Monoteist Meali
Ne var ki onlar, kendilerine Hakk[1] gelince onu yalanladılar. Bu yüzden karmakarışık bir durumdalar.
Dipnotlar
[1]
Gerçekliği kesin olan. Gerçeği kesin olarak bildiren mesaj. Mutlak gerçeklik, doğruluk. Bir şeyin aslı ve esası. Yasa, ferman, kural. Batıl'ın karşıtı.
Bel kezzebu bil hakkı lemma caehum fe hum fi emrin mericin.
Kelimeler
Diğer Mealler
Bayraktar Bayraklı
Doğrusu onlar, hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Şimdi onlar şaşırmış bir haldedirler.
Mehmet Okuyan
Aksine onlar, kendilerine geldiğinde gerçeği yalanladılar. (Şimdi) onlar derin bir perişanlık içindedir.
Edip Yüksel
Oysa onlar gerçek kendilerine geldiği zaman onu yalanladılar; kararsızlık içindedirler.
Süleymaniye Vakfı
Doğrusu, bu gerçekler /ayetler kendilerine geldiğinde yalana sarıldılar[1]; artık onlar (ne yapacakları konusunda) karmakarışık bir haldedirler[2].
Ali Rıza Safa
Hayır! Gerçek onlara geldiğinde yalanladılar; artık şaşkınlık içindeler.
Mustafa İslamoğlu
Dahasını da yaptılar; ayaklarına kadar geldiği halde hakikati yalanladılar: hasılı onlar derin bir iç karmaşası yaşıyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Hayır, hayır! Onlar, hak kendilerine geldiğinde, onu yalanladılar. Şimdi perişan mı perişan bir durum içindedirler.
Ali Bulaç
Hayır, hak kendilerine gelince yalanladılar. Şimdi onlar, derin bir sarsıntı içinde bulunuyorlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Doğrusu, gerçek kendilerine geldiği zaman yalanladılar da şimdi karmakarışık bir ıstırap içindeler.
Muhammed Esed
Buna rağmen onlar, (yeniden dirilmeyi inkar edenler,) ne zaman kendilerine tebliğ edildiyse hakikati yalanladılar; ve şimdi bir şaşkınlık içindeler.
Diyanet İşleri
Hatta gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. Artık onlar kararsız bir haldedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Doğrusu hak kendilerine geldiği zaman tekzib ettiler de şimdi karma karışık bir ıztırab içindeler
Süleyman Ateş
Doğrusu onlar, hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Şimdi onlar çalkantılı bir durumun içindedirler.
Gültekin Onan
Hayır, hak kendilerine gelince yalanladılar. Şimdi onlar, derin bir sarsıntı (emrin meriyc) içinde bulunuyorlar.
Hasan Basri Çantay
Hayır, onlar, kendilerine hak gelince (onu) tekzib etdiler. Şimdi onlar şaşırmış bir haldedirler.
İbni Kesir
Hayır, onlar; hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Şimdi de şaşırmış bir haldedirler.
Şaban Piriş
Hayır onlar, kendilerine hak gelince yalanladılar. Çünkü onlar şaşkınlık içindedirler.
Ahmed Hulusi
Hayır, onlara geldiğinde Hakikatlerini yalanladılar! Onlar pek karışık bir iş içindedirler.
Edip Yüksel (Eski Baskı)
Oysa onlar gerçek kendilerine geldiği zaman onu yalanladılar; kararsızlık içindedirler.
Erhan Aktaş
Ne var ki onlar, kendilerine Hakk[1] gelince onu yalanladılar. Bu yüzden karmakarışık bir durumdalar.
Progressive Muslims
But they denied the truth when it came to them, so they are in a confused state.
Sam Gerrans
The truth is, they denied the truth when it came to them, so they are in a confused state.
Aisha Bewley
But they denied the truth when it came to them. They are, therefore, in a very muddled state.
Rashad Khalifa
They rejected the truth when it came to them; they are utterly confused.
Edip-Layth
But they denied the truth when it came to them, so they are in a confused state.
Monoteist Meali
Ne var ki onlar, kendilerine Hakk[1] gelince onu yalanladılar. Bu yüzden karmakarışık bir durumdalar.
Dipnotlar
[1] Gerçekliği kesin olan. Gerçeği kesin olarak bildiren mesaj. Mutlak gerçeklik, doğruluk. Bir şeyin aslı ve esası. Yasa, ferman, kural. Batıl'ın karşıtı.
Bayraktar Bayraklı
Doğrusu onlar, hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Şimdi onlar şaşırmış bir haldedirler.
Mehmet Okuyan
Aksine onlar, kendilerine geldiğinde gerçeği yalanladılar. (Şimdi) onlar derin bir perişanlık içindedir.
Edip Yüksel
Oysa onlar gerçek kendilerine geldiği zaman onu yalanladılar; kararsızlık içindedirler.
Süleymaniye Vakfı
Doğrusu, bu gerçekler /ayetler kendilerine geldiğinde yalana sarıldılar[1]; artık onlar (ne yapacakları konusunda) karmakarışık bir haldedirler[2].
Ali Rıza Safa
Hayır! Gerçek onlara geldiğinde yalanladılar; artık şaşkınlık içindeler.
Mustafa İslamoğlu
Dahasını da yaptılar; ayaklarına kadar geldiği halde hakikati yalanladılar: hasılı onlar derin bir iç karmaşası yaşıyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Hayır, hayır! Onlar, hak kendilerine geldiğinde, onu yalanladılar. Şimdi perişan mı perişan bir durum içindedirler.
Ali Bulaç
Hayır, hak kendilerine gelince yalanladılar. Şimdi onlar, derin bir sarsıntı içinde bulunuyorlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Doğrusu, gerçek kendilerine geldiği zaman yalanladılar da şimdi karmakarışık bir ıstırap içindeler.
Muhammed Esed
Buna rağmen onlar, (yeniden dirilmeyi inkar edenler,) ne zaman kendilerine tebliğ edildiyse hakikati yalanladılar; ve şimdi bir şaşkınlık içindeler.
Diyanet İşleri
Hatta gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. Artık onlar kararsız bir haldedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Doğrusu hak kendilerine geldiği zaman tekzib ettiler de şimdi karma karışık bir ıztırab içindeler
Süleyman Ateş
Doğrusu onlar, hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Şimdi onlar çalkantılı bir durumun içindedirler.
Gültekin Onan
Hayır, hak kendilerine gelince yalanladılar. Şimdi onlar, derin bir sarsıntı (emrin meriyc) içinde bulunuyorlar.
Hasan Basri Çantay
Hayır, onlar, kendilerine hak gelince (onu) tekzib etdiler. Şimdi onlar şaşırmış bir haldedirler.
İbni Kesir
Hayır, onlar; hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Şimdi de şaşırmış bir haldedirler.
Şaban Piriş
Hayır onlar, kendilerine hak gelince yalanladılar. Çünkü onlar şaşkınlık içindedirler.
Ahmed Hulusi
Hayır, onlara geldiğinde Hakikatlerini yalanladılar! Onlar pek karışık bir iş içindedirler.
Edip Yüksel (Eski Baskı)
Oysa onlar gerçek kendilerine geldiği zaman onu yalanladılar; kararsızlık içindedirler.
Erhan Aktaş
Ne var ki onlar, kendilerine Hakk[1] gelince onu yalanladılar. Bu yüzden karmakarışık bir durumdalar.
Progressive Muslims
But they denied the truth when it came to them, so they are in a confused state.
Sam Gerrans
The truth is, they denied the truth when it came to them, so they are in a confused state.
Aisha Bewley
But they denied the truth when it came to them. They are, therefore, in a very muddled state.
Rashad Khalifa
They rejected the truth when it came to them; they are utterly confused.
Edip-Layth
But they denied the truth when it came to them, so they are in a confused state.
© 2026 oguzaslan.io tarafından yapılmıştır. Tüm hakları saklıdır.