلِىُّ
ٱلْكَبِيرُ
O'nun yanında şefaat, yalnızca izin verdiği kimseye fayda verir.[1] Kalplerindeki korku giderilince: "Rabb'imiz ne buyurdu?" derler. "Gerçeği." derler. Ve O, Çok Yüce'dir, Çok Büyük'tür.
Detay ve Kelime Analizi
24
قُلْ
مَن
يَرْزُقُكُم
مِّنَ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ ۖ
قُلِ
ٱللَّهُ ۖ
وَإِنَّآ
أَوْ
إِيَّاكُمْ
لَعَلَىٰ
هُدًى
أَوْ
فِى
ضَلَـٰلٍۢ
مُّبِينٍۢ
De ki: "Göklerden ve yerden sizi rızıklandıran kimdir?" De ki: "Allah! Ya siz ya da biz doğru yoldayız veya ya biz ya da siz açıkça bir sapkınlık içindeyiz."
Detay ve Kelime Analizi
25
قُل
لَّا
تُسْـَٔلُونَ
عَمَّآ
أَجْرَمْنَا
وَلَا
نُسْـَٔلُ
عَمَّا
تَعْمَلُونَ
De ki: "Bizim yaptığımız cürümden siz sorumlu tutulmazsınız. Ve biz de sizin yaptıklarınızdan sorumlu tutulmayız."
Detay ve Kelime Analizi
26
قُلْ
يَجْمَعُ
بَيْنَنَا
رَبُّنَا
ثُمَّ
يَفْتَحُ
بَيْنَنَا
بِٱلْحَقِّ
وَهُوَ
ٱلْفَتَّاحُ
ٱلْعَلِيمُ
De ki: "Rabb'imiz hepimizi bir araya toplayacak sonra da aramızda adaletle yargıda bulunacaktır. O; Mutlak Adil Olan Yargıç'tır, Her Şeyi Bilen'dir."
Detay ve Kelime Analizi
27
قُلْ
أَرُونِىَ
ٱلَّذِينَ
أَلْحَقْتُم
بِهِۦ
شُرَكَآءَ ۖ
كَلَّا ۚ
بَلْ
هُوَ
ٱللَّهُ
ٱلْعَزِيزُ
ٱلْحَكِيمُ
De ki: "O'na ortak kabul ettiklerinizi bana gösterin! Asla böyle bir şey olamaz. O, Allah ki; Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir."
Detay ve Kelime Analizi
28
وَمَآ
أَرْسَلْنَـٰكَ
إِلَّا
كَآفَّةًۭ
لِّلنَّاسِ
بَشِيرًۭا
وَنَذِيرًۭا
وَلَـٰكِنَّ
أَكْثَرَ
ٱلنَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَ
Biz, seni bütün insanlığa yalnızca haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ne var ki insanların çoğu bu gerçeği anlamıyorlar.
Detay ve Kelime Analizi
29
وَيَقُولُونَ
مَتَىٰ
هَـٰذَا
ٱلْوَعْدُ
إِن
كُنتُمْ
صَـٰدِقِينَ
"Eğer doğru söylüyorsanız, bizi tehdit ettiğiniz uyarı ne zaman?" diyorlar.
Detay ve Kelime Analizi
30
قُل
لَّكُم
مِّيعَادُ
يَوْمٍۢ
لَّا
تَسْتَـْٔخِرُونَ
عَنْهُ
سَاعَةًۭ
وَلَا
تَسْتَقْدِمُونَ
De ki: "Size yapılan uyarının bir zamanı vardır. Ondan, bir saat bile geri de kalmazsınız ileri de geçemezsiniz."
Detay ve Kelime Analizi
31
وَقَالَ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
لَن
نُّؤْمِنَ
بِهَـٰذَا
ٱلْقُرْءَانِ
وَلَا
بِٱلَّذِى
بَيْنَ
يَدَيْهِ ۗ
وَلَوْ
تَرَىٰٓ
إِذِ
ٱلظَّـٰلِمُونَ
مَوْقُوفُونَ
عِندَ
رَبِّهِمْ
يَرْجِعُ
بَعْضُهُمْ
إِلَىٰ
بَعْضٍ
ٱلْقَوْلَ
يَقُولُ
ٱلَّذِينَ
ٱسْتُضْعِفُوا۟
لِلَّذِينَ
ٱسْتَكْبَرُوا۟
لَوْلَآ
أَنتُمْ
لَكُنَّا
مُؤْمِنِينَ
Kafirler, "Biz ne bu Kur'an'a ne de ondan önce gelene asla inanmayacağız." dediler. Sen bu zalimleri, Rabb'leri huzuruna çıkarıldıklarında nasıl birbirlerine sataştıklarını bir görsen! Güçsüzler, büyüklük taslayan kimselere, "Eğer siz olmasaydınız, biz kesinlikle inananlardan olurduk." derler.
Detay ve Kelime Analizi
32
قَالَ
ٱلَّذِينَ
ٱسْتَكْبَرُوا۟
لِلَّذِينَ
ٱسْتُضْعِفُوٓا۟
أَنَحْنُ
صَدَدْنَـٰكُمْ
عَنِ
ٱلْهُدَىٰ
بَعْدَ
إِذْ
جَآءَكُم ۖ
بَلْ
كُنتُم
مُّجْرِمِينَ
Büyüklük taslayanlar, mus'tezaflara[1]: "Size doğru yol gösterildiğinde, sizi o yoldan biz mi alıkoyduk? Hayır! Siz zaten suçlu kimselerdiniz.[2]" dediler.
Detay ve Kelime Analizi
33
وَقَالَ
ٱلَّذِينَ
ٱسْتُضْعِفُوا۟
لِلَّذِينَ
ٱسْتَكْبَرُوا۟
بَلْ
مَكْرُ
ٱلَّيْلِ
وَٱلنَّهَارِ
إِذْ
تَأْمُرُونَنَآ
أَن
نَّكْفُرَ
بِٱللَّهِ
وَنَجْعَلَ
لَهُۥٓ
أَندَادًۭا ۚ
وَأَسَرُّوا۟
ٱلنَّدَامَةَ
لَمَّا
رَأَوُا۟
ٱلْعَذَابَ
وَجَعَلْنَا
ٱلْأَغْلَـٰلَ
فِىٓ
أَعْنَاقِ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟ ۚ
هَلْ
يُجْزَوْنَ
إِلَّا
مَا
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
Mus'tezaflar, büyüklük taslayanlara: "Hayır! Gece gündüz[1] kurduğunuz tuzaklarla bize, Allah'ı yalanlamamızı, O'na birtakım eşler koşmamızı öneriyordunuz." dediler. Azabı gördükleri zaman, için için pişman olacaklar. Kafirlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar, yalnızca yapmış oldukları şeylerin karşılığını görecekler.
Detay ve Kelime Analizi
34
وَمَآ
أَرْسَلْنَا
فِى
قَرْيَةٍۢ
مِّن
نَّذِيرٍ
إِلَّا
قَالَ
مُتْرَفُوهَآ
إِنَّا
بِمَآ
أُرْسِلْتُم
بِهِۦ
كَـٰفِرُونَ
Biz, hangi beldeye bir uyarıcı gönderdiysek, oranın mutref[1] olanları: "Biz, sizin getirdiğiniz şeyleri küfrediyoruz." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
35
وَقَالُوا۟
نَحْنُ
أَكْثَرُ
أَمْوَٰلًۭا
وَأَوْلَـٰدًۭا
وَمَا
نَحْنُ
بِمُعَذَّبِينَ
"Biz, varlık ve evlat olarak çok daha fazlayız. Ve biz, azap görecek de değiliz." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
36
قُلْ
إِنَّ
رَبِّى
يَبْسُطُ
ٱلرِّزْقَ
لِمَن
يَشَآءُ
وَيَقْدِرُ
وَلَـٰكِنَّ
أَكْثَرَ
ٱلنَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَ
De ki: "Benim Rabb'im, dilediği kimseye rızkı genişletir ve takdir eder. Fakat insanların çoğu idrak etmezler."
Detay ve Kelime Analizi
37
وَمَآ
أَمْوَٰلُكُمْ
وَلَآ
أَوْلَـٰدُكُم
بِٱلَّتِى
تُقَرِّبُكُمْ
عِندَنَا
زُلْفَىٰٓ
إِلَّا
مَنْ
ءَامَنَ
وَعَمِلَ
صَـٰلِحًۭا
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
لَهُمْ
جَزَآءُ
ٱلضِّعْفِ
بِمَا
عَمِلُوا۟
وَهُمْ
فِى
ٱلْغُرُفَـٰتِ
ءَامِنُونَ
Sizi, Bize yaklaştıracak olan, mallarınız ve evlatlarınız değildir. İman edenler ve salihatı yapanlar,[1] işte onlara yaptıklarına karşılık kat kat ödül vardır. Ve onlar, yüksek makamlarda güven içindedirler.
Detay ve Kelime Analizi
38
وَٱلَّذِينَ
يَسْعَوْنَ
فِىٓ
ءَايَـٰتِنَا
مُعَـٰجِزِينَ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
فِى
ٱلْعَذَابِ
مُحْضَرُونَ
Ayetlerimizi etkisiz kılmak için uğraşanlar, işte onlar azapla karşı karşıya kalacak olanlardır.
Detay ve Kelime Analizi
39
قُلْ
إِنَّ
رَبِّى
يَبْسُطُ
ٱلرِّزْقَ
لِمَن
يَشَآءُ
مِنْ
عِبَادِهِۦ
وَيَقْدِرُ
لَهُۥ ۚ
وَمَآ
أَنفَقْتُم
مِّن
شَىْءٍۢ
فَهُوَ
يُخْلِفُهُۥ ۖ
وَهُوَ
خَيْرُ
ٱلرَّٰزِقِينَ
De ki: "Benim Rabb'im, kullarından dilediği kimse için rızkı genişletir ve takdir eder. Bir şey infak[1] ettiğiniz zaman; O, onun karşılığını verir. Ve O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Detay ve Kelime Analizi
40
وَيَوْمَ
يَحْشُرُهُمْ
جَمِيعًۭا
ثُمَّ
يَقُولُ
لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ
أَهَـٰٓؤُلَآءِ
إِيَّاكُمْ
كَانُوا۟
يَعْبُدُونَ
Ve O Gün O, onların hepsini bir araya toplayacak. Sonra meleklere: "Şunlar, size mi kulluk ediyorlardı?" diye soracak.
Detay ve Kelime Analizi