Monoteist Meali
Fakat onlar: "Rabb'imiz! Yolculuk mesafelerimizi uzat.[1]" dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları dillerde dolaşan hadis[2] yaptık. Ve onları tamamen parça parça dağıttık. Kuşkusuz bunda çok sabredenlerin ve çok şükredenlerin tamamı için kesinlikle ayetler[3] vardır.
Dipnotlar
[1]
Verilen nimetlerle yetinmeyerek daha çok kazanmak için, ihtiyaç sahiplerini daha çok soymak için, çok konaklama yerleri ve uzun yolculuklar istediler.
[2]
Nesilden nesile aktarılan efsane.
[3]
İşaretler, göstergeler.
فَقَالُوا۟
رَبَّنَا
بَـٰعِدْ
بَيْنَ
أَسْفَارِنَا
وَظَلَمُوٓا۟
أَنفُسَهُمْ
فَجَعَلْنَـٰهُمْ
أَحَادِيثَ
وَمَزَّقْنَـٰهُمْ
كُلَّ
مُمَزَّقٍ ۚ
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَـَٔايَـٰتٍۢ
لِّكُلِّ
صَبَّارٍۢ
شَكُورٍۢ
Fe kalu rabbena baidbeyne esfarina ve zalemu enfusehum fe cealnahum ehadise ve mezzaknahum kulle mumezzak, inne fi zalike le ayatin li kulli sabbarin şekur.
Kelimeler
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 | fekalu | dediler | قول |
| 2 | rabbena | Rabbimiz | ربب |
| 3 | baid | uzaklaştır | بعد |
| 4 | beyne | arasını | بين |
| 5 | esfarina | seferlerimizin | سفر |
| 6 | ve zelemu | ve zulmettiler | ظلم |
| 7 | enfusehum | kendilerine | نفس |
| 8 | fecealnahum | biz de onları çevirdik | جعل |
| 9 | ehadise | efsanelere | حدث |
| 10 | ve mezzeknahum | onları darmadağın ettik | مزق |
| 11 | kulle | hepsini | كلل |
| 12 | mumezzekin | parçalayarak | مزق |
| 13 | inne | şüphesiz | - |
| 14 | fi | vardır | - |
| 15 | zalike | bunda | - |
| 16 | layatin | ibretler | ايي |
| 17 | likulli | herkes için | كلل |
| 18 | sabbarin | sabreden | صبر |
| 19 | şekurin | şükreden | شكر |
Diğer Mealler
Bayraktar Bayraklı
Onlar, "Ey Rabbimiz!Bizim yolculuk mesafelerimizi uzat!" dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları dillerde dolaşır sözler haline getirdik. Onları tamamen darmadağın ettik. Şüphesiz bunlarda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için dersler vardır.
Mehmet Okuyan
(Bunun üzerine) "Rabbimiz! Seferlerimizin (yolculuk yaptığımız şehirlerin) arasını uzaklaştır!" demişler ve kendilerine yazık etmişlerdi. (Biz de) onları sözlere (ibretlik anılara) çevirmiş ve onları tamamen parçalamıştık. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için dersler vardır.
Edip Yüksel
"Efendimiz, seferlerimizin arasını uzaklaştır" diyerek kendilerine zulmettiler. Sonunda onları darmadağın edip tarihe gömdük. Her sabırlı ve şükreden kişi için bunda dersler vardır.
Süleymaniye Vakfı
"Rabbimiz! Yolculuklarımızın mesafesini uzat[1]" dediler ve kendilerine yanlış yaptılar. Biz de onları bölük pörçük ederek hikayelere konu yaptık. Her durumda sabreden /duruşunu bozmayan ve daima şükreden /görevlerini yerine getiren herkes için bunda (daha nice) ayetler /göstergeler vardır.
Ali Rıza Safa
Buna karşın, "Efendimiz! Yolculuklarımızın arasını uzaklaştır!" dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları söylence yaptık ve tümünü darmadağın ettik. Aslında, işte bunda, çok dirençli olan, çok şükreden herkes için kesinlikle bir gösterge vardır.[363]
Mustafa İslamoğlu
Buna rağmen onlar "Rabbimiz! Sefer menzillerimiz arasındaki mesafeyi uzat!" de(meye getir)diler ve böylece kendilerine zulmetmiş oldular. Bunun üzerine biz de onları geçmişin efsanelerine döndürdük ve param parça edip dağıttık. Hiç şüphesiz bütün bunlarda, derin bir şükran duygusuyla O'na kutllukta direnen herkes için mutlaka alınacak dersler vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Ama onlar, tutup şöyle dediler: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklaştır!" Böylece kendilerine zulmettiler de biz de onları efsaneler haline getirdik; hepsini darmadağın ettik. İşte bunda, gereğince sabreden, yeterince şükreden herkes için elbette ibretler vardır.
Ali Bulaç
Onlar ise: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını aç (şehirlerimiz birbirine çok yakındır)" dediler ve kendi nefislerine zulmetmiş oldular. Böylece biz de onları efsaneler(e konu olan bir halk) kıldık ve onları darmadağın edip dağıttık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Buna karşı onlar: "Ey Rabbimiz, yolculuklarımızın mesafesini uzaklaştır!" dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve tamamen didik didik dağıttık. Şüphesiz ki, bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette ibretler vardır.
Muhammed Esed
Buna rağmen onlar, "Rabbimiz seyahat menzillerimiz arasındaki mesafeyi uzattı!" dediler. Ve böylece kendi kendilerine zulmetmiş oldular. Biz de bunun üzerine onları (geçmişin) efsane(lerinden biri)si haline döndürdük ve darmadağın ettik. Kuşkusuz bunda, sıkıntılara göğüs geren ve (Allah'a) gönülden şükredenler için alınacak dersler vardır.
Diyanet İşleri
Onlar ise, "Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır" dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Buna karşı onlar "ya rabbena, seferlerimizin arasını uzaklaştır" dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve temamen didik didik dağıttık, şübhesiz ki bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette ayetler var
Süleyman Ateş
"Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklaştır (şehirlerimiz birbirine çok yakın, bunlarını arasını uzat da daha uzun mesafelere gidelim)" dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik, onları darmadağın ettik. Şüphesiz bunda, sabreden, şükreden herkes için ibretler vardır.
Gültekin Onan
Onlar ise: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını aç [şehirlerimiz birbirine çok yakındır]" dediler ve kendi nefslerine zulmetmiş oldular. Böylece biz de onları efsaneler[e konu olan bir halk] kıldık ve onları darmadağın edip dağıttık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır.
Hasan Basri Çantay
Onlar ise (buna karşı). "Ey Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklaşdır" demişler, kendilerine yazık etmişlerdi. İşte biz de onları masallara çeviriverdik. Onları darma dağınık etdik. Şübhesiz ki bunda çok sabır (ve) çok şükreden herkes için elbette ibretler vardır.
İbni Kesir
Fakat onlar dediler ki: Rabbım, yolculuklarımızın arasını uzaklaştır. Ve kendi öz nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsaneler kılıverdik, darmadağınık ettik. Muhakkak ki bunda; çok sabreden ve çok şükreden herkes için ayetler vardır.
Şaban Piriş
- Rabbimiz, yolculuklarımızın mesafesini uzaklaştır, dediler. Kendi kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsane haline getirdik, darmadağın ettik. İşte bunda her sabırlı ve şükür eden kimse için bir ibret vardır.
Ahmed Hulusi
"Rabbimiz, sefer alanımızı uzat - yay" dediler ve nefslerine zulmettiler. . . Biz de onları anlatılan ibretlikler kıldık ve onları darmadağın ettik. . . Muhakkak ki bu olayda çok sabreden ve çok şükreden herkes için elbette işaretler vardır.
Edip Yüksel (Eski Baskı)
'Rabbimiz, seferlerimizin arası uzaklaştı,' diyerek kendilerine zulmettiler. Sonunda onları darmadağın edip tarihe gömdük. Her sabırlı ve şükreden kişi için bunda dersler vardır.
Erhan Aktaş
Fakat onlar: "Rabb'imiz! Yolculuk mesafelerimizi uzat.[1]" dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları dillerde dolaşan hadis[2] yaptık. Ve onları tamamen parça parça dağıttık. Kuşkusuz bunda çok sabredenlerin ve çok şükredenlerin tamamı için kesinlikle ayetler[3] vardır.
Progressive Muslims
But they said: "Our Lord, make the measure between our journeys longer," and they wronged themselves. So We made them a thing of the past, and We scattered them into small groups. In this are signs for every person who is patient, thankful.
Sam Gerrans
But they said: “Long has our Lord made the distance between our journeys”; and they wronged their souls, and We made them tales told, and scattered them utterly. In that are proofs for everyone patient and grateful.
Aisha Bewley
They said, ‘Our Lord, put more distance between our staging posts. ’ They wronged themselves so We made legends of them and scattered them without a trace. There are certainly Signs in that for everyone who is steadfast and thankful.
Rashad Khalifa
But they (turned unappreciative and) challenged: "Our Lord, we do not care if You increase the distance of our journeys (without any stations)." They thus wronged their own souls. Consequently, we made them history, and scattered them into small communities throughout the land. This should provide lessons for those who are steadfast, appreciative.
Edip-Layth
But they said, "Our Lord, make the measure between our journeys longer," and they wronged themselves. So We made them a thing of the past, and We scattered them into small groups. In this are signs for every person who is patient, thankful.
Monoteist Meali
Fakat onlar: "Rabb'imiz! Yolculuk mesafelerimizi uzat.[1]" dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları dillerde dolaşan hadis[2] yaptık. Ve onları tamamen parça parça dağıttık. Kuşkusuz bunda çok sabredenlerin ve çok şükredenlerin tamamı için kesinlikle ayetler[3] vardır.
Dipnotlar
[1] Verilen nimetlerle yetinmeyerek daha çok kazanmak için, ihtiyaç sahiplerini daha çok soymak için, çok konaklama yerleri ve uzun yolculuklar istediler.
[2] Nesilden nesile aktarılan efsane.
[3] İşaretler, göstergeler.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 | fekalu | dediler | قول |
| 2 | rabbena | Rabbimiz | ربب |
| 3 | baid | uzaklaştır | بعد |
| 4 | beyne | arasını | بين |
| 5 | esfarina | seferlerimizin | سفر |
| 6 | ve zelemu | ve zulmettiler | ظلم |
| 7 | enfusehum | kendilerine | نفس |
| 8 | fecealnahum | biz de onları çevirdik | جعل |
| 9 | ehadise | efsanelere | حدث |
| 10 | ve mezzeknahum | onları darmadağın ettik | مزق |
| 11 | kulle | hepsini | كلل |
| 12 | mumezzekin | parçalayarak | مزق |
| 13 | inne | şüphesiz | - |
| 14 | fi | vardır | - |
| 15 | zalike | bunda | - |
| 16 | layatin | ibretler | ايي |
| 17 | likulli | herkes için | كلل |
| 18 | sabbarin | sabreden | صبر |
| 19 | şekurin | şükreden | شكر |
Bayraktar Bayraklı
Onlar, "Ey Rabbimiz!Bizim yolculuk mesafelerimizi uzat!" dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları dillerde dolaşır sözler haline getirdik. Onları tamamen darmadağın ettik. Şüphesiz bunlarda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için dersler vardır.
Mehmet Okuyan
(Bunun üzerine) "Rabbimiz! Seferlerimizin (yolculuk yaptığımız şehirlerin) arasını uzaklaştır!" demişler ve kendilerine yazık etmişlerdi. (Biz de) onları sözlere (ibretlik anılara) çevirmiş ve onları tamamen parçalamıştık. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için dersler vardır.
Edip Yüksel
"Efendimiz, seferlerimizin arasını uzaklaştır" diyerek kendilerine zulmettiler. Sonunda onları darmadağın edip tarihe gömdük. Her sabırlı ve şükreden kişi için bunda dersler vardır.
Süleymaniye Vakfı
"Rabbimiz! Yolculuklarımızın mesafesini uzat[1]" dediler ve kendilerine yanlış yaptılar. Biz de onları bölük pörçük ederek hikayelere konu yaptık. Her durumda sabreden /duruşunu bozmayan ve daima şükreden /görevlerini yerine getiren herkes için bunda (daha nice) ayetler /göstergeler vardır.
Ali Rıza Safa
Buna karşın, "Efendimiz! Yolculuklarımızın arasını uzaklaştır!" dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları söylence yaptık ve tümünü darmadağın ettik. Aslında, işte bunda, çok dirençli olan, çok şükreden herkes için kesinlikle bir gösterge vardır.[363]
Mustafa İslamoğlu
Buna rağmen onlar "Rabbimiz! Sefer menzillerimiz arasındaki mesafeyi uzat!" de(meye getir)diler ve böylece kendilerine zulmetmiş oldular. Bunun üzerine biz de onları geçmişin efsanelerine döndürdük ve param parça edip dağıttık. Hiç şüphesiz bütün bunlarda, derin bir şükran duygusuyla O'na kutllukta direnen herkes için mutlaka alınacak dersler vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Ama onlar, tutup şöyle dediler: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklaştır!" Böylece kendilerine zulmettiler de biz de onları efsaneler haline getirdik; hepsini darmadağın ettik. İşte bunda, gereğince sabreden, yeterince şükreden herkes için elbette ibretler vardır.
Ali Bulaç
Onlar ise: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını aç (şehirlerimiz birbirine çok yakındır)" dediler ve kendi nefislerine zulmetmiş oldular. Böylece biz de onları efsaneler(e konu olan bir halk) kıldık ve onları darmadağın edip dağıttık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Buna karşı onlar: "Ey Rabbimiz, yolculuklarımızın mesafesini uzaklaştır!" dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve tamamen didik didik dağıttık. Şüphesiz ki, bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette ibretler vardır.
Muhammed Esed
Buna rağmen onlar, "Rabbimiz seyahat menzillerimiz arasındaki mesafeyi uzattı!" dediler. Ve böylece kendi kendilerine zulmetmiş oldular. Biz de bunun üzerine onları (geçmişin) efsane(lerinden biri)si haline döndürdük ve darmadağın ettik. Kuşkusuz bunda, sıkıntılara göğüs geren ve (Allah'a) gönülden şükredenler için alınacak dersler vardır.
Diyanet İşleri
Onlar ise, "Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır" dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Buna karşı onlar "ya rabbena, seferlerimizin arasını uzaklaştır" dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve temamen didik didik dağıttık, şübhesiz ki bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette ayetler var
Süleyman Ateş
"Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklaştır (şehirlerimiz birbirine çok yakın, bunlarını arasını uzat da daha uzun mesafelere gidelim)" dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik, onları darmadağın ettik. Şüphesiz bunda, sabreden, şükreden herkes için ibretler vardır.
Gültekin Onan
Onlar ise: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını aç [şehirlerimiz birbirine çok yakındır]" dediler ve kendi nefslerine zulmetmiş oldular. Böylece biz de onları efsaneler[e konu olan bir halk] kıldık ve onları darmadağın edip dağıttık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır.
Hasan Basri Çantay
Onlar ise (buna karşı). "Ey Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklaşdır" demişler, kendilerine yazık etmişlerdi. İşte biz de onları masallara çeviriverdik. Onları darma dağınık etdik. Şübhesiz ki bunda çok sabır (ve) çok şükreden herkes için elbette ibretler vardır.
İbni Kesir
Fakat onlar dediler ki: Rabbım, yolculuklarımızın arasını uzaklaştır. Ve kendi öz nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsaneler kılıverdik, darmadağınık ettik. Muhakkak ki bunda; çok sabreden ve çok şükreden herkes için ayetler vardır.
Şaban Piriş
- Rabbimiz, yolculuklarımızın mesafesini uzaklaştır, dediler. Kendi kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsane haline getirdik, darmadağın ettik. İşte bunda her sabırlı ve şükür eden kimse için bir ibret vardır.
Ahmed Hulusi
"Rabbimiz, sefer alanımızı uzat - yay" dediler ve nefslerine zulmettiler. . . Biz de onları anlatılan ibretlikler kıldık ve onları darmadağın ettik. . . Muhakkak ki bu olayda çok sabreden ve çok şükreden herkes için elbette işaretler vardır.
Edip Yüksel (Eski Baskı)
'Rabbimiz, seferlerimizin arası uzaklaştı,' diyerek kendilerine zulmettiler. Sonunda onları darmadağın edip tarihe gömdük. Her sabırlı ve şükreden kişi için bunda dersler vardır.
Erhan Aktaş
Fakat onlar: "Rabb'imiz! Yolculuk mesafelerimizi uzat.[1]" dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları dillerde dolaşan hadis[2] yaptık. Ve onları tamamen parça parça dağıttık. Kuşkusuz bunda çok sabredenlerin ve çok şükredenlerin tamamı için kesinlikle ayetler[3] vardır.
Progressive Muslims
But they said: "Our Lord, make the measure between our journeys longer," and they wronged themselves. So We made them a thing of the past, and We scattered them into small groups. In this are signs for every person who is patient, thankful.
Sam Gerrans
But they said: “Long has our Lord made the distance between our journeys”; and they wronged their souls, and We made them tales told, and scattered them utterly. In that are proofs for everyone patient and grateful.
Aisha Bewley
They said, ‘Our Lord, put more distance between our staging posts. ’ They wronged themselves so We made legends of them and scattered them without a trace. There are certainly Signs in that for everyone who is steadfast and thankful.
Rashad Khalifa
But they (turned unappreciative and) challenged: "Our Lord, we do not care if You increase the distance of our journeys (without any stations)." They thus wronged their own souls. Consequently, we made them history, and scattered them into small communities throughout the land. This should provide lessons for those who are steadfast, appreciative.
Edip-Layth
But they said, "Our Lord, make the measure between our journeys longer," and they wronged themselves. So We made them a thing of the past, and We scattered them into small groups. In this are signs for every person who is patient, thankful.
© 2026 oguzaslan.io tarafından yapılmıştır. Tüm hakları saklıdır.