سورة النساء
4. Nisâ suresi
176 Ayet
81
وَيَقُولُونَ
طَاعَةٌۭ
فَإِذَا
بَرَزُوا۟
مِنْ
عِندِكَ
بَيَّتَ
طَآئِفَةٌۭ
مِّنْهُمْ
غَيْرَ
ٱلَّذِى
تَقُولُ ۖ
وَٱللَّهُ
يَكْتُبُ
مَا
يُبَيِّتُونَ ۖ
فَأَعْرِضْ
عَنْهُمْ
وَتَوَكَّلْ
عَلَى
ٱللَّهِ ۚ
وَكَفَىٰ
بِٱللَّهِ
وَكِيلًا
Sana, itaat ettiklerini söylüyorlar. Senin yanından ayrılıp, yalnız kaldıkları zaman, onlardan bir grup, arkandan,[1] senin yanında söylediklerinden farklı şeyler tasarlıyorlar. Allah, onların, arkandan gizlice tasarladıkları şeylerin hepsini kaydediyor. Onlara aldırma, yalnız Allah'a dayan, vekil[2] olarak Allah sana yeter.
Detay ve Kelime Analizi
82
أَفَلَا
يَتَدَبَّرُونَ
ٱلْقُرْءَانَ ۚ
وَلَوْ
كَانَ
مِنْ
عِندِ
غَيْرِ
ٱللَّهِ
لَوَجَدُوا۟
فِيهِ
ٱخْتِلَـٰفًۭا
كَثِيرًۭا
Onlar, Kur'an üzerinde, gereği gibi düşünmezler mi? Eğer, Allah'tan başkası tarafından gönderilmiş olsaydı, onda birçok çelişki bulurlardı.
Detay ve Kelime Analizi
83
وَإِذَا
جَآءَهُمْ
أَمْرٌۭ
مِّنَ
ٱلْأَمْنِ
أَوِ
ٱلْخَوْفِ
أَذَاعُوا۟
بِهِۦ ۖ
وَلَوْ
رَدُّوهُ
إِلَى
ٱلرَّسُولِ
وَإِلَىٰٓ
أُو۟لِى
ٱلْأَمْرِ
مِنْهُمْ
لَعَلِمَهُ
ٱلَّذِينَ
يَسْتَنۢبِطُونَهُۥ
مِنْهُمْ ۗ
وَلَوْلَا
فَضْلُ
ٱللَّهِ
عَلَيْكُمْ
وَرَحْمَتُهُۥ
لَٱتَّبَعْتُمُ
ٱلشَّيْطَـٰنَ
إِلَّا
قَلِيلًۭا
Onlara, güven veya korkuyla ilgili bir haber geldiği zaman, onu hemen yayarlar. Oysaki onu Resul'e ve kendilerinden olan ulu'l-emre[1] bildirselerdi; işin iç yüzünü bilenler, ne olup bittiğini, bilirlerdi. Eğer Allah'ın lütfu ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, pek azınız hariç hepiniz şeytana[2] uyardınız.
Detay ve Kelime Analizi
84
فَقَـٰتِلْ
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
لَا
تُكَلَّفُ
إِلَّا
نَفْسَكَ ۚ
وَحَرِّضِ
ٱلْمُؤْمِنِينَ ۖ
عَسَى
ٱللَّهُ
أَن
يَكُفَّ
بَأْسَ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟ ۚ
وَٱللَّهُ
أَشَدُّ
بَأْسًۭا
وَأَشَدُّ
تَنكِيلًۭا
O halde, sen, Allah yolunda savaş. Çünkü sen, ancak kendinden sorumlusun. İman Edenleri de teşvik et. Umulur ki Allah Kafirlerin baskısını kırar. Çünkü Allah'ın baskısı daha güçlüdür. Cezalandırması daha şiddetlidir.
Detay ve Kelime Analizi
85
مَّن
يَشْفَعْ
شَفَـٰعَةً
حَسَنَةًۭ
يَكُن
لَّهُۥ
نَصِيبٌۭ
مِّنْهَا ۖ
وَمَن
يَشْفَعْ
شَفَـٰعَةًۭ
سَيِّئَةًۭ
يَكُن
لَّهُۥ
كِفْلٌۭ
مِّنْهَا ۗ
وَكَانَ
ٱللَّهُ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
مُّقِيتًۭا
Her kim, iyi bir işe şefaat[1] ederse, ona o işten bir pay vardır. Her kim de kötü bir işe şefaat ederse, ondan da ona bir pay vardır. Allah Her Şeyi Gözeten'dir.
Detay ve Kelime Analizi
86
وَإِذَا
حُيِّيتُم
بِتَحِيَّةٍۢ
فَحَيُّوا۟
بِأَحْسَنَ
مِنْهَآ
أَوْ
رُدُّوهَآ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
كَانَ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍ
حَسِيبًا
Size, selam[1] verildiği zaman, ondan daha iyisiyle veya aynısıyla karşılık verin. Kuşkusuz ki Allah, Her Şeyi Hesaplayan'dır.
Detay ve Kelime Analizi
87
ٱللَّهُ
لَآ
إِلَـٰهَ
إِلَّا
هُوَ ۚ
لَيَجْمَعَنَّكُمْ
إِلَىٰ
يَوْمِ
ٱلْقِيَـٰمَةِ
لَا
رَيْبَ
فِيهِ ۗ
وَمَنْ
أَصْدَقُ
مِنَ
ٱللَّهِ
حَدِيثًۭا
Kendisinden başka ilah olmayan Allah, gerçekleşeceği kesin olan Kıyamet Günü'nde, sizi kesin olarak toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
Detay ve Kelime Analizi
88
فَمَا
لَكُمْ
فِى
ٱلْمُنَـٰفِقِينَ
فِئَتَيْنِ
وَٱللَّهُ
أَرْكَسَهُم
بِمَا
كَسَبُوٓا۟ ۚ
أَتُرِيدُونَ
أَن
تَهْدُوا۟
مَنْ
أَضَلَّ
ٱللَّهُ ۖ
وَمَن
يُضْلِلِ
ٱللَّهُ
فَلَن
تَجِدَ
لَهُۥ
سَبِيلًۭا
Size ne oluyor ki; yaptıklarından dolayı, Allah onları ters yüz ettiği halde, münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız! Allah'ın saptırdığı[1] kimseyi, doğru yola erdirmek mi istiyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimse için asla bir çıkış yolu bulamazsın.
Detay ve Kelime Analizi
89
وَدُّوا۟
لَوْ
تَكْفُرُونَ
كَمَا
كَفَرُوا۟
فَتَكُونُونَ
سَوَآءًۭ ۖ
فَلَا
تَتَّخِذُوا۟
مِنْهُمْ
أَوْلِيَآءَ
حَتَّىٰ
يُهَاجِرُوا۟
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ ۚ
فَإِن
تَوَلَّوْا۟
فَخُذُوهُمْ
وَٱقْتُلُوهُمْ
حَيْثُ
وَجَدتُّمُوهُمْ ۖ
وَلَا
تَتَّخِذُوا۟
مِنْهُمْ
وَلِيًّۭا
وَلَا
نَصِيرًا
Onlar, sizin kendileri gibi küfre dönmenizi isterler, ki onlar gibi olasınız. O halde, Allah yolunda hicret edinceye kadar onları evliya[1] edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse[2] onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün.[3] Onlardan hiç kimseyi veli de yardımcı da edinmeyin.
Detay ve Kelime Analizi
90
إِلَّا
ٱلَّذِينَ
يَصِلُونَ
إِلَىٰ
قَوْمٍۭ
بَيْنَكُمْ
وَبَيْنَهُم
مِّيثَـٰقٌ
أَوْ
جَآءُوكُمْ
حَصِرَتْ
صُدُورُهُمْ
أَن
يُقَـٰتِلُوكُمْ
أَوْ
يُقَـٰتِلُوا۟
قَوْمَهُمْ ۚ
وَلَوْ
شَآءَ
ٱللَّهُ
لَسَلَّطَهُمْ
عَلَيْكُمْ
فَلَقَـٰتَلُوكُمْ ۚ
فَإِنِ
ٱعْتَزَلُوكُمْ
فَلَمْ
يُقَـٰتِلُوكُمْ
وَأَلْقَوْا۟
إِلَيْكُمُ
ٱلسَّلَمَ
فَمَا
جَعَلَ
ٱللَّهُ
لَكُمْ
عَلَيْهِمْ
سَبِيلًۭا
Ancak, aranızda antlaşma olan halka sığınanlar veya ne sizinle ne de kendi halkıyla savaşmayı içine sindiremeyip size gelenler hariç. Eğer Allah dileseydi, onları başınıza musallat ederdi de sizinle savaşırlardı. Eğer tarafsız kalarak ve sizinle savaşmayıp barış isterlerse, Allah onların aleyhinde size bir yol vermemiştir.
Detay ve Kelime Analizi
91
سَتَجِدُونَ
ءَاخَرِينَ
يُرِيدُونَ
أَن
يَأْمَنُوكُمْ
وَيَأْمَنُوا۟
قَوْمَهُمْ
كُلَّ
مَا
رُدُّوٓا۟
إِلَى
ٱلْفِتْنَةِ
أُرْكِسُوا۟
فِيهَا ۚ
فَإِن
لَّمْ
يَعْتَزِلُوكُمْ
وَيُلْقُوٓا۟
إِلَيْكُمُ
ٱلسَّلَمَ
وَيَكُفُّوٓا۟
أَيْدِيَهُمْ
فَخُذُوهُمْ
وَٱقْتُلُوهُمْ
حَيْثُ
ثَقِفْتُمُوهُمْ ۚ
وَأُو۟لَـٰٓئِكُمْ
جَعَلْنَا
لَكُمْ
عَلَيْهِمْ
سُلْطَـٰنًۭا
مُّبِينًۭا
Başkalarını[1] da bulacaksınız hem sizden hem de kendi halklarından güvende olmak isteyen. Fitne ortamı[2] bulduklarında, hemen onun içine baş aşağı dalarlar. Eğer bunlar, sizden uzak durmazlar, sizinle barış yapmaya yanaşmazlarsa, sizden ellerini çekmezlerse onları yakaladığınız yerde, her nerede bulursanız öldürün.[3] İşte bu kimseler hakkında size apaçık bir yetki verdik.
Detay ve Kelime Analizi
92
وَمَا
كَانَ
لِمُؤْمِنٍ
أَن
يَقْتُلَ
مُؤْمِنًا
إِلَّا
خَطَـًۭٔا ۚ
وَمَن
قَتَلَ
مُؤْمِنًا
خَطَـًۭٔا
فَتَحْرِيرُ
رَقَبَةٍۢ
مُّؤْمِنَةٍۢ
وَدِيَةٌۭ
مُّسَلَّمَةٌ
إِلَىٰٓ
أَهْلِهِۦٓ
إِلَّآ
أَن
يَصَّدَّقُوا۟ ۚ
فَإِن
كَانَ
مِن
قَوْمٍ
عَدُوٍّۢ
لَّكُمْ
وَهُوَ
مُؤْمِنٌۭ
فَتَحْرِيرُ
رَقَبَةٍۢ
مُّؤْمِنَةٍۢ ۖ
وَإِن
كَانَ
مِن
قَوْمٍۭ
بَيْنَكُمْ
وَبَيْنَهُم
مِّيثَـٰقٌۭ
فَدِيَةٌۭ
مُّسَلَّمَةٌ
إِلَىٰٓ
أَهْلِهِۦ
وَتَحْرِيرُ
رَقَبَةٍۢ
مُّؤْمِنَةٍۢ ۖ
فَمَن
لَّمْ
يَجِدْ
فَصِيَامُ
شَهْرَيْنِ
مُتَتَابِعَيْنِ
تَوْبَةًۭ
مِّنَ
ٱللَّهِ ۗ
وَكَانَ
ٱللَّهُ
عَلِيمًا
حَكِيمًۭا
Hata ile olması dışında, bir Mü'min'in bir Mü'min'i öldürmesi olacak şey değildir. Kim, hata ile bir Mü'min'i öldürürse, Mü'min bir rekabeyi[1] özgürlüğüne kavuştursun, ailesi bağışlamadığı takdirde, ölenin ailesine diyet ödesin. Eğer, öldürülen Mü'min; düşmanınız olan bir halka mensupsa, Mü'min bir rekabeyi özgürlüğüne kavuştursun. Eğer, aranızda anlaşma bulunan bir halktansa, ailesine diyet vermek ve Mü'min bir rekabeyi özgürlüğüne kavuşturmak gerekir. Kim bunları bulamazsa, Allah'tan tevbesini kabul etmesi için ardı ardına iki ay siyam[2] yapmalıdır. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Detay ve Kelime Analizi
93
وَمَن
يَقْتُلْ
مُؤْمِنًۭا
مُّتَعَمِّدًۭا
فَجَزَآؤُهُۥ
جَهَنَّمُ
خَـٰلِدًۭا
فِيهَا
وَغَضِبَ
ٱللَّهُ
عَلَيْهِ
وَلَعَنَهُۥ
وَأَعَدَّ
لَهُۥ
عَذَابًا
عَظِيمًۭا
Kim, bir Mü'min'i isteyerek öldürürse, onun karşılığı, içinde sürekli kalmak üzere Cehennem'dir. Allah ona gazap etmiş, lanetlemiş ve büyük bir azap hazırlamıştır.
Detay ve Kelime Analizi
94
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
إِذَا
ضَرَبْتُمْ
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
فَتَبَيَّنُوا۟
وَلَا
تَقُولُوا۟
لِمَنْ
أَلْقَىٰٓ
إِلَيْكُمُ
ٱلسَّلَـٰمَ
لَسْتَ
مُؤْمِنًۭا
تَبْتَغُونَ
عَرَضَ
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا
فَعِندَ
ٱللَّهِ
مَغَانِمُ
كَثِيرَةٌۭ ۚ
كَذَٰلِكَ
كُنتُم
مِّن
قَبْلُ
فَمَنَّ
ٱللَّهُ
عَلَيْكُمْ
فَتَبَيَّنُوٓا۟ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
كَانَ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَبِيرًۭا
Ey İman Edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman,[1] iyice araştırın;[2] size selam veren kimseye;[3] dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek: "Sen Mü'min değilsin." demeyin. Allah'ın yanında sayısız ganimetler vardır. Daha önce siz de öyleydiniz de Allah size iyilik yaptı. Öyleyse, iyice araştırın. Kuşkusuz, Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.
Detay ve Kelime Analizi
95
لَّا
يَسْتَوِى
ٱلْقَـٰعِدُونَ
مِنَ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
غَيْرُ
أُو۟لِى
ٱلضَّرَرِ
وَٱلْمُجَـٰهِدُونَ
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
بِأَمْوَٰلِهِمْ
وَأَنفُسِهِمْ ۚ
فَضَّلَ
ٱللَّهُ
ٱلْمُجَـٰهِدِينَ
بِأَمْوَٰلِهِمْ
وَأَنفُسِهِمْ
عَلَى
ٱلْقَـٰعِدِينَ
دَرَجَةًۭ ۚ
وَكُلًّۭا
وَعَدَ
ٱللَّهُ
ٱلْحُسْنَىٰ ۚ
وَفَضَّلَ
ٱللَّهُ
ٱلْمُجَـٰهِدِينَ
عَلَى
ٱلْقَـٰعِدِينَ
أَجْرًا
عَظِيمًۭا
Mü'minlerden, bir özrü olmaksızın, Allah yolunda cihad[1] etmekten geri kalanlarla; mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, bir değildir. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından, geri kalanlardan üstün kıldı. Her ne kadar Allah, her ikisine de iyilikle muamele etmeyi söz vermiş ise de cihad edenleri, geri kalanlara karşı çok daha büyük bir ecirle üstün kılmıştır;
Detay ve Kelime Analizi
96
دَرَجَـٰتٍۢ
مِّنْهُ
وَمَغْفِرَةًۭ
وَرَحْمَةًۭ ۚ
وَكَانَ
ٱللَّهُ
غَفُورًۭا
رَّحِيمًا
Kendinden derecelerle, bağışlama ve rahmetle. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Detay ve Kelime Analizi
97
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
تَوَفَّىٰهُمُ
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
ظَالِمِىٓ
أَنفُسِهِمْ
قَالُوا۟
فِيمَ
كُنتُمْ ۖ
قَالُوا۟
كُنَّا
مُسْتَضْعَفِينَ
فِى
ٱلْأَرْضِ ۚ
قَالُوٓا۟
أَلَمْ
تَكُنْ
أَرْضُ
ٱللَّهِ
وَٰسِعَةًۭ
فَتُهَاجِرُوا۟
فِيهَا ۚ
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
مَأْوَىٰهُمْ
جَهَنَّمُ ۖ
وَسَآءَتْ
مَصِيرًا
Doğrusu, kendilerine haksızlık eden kimselere,[1] melekler canlarını alırken: "Neden bu durumdaydınız?"[2] derler. Onlar: "Biz yeryüzünde mus'tezaf[3] kimselerdik" derler. Melekler: "Allah'ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların yeri Cehennem'dir. Orası ne kötü bir yerdir.
Detay ve Kelime Analizi
98
إِلَّا
ٱلْمُسْتَضْعَفِينَ
مِنَ
ٱلرِّجَالِ
وَٱلنِّسَآءِ
وَٱلْوِلْدَٰنِ
لَا
يَسْتَطِيعُونَ
حِيلَةًۭ
وَلَا
يَهْتَدُونَ
سَبِيلًۭا
Ancak, çaresiz kalan, gücü yetmeyen, bir çıkış yolu bulamayan mus'tezaf[1] erkek, kadın ve çocuklar hariç.
Detay ve Kelime Analizi
99
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
عَسَى
ٱللَّهُ
أَن
يَعْفُوَ
عَنْهُمْ ۚ
وَكَانَ
ٱللَّهُ
عَفُوًّا
غَفُورًۭا
Umulur ki Allah, bunları affeder. Kuşkusuz Allah, Çok Affedici'dir, Çok Bağışlayıcı'dır.
Detay ve Kelime Analizi
100
وَمَن
يُهَاجِرْ
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
يَجِدْ
فِى
ٱلْأَرْضِ
مُرَٰغَمًۭا
كَثِيرًۭا
وَسَعَةًۭ ۚ
وَمَن
يَخْرُجْ
مِنۢ
بَيْتِهِۦ
مُهَاجِرًا
إِلَى
ٱللَّهِ
وَرَسُولِهِۦ
ثُمَّ
يُدْرِكْهُ
ٱلْمَوْتُ
فَقَدْ
وَقَعَ
أَجْرُهُۥ
عَلَى
ٱللَّهِ ۗ
وَكَانَ
ٱللَّهُ
غَفُورًۭا
رَّحِيمًۭا
Kim, Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek pek çok yer ve genişlik bulur. Kim, Allah ve Resul'ü için hicret edip, yurdundan ayrılır da sonra onu ölüm yakalarsa, onun ecri, kesinlikle Allah'a aittir. Kuşkusuz, Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Detay ve Kelime Analizi