سورة القصص
28. Kasas suresi
88 Ayet
41
وَجَعَلْنَـٰهُمْ
أَئِمَّةًۭ
يَدْعُونَ
إِلَى
ٱلنَّارِ ۖ
وَيَوْمَ
ٱلْقِيَـٰمَةِ
لَا
يُنصَرُونَ
Onları, ateşe çağıran önderler yaptık. Ve kıyamet günü onlara yardım edilmez.
Detay ve Kelime Analizi
42
وَأَتْبَعْنَـٰهُمْ
فِى
هَـٰذِهِ
ٱلدُّنْيَا
لَعْنَةًۭ ۖ
وَيَوْمَ
ٱلْقِيَـٰمَةِ
هُم
مِّنَ
ٱلْمَقْبُوحِينَ
Bu dünyada arkalarına bir lanet taktık.[1] Kıyamet günü ise onlar çirkinleştirilmiş olanlardandır.
Detay ve Kelime Analizi
43
وَلَقَدْ
ءَاتَيْنَا
مُوسَى
ٱلْكِتَـٰبَ
مِنۢ
بَعْدِ
مَآ
أَهْلَكْنَا
ٱلْقُرُونَ
ٱلْأُولَىٰ
بَصَآئِرَ
لِلنَّاسِ
وَهُدًۭى
وَرَحْمَةًۭ
لَّعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَ
Ant olsun ki önceki nesilleri yok ettikten sonra; Musa'ya, öğüt alırlar diye, basiretler,[1] doğru yolu gösteren ve rahmet olarak Kitap'ı verdik.
Detay ve Kelime Analizi
44
وَمَا
كُنتَ
بِجَانِبِ
ٱلْغَرْبِىِّ
إِذْ
قَضَيْنَآ
إِلَىٰ
مُوسَى
ٱلْأَمْرَ
وَمَا
كُنتَ
مِنَ
ٱلشَّـٰهِدِينَ
Sen, Musa'ya o emri yerine getirdiğimizde batı tarafında[1] değildin. Ve sen, tanık olanlardan da değildin.
Detay ve Kelime Analizi
45
وَلَـٰكِنَّآ
أَنشَأْنَا
قُرُونًۭا
فَتَطَاوَلَ
عَلَيْهِمُ
ٱلْعُمُرُ ۚ
وَمَا
كُنتَ
ثَاوِيًۭا
فِىٓ
أَهْلِ
مَدْيَنَ
تَتْلُوا۟
عَلَيْهِمْ
ءَايَـٰتِنَا
وَلَـٰكِنَّا
كُنَّا
مُرْسِلِينَ
Üstelik nice nesiller inşa ettik. Üzerlerinden ömürler geçti. Medyen Halkı arasında ayetlerimizi okuyan da sen değildin. Fakat seni Resul olarak gönderen Biziz[1].
Detay ve Kelime Analizi
46
وَمَا
كُنتَ
بِجَانِبِ
ٱلطُّورِ
إِذْ
نَادَيْنَا
وَلَـٰكِن
رَّحْمَةًۭ
مِّن
رَّبِّكَ
لِتُنذِرَ
قَوْمًۭا
مَّآ
أَتَىٰهُم
مِّن
نَّذِيرٍۢ
مِّن
قَبْلِكَ
لَعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَ
Ve seslendiğimiz zaman, Tur'un yanında da değildin. Fakat senden önce, kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman için, seni Rabb'inden bir rahmet olarak gönderdik. Umulur ki öğüt alırlar.
Detay ve Kelime Analizi
47
وَلَوْلَآ
أَن
تُصِيبَهُم
مُّصِيبَةٌۢ
بِمَا
قَدَّمَتْ
أَيْدِيهِمْ
فَيَقُولُوا۟
رَبَّنَا
لَوْلَآ
أَرْسَلْتَ
إِلَيْنَا
رَسُولًۭا
فَنَتَّبِعَ
ءَايَـٰتِكَ
وَنَكُونَ
مِنَ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
Eğer elleriyle sundukları nedeniyle[1] onlara bir bela isabet ederse: "Rabb'imiz! Keşke bize bir Resul gönderseydin böylece biz, Sen'in ayetlerine tabi olur ve iman edenlerden olurduk." diyemesinler diye.[2]
Detay ve Kelime Analizi
48
فَلَمَّا
جَآءَهُمُ
ٱلْحَقُّ
مِنْ
عِندِنَا
قَالُوا۟
لَوْلَآ
أُوتِىَ
مِثْلَ
مَآ
أُوتِىَ
مُوسَىٰٓ ۚ
أَوَلَمْ
يَكْفُرُوا۟
بِمَآ
أُوتِىَ
مُوسَىٰ
مِن
قَبْلُ ۖ
قَالُوا۟
سِحْرَانِ
تَظَـٰهَرَا
وَقَالُوٓا۟
إِنَّا
بِكُلٍّۢ
كَـٰفِرُونَ
Ne var ki onlara Hakk gelince: "Musa'ya verilen gibi[1] ona da verilseydi olmaz mıydı?" dediler. Oysaki Musa'ya verilenleri de daha önce inkar etmediler mi? "Bunlar, birbirine destek olan iki sihirbaz." dediler. Biz hepsini inkar edenleriz." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
49
قُلْ
فَأْتُوا۟
بِكِتَـٰبٍۢ
مِّنْ
عِندِ
ٱللَّهِ
هُوَ
أَهْدَىٰ
مِنْهُمَآ
أَتَّبِعْهُ
إِن
كُنتُمْ
صَـٰدِقِينَ
De ki: "Eğer doğru söyleyenlerdenseniz, Allah'ın katından, o ikisinden[1] daha doğru yola ileten bir kitap getirin de ben de ona uyayım."
Detay ve Kelime Analizi
50
فَإِن
لَّمْ
يَسْتَجِيبُوا۟
لَكَ
فَٱعْلَمْ
أَنَّمَا
يَتَّبِعُونَ
أَهْوَآءَهُمْ ۚ
وَمَنْ
أَضَلُّ
مِمَّنِ
ٱتَّبَعَ
هَوَىٰهُ
بِغَيْرِ
هُدًۭى
مِّنَ
ٱللَّهِ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يَهْدِى
ٱلْقَوْمَ
ٱلظَّـٰلِمِينَ
Buna rağmen eğer sana uymazlarsa, bil ki onlar hevalarına[1] uymaktadırlar. Allah'tan bir yol gösterici olmaksızın kendi hevasına uyandan daha sapkın kim olabilir? Kuşkusuz Allah, zalim bir toplumu doğru yola iletmez.
Detay ve Kelime Analizi
51
وَلَقَدْ
وَصَّلْنَا
لَهُمُ
ٱلْقَوْلَ
لَعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَ
Ant olsun! Öğüt alırlar diye, onlara Söz'ü[1] ardı ardına yolladık.
Detay ve Kelime Analizi
52
ٱلَّذِينَ
ءَاتَيْنَـٰهُمُ
ٱلْكِتَـٰبَ
مِن
قَبْلِهِۦ
هُم
بِهِۦ
يُؤْمِنُونَ
Ondan[1] önce kendilerine Kitap verdiklerimiz, O'na[2] inanırlar.
Detay ve Kelime Analizi
53
وَإِذَا
يُتْلَىٰ
عَلَيْهِمْ
قَالُوٓا۟
ءَامَنَّا
بِهِۦٓ
إِنَّهُ
ٱلْحَقُّ
مِن
رَّبِّنَآ
إِنَّا
كُنَّا
مِن
قَبْلِهِۦ
مُسْلِمِينَ
Onlara okunduğu[1] zaman: "Ona inandık. Kuşkusuz o, Rabb'imizden gelen Hakk'tır. Biz ondan önce de teslim[2] olanlardık." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
54
أُو۟لَـٰٓئِكَ
يُؤْتَوْنَ
أَجْرَهُم
مَّرَّتَيْنِ
بِمَا
صَبَرُوا۟
وَيَدْرَءُونَ
بِٱلْحَسَنَةِ
ٱلسَّيِّئَةَ
وَمِمَّا
رَزَقْنَـٰهُمْ
يُنفِقُونَ
İşte onlara sabrettiklerinden dolayı, ödülleri iki kat verilecektir. Onlar, kötülüğü iyilik ile savarlar. Kendilerine verdiğimiz rızıktan infak[1] ederler.
Detay ve Kelime Analizi
55
وَإِذَا
سَمِعُوا۟
ٱللَّغْوَ
أَعْرَضُوا۟
عَنْهُ
وَقَالُوا۟
لَنَآ
أَعْمَـٰلُنَا
وَلَكُمْ
أَعْمَـٰلُكُمْ
سَلَـٰمٌ
عَلَيْكُمْ
لَا
نَبْتَغِى
ٱلْجَـٰهِلِينَ
Onlar, kötü ve çirkin bir söz duydukları zaman, ondan yüz çevirirler. Ve: "Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size aittir. Selam üzerinize olsun. Bizim cahillerle işimiz olmaz." derler.
Detay ve Kelime Analizi
56
إِنَّكَ
لَا
تَهْدِى
مَنْ
أَحْبَبْتَ
وَلَـٰكِنَّ
ٱللَّهَ
يَهْدِى
مَن
يَشَآءُ ۚ
وَهُوَ
أَعْلَمُ
بِٱلْمُهْتَدِينَ
Sen, sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin; ama Allah hak edeni[1] doğru yola iletir. O, doğru yolu seçenleri iyi bilir.
Detay ve Kelime Analizi
57
وَقَالُوٓا۟
إِن
نَّتَّبِعِ
ٱلْهُدَىٰ
مَعَكَ
نُتَخَطَّفْ
مِنْ
أَرْضِنَآ ۚ
أَوَلَمْ
نُمَكِّن
لَّهُمْ
حَرَمًا
ءَامِنًۭا
يُجْبَىٰٓ
إِلَيْهِ
ثَمَرَٰتُ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
رِّزْقًۭا
مِّن
لَّدُنَّا
وَلَـٰكِنَّ
أَكْثَرَهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
"Eğer seninle beraber doğru yoldan gidersek, yerimizden kovuluruz." dediler. Katımızdan bir rızık olarak her türlü ürünün kendilerine getirildiği, saygı duyulan kutlu yere[1] güven içinde yerleştirmedik mi? Ne var ki onların çoğu bilmiyorlar.[2]
Detay ve Kelime Analizi
58
وَكَمْ
أَهْلَكْنَا
مِن
قَرْيَةٍۭ
بَطِرَتْ
مَعِيشَتَهَا ۖ
فَتِلْكَ
مَسَـٰكِنُهُمْ
لَمْ
تُسْكَن
مِّنۢ
بَعْدِهِمْ
إِلَّا
قَلِيلًۭا ۖ
وَكُنَّا
نَحْنُ
ٱلْوَٰرِثِينَ
Şımararak, geçindikleri şeylere şükretmeyen nice kenti yıkıma uğrattık. İşte bunlar, onların yerleşim yerleri! Kendilerinden sonra pek az kullanılan evleri. Şimdi onların hepsi bize kaldı.
Detay ve Kelime Analizi
59
وَمَا
كَانَ
رَبُّكَ
مُهْلِكَ
ٱلْقُرَىٰ
حَتَّىٰ
يَبْعَثَ
فِىٓ
أُمِّهَا
رَسُولًۭا
يَتْلُوا۟
عَلَيْهِمْ
ءَايَـٰتِنَا ۚ
وَمَا
كُنَّا
مُهْلِكِى
ٱلْقُرَىٰٓ
إِلَّا
وَأَهْلُهَا
ظَـٰلِمُونَ
Rabb'in, ülkelerin ana merkezlerine kendilerine ayetlerimizi okuyan bir Resul göndermedikçe, yıkıma uğratıcı olmadı. Biz, halkı zulmetmedikçe, kentleri yıkıma uğratıcı değiliz.
Detay ve Kelime Analizi
60
وَمَآ
أُوتِيتُم
مِّن
شَىْءٍۢ
فَمَتَـٰعُ
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا
وَزِينَتُهَا ۚ
وَمَا
عِندَ
ٱللَّهِ
خَيْرٌۭ
وَأَبْقَىٰٓ ۚ
أَفَلَا
تَعْقِلُونَ
Size verilen her şey, aslında dünya hayatının geçimliğidir ve ziynetidir.[1] Allah'ın katında olanlar ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
Detay ve Kelime Analizi