Monoteist Meali
Biz, emaneti[1] göklere, yere ve dağlara sunduk. Onu yüklenmeye yanaşmadılar.[2] Ondan korktular.[3] Onu insan yüklendi. O, çok zalim ve çok cahildir.[4]
Dipnotlar
[1]
Dilediğini yapabilme özgürlüğü. Özgür irade sahibi olmayı. Emanetin insana verilmesi demek onun akıl ve özgür irade sahibi kılınması demektir.
[2]
Özgür irade sahibi olmaktan çekindiler.
[3]
Ürperdiler. Emanetin, göklere, yerlere ve dağlara sunulması mecazi bir anlatımdır. Bununla, vahiy sorumluluğunun üstlenilmesinin, akıl ve irade sahibi olmanın ne denli önemli ve değerli bir sorumluluk olduğu anlatılmak istenmektedir.
[4]
Bu niteleme, insanların tamamını kapsamamaktadır. İnsan kelimesinin başında belirlilik takısı var. Dolayısı ile bildik, bilinen, belli bir kesim insandan söz etmektedir. Bu nitelemeler, yüklendiği sorumluluğun gereğini yerine getirmeyen insan içindir. Bu insan, büyük bir cehaletle hem kendisine hem de dışındaki aleme büyük bir haksızlık yapmaktadır. Allah, akıl ve özgür irade sahibi kılınma sorumluluğunu kötüye kullanan kimseleri cezalandıracak, emanete gerektiği gibi sahip çıkanları, sorumluluklarını yerine getirenleri de ödüllendirecektir.
إِنَّا
عَرَضْنَا
ٱلْأَمَانَةَ
عَلَى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
وَٱلْجِبَالِ
فَأَبَيْنَ
أَن
يَحْمِلْنَهَا
وَأَشْفَقْنَ
مِنْهَا
وَحَمَلَهَا
ٱلْإِنسَـٰنُ ۖ
إِنَّهُۥ
كَانَ
ظَلُومًۭا
جَهُولًۭا
İnna aradnel emanete ales semavati vel ardı vel cibali fe ebeyne en yahmilneha ve eşfakne minha ve hamelehal insan, innehu kane zalumen cehula.
Kelimeler
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 | inna | şüphesiz biz | - |
| 2 | aradna | sunduk | عرض |
| 3 | l-emanete | emaneti | امن |
| 4 | ala | - | |
| 5 | s-semavati | göklere | سمو |
| 6 | vel'erdi | ve yere | ارض |
| 7 | velcibali | ve dağlara | جبل |
| 8 | feebeyne | fakat kaçındılar | ابي |
| 9 | en | - | |
| 10 | yehmilneha | onu yüklenmekten | حمل |
| 11 | ve eşfekne | ve korktular | شفق |
| 12 | minha | ondan | - |
| 13 | vehameleha | ve onu yüklendi | حمل |
| 14 | l-insanu | insan | انس |
| 15 | innehu | doğrusu o | - |
| 16 | kane | كون | |
| 17 | zelumen | çok zalimdir | ظلم |
| 18 | cehulen | çok cahildir | جهل |
Diğer Mealler
Bayraktar Bayraklı
Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, sorumluluğundan korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalimdir; çok cahildir.
Mehmet Okuyan
Biz emaneti (sorumluluğu) göklere, yere ve dağlara sunmuştuk da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler, (sorumluluğundan) korkmuşlardı.[1] Onu insan yüklenmişti. Şüphesiz ki o (insan), çok zalimdir,[2] çok cahildir.
Edip Yüksel
Biz sorumluluğu (sınanmayı) göklere, yere, dağlara sunmuştuk da onlar onu yüklenmekten çekinmişler ve kabul etmemişlerdi. Ancak onu insan yüklendi; o zalim ve cahil olmuştu.*
Süleymaniye Vakfı
Biz emaneti[1] göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar yüklenmekten kaçındılar, ondan korkup titrediler. Onu insan yüklendi, o da sürekli yanlış yapan ve cahillik edip duran[2] bir hale dönüştü[3].
Ali Rıza Safa
Sorumluluğu, göklere, yeryüzüne ve dağlara verdik; onu yüklenmekten çekindiler, ondan korktular. Ve insan, onu yüklendi. Aslında, o, çok haksızlık yapar; çok bilisizdir.
Mustafa İslamoğlu
İşin gerçeği Biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk; ve onlar emanete ihanetten kaçındılar; nihayet onu insan yüklendi: ne var ki, o da zalim ve cahil biri olup çıktı.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz emaneti göklere, yere, dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmekten kaçındılar, ondan ürktüler. İnsan ise çok zalim ve çok cahil olduğu halde onu yüklendi.
Ali Bulaç
Gerçek şu ki, biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim, çok cahildir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Evet Biz, o emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar onu yüklenmeye yanaşmadılar ve ondan korktular da insan yüklendi onu. O gerçekten çok zalim, çok cahil bulunuyor
Muhammed Esed
Gerçek şu ki, Biz (akıl ve irade) emaneti(ni) göklere, yere ve dağlara sunmuştuk; ama (sorumluluğundan) korktukları için onu yüklenmeyi reddettiler. O (emanet)i insan üstlendi; zaten o, daima haksızlığa ve akılsızlığa son derece meyyal biridir.
Diyanet İşleri
Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Evet, biz o emaneti göklere, yere ve dağlara arzettik, onlar onu yüklenmeğe yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi, o cidden çok zalim, çok cahil bulunuyor
Süleyman Ateş
Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara sunduk; onu yüklenmekten kaçındılar, on(un sorumluluğun)dan korktular; onu insan yüklendi; (fakat onun ağır sorumluluğunu tam kavrayamadı) doğrusu o, çok zalim, çok cahildir.
Gültekin Onan
Gerçek şu ki, biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim çok cahildir.
Hasan Basri Çantay
Biz emaneti göklere, yere ve dağlara arz (ve teklif) etdik de onlar bunu yüklenmekden çekindiler, bundan endişeye düşdüler. İnsan (a gelince: O, tutdu) bunu sırtına yükledi. Çünkü o, çok zulümkar, çok cahildir.
İbni Kesir
Gerçekten Biz, emaneti; göklere, yeryüzüne ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten çekindiler. Ve korkup titrediler. Onu insan yüklendi. Doğrusu insan; pek zalim ve pek cahil oldu.
Şaban Piriş
Biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk, onu taşımaktan kaçındılar, ondan korktular. Onu insan yüklendi. O, zalim ve cahil oldu.
Ahmed Hulusi
Muhakkak ki biz o Emaneti (Esma şuuruyla yaşamayı), semalara (benlik bilincine), arza (bedene) ve dağlara (organlara) önerdik de, onu yüklenmekten kaçındılar (Esma bileşimleri onu açığa çıkarmaya elvermedi); ve ondan korktular! Onu, İnsan (hilafeti oluşturan Esma manalarını açığa çıkarma şuuru) yüklendi! Muhakkak ki o zalim (hakikatini hakkıyla yaşamakta yetersiz) ve cahildir (sınırsız Esma'yı bilmede yetersizdir)!
Edip Yüksel (Eski Baskı)
Biz sorumluluğu (sınanmayı) göklere, yere, dağlara sunmuştuk da onlar onu yüklenmekten çekinmişler ve kabul etmemişlerdi. Ancak onu insan yüklendi; o zalim ve cahil olmuştu.
Erhan Aktaş
Biz, emaneti[1] göklere, yere ve dağlara sunduk. Onu yüklenmeye yanaşmadılar.[2] Ondan korktular.[3] Onu insan yüklendi. O, çok zalim ve çok cahildir.[4]
Progressive Muslims
We have offered the trust to the heavens and the Earth, and the mountains, but they refused to bear it, and were fearful of it. But the human being accepted it; he was transgressing, ignorant.
Sam Gerrans
We presented the trust to the heavens and the earth and the mountains, and they refused to bear it and were afraid of it; but man bore it — he is unjust and ignorant —
Aisha Bewley
We offered the Trust to the heavens, the earth and the mountains but they refused to take it on and shrank from it. But man took it on. He is indeed wrongdoing and ignorant.
Rashad Khalifa
We have offered the responsibility (freedom of choice) to the heavens and the earth, and the mountains, but they refused to bear it, and were afraid of it. But the human being accepted it; he was transgressing, ignorant.,
Edip-Layth
We have offered the trust to the heavens and the earth, and the mountains, but they refused to bear it, and were fearful of it. But the human being accepted it; he was transgressing, ignorant.
Monoteist Meali
Biz, emaneti[1] göklere, yere ve dağlara sunduk. Onu yüklenmeye yanaşmadılar.[2] Ondan korktular.[3] Onu insan yüklendi. O, çok zalim ve çok cahildir.[4]
Dipnotlar
[1] Dilediğini yapabilme özgürlüğü. Özgür irade sahibi olmayı. Emanetin insana verilmesi demek onun akıl ve özgür irade sahibi kılınması demektir.
[2] Özgür irade sahibi olmaktan çekindiler.
[3] Ürperdiler. Emanetin, göklere, yerlere ve dağlara sunulması mecazi bir anlatımdır. Bununla, vahiy sorumluluğunun üstlenilmesinin, akıl ve irade sahibi olmanın ne denli önemli ve değerli bir sorumluluk olduğu anlatılmak istenmektedir.
[4] Bu niteleme, insanların tamamını kapsamamaktadır. İnsan kelimesinin başında belirlilik takısı var. Dolayısı ile bildik, bilinen, belli bir kesim insandan söz etmektedir. Bu nitelemeler, yüklendiği sorumluluğun gereğini yerine getirmeyen insan içindir. Bu insan, büyük bir cehaletle hem kendisine hem de dışındaki aleme büyük bir haksızlık yapmaktadır. Allah, akıl ve özgür irade sahibi kılınma sorumluluğunu kötüye kullanan kimseleri cezalandıracak, emanete gerektiği gibi sahip çıkanları, sorumluluklarını yerine getirenleri de ödüllendirecektir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 | inna | şüphesiz biz | - |
| 2 | aradna | sunduk | عرض |
| 3 | l-emanete | emaneti | امن |
| 4 | ala | - | |
| 5 | s-semavati | göklere | سمو |
| 6 | vel'erdi | ve yere | ارض |
| 7 | velcibali | ve dağlara | جبل |
| 8 | feebeyne | fakat kaçındılar | ابي |
| 9 | en | - | |
| 10 | yehmilneha | onu yüklenmekten | حمل |
| 11 | ve eşfekne | ve korktular | شفق |
| 12 | minha | ondan | - |
| 13 | vehameleha | ve onu yüklendi | حمل |
| 14 | l-insanu | insan | انس |
| 15 | innehu | doğrusu o | - |
| 16 | kane | كون | |
| 17 | zelumen | çok zalimdir | ظلم |
| 18 | cehulen | çok cahildir | جهل |
Bayraktar Bayraklı
Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, sorumluluğundan korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalimdir; çok cahildir.
Mehmet Okuyan
Biz emaneti (sorumluluğu) göklere, yere ve dağlara sunmuştuk da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler, (sorumluluğundan) korkmuşlardı.[1] Onu insan yüklenmişti. Şüphesiz ki o (insan), çok zalimdir,[2] çok cahildir.
Edip Yüksel
Biz sorumluluğu (sınanmayı) göklere, yere, dağlara sunmuştuk da onlar onu yüklenmekten çekinmişler ve kabul etmemişlerdi. Ancak onu insan yüklendi; o zalim ve cahil olmuştu.*
Süleymaniye Vakfı
Biz emaneti[1] göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar yüklenmekten kaçındılar, ondan korkup titrediler. Onu insan yüklendi, o da sürekli yanlış yapan ve cahillik edip duran[2] bir hale dönüştü[3].
Ali Rıza Safa
Sorumluluğu, göklere, yeryüzüne ve dağlara verdik; onu yüklenmekten çekindiler, ondan korktular. Ve insan, onu yüklendi. Aslında, o, çok haksızlık yapar; çok bilisizdir.
Mustafa İslamoğlu
İşin gerçeği Biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk; ve onlar emanete ihanetten kaçındılar; nihayet onu insan yüklendi: ne var ki, o da zalim ve cahil biri olup çıktı.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz emaneti göklere, yere, dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmekten kaçındılar, ondan ürktüler. İnsan ise çok zalim ve çok cahil olduğu halde onu yüklendi.
Ali Bulaç
Gerçek şu ki, biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim, çok cahildir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Evet Biz, o emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar onu yüklenmeye yanaşmadılar ve ondan korktular da insan yüklendi onu. O gerçekten çok zalim, çok cahil bulunuyor
Muhammed Esed
Gerçek şu ki, Biz (akıl ve irade) emaneti(ni) göklere, yere ve dağlara sunmuştuk; ama (sorumluluğundan) korktukları için onu yüklenmeyi reddettiler. O (emanet)i insan üstlendi; zaten o, daima haksızlığa ve akılsızlığa son derece meyyal biridir.
Diyanet İşleri
Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Evet, biz o emaneti göklere, yere ve dağlara arzettik, onlar onu yüklenmeğe yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi, o cidden çok zalim, çok cahil bulunuyor
Süleyman Ateş
Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara sunduk; onu yüklenmekten kaçındılar, on(un sorumluluğun)dan korktular; onu insan yüklendi; (fakat onun ağır sorumluluğunu tam kavrayamadı) doğrusu o, çok zalim, çok cahildir.
Gültekin Onan
Gerçek şu ki, biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim çok cahildir.
Hasan Basri Çantay
Biz emaneti göklere, yere ve dağlara arz (ve teklif) etdik de onlar bunu yüklenmekden çekindiler, bundan endişeye düşdüler. İnsan (a gelince: O, tutdu) bunu sırtına yükledi. Çünkü o, çok zulümkar, çok cahildir.
İbni Kesir
Gerçekten Biz, emaneti; göklere, yeryüzüne ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten çekindiler. Ve korkup titrediler. Onu insan yüklendi. Doğrusu insan; pek zalim ve pek cahil oldu.
Şaban Piriş
Biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk, onu taşımaktan kaçındılar, ondan korktular. Onu insan yüklendi. O, zalim ve cahil oldu.
Ahmed Hulusi
Muhakkak ki biz o Emaneti (Esma şuuruyla yaşamayı), semalara (benlik bilincine), arza (bedene) ve dağlara (organlara) önerdik de, onu yüklenmekten kaçındılar (Esma bileşimleri onu açığa çıkarmaya elvermedi); ve ondan korktular! Onu, İnsan (hilafeti oluşturan Esma manalarını açığa çıkarma şuuru) yüklendi! Muhakkak ki o zalim (hakikatini hakkıyla yaşamakta yetersiz) ve cahildir (sınırsız Esma'yı bilmede yetersizdir)!
Edip Yüksel (Eski Baskı)
Biz sorumluluğu (sınanmayı) göklere, yere, dağlara sunmuştuk da onlar onu yüklenmekten çekinmişler ve kabul etmemişlerdi. Ancak onu insan yüklendi; o zalim ve cahil olmuştu.
Erhan Aktaş
Biz, emaneti[1] göklere, yere ve dağlara sunduk. Onu yüklenmeye yanaşmadılar.[2] Ondan korktular.[3] Onu insan yüklendi. O, çok zalim ve çok cahildir.[4]
Progressive Muslims
We have offered the trust to the heavens and the Earth, and the mountains, but they refused to bear it, and were fearful of it. But the human being accepted it; he was transgressing, ignorant.
Sam Gerrans
We presented the trust to the heavens and the earth and the mountains, and they refused to bear it and were afraid of it; but man bore it — he is unjust and ignorant —
Aisha Bewley
We offered the Trust to the heavens, the earth and the mountains but they refused to take it on and shrank from it. But man took it on. He is indeed wrongdoing and ignorant.
Rashad Khalifa
We have offered the responsibility (freedom of choice) to the heavens and the earth, and the mountains, but they refused to bear it, and were afraid of it. But the human being accepted it; he was transgressing, ignorant.,
Edip-Layth
We have offered the trust to the heavens and the earth, and the mountains, but they refused to bear it, and were fearful of it. But the human being accepted it; he was transgressing, ignorant.
© 2026 oguzaslan.io tarafından yapılmıştır. Tüm hakları saklıdır.