Monoteist Meali
Hayır! Siz, Resul'ün ve İman Edenlerin asla ailelerine dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu zan, kalplerinize güzel göründü. Kötü bir zanla, zanda bulundunuz. Siz, yok olmayı hak eden bir halk oldunuz.
بَلْ
ظَنَنتُمْ
أَن
لَّن
يَنقَلِبَ
ٱلرَّسُولُ
وَٱلْمُؤْمِنُونَ
إِلَىٰٓ
أَهْلِيهِمْ
أَبَدًۭا
وَزُيِّنَ
ذَٰلِكَ
فِى
قُلُوبِكُمْ
وَظَنَنتُمْ
ظَنَّ
ٱلسَّوْءِ
وَكُنتُمْ
قَوْمًۢا
بُورًۭا
Bel zanentum en len yenkaliber resulu vel mu'minune ila ehlihim ebeden ve zuyyine zalike fi kulubikum ve zanentum zannes sev'i ve kuntum kavmen bura.
Kelimeler
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 | bel | herhalde | - |
| 2 | zenentum | siz sandınız | ظنن |
| 3 | en | ki | - |
| 4 | len | - | |
| 5 | yenkalibe | dönmeyecekler | قلب |
| 6 | r-rasulu | elçi | رسل |
| 7 | velmu'minune | ve mü'minler | امن |
| 8 | ila | - | |
| 9 | ehlihim | ailelerine | اهل |
| 10 | ebeden | bir daha asla | ابد |
| 11 | vezuyyine | ve süslendirildi | زين |
| 12 | zalike | bu | - |
| 13 | fi | - | |
| 14 | kulubikum | gönüllerinizde | قلب |
| 15 | ve zenentum | ve zanda bulundunuz | ظنن |
| 16 | zenne | bir zan ile | ظنن |
| 17 | s-sev'i | kötü | سوا |
| 18 | ve kuntum | ve oldunuz | كون |
| 19 | kavmen | bir topluluk | قوم |
| 20 | buran | helaki hak etmiş | بور |
Diğer Mealler
Bayraktar Bayraklı
"Doğrusu siz, Peygamberin ve inananların, ailelerine bir daha asla dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu durum gönüllerinize hoş gösterildi,kötü duygulara kapıldınız. Siz,helaki hak etmiş bir toplum oldunuz."
Mehmet Okuyan
Aslında siz Elçinin ve müminlerin ailelerine asla dönemeyeceğini sanmıştınız. Bu, sizin kalplerinize güzel görünmüştü; kötü zanda bulunmuş ve helaki (cezalandırılmayı) hak etmiş bir topluluk olmuştunuz.
Edip Yüksel
Aslında siz, elçinin ve iman edenlerin ebedi olarak ailelerine dönmeyeceklerini sanmıştınız ve bu düşünce gönlünüze hoş gelmişti. Kötü hayaller kurup durdunuz ve sonunda bayağı bir topluluk oldunuz.
Süleymaniye Vakfı
Aslında siz, Allah'ın elçisinin ve müminlerin ailelerine asla dönemeyeceklerini zannetmiştiniz[1]. Bu, kalplerinize süslü gösterildi. Kötü zanda bulundunuz ve kaybetmiş bir topluluk haline geldiniz.
Ali Rıza Safa
Hayır! Siz sanmıştınız ki, elçi ve inananlar, ailelerine bir daha asla dönemeyecekler. Bu düşünce, yüreklerinize çekici gösterildi; kötü düşüncelere kapıldınız ve güzelliklerden yoksun bir toplum oldunuz.
Mustafa İslamoğlu
Aksine sizler, Rasul'ün ve mü'minlerin bir daha asla ailelerine kavuşamayacaklarını zannetmiştiniz; ve böyle düşünmek size pek cazip görünmüştü. İşte böyle berbat bir zanna kapıldınız da, sonunda kredisi tükenmiş bir toplum olup çıktınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Siz sanmıştınız ki, resul de müminler de ailelerine bir daha asla dönmeyecekler. Bu düşünce kalplerinizde süslendi de çirkin bir sanıya saplandınız ve mahvolmuş bir topluluk haline geldiniz.
Ali Bulaç
Hayır, siz Peygamberin ve mü'minlerin, ailelerine ebedi olarak bir daha dönmeyeceklerini zannettiniz; bu, kalplerinizde çekici kılındı ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da, yıkıma uğramış bir topluluk oldunuz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Doğrusu siz, peygamberin ve müminlerin asla ailelerine dönemeyeceklerini sandınız; bu, kalplerinizde allandı pullandı ve kötü zanna düştünüz de düşkün blr topluluk oldunuz.
Muhammed Esed
Siz zannettiniz ki Elçi ve müminler bir daha ailelerine ve akrabalarına dönemeyecekler ve bu, kalplerinize güzel göründü. Siz (bu tür) haince düşüncelere kapıldınız, çünkü her zaman güzelliklerden yoksun bir topluluk oldunuz!"
Diyanet İşleri
(Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helaki hak eden bir kavim oldunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Doğrusu siz, Peygamber ve mü'minler ebeden ailelerine dönemiyecekler zannettiniz ve bu, kalblerinizde allandı pullandı kötü zanna düştünüz de düşkün bir kavm oldunuz a.
Süleyman Ateş
Herhalde siz sandınız ki Elçi ve mü'minler, bir daha ailelerine dönmeyecekler. Bu (düşünce) gönüllerinizde süslendirildi, (size güzel gösterildi,) kötü zanda bulundunuz ve helaki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
Gültekin Onan
Hayır, siz Peygamberin ve inançlıların ehline (ailelerine) ebediyen dönmeyeceklerini (yenkalib) zannettiniz; bu, kalplerinizde çekici kılındı ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da yıkıma uğramış bir topluluk oldunuz.
Hasan Basri Çantay
Daha doğrusu siz peygamberin de, mü'minlerin de ailelerine temelli dönemeyeceklerini sandınız. Bu, sizin kalblerinizde süslen (ib kökleş) di. Kötü zanda bulundunuz. (Bu yüzden Allah indinde) helake mahkum bir kavm oldunuz.
İbni Kesir
Hayır, siz; peygamberin ve mü'minlerin, ailelerine bir daha dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin kalblerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz. Ve helake mahkum bir kavim oldunuz.
Şaban Piriş
Oysa siz, peygamberin ve müminlerin daha ebedi olarak ailelerine dönmeyeceğini sandınız. Bu, kalblerinize çekici kılındı. Siz, kötü bir zanna kapıldınız ve bozguncu bir topluluk oldunuz.
Ahmed Hulusi
Aslında siz Rasul ve iman edenlerin, ailelerine asla geri dönmeyeceklerini zannettiniz! Bu fikir bilincinize güzel göründü de, böylece kötü zanda bulundunuz; helakı haketmiş bir topluluk oldunuz!
Edip Yüksel (Eski Baskı)
Aslında siz, elçinin ve inananların ebedi olarak ailelerine dönmeyeceklerini sandınız ve bu düşünce gönlünüze hoş gelmişti. Kötü hayaller kurup durdunuz ve sonunda bayağı bir topluluk oldunuz.
Erhan Aktaş
Hayır! Siz, Resul'ün ve İman Edenlerin asla ailelerine dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu zan, kalplerinize güzel göründü. Kötü bir zanla, zanda bulundunuz. Siz, yok olmayı hak eden bir halk oldunuz.
Progressive Muslims
Alas, you thought that the messenger and the believers would not return to their families, and this was deemed pleasant in your hearts, and you thought the worst thoughts; you were a wicked people.
Sam Gerrans
The truth is, you thought that the Messenger and the believers would never return to their families; and that was made fair in your hearts, and you thought an evil thought and are a people ruined.
Aisha Bewley
No, you thought that the Messenger and the muminun were not going to return to their families, and that seemed pleasing to your hearts and you thought evil thoughts and you were a blighted people.
Rashad Khalifa
You secretly believed that the messenger and the believers will be defeated and never come back to their families, and this was firmly established in your hearts. You harbored evil thoughts and turned into wicked people.
Edip-Layth
Alas, you thought that the messenger and those who acknowledge would not return to their families, and this was deemed pleasant in your hearts, and you thought the worst thoughts; you were a wicked people.
Monoteist Meali
Hayır! Siz, Resul'ün ve İman Edenlerin asla ailelerine dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu zan, kalplerinize güzel göründü. Kötü bir zanla, zanda bulundunuz. Siz, yok olmayı hak eden bir halk oldunuz.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 | bel | herhalde | - |
| 2 | zenentum | siz sandınız | ظنن |
| 3 | en | ki | - |
| 4 | len | - | |
| 5 | yenkalibe | dönmeyecekler | قلب |
| 6 | r-rasulu | elçi | رسل |
| 7 | velmu'minune | ve mü'minler | امن |
| 8 | ila | - | |
| 9 | ehlihim | ailelerine | اهل |
| 10 | ebeden | bir daha asla | ابد |
| 11 | vezuyyine | ve süslendirildi | زين |
| 12 | zalike | bu | - |
| 13 | fi | - | |
| 14 | kulubikum | gönüllerinizde | قلب |
| 15 | ve zenentum | ve zanda bulundunuz | ظنن |
| 16 | zenne | bir zan ile | ظنن |
| 17 | s-sev'i | kötü | سوا |
| 18 | ve kuntum | ve oldunuz | كون |
| 19 | kavmen | bir topluluk | قوم |
| 20 | buran | helaki hak etmiş | بور |
Bayraktar Bayraklı
"Doğrusu siz, Peygamberin ve inananların, ailelerine bir daha asla dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu durum gönüllerinize hoş gösterildi,kötü duygulara kapıldınız. Siz,helaki hak etmiş bir toplum oldunuz."
Mehmet Okuyan
Aslında siz Elçinin ve müminlerin ailelerine asla dönemeyeceğini sanmıştınız. Bu, sizin kalplerinize güzel görünmüştü; kötü zanda bulunmuş ve helaki (cezalandırılmayı) hak etmiş bir topluluk olmuştunuz.
Edip Yüksel
Aslında siz, elçinin ve iman edenlerin ebedi olarak ailelerine dönmeyeceklerini sanmıştınız ve bu düşünce gönlünüze hoş gelmişti. Kötü hayaller kurup durdunuz ve sonunda bayağı bir topluluk oldunuz.
Süleymaniye Vakfı
Aslında siz, Allah'ın elçisinin ve müminlerin ailelerine asla dönemeyeceklerini zannetmiştiniz[1]. Bu, kalplerinize süslü gösterildi. Kötü zanda bulundunuz ve kaybetmiş bir topluluk haline geldiniz.
Ali Rıza Safa
Hayır! Siz sanmıştınız ki, elçi ve inananlar, ailelerine bir daha asla dönemeyecekler. Bu düşünce, yüreklerinize çekici gösterildi; kötü düşüncelere kapıldınız ve güzelliklerden yoksun bir toplum oldunuz.
Mustafa İslamoğlu
Aksine sizler, Rasul'ün ve mü'minlerin bir daha asla ailelerine kavuşamayacaklarını zannetmiştiniz; ve böyle düşünmek size pek cazip görünmüştü. İşte böyle berbat bir zanna kapıldınız da, sonunda kredisi tükenmiş bir toplum olup çıktınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Siz sanmıştınız ki, resul de müminler de ailelerine bir daha asla dönmeyecekler. Bu düşünce kalplerinizde süslendi de çirkin bir sanıya saplandınız ve mahvolmuş bir topluluk haline geldiniz.
Ali Bulaç
Hayır, siz Peygamberin ve mü'minlerin, ailelerine ebedi olarak bir daha dönmeyeceklerini zannettiniz; bu, kalplerinizde çekici kılındı ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da, yıkıma uğramış bir topluluk oldunuz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Doğrusu siz, peygamberin ve müminlerin asla ailelerine dönemeyeceklerini sandınız; bu, kalplerinizde allandı pullandı ve kötü zanna düştünüz de düşkün blr topluluk oldunuz.
Muhammed Esed
Siz zannettiniz ki Elçi ve müminler bir daha ailelerine ve akrabalarına dönemeyecekler ve bu, kalplerinize güzel göründü. Siz (bu tür) haince düşüncelere kapıldınız, çünkü her zaman güzelliklerden yoksun bir topluluk oldunuz!"
Diyanet İşleri
(Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helaki hak eden bir kavim oldunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Doğrusu siz, Peygamber ve mü'minler ebeden ailelerine dönemiyecekler zannettiniz ve bu, kalblerinizde allandı pullandı kötü zanna düştünüz de düşkün bir kavm oldunuz a.
Süleyman Ateş
Herhalde siz sandınız ki Elçi ve mü'minler, bir daha ailelerine dönmeyecekler. Bu (düşünce) gönüllerinizde süslendirildi, (size güzel gösterildi,) kötü zanda bulundunuz ve helaki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
Gültekin Onan
Hayır, siz Peygamberin ve inançlıların ehline (ailelerine) ebediyen dönmeyeceklerini (yenkalib) zannettiniz; bu, kalplerinizde çekici kılındı ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da yıkıma uğramış bir topluluk oldunuz.
Hasan Basri Çantay
Daha doğrusu siz peygamberin de, mü'minlerin de ailelerine temelli dönemeyeceklerini sandınız. Bu, sizin kalblerinizde süslen (ib kökleş) di. Kötü zanda bulundunuz. (Bu yüzden Allah indinde) helake mahkum bir kavm oldunuz.
İbni Kesir
Hayır, siz; peygamberin ve mü'minlerin, ailelerine bir daha dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin kalblerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz. Ve helake mahkum bir kavim oldunuz.
Şaban Piriş
Oysa siz, peygamberin ve müminlerin daha ebedi olarak ailelerine dönmeyeceğini sandınız. Bu, kalblerinize çekici kılındı. Siz, kötü bir zanna kapıldınız ve bozguncu bir topluluk oldunuz.
Ahmed Hulusi
Aslında siz Rasul ve iman edenlerin, ailelerine asla geri dönmeyeceklerini zannettiniz! Bu fikir bilincinize güzel göründü de, böylece kötü zanda bulundunuz; helakı haketmiş bir topluluk oldunuz!
Edip Yüksel (Eski Baskı)
Aslında siz, elçinin ve inananların ebedi olarak ailelerine dönmeyeceklerini sandınız ve bu düşünce gönlünüze hoş gelmişti. Kötü hayaller kurup durdunuz ve sonunda bayağı bir topluluk oldunuz.
Erhan Aktaş
Hayır! Siz, Resul'ün ve İman Edenlerin asla ailelerine dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu zan, kalplerinize güzel göründü. Kötü bir zanla, zanda bulundunuz. Siz, yok olmayı hak eden bir halk oldunuz.
Progressive Muslims
Alas, you thought that the messenger and the believers would not return to their families, and this was deemed pleasant in your hearts, and you thought the worst thoughts; you were a wicked people.
Sam Gerrans
The truth is, you thought that the Messenger and the believers would never return to their families; and that was made fair in your hearts, and you thought an evil thought and are a people ruined.
Aisha Bewley
No, you thought that the Messenger and the muminun were not going to return to their families, and that seemed pleasing to your hearts and you thought evil thoughts and you were a blighted people.
Rashad Khalifa
You secretly believed that the messenger and the believers will be defeated and never come back to their families, and this was firmly established in your hearts. You harbored evil thoughts and turned into wicked people.
Edip-Layth
Alas, you thought that the messenger and those who acknowledge would not return to their families, and this was deemed pleasant in your hearts, and you thought the worst thoughts; you were a wicked people.
© 2026 oguzaslan.io tarafından yapılmıştır. Tüm hakları saklıdır.