سورة التوبة
9. Tevbe suresi
129 Ayet
41
ٱنفِرُوا۟
خِفَافًۭا
وَثِقَالًۭا
وَجَـٰهِدُوا۟
بِأَمْوَٰلِكُمْ
وَأَنفُسِكُمْ
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ ۚ
ذَٰلِكُمْ
خَيْرٌۭ
لَّكُمْ
إِن
كُنتُمْ
تَعْلَمُونَ
Ağır ve hafif her türlü savaş araç gereçleriyle seferber olun. Mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad[1] edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
Detay ve Kelime Analizi
42
لَوْ
كَانَ
عَرَضًۭا
قَرِيبًۭا
وَسَفَرًۭا
قَاصِدًۭا
لَّٱتَّبَعُوكَ
وَلَـٰكِنۢ
بَعُدَتْ
عَلَيْهِمُ
ٱلشُّقَّةُ ۚ
وَسَيَحْلِفُونَ
بِٱللَّهِ
لَوِ
ٱسْتَطَعْنَا
لَخَرَجْنَا
مَعَكُمْ
يُهْلِكُونَ
أَنفُسَهُمْ
وَٱللَّهُ
يَعْلَمُ
إِنَّهُمْ
لَكَـٰذِبُونَ
Eğer kolay bir kazanç ve sıradan bir "sefer" olsaydı, arkandan gelirlerdi. Ancak bu zorlu yolculuk, onlara uzak geldi. "Eğer gücümüz yetseydi, biz de sizinle çıkardık." diye Allah'a yemin edecekler. Kendilerini yok olmaya sürüklüyorlar. Kuşkusuz Allah, onların yalancı olduklarını en iyi bilendir.
Detay ve Kelime Analizi
43
عَفَا
ٱللَّهُ
عَنكَ
لِمَ
أَذِنتَ
لَهُمْ
حَتَّىٰ
يَتَبَيَّنَ
لَكَ
ٱلَّذِينَ
صَدَقُوا۟
وَتَعْلَمَ
ٱلْكَـٰذِبِينَ
Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler belli olmadan, yalancılar bilinmeden, onlara niçin izin verdin?
Detay ve Kelime Analizi
44
لَا
يَسْتَـْٔذِنُكَ
ٱلَّذِينَ
يُؤْمِنُونَ
بِٱللَّهِ
وَٱلْيَوْمِ
ٱلْـَٔاخِرِ
أَن
يُجَـٰهِدُوا۟
بِأَمْوَٰلِهِمْ
وَأَنفُسِهِمْ ۗ
وَٱللَّهُ
عَلِيمٌۢ
بِٱلْمُتَّقِينَ
Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmemek için senden izin istemezler. Allah, muttakileri[1] en iyi bilendir.
Detay ve Kelime Analizi
45
إِنَّمَا
يَسْتَـْٔذِنُكَ
ٱلَّذِينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِٱللَّهِ
وَٱلْيَوْمِ
ٱلْـَٔاخِرِ
وَٱرْتَابَتْ
قُلُوبُهُمْ
فَهُمْ
فِى
رَيْبِهِمْ
يَتَرَدَّدُونَ
Doğrusu, senden, ancak Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyenler ve kalpleri kuşkuya düşüp, kuşku içinde bocalayanlar sefere çıkmamak için izin isterler.
Detay ve Kelime Analizi
46
وَلَوْ
أَرَادُوا۟
ٱلْخُرُوجَ
لَأَعَدُّوا۟
لَهُۥ
عُدَّةًۭ
وَلَـٰكِن
كَرِهَ
ٱللَّهُ
ٱنۢبِعَاثَهُمْ
فَثَبَّطَهُمْ
وَقِيلَ
ٱقْعُدُوا۟
مَعَ
ٱلْقَـٰعِدِينَ
Eğer çıkmak isteselerdi, elbette bunun için hazırlık yaparlardı. Ancak Allah, onların davranışlarını kötü gördü de kendilerini alıkoydu ve onlara: "Oturanlarla beraber siz de oturun." denildi.
Detay ve Kelime Analizi
47
لَوْ
خَرَجُوا۟
فِيكُم
مَّا
زَادُوكُمْ
إِلَّا
خَبَالًۭا
وَلَأَوْضَعُوا۟
خِلَـٰلَكُمْ
يَبْغُونَكُمُ
ٱلْفِتْنَةَ
وَفِيكُمْ
سَمَّـٰعُونَ
لَهُمْ ۗ
وَٱللَّهُ
عَلِيمٌۢ
بِٱلظَّـٰلِمِينَ
Eğer sizinle çıksalardı, bozgunculuktan başka bir şey yapmazlardı; sizi fitneye düşürmek için koşuştururlardı. İçinizde, onlara kulak verecekler de olurdu. Kuşkusuz Allah, zalimleri en iyi bilendir.
Detay ve Kelime Analizi
48
لَقَدِ
ٱبْتَغَوُا۟
ٱلْفِتْنَةَ
مِن
قَبْلُ
وَقَلَّبُوا۟
لَكَ
ٱلْأُمُورَ
حَتَّىٰ
جَآءَ
ٱلْحَقُّ
وَظَهَرَ
أَمْرُ
ٱللَّهِ
وَهُمْ
كَـٰرِهُونَ
Daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet, Hakk[1] geldi ve onlar istemedikleri halde, Allah'ın emri gerçekleşti.
Detay ve Kelime Analizi
49
وَمِنْهُم
مَّن
يَقُولُ
ٱئْذَن
لِّى
وَلَا
تَفْتِنِّىٓ ۚ
أَلَا
فِى
ٱلْفِتْنَةِ
سَقَطُوا۟ ۗ
وَإِنَّ
جَهَنَّمَ
لَمُحِيطَةٌۢ
بِٱلْكَـٰفِرِينَ
Onlardan kimi de: "Bana izin ver, beni fitneye düşürme.[1]" der. İyi bilmiş ol ki, onlar, fitneye düşmüşlerdir. Cehennem onları kuşatacaktır.
Detay ve Kelime Analizi
50
إِن
تُصِبْكَ
حَسَنَةٌۭ
تَسُؤْهُمْ ۖ
وَإِن
تُصِبْكَ
مُصِيبَةٌۭ
يَقُولُوا۟
قَدْ
أَخَذْنَآ
أَمْرَنَا
مِن
قَبْلُ
وَيَتَوَلَّوا۟
وَّهُمْ
فَرِحُونَ
Eğer sana bir iyilik isabet ederse, bu onları üzer. Fakat sana bir kötülük dokunursa, "Biz daha önceden önlemimizi almıştık.[1]" derler ve sevinç içinde arkalarına dönüp giderler.
Detay ve Kelime Analizi
51
قُل
لَّن
يُصِيبَنَآ
إِلَّا
مَا
كَتَبَ
ٱللَّهُ
لَنَا
هُوَ
مَوْلَىٰنَا ۚ
وَعَلَى
ٱللَّهِ
فَلْيَتَوَكَّلِ
ٱلْمُؤْمِنُونَ
De ki: "Allah'ın bizim için yazdığından[1] başkası bize erişmez. O, bizim Mevla'mızdır.[2] Öyleyse, Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül[3] etsinler.
Detay ve Kelime Analizi
52
قُلْ
هَلْ
تَرَبَّصُونَ
بِنَآ
إِلَّآ
إِحْدَى
ٱلْحُسْنَيَيْنِ ۖ
وَنَحْنُ
نَتَرَبَّصُ
بِكُمْ
أَن
يُصِيبَكُمُ
ٱللَّهُ
بِعَذَابٍۢ
مِّنْ
عِندِهِۦٓ
أَوْ
بِأَيْدِينَا ۖ
فَتَرَبَّصُوٓا۟
إِنَّا
مَعَكُم
مُّتَرَبِّصُونَ
De ki: "Bize iki güzellikten[1] birinin dışında başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle size bir azap gelmesini bekliyoruz. Öyleyse bekleyin. Doğrusu biz de sizinle beraber bekleyenlerdeniz."
Detay ve Kelime Analizi
53
قُلْ
أَنفِقُوا۟
طَوْعًا
أَوْ
كَرْهًۭا
لَّن
يُتَقَبَّلَ
مِنكُمْ ۖ
إِنَّكُمْ
كُنتُمْ
قَوْمًۭا
فَـٰسِقِينَ
De ki: "İster istekli, ister isteksiz infak[1] edin; sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz fasık[2] bir toplum oldunuz."
Detay ve Kelime Analizi
54
وَمَا
مَنَعَهُمْ
أَن
تُقْبَلَ
مِنْهُمْ
نَفَقَـٰتُهُمْ
إِلَّآ
أَنَّهُمْ
كَفَرُوا۟
بِٱللَّهِ
وَبِرَسُولِهِۦ
وَلَا
يَأْتُونَ
ٱلصَّلَوٰةَ
إِلَّا
وَهُمْ
كُسَالَىٰ
وَلَا
يُنفِقُونَ
إِلَّا
وَهُمْ
كَـٰرِهُونَ
İnfaklarının[1] kabul edilmesine engel şey, onların, Allah'a ve Resul'üne karşı küfretmeleri[2], salata[3] üşene üşene gelmeleri[4] ve istemeyerek infak etmeleridir.
Detay ve Kelime Analizi
55
فَلَا
تُعْجِبْكَ
أَمْوَٰلُهُمْ
وَلَآ
أَوْلَـٰدُهُمْ ۚ
إِنَّمَا
يُرِيدُ
ٱللَّهُ
لِيُعَذِّبَهُم
بِهَا
فِى
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا
وَتَزْهَقَ
أَنفُسُهُمْ
وَهُمْ
كَـٰفِرُونَ
Öyleyse, onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Doğrusu, Allah, bunlarla, onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor.
Detay ve Kelime Analizi
56
وَيَحْلِفُونَ
بِٱللَّهِ
إِنَّهُمْ
لَمِنكُمْ
وَمَا
هُم
مِّنكُمْ
وَلَـٰكِنَّهُمْ
قَوْمٌۭ
يَفْرَقُونَ
Sizden olduklarına dair Allah'a yemin ederler. Oysa onlar, sizden değiller. Onlar, ayrılık çıkaran bir topluluktur.
Detay ve Kelime Analizi
57
لَوْ
يَجِدُونَ
مَلْجَـًٔا
أَوْ
مَغَـٰرَٰتٍ
أَوْ
مُدَّخَلًۭا
لَّوَلَّوْا۟
إِلَيْهِ
وَهُمْ
يَجْمَحُونَ
Eğer sığınılacak bir yer veya bir mağara veya girilecek bir delik bulsalardı, panik içinde oraya koşarlardı.
Detay ve Kelime Analizi
58
وَمِنْهُم
مَّن
يَلْمِزُكَ
فِى
ٱلصَّدَقَـٰتِ
فَإِنْ
أُعْطُوا۟
مِنْهَا
رَضُوا۟
وَإِن
لَّمْ
يُعْطَوْا۟
مِنْهَآ
إِذَا
هُمْ
يَسْخَطُونَ
İçlerinden kimileri de sadakalar hakkında sana dil uzatır. Eğer kendilerine pay verilirse hoşlanırlar, verilmeyince de hemen kızarlar.
Detay ve Kelime Analizi
59
وَلَوْ
أَنَّهُمْ
رَضُوا۟
مَآ
ءَاتَىٰهُمُ
ٱللَّهُ
وَرَسُولُهُۥ
وَقَالُوا۟
حَسْبُنَا
ٱللَّهُ
سَيُؤْتِينَا
ٱللَّهُ
مِن
فَضْلِهِۦ
وَرَسُولُهُۥٓ
إِنَّآ
إِلَى
ٱللَّهِ
رَٰغِبُونَ
Ne olurdu! Onlar, Allah'ın ve Resul'ünün verdiklerine razı olsalar ve: "Allah'ın lütfu[1] bize yeter, Allah bize lütfundan yine verir, Resul'ü de. Bizim isteğimiz yalnızca Allah'ın rızasıdır." deselerdi.
Detay ve Kelime Analizi
60
إِنَّمَا
ٱلصَّدَقَـٰتُ
لِلْفُقَرَآءِ
وَٱلْمَسَـٰكِينِ
وَٱلْعَـٰمِلِينَ
عَلَيْهَا
وَٱلْمُؤَلَّفَةِ
قُلُوبُهُمْ
وَفِى
ٱلرِّقَابِ
وَٱلْغَـٰرِمِينَ
وَفِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
وَٱبْنِ
ٱلسَّبِيلِ ۖ
فَرِيضَةًۭ
مِّنَ
ٱللَّهِ ۗ
وَٱللَّهُ
عَلِيمٌ
حَكِيمٌۭ
Sadakalar[1], Allah'tan bir farz olarak[2]; ancak yoksullara, düşkünlere, bununla ilgili görevlilere,[3] kalpleri kazanılacak kimselere,[4] rikab olanlara,[5] borçlulara, Allah yoluna ve yol oğluna[6] aittir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Detay ve Kelime Analizi