سورة الكهف
18. Kehf suresi
110 Ayet
41
أَوْ
يُصْبِحَ
مَآؤُهَا
غَوْرًۭا
فَلَن
تَسْتَطِيعَ
لَهُۥ
طَلَبًۭا
"Veya onun suyu yerin dibine çekilir de artık onu çıkarmaya asla gücün yetmez."
Detay ve Kelime Analizi
42
وَأُحِيطَ
بِثَمَرِهِۦ
فَأَصْبَحَ
يُقَلِّبُ
كَفَّيْهِ
عَلَىٰ
مَآ
أَنفَقَ
فِيهَا
وَهِىَ
خَاوِيَةٌ
عَلَىٰ
عُرُوشِهَا
وَيَقُولُ
يَـٰلَيْتَنِى
لَمْ
أُشْرِكْ
بِرَبِّىٓ
أَحَدًۭا
Onun ürünleri kuşatılıp bitirildi. Ve çardakları üzerine yıkılmıştı. Yaptığı harcamalara üzülerek ellerini ovuştururken, "Keşke ben Rabb'ime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım." diyordu.
Detay ve Kelime Analizi
43
وَلَمْ
تَكُن
لَّهُۥ
فِئَةٌۭ
يَنصُرُونَهُۥ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
وَمَا
كَانَ
مُنتَصِرًا
Allah'tan başka kendisine yardım edecek kimseler olmadı. Ve kendi kendisini de koruyamadı.
Detay ve Kelime Analizi
44
هُنَالِكَ
ٱلْوَلَـٰيَةُ
لِلَّهِ
ٱلْحَقِّ ۚ
هُوَ
خَيْرٌۭ
ثَوَابًۭا
وَخَيْرٌ
عُقْبًۭا
İşte bu durumda velilik, gerçek olarak yalnızca Allah'a aittir. O, ödüllendirme bakımından da en hayırlı olandır. Sonuç bakımından da en hayırlı olandır.
Detay ve Kelime Analizi
45
وَٱضْرِبْ
لَهُم
مَّثَلَ
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا
كَمَآءٍ
أَنزَلْنَـٰهُ
مِنَ
ٱلسَّمَآءِ
فَٱخْتَلَطَ
بِهِۦ
نَبَاتُ
ٱلْأَرْضِ
فَأَصْبَحَ
هَشِيمًۭا
تَذْرُوهُ
ٱلرِّيَـٰحُ ۗ
وَكَانَ
ٱللَّهُ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
مُّقْتَدِرًا
Dünya hayatının neye benzediğine dair şu örneği ver: o, gökten indirdiğimiz su ile yeryüzünde yeşeren ve daha sonra çer çöp olup rüzgarla sağa sola savrulan bitki gibidir. Allah'ın Her Şeye Gücü Yeter.
Detay ve Kelime Analizi
46
ٱلْمَالُ
وَٱلْبَنُونَ
زِينَةُ
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا ۖ
وَٱلْبَـٰقِيَـٰتُ
ٱلصَّـٰلِحَـٰتُ
خَيْرٌ
عِندَ
رَبِّكَ
ثَوَابًۭا
وَخَيْرٌ
أَمَلًۭا
Mal ve çocuklar, dünya hayatının süsüdür. Kalıcı olan iyi işler ise Rabb'inin yanında daha değerlidir. Ümit bağlama yönünden de daha değerlidir.
Detay ve Kelime Analizi
47
وَيَوْمَ
نُسَيِّرُ
ٱلْجِبَالَ
وَتَرَى
ٱلْأَرْضَ
بَارِزَةًۭ
وَحَشَرْنَـٰهُمْ
فَلَمْ
نُغَادِرْ
مِنْهُمْ
أَحَدًۭا
O Gün dağları yürüteceğiz. Ve yeryüzünü dümdüz görürsün. Hiç kimseyi bırakmaksızın onların tamamını[1] mahşerde toplarız.
Detay ve Kelime Analizi
48
وَعُرِضُوا۟
عَلَىٰ
رَبِّكَ
صَفًّۭا
لَّقَدْ
جِئْتُمُونَا
كَمَا
خَلَقْنَـٰكُمْ
أَوَّلَ
مَرَّةٍۭ ۚ
بَلْ
زَعَمْتُمْ
أَلَّن
نَّجْعَلَ
لَكُم
مَّوْعِدًۭا
Saf saf Rabb'ine arz olunacaklar. "Ant olsun ki siz, ilk yarattığımız gibi Bize geldiniz. Hayır, size yaptığımız uyarıları, gerçekleştirmeyeceğimizi sanıyordunuz."
Detay ve Kelime Analizi
49
وَوُضِعَ
ٱلْكِتَـٰبُ
فَتَرَى
ٱلْمُجْرِمِينَ
مُشْفِقِينَ
مِمَّا
فِيهِ
وَيَقُولُونَ
يَـٰوَيْلَتَنَا
مَالِ
هَـٰذَا
ٱلْكِتَـٰبِ
لَا
يُغَادِرُ
صَغِيرَةًۭ
وَلَا
كَبِيرَةً
إِلَّآ
أَحْصَىٰهَا ۚ
وَوَجَدُوا۟
مَا
عَمِلُوا۟
حَاضِرًۭا ۗ
وَلَا
يَظْلِمُ
رَبُّكَ
أَحَدًۭا
Ve kitap ortaya kondu. O zaman suçluların onda olanlardan ürperdiklerini görürsün. "Eyvah bize! Bu nasıl bir kitap ki, büyük-küçük saymadık hiçbir şey bırakmamış." derler. Yaptıkları her şeyi hazır buldular. Senin Rabb'in, hiç kimseye haksızlık yapmaz.
Detay ve Kelime Analizi
50
وَإِذْ
قُلْنَا
لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ
ٱسْجُدُوا۟
لِـَٔادَمَ
فَسَجَدُوٓا۟
إِلَّآ
إِبْلِيسَ
كَانَ
مِنَ
ٱلْجِنِّ
فَفَسَقَ
عَنْ
أَمْرِ
رَبِّهِۦٓ ۗ
أَفَتَتَّخِذُونَهُۥ
وَذُرِّيَّتَهُۥٓ
أَوْلِيَآءَ
مِن
دُونِى
وَهُمْ
لَكُمْ
عَدُوٌّۢ ۚ
بِئْسَ
لِلظَّـٰلِمِينَ
بَدَلًۭا
Hani! Biz, meleklere, "Adem'e secde edin.[1]" demiştik. İblis hariç hepsi secde etmişti. O cinlerdendi. Böylece Rabb'inin sözünden dışarı çıktı. Benim yanım sıra, onu ve soyunu evliya mı ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için ne kötü bir tercihtir bu!
Detay ve Kelime Analizi
51
مَّآ
أَشْهَدتُّهُمْ
خَلْقَ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
وَلَا
خَلْقَ
أَنفُسِهِمْ
وَمَا
كُنتُ
مُتَّخِذَ
ٱلْمُضِلِّينَ
عَضُدًۭا
Ben onları[1] göklerin ve yeryüzünün yaratılışına ve kendilerinin yaratılışına tanık tutmadım.[2] Ve Ben saptıranları yardımcı edinmedim.
Detay ve Kelime Analizi
52
وَيَوْمَ
يَقُولُ
نَادُوا۟
شُرَكَآءِىَ
ٱلَّذِينَ
زَعَمْتُمْ
فَدَعَوْهُمْ
فَلَمْ
يَسْتَجِيبُوا۟
لَهُمْ
وَجَعَلْنَا
بَيْنَهُم
مَّوْبِقًۭا
O Gün Allah, "Benim ortaklarım olarak sandıklarınızı haydi çağırın." der. Sonra onları çağırdılar fakat onlar, kendilerine cevap vermedi. Ve Biz onların aralarına aşılmaz bir engel koyduk.
Detay ve Kelime Analizi
53
وَرَءَا
ٱلْمُجْرِمُونَ
ٱلنَّارَ
فَظَنُّوٓا۟
أَنَّهُم
مُّوَاقِعُوهَا
وَلَمْ
يَجِدُوا۟
عَنْهَا
مَصْرِفًۭا
Mücrimler[1] ateşi görünce, ona düşeceklerini anlarlar. Ancak ondan bir kaçış yolu bulamazlar.
Detay ve Kelime Analizi
54
وَلَقَدْ
صَرَّفْنَا
فِى
هَـٰذَا
ٱلْقُرْءَانِ
لِلنَّاسِ
مِن
كُلِّ
مَثَلٍۢ ۚ
وَكَانَ
ٱلْإِنسَـٰنُ
أَكْثَرَ
شَىْءٍۢ
جَدَلًۭا
Ant olsun ki Biz, bu Kur'an'da her türlü örneği farklı farklı açıklamalarla verdik. Ne var ki insan bilir bilmez her şeye karşı çıkmayı çok sevmektedir.
Detay ve Kelime Analizi
55
وَمَا
مَنَعَ
ٱلنَّاسَ
أَن
يُؤْمِنُوٓا۟
إِذْ
جَآءَهُمُ
ٱلْهُدَىٰ
وَيَسْتَغْفِرُوا۟
رَبَّهُمْ
إِلَّآ
أَن
تَأْتِيَهُمْ
سُنَّةُ
ٱلْأَوَّلِينَ
أَوْ
يَأْتِيَهُمُ
ٱلْعَذَابُ
قُبُلًۭا
Kendilerine doğru yolu gösterici geldiği zaman; insanları, Rabb'lerinin bağışlamasını dilemekten ve iman etmekten alıkoyan şey, kendilerinden öncekilerinin başına gelenlerin, kendi başlarına da gelmesini ya da azapla karşı karşıya gelmeyi beklemeleridir.
Detay ve Kelime Analizi
56
وَمَا
نُرْسِلُ
ٱلْمُرْسَلِينَ
إِلَّا
مُبَشِّرِينَ
وَمُنذِرِينَ ۚ
وَيُجَـٰدِلُ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
بِٱلْبَـٰطِلِ
لِيُدْحِضُوا۟
بِهِ
ٱلْحَقَّ ۖ
وَٱتَّخَذُوٓا۟
ءَايَـٰتِى
وَمَآ
أُنذِرُوا۟
هُزُوًۭا
Biz, Resulleri ancak haberdar ediciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kafirler ise Hakk'ı Batıl ile ortadan kaldırmak için mücadele ediyorlar. Ve onlar, ayetlerimizi ve uyarıldıkları şeyleri alaya alıyorlar.
Detay ve Kelime Analizi
57
وَمَنْ
أَظْلَمُ
مِمَّن
ذُكِّرَ
بِـَٔايَـٰتِ
رَبِّهِۦ
فَأَعْرَضَ
عَنْهَا
وَنَسِىَ
مَا
قَدَّمَتْ
يَدَاهُ ۚ
إِنَّا
جَعَلْنَا
عَلَىٰ
قُلُوبِهِمْ
أَكِنَّةً
أَن
يَفْقَهُوهُ
وَفِىٓ
ءَاذَانِهِمْ
وَقْرًۭا ۖ
وَإِن
تَدْعُهُمْ
إِلَى
ٱلْهُدَىٰ
فَلَن
يَهْتَدُوٓا۟
إِذًا
أَبَدًۭا
Rabb'inin ayetleriyle öğüt verildiği zaman onu dikkate almayan ve yapıp ettiklerini önemsemeyen kimseden daha zalim kim vardır? Biz, böylelerinin kalplerinin üzerine, gerçeği düşünüp kavramayı engelleyen bir örtü, kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğruya yöneltmeye çalışsan da artık asla doğru yola dönmezler.
Detay ve Kelime Analizi
58
وَرَبُّكَ
ٱلْغَفُورُ
ذُو
ٱلرَّحْمَةِ ۖ
لَوْ
يُؤَاخِذُهُم
بِمَا
كَسَبُوا۟
لَعَجَّلَ
لَهُمُ
ٱلْعَذَابَ ۚ
بَل
لَّهُم
مَّوْعِدٌۭ
لَّن
يَجِدُوا۟
مِن
دُونِهِۦ
مَوْئِلًۭا
Bununla beraber, rahmet sahibi Rabb'in çok bağışlayıcıdır. Eğer O, yaptıkları yüzünden onları hemen hesaba çekseydi, kesinlikle onlara azabı hemen verirdi. Aksine onlar için belirlenmiş bir zaman vardır. Onlar, O'ndan başka sığınılacak bir yer asla bulamazlar.
Detay ve Kelime Analizi
59
وَتِلْكَ
ٱلْقُرَىٰٓ
أَهْلَكْنَـٰهُمْ
لَمَّا
ظَلَمُوا۟
وَجَعَلْنَا
لِمَهْلِكِهِم
مَّوْعِدًۭا
İşte zulmettikleri zaman yok ettiğimiz beldeler. Biz onların yok edilmeleri için de bir zaman belirlemiştik.
Detay ve Kelime Analizi
60
وَإِذْ
قَالَ
مُوسَىٰ
لِفَتَىٰهُ
لَآ
أَبْرَحُ
حَتَّىٰٓ
أَبْلُغَ
مَجْمَعَ
ٱلْبَحْرَيْنِ
أَوْ
أَمْضِىَ
حُقُبًۭا
Bir zamanlar Musa, genç arkadaşına: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar yoluma devam edeceğim veya uzun zaman gitmeye devam edeceğim." demişti.
Detay ve Kelime Analizi