98. Beyyine suresi, 5. ayet

Ve ma umiru illa li ya'budullahe muhlisine lehud dine hunefae ve yukimus salate ve yu'tuz zekate ve zalike dinul kayyimeh.
Monoteist Meali
Oysa Allah'a kulluktan ve dini hanifler[1] olarak O'na has kılmaktan ve salatı ikame etmekten,[2] zekatı yapmaktan[2] başka bir şeyle emrolunmadılar. İşte doğru din budur.
Dipnotlar
[1] Şirk koşmaksızın Allah'a yönelmiş olan.
[2] Salatın namaz kılmak anlamının yanı sıra birçok anlamı bulunmaktadır. Bu ayetteki salat, "namaz kılmak" anlamında değildir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu ve duayı "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" kelimesinin kök harfleri (Elif-Te-Ye) olup, 549 yerde geçmektedir. Her ne kadar bu terkipte," vermek" anlamına gelen "Atu" kelimesi yer alsa da () atu kelimesine, () Eta "yapmak" anlamının verilmesi de uygundur. Bu kelime kök anlamı itibarıyla yaygın olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: "Yapmak", "getirmek" ve "vermek." Arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat kelimesini "arınmak" anlamında kullanmaktadır (Bkz. 19:13). Zekat, "mali yardım" demek değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Kur'an'daki mali yardımın adı sadakadır (Bkz. 9:60). Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır.
# Kelime Anlam Kök
1 ve ma oysa -
2 umiru emredilmedi امر
3 illa dışında (bir şey) -
4 liyea'budu kulluk etmeleri عبد
5 llahe Allah'a -
6 muhlisine halis kılarak خلص
7 lehu kendilerine -
8 d-dine dini دين
9 hunefa'e birleyerek حنف
10 ve yukimu ve ayakta tutmaları قوم
11 s-salate salatı صلو
12 ve yu'tu ve vermeleri اتي
13 z-zekate zekatı زكو
14 ve zalike işte budur -
15 dinu din دين
16 l-kayyimeti doğru قوم
Bayraktar Bayraklı
Oysa kendilerine, dini yalnız Allah'a halis kılıp O'nu birleyerek Allah'a kulluk etmeleri, namazı kılmaları, zekatı vermeleri emredilmişti. İşte doğru din budur.
Mehmet Okuyan
(Oysa) dini yalnız O'na özgü kılarak, hanîfler (Allah'ı birleyenler) olarak Allah'a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri kendilerine özellikle emredilmişti. İşte sağlam din budur.
Edip Yüksel
Oysa onlardan, dini sadece ALLAH'a ait kılan tektanrıcılar (monoteist) olarak O'na hizmet etmeleri, salatı gözetmeleri ve zekatı vermeleri istenmişti. İşte dosdoğru din budur.[1]
Süleymaniye Vakfı
Halbuki (tıpkı bu kitapta emredildiği gibi) onlara da Allah'ın dinine bir şey katmadan[1] doğrudan doğruya O'na kulluk etmeleri, namazı düzgün ve sürekli kılmaları, zekatı vermeleri dışında bir şey emredilmemişti[2]. İşte bu dosdoğru dindir.[3]
Ali Rıza Safa
Üstelik onlara, dini yalnızca Allah'a içtenlikle özgüleyerek O'na hizmet etmek, namazı kılmak ve zekatı vermek dışında bir buyruk verilmemişti. Dinin kaynağı ve dayanağı, işte budur.[609]
Mustafa İslamoğlu
Oysa kendileri yalnızca Allah'a kulluk etmek, din koyma yetkisinin sadece O'na mahsus olduğuna iman edip batıl olan her şeyden uzak durmak, ibadeti hakkıyla eda etmek, arınmak ve artmak için verilmesi gerekeni vermekle emrolunmuşlardı: İşte insanlığın ebedi değerler sistemi budur.
Yaşar Nuri Öztürk
Oysa ki onlara, dini yalnız O'na özgüleyerek, dosdoğru yürüyen kişiler halinde sadece Allah'a ibadet etmeleri, namazı kılmaları, zekatı vermeleri emredilmişti. İşte budur doğru, eskimez ve aşınmaz din.
Ali Bulaç
Oysa onlar, dini yalnızca O'na halis kılan hanifler (Allah'ı birleyenler) olarak sadece Allah'a kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekatı vermekten başkasıyla emrolunmadılar. İşte en doğru (dimdik ve sapasağlam) din budur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Oysa onlar, hakka tapan, Allah'ı birleyiciler olarak dini yalnızca Allah'a tahsis edip Allah'a ibadet etsinler, namazı dosdoğru kılsınlar ve zekatı versinler diye emrolunmuşlardı ancak. İşte odur dosdoğru din!
Muhammed Esed
Oysa kendilerine yalnızca Allah'a ibadet etmeleri, bütün içtenlikleriyle yalnız O'na iman ederek batıl olan her şeyden uzak durmaları; namazlarında dikkatli ve devamlı olmaları; ve karşılıksız harcamada bulunmaları emrolunmuştu çünkü bu, doğruluğu kesin ve açık olan bir ahlaki değerler sistemidir.
Diyanet İşleri
Halbuki onlara, ancak dini Allah'a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekatı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Halbuki onlar ancak şununla emr olunmuşlardı: hakperest müvahhid (hanifler) olarak dini Allah için halis kılarak yalnız Allaha ıbadet etsinler ve namazı dürüst kılsınlar ve zekatı versinler ve odur "dini kayyime"
Süleyman Ateş
Oysa kendilerine, dini yalnız Allah'a halis kılıp O'nu birleyerek Allah'a kulluk etmeleri, namazı kılmaları, zekatı vermeleri emredilmişti. İşte doğru din oydu.
Gültekin Onan
Oysa onlara, dini yalnızca O'na halis kılan hanifler olarak sadece Tanrı'ya kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekatı vermekten başkası buyrulmadı. İşte en doğru (dimdik ve sapasağlam) din budur.
Hasan Basri Çantay
Halbuki onlar Allaha, Onun dininde ihlas (ve samimiyyet) erbabı ve muvahhidler olarak, ibadet etmelerinden, namazı dosdoğru kılmalarından, zekatı vermelerinden başkasıyle emr olunmamışlardı. En doğru din de bu idi.
İbni Kesir
Halbuki onlar; doğruya yönelerek, dini yalnız Allah'a tahsis ederek O'na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. En doğru din de işte budur.
Şaban Piriş
Onlar, sadece dini/otoriteyi Allah'a has kılan hanifler olarak ona kulluk etmek, namazı kılmak, zekatı vermek ile emrolunmuşlardı. İşte dosdoğru din budur.
Ahmed Hulusi
Oysaki onlar, Hanifler olarak Dini O'na (yalnız Allah'a) halis kılarak; Allah'a kulluk yapmalarından, salatı ikame etmelerinden ve zekatı vermelerinden başka bir şeyle emir olunmadılar. . . İşte budur Din-i Kayyim (geçerli hak din - sistem)!
Edip Yüksel (Eski Baskı)
Oysa onlardan, dini sadece ALLAH'a ait kılan tektanrıcılar (monoteist) olarak O'na kulluk etmeleri, namazı gözetmeleri ve zekatı vermeleri istenmişti. İşte dosdoğru din budur.
Erhan Aktaş
Oysa Allah'a kulluktan ve dini hanifler[1] olarak O'na has kılmaktan ve salatı ikame etmekten,[2] zekatı yapmaktan[2] başka bir şeyle emrolunmadılar. İşte doğru din budur.
Progressive Muslims
And they were not commanded except to serve God and be loyal to His system, monotheists, and hold the contact-method and contribute towards betterment. Such is the valuable system.
Sam Gerrans
And they were commanded only to serve God, sincere to Him in doctrine, inclining to truth; and to uphold the duty, and to render the purity — and that is the doctrine of the upright.
Aisha Bewley
They were only ordered to worship Allah, making their deen sincerely His as people of pure natural belief, and to establish salat and pay zakat – that is the deen of the correct.
Rashad Khalifa
All that was asked of them was to worship GOD, devoting the religion absolutely to Him alone, observe the contact prayers (Salat), and give the obligatory charity (Zakat). Such is the perfect religion.
Edip-Layth
They were not commanded except to serve God and be loyal to His system, monotheism, and hold the contact prayer and contribute towards betterment. Such is the valuable system.
© 2026 oguzaslan.io tarafından yapılmıştır. Tüm hakları saklıdır.