سورة الرعد
13. Ra'd suresi
43 Ayet
21
وَٱلَّذِينَ
يَصِلُونَ
مَآ
أَمَرَ
ٱللَّهُ
بِهِۦٓ
أَن
يُوصَلَ
وَيَخْشَوْنَ
رَبَّهُمْ
وَيَخَافُونَ
سُوٓءَ
ٱلْحِسَابِ
Ve o kimseler, Allah'ın bağlı kalınmasını emrettiği şeye bağlı[1] kalırlar, Rabb'lerini saygı ile yüceltirler, hesabın kötü olmasından korkarlar.
Detay ve Kelime Analizi
22
وَٱلَّذِينَ
صَبَرُوا۟
ٱبْتِغَآءَ
وَجْهِ
رَبِّهِمْ
وَأَقَامُوا۟
ٱلصَّلَوٰةَ
وَأَنفَقُوا۟
مِمَّا
رَزَقْنَـٰهُمْ
سِرًّۭا
وَعَلَانِيَةًۭ
وَيَدْرَءُونَ
بِٱلْحَسَنَةِ
ٱلسَّيِّئَةَ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
لَهُمْ
عُقْبَى
ٱلدَّارِ
Ve o kimseler, sabırla Rabb'lerine yönelirler ve salatı ikame ederler[1], kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infak[2] ederler, kötülüğü iyilikle savarlar; dünya yurdunun sonucu onlar içindir.
Detay ve Kelime Analizi
23
جَنَّـٰتُ
عَدْنٍۢ
يَدْخُلُونَهَا
وَمَن
صَلَحَ
مِنْ
ءَابَآئِهِمْ
وَأَزْوَٰجِهِمْ
وَذُرِّيَّـٰتِهِمْ ۖ
وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
يَدْخُلُونَ
عَلَيْهِم
مِّن
كُلِّ
بَابٍۢ
Adn Cennetleri onlarındır. Oraya, anne ve babalarından, eşlerinden ve soylarından salih[1] olanlar gireceklerdir. Melekler de her kapıdan yanlarına girecekler ve şöyle diyecekler:
Detay ve Kelime Analizi
24
سَلَـٰمٌ
عَلَيْكُم
بِمَا
صَبَرْتُمْ ۚ
فَنِعْمَ
عُقْبَى
ٱلدَّارِ
"Sabretmeniz[1] nedeniyle size selam olsun. Dünya yurdunun sonu ne güzeldir."
Detay ve Kelime Analizi
25
وَٱلَّذِينَ
يَنقُضُونَ
عَهْدَ
ٱللَّهِ
مِنۢ
بَعْدِ
مِيثَـٰقِهِۦ
وَيَقْطَعُونَ
مَآ
أَمَرَ
ٱللَّهُ
بِهِۦٓ
أَن
يُوصَلَ
وَيُفْسِدُونَ
فِى
ٱلْأَرْضِ ۙ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
لَهُمُ
ٱللَّعْنَةُ
وَلَهُمْ
سُوٓءُ
ٱلدَّارِ
Misaklerinden[1] sonra Allah'ın ahdini [2] bozanlar; Allah'ın bağlı kalınmasını istediği şeyle bağlarını koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlara lanet vardır ve dünya yurdunun kötü sonu onlarındır.
Detay ve Kelime Analizi
26
ٱللَّهُ
يَبْسُطُ
ٱلرِّزْقَ
لِمَن
يَشَآءُ
وَيَقْدِرُ ۚ
وَفَرِحُوا۟
بِٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا
وَمَا
ٱلْحَيَوٰةُ
ٱلدُّنْيَا
فِى
ٱلْـَٔاخِرَةِ
إِلَّا
مَتَـٰعٌۭ
Allah, rızkı dilediğine genişletir de ölçülendirir de. Dünya hayatı ile şımardılar. Oysa dünya, ahiret hayatı yanında bir metadan[1] başka bir şey değildir.
Detay ve Kelime Analizi
27
وَيَقُولُ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
لَوْلَآ
أُنزِلَ
عَلَيْهِ
ءَايَةٌۭ
مِّن
رَّبِّهِۦ ۗ
قُلْ
إِنَّ
ٱللَّهَ
يُضِلُّ
مَن
يَشَآءُ
وَيَهْدِىٓ
إِلَيْهِ
مَنْ
أَنَابَ
Kafirler: "Rabb'inden ona bir ayet[1] indirilseydi ya!" diyorlar. De ki: "Allah, hak edeni saptırır[2], kendisine yönelen kimseyi de doğru yola iletir."
Detay ve Kelime Analizi
28
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَتَطْمَئِنُّ
قُلُوبُهُم
بِذِكْرِ
ٱللَّهِ ۗ
أَلَا
بِذِكْرِ
ٱللَّهِ
تَطْمَئِنُّ
ٱلْقُلُوبُ
Onlar, İman Edenler ve kalpleri [1] Allah'ın zikri[2] ile tatmin olanlardır. Kalpler, ancak Allah'ın zikri ile tatmin olur.
Detay ve Kelime Analizi
29
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
طُوبَىٰ
لَهُمْ
وَحُسْنُ
مَـَٔابٍۢ
İman Eden ve salihatı[1] yapanlara ne mutlu. Dönüş yerinin iyisi onlarındır.
Detay ve Kelime Analizi
30
كَذَٰلِكَ
أَرْسَلْنَـٰكَ
فِىٓ
أُمَّةٍۢ
قَدْ
خَلَتْ
مِن
قَبْلِهَآ
أُمَمٌۭ
لِّتَتْلُوَا۟
عَلَيْهِمُ
ٱلَّذِىٓ
أَوْحَيْنَآ
إِلَيْكَ
وَهُمْ
يَكْفُرُونَ
بِٱلرَّحْمَـٰنِ ۚ
قُلْ
هُوَ
رَبِّى
لَآ
إِلَـٰهَ
إِلَّا
هُوَ
عَلَيْهِ
تَوَكَّلْتُ
وَإِلَيْهِ
مَتَابِ
Kendilerinden önce nice toplumların gelip geçtiği bir topluma seni gönderdik ki, sana vahyettiğimizi onlara okuyup duyurasın. Onlar, Rahman'a nankörlük ediyorlar. De ki: "O benim Rabb'imdir; Ondan başka ilah yoktur. Ben O'na tevekkül[1] ettim, tevbe[2] O'nadır."
Detay ve Kelime Analizi
31
وَلَوْ
أَنَّ
قُرْءَانًۭا
سُيِّرَتْ
بِهِ
ٱلْجِبَالُ
أَوْ
قُطِّعَتْ
بِهِ
ٱلْأَرْضُ
أَوْ
كُلِّمَ
بِهِ
ٱلْمَوْتَىٰ ۗ
بَل
لِّلَّهِ
ٱلْأَمْرُ
جَمِيعًا ۗ
أَفَلَمْ
يَا۟يْـَٔسِ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
أَن
لَّوْ
يَشَآءُ
ٱللَّهُ
لَهَدَى
ٱلنَّاسَ
جَمِيعًۭا ۗ
وَلَا
يَزَالُ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
تُصِيبُهُم
بِمَا
صَنَعُوا۟
قَارِعَةٌ
أَوْ
تَحُلُّ
قَرِيبًۭا
مِّن
دَارِهِمْ
حَتَّىٰ
يَأْتِىَ
وَعْدُ
ٱللَّهِ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يُخْلِفُ
ٱلْمِيعَادَ
Kur'an'la dağlar yürütülseydi veya onunla yeryüzü yarılıp parçalansaydı veya onunla ölüler konuşturulsaydı yine de bir şey değişmezdi. Hayır! Bütün işler Allah'a aittir. İman Edenler hala anlamadılar mı ki Allah dileyecek[1] olsa bütün insanları doğru yola iletir. Yaltaklanmalarından[2] dolayı Kafirler bela ile karşı karşıya kalıp duracaktır. Veya evlerinin yanı başına inecek. Allah'ın vadi gelinceye kadar bu böyle sürüp gidecektir. Kuşkusuz Allah sözünden dönmez.
Detay ve Kelime Analizi
32
وَلَقَدِ
ٱسْتُهْزِئَ
بِرُسُلٍۢ
مِّن
قَبْلِكَ
فَأَمْلَيْتُ
لِلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
ثُمَّ
أَخَذْتُهُمْ ۖ
فَكَيْفَ
كَانَ
عِقَابِ
Ant olsun senden önceki Resullerle de alay edildi. Kafirlere süre tanıdım. Sonra zamanı gelince onları yakalayıverdim. Benim cezam nasıl olurmuş gördüler.
Detay ve Kelime Analizi
33
أَفَمَنْ
هُوَ
قَآئِمٌ
عَلَىٰ
كُلِّ
نَفْسٍۭ
بِمَا
كَسَبَتْ ۗ
وَجَعَلُوا۟
لِلَّهِ
شُرَكَآءَ
قُلْ
سَمُّوهُمْ ۚ
أَمْ
تُنَبِّـُٔونَهُۥ
بِمَا
لَا
يَعْلَمُ
فِى
ٱلْأَرْضِ
أَم
بِظَـٰهِرٍۢ
مِّنَ
ٱلْقَوْلِ ۗ
بَلْ
زُيِّنَ
لِلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
مَكْرُهُمْ
وَصُدُّوا۟
عَنِ
ٱلسَّبِيلِ ۗ
وَمَن
يُضْلِلِ
ٱللَّهُ
فَمَا
لَهُۥ
مِنْ
هَادٍۢ
Peki, herkesin ne yaptığını gözeten O değil mi? Onlar yine de ilahlarını Allah'a ortaklar koştular. De ki: "Onları[1] istediğiniz isimle isimlendirin bakalım. Yoksa siz, O'na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yoksa boş sözlere mi aldanıyorsunuz?" Aslında Kafirlere planları güzel gösterildi de doğru yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırırsa[2] artık ona yol gösterecek kimse olamaz.
Detay ve Kelime Analizi
34
لَّهُمْ
عَذَابٌۭ
فِى
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا ۖ
وَلَعَذَابُ
ٱلْـَٔاخِرَةِ
أَشَقُّ ۖ
وَمَا
لَهُم
مِّنَ
ٱللَّهِ
مِن
وَاقٍۢ
Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha zordur. Onları Allah'ın azabından koruyabilecek bir koruyucuları da yoktur.
Detay ve Kelime Analizi
35
مَّثَلُ
ٱلْجَنَّةِ
ٱلَّتِى
وُعِدَ
ٱلْمُتَّقُونَ ۖ
تَجْرِى
مِن
تَحْتِهَا
ٱلْأَنْهَـٰرُ ۖ
أُكُلُهَا
دَآئِمٌۭ
وَظِلُّهَا ۚ
تِلْكَ
عُقْبَى
ٱلَّذِينَ
ٱتَّقَوا۟ ۖ
وَّعُقْبَى
ٱلْكَـٰفِرِينَ
ٱلنَّارُ
Takva[1] sahiplerine söz verilen Cennet'in içinden ırmaklar akmaktadır, meyvesi ve gölgesi süreklidir. İşte bu takva sahiplerinin sonudur. Kafirlerin sonu ise ateştir.
Detay ve Kelime Analizi
36
وَٱلَّذِينَ
ءَاتَيْنَـٰهُمُ
ٱلْكِتَـٰبَ
يَفْرَحُونَ
بِمَآ
أُنزِلَ
إِلَيْكَ ۖ
وَمِنَ
ٱلْأَحْزَابِ
مَن
يُنكِرُ
بَعْضَهُۥ ۚ
قُلْ
إِنَّمَآ
أُمِرْتُ
أَنْ
أَعْبُدَ
ٱللَّهَ
وَلَآ
أُشْرِكَ
بِهِۦٓ ۚ
إِلَيْهِ
أَدْعُوا۟
وَإِلَيْهِ
مَـَٔابِ
Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen ile sevinirler. Kabilelerden onun bir kısmını küfreden[1] gruplar vardır. De ki: "Ben yalnızca Allah'a kulluk[2] etmekle ve O'na şirk koşmamakla emrolundum. Ben yalnızca O'na çağırıyorum ve dönüşüm yalnızca O'nadır."
Detay ve Kelime Analizi
37
وَكَذَٰلِكَ
أَنزَلْنَـٰهُ
حُكْمًا
عَرَبِيًّۭا ۚ
وَلَئِنِ
ٱتَّبَعْتَ
أَهْوَآءَهُم
بَعْدَ مَا
جَآءَكَ
مِنَ
ٱلْعِلْمِ
مَا
لَكَ
مِنَ
ٱللَّهِ
مِن
وَلِىٍّۢ
وَلَا
وَاقٍۢ
İşte böylece Biz onu Arapça bir hüküm[1] olarak indirdik. Eğer sana gelen ilimden[2] sonra onların hevalarına[3] uyarsan, seni Allah'tan koruyacak bir veli[4], bir koruyucu bulamazsın.
Detay ve Kelime Analizi
38
وَلَقَدْ
أَرْسَلْنَا
رُسُلًۭا
مِّن
قَبْلِكَ
وَجَعَلْنَا
لَهُمْ
أَزْوَٰجًۭا
وَذُرِّيَّةًۭ ۚ
وَمَا
كَانَ
لِرَسُولٍ
أَن
يَأْتِىَ
بِـَٔايَةٍ
إِلَّا
بِإِذْنِ
ٱللَّهِ ۗ
لِكُلِّ
أَجَلٍۢ
كِتَابٌۭ
Ant olsun ki senden önce de Resuller gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Bir Resul için Allah'ın izni olmadan bir ayet[1] getirmesi mümkün değildir. Her ecelin[2] bir kitabı[3] vardır.
Detay ve Kelime Analizi
39
يَمْحُوا۟
ٱللَّهُ
مَا
يَشَآءُ
وَيُثْبِتُ ۖ
وَعِندَهُۥٓ
أُمُّ
ٱلْكِتَـٰبِ
Allah dilediğini yok eder, dilediğine de dokunmaz. Ana Kitap O'nun yanındadır.
Detay ve Kelime Analizi
40
وَإِن
مَّا
نُرِيَنَّكَ
بَعْضَ
ٱلَّذِى
نَعِدُهُمْ
أَوْ
نَتَوَفَّيَنَّكَ
فَإِنَّمَا
عَلَيْكَ
ٱلْبَلَـٰغُ
وَعَلَيْنَا
ٱلْحِسَابُ
İster onlara yaptığımız uyarının bir kısmını sana gösterelim, ister senin canını alalım; sana düşen sadece tebliğ yapmaktır.[1] Hesap görmek Bize aittir.
Detay ve Kelime Analizi