Monoteist Meali
Eğer yeryüzünde onları egemen kılarsak, salatı ikame ederler[1], zekatı yaparlar[1], ma'ruf olanı yapar, münkerden sakındırırlar.[2] Bütün işlerin sonucu Allah'a dönecektir.
Dipnotlar
[1]
Bkz. 21:23. ayetin dipnotu.
[2]
"Emr-i b'il-ma'ruf nehy-i ani'l munker," terkip olarak: İyiliği yap ve telkin et, kötülükten sakındır ve engel ol demektir." Ma'ruf: İyi, doğru, yararlı, güzel olan, toplumsal değer yargılarına göre ve toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul edilen ve Vahye uygun olan demektir. Munker ise; kötü, eğri, zararlı, çirkin olan şey demektir. "Emr" fiilinin asıl anlamı iş yapmaktır. Bu anlam bağlamında ayetteki "Emr-i b'il-ma'ruf terkibine "iyiliği emret" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. Bu terkip: İyi olan şeyleri yapmayı kendine iş edin, ahlak edin; kötü olan şeylerden uzak dur, kötülüklerden sakın; kötülüklerden uzak durmayı ve iyi olan şeyleri yapmayı ilke edin; iyiliğin yaygınlaşması ve kötülüğün önlenmesi için çaba göster demektir.
ٱلَّذِينَ
إِن
مَّكَّنَّـٰهُمْ
فِى
ٱلْأَرْضِ
أَقَامُوا۟
ٱلصَّلَوٰةَ
وَءَاتَوُا۟
ٱلزَّكَوٰةَ
وَأَمَرُوا۟
بِٱلْمَعْرُوفِ
وَنَهَوْا۟
عَنِ
ٱلْمُنكَرِ ۗ
وَلِلَّهِ
عَـٰقِبَةُ
ٱلْأُمُورِ
Ellezine in mekkennahum fil ardı ekamus salate ve atevuz zekate ve emeru bil ma'rufi ve nehev anil munker, ve lillahi akıbetul umur.
Kelimeler
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 | ellezine | - | |
| 2 | in | eğer | - |
| 3 | mekkennahum | onları iktidara getirirsek | مكن |
| 4 | fi | - | |
| 5 | l-erdi | yer yüzünde | ارض |
| 6 | ekamu | ayağa kaldırırlar | قوم |
| 7 | s-salate | salatı | صلو |
| 8 | ve atevu | ve verirler | اتي |
| 9 | z-zekate | zekatı | زكو |
| 10 | ve emeru | ve emrederler | امر |
| 11 | bil-mea'rufi | iyiliği | عرف |
| 12 | ve nehev | ve vazgeçirmeğe çalışırlar | نهي |
| 13 | ani | -ten | - |
| 14 | l-munkeri | kötülük- | نكر |
| 15 | velillahi | ve Allah'a aittir | - |
| 16 | aakibetu | sonu | عقب |
| 17 | l-umuri | bütün işlerin | امر |
Diğer Mealler
Bayraktar Bayraklı
Eğer onlara yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekatı verir, iyiliği emreder ve kötülükten sakındırırlar. İşlerin sonu Allah'a varır.
Mehmet Okuyan
Onlar (muhacirler), kendilerine yeryüzünde güç versek (de) namazı kılar, zekâtı verir; iyiliği emreder (öğütler), kötülükten engeller (sakındırır)lar. İşlerin sonu yalnızca Allah'a (var)ır.
Edip Yüksel
Onlar ki kendilerini yeryüzüne yöneticiler kıldığımız zaman salatı gözetir, zekatı verir, iyiliği emreder ve kötülükten menederler. Son karar ALLAH'a aittir.
Süleymaniye Vakfı
Onlar; kendilerine yeryüzünde güç ve imkan versek namazı özenle ve sürekli kılan, zekatı veren, marufun /iyi şeylerin yapılmasını isteyen, münkerden /kötü şeylerden sakındıran kimselerdir[1]. Her işin sonu Allah'a varır.
Ali Rıza Safa
Onlar, öyle kimselerdir ki, kendilerini yeryüzünde egemen yapsak, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, iyiliği öğütlerler ve kötülüğü yasaklarlar. Zaten tüm işlerin sonucu Allah'a kalmıştır.
Mustafa İslamoğlu
Bu kimseler ki, eğer onlara yeryüzünde iktidar versek namazı hakkını vererek eda ederler; arınmak için ödenmesi gereken bedeli öderler; iyi, doğru ve yararlı olanı emreder, kötü, yanlış ve zararlı olandan da sakındırırlar. En nihayetinde işlerin sonucunu belirlemek Allah'a aittir.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar o kişilerdir ki eğer kendilerini yeryüzünde imkan ve güç sahibi yapsak namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliğe özendirirler, kötülükten sakındırırlar. Tüm iş ve oluşlar Allah'a varır.
Ali Bulaç
Onlar ki, yeryüzünde kendilerini yerleştirir, iktidar sahibi kılarsak, dosdoğru namazı kılarlar, zekatı verirler, ma'rufu emrederler, münkerden sakındırırlar. Bütün işlerin sonu Allah'a aittir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlara ki, kendilerini yeryüzünde iktidar mevkiine getirdiğimiz takdirde, namazı kılarlar, zekatı verirler, iyilikle emir, kötülükten nehyederler. Bütün işlerin sonu sadece Allah'a aittir.
Muhammed Esed
(O yardıma layık olanlar ki,) kendilerini yeryüzünde egemen kılsak (dahi) salata devam ederler, arınmak için verilmesi gerekeni verirler, yapılması iyi ve doğru olanı emreder, yanlış ve kötü olanı yasaklarlar; ama yine de, olup biten her şeyin sonucu Allah'a kalmıştır.
Diyanet İşleri
Onlar öyle kimselerdir ki, şayet kendilerine yeryüzünde imkan ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılar, zekatı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. Bütün işlerin akıbeti Allah'a aittir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar ki şayed kendilerini arzda makam-ı iktıdara getirirsek namazı kılarlar, zekatı verirler, ma'ruf ile emir ve münkerden nehiy ederler bütün umurun akıbeti de sırf Allaha aiddir
Süleyman Ateş
O (Allah'ın dinine yardım ede)nleri yer yüzünde iktidara getirdiğimiz takdirde (zorbaların yoluna sapmazlar, bil'akis) namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeğe çalışırlar. Bütün işlerin sonu Allah'a aittir (her şey sonunda O'na varacaktır).
Gültekin Onan
Onlar ki, yeryüzünde kendilerini yerleştirir, iktidar sahibi kılarsak, dosdoğru namazı kılarlar, zekatı verirler, marufu buyururlar, münkerden sakındırırlar. Bütün buyrukların sonu Tanrı'yadır / Tanrı'ya aittir.
Hasan Basri Çantay
Onlar, (o müminlerdir ki) eğer kendilerine yer (yüzün) de bir iktidar mevkii verirsek dosdoğru namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emr ederler, kötülükden vaz geçirmiye çalışırlar. (Bütün) umurun aakıbeti (nihayet) Allaha (raci') dir.
İbni Kesir
Onlar ki; eğer kendilerini yeryüzüne yerleştirirsek; namaz kılarlar, zekat verirler, ma'rufu emreder, münkerden nehyederler. Bütün işlerin akıbeti Allah'adır.
Şaban Piriş
Eğer onlara yeryüzünde imkan ve güç verirsek, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülüğü yasaklarlar. İşlerin sonu Allah'a aittir.
Ahmed Hulusi
Onlar, eğer kendilerine arzda yer verirsek; salatı ikame ederler, zekatı verirler, doğrulukla hükmedip, çirkin davranışlardan engellerler. . . İşlerin sonu Allah'a aittir.
Edip Yüksel (Eski Baskı)
Onlar ki kendilerini yeryüzüne yöneticiler kıldığımız zaman namazı gözetir, zekatı verir, iyiliği emreder ve kötülükten menederler. Son karar ALLAH'a aittir.
Erhan Aktaş
Eğer yeryüzünde onları egemen kılarsak, salatı ikame ederler[1], zekatı yaparlar[1], ma'ruf olanı yapar, münkerden sakındırırlar.[2] Bütün işlerin sonucu Allah'a dönecektir.
Progressive Muslims
Those whom if We allow them authority in the land, they hold the contact-method, and they contribute towards betterment, and deter from evil. And to God is the conclusion of all matters.
Sam Gerrans
Those who, if We establish them in the land, uphold the duty and render the purity, and enjoin what is fitting, and forbid perversity; and to God belongs the final outcome of matters.
Aisha Bewley
those who, if We establish them firmly on the earth, will establish salat and pay zakat, and command what is right and forbid what is wrong. The end result of all affairs is with Allah.
Rashad Khalifa
They are those who, if we appointed them as rulers on earth, they would establish the Contact Prayers (Salat) and the obligatory charity (Zakat), and would advocate righteousness and forbid evil. GOD is the ultimate ruler.
Edip-Layth
Those whom if We allow them authority in the land, they hold the contact prayer, and they contribute towards betterment, and deter from evil. To God is the conclusion of all matters.
Monoteist Meali
Eğer yeryüzünde onları egemen kılarsak, salatı ikame ederler[1], zekatı yaparlar[1], ma'ruf olanı yapar, münkerden sakındırırlar.[2] Bütün işlerin sonucu Allah'a dönecektir.
Dipnotlar
[1] Bkz. 21:23. ayetin dipnotu.
[2] "Emr-i b'il-ma'ruf nehy-i ani'l munker," terkip olarak: İyiliği yap ve telkin et, kötülükten sakındır ve engel ol demektir." Ma'ruf: İyi, doğru, yararlı, güzel olan, toplumsal değer yargılarına göre ve toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul edilen ve Vahye uygun olan demektir. Munker ise; kötü, eğri, zararlı, çirkin olan şey demektir. "Emr" fiilinin asıl anlamı iş yapmaktır. Bu anlam bağlamında ayetteki "Emr-i b'il-ma'ruf terkibine "iyiliği emret" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. Bu terkip: İyi olan şeyleri yapmayı kendine iş edin, ahlak edin; kötü olan şeylerden uzak dur, kötülüklerden sakın; kötülüklerden uzak durmayı ve iyi olan şeyleri yapmayı ilke edin; iyiliğin yaygınlaşması ve kötülüğün önlenmesi için çaba göster demektir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 | ellezine | - | |
| 2 | in | eğer | - |
| 3 | mekkennahum | onları iktidara getirirsek | مكن |
| 4 | fi | - | |
| 5 | l-erdi | yer yüzünde | ارض |
| 6 | ekamu | ayağa kaldırırlar | قوم |
| 7 | s-salate | salatı | صلو |
| 8 | ve atevu | ve verirler | اتي |
| 9 | z-zekate | zekatı | زكو |
| 10 | ve emeru | ve emrederler | امر |
| 11 | bil-mea'rufi | iyiliği | عرف |
| 12 | ve nehev | ve vazgeçirmeğe çalışırlar | نهي |
| 13 | ani | -ten | - |
| 14 | l-munkeri | kötülük- | نكر |
| 15 | velillahi | ve Allah'a aittir | - |
| 16 | aakibetu | sonu | عقب |
| 17 | l-umuri | bütün işlerin | امر |
Bayraktar Bayraklı
Eğer onlara yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekatı verir, iyiliği emreder ve kötülükten sakındırırlar. İşlerin sonu Allah'a varır.
Mehmet Okuyan
Onlar (muhacirler), kendilerine yeryüzünde güç versek (de) namazı kılar, zekâtı verir; iyiliği emreder (öğütler), kötülükten engeller (sakındırır)lar. İşlerin sonu yalnızca Allah'a (var)ır.
Edip Yüksel
Onlar ki kendilerini yeryüzüne yöneticiler kıldığımız zaman salatı gözetir, zekatı verir, iyiliği emreder ve kötülükten menederler. Son karar ALLAH'a aittir.
Süleymaniye Vakfı
Onlar; kendilerine yeryüzünde güç ve imkan versek namazı özenle ve sürekli kılan, zekatı veren, marufun /iyi şeylerin yapılmasını isteyen, münkerden /kötü şeylerden sakındıran kimselerdir[1]. Her işin sonu Allah'a varır.
Ali Rıza Safa
Onlar, öyle kimselerdir ki, kendilerini yeryüzünde egemen yapsak, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, iyiliği öğütlerler ve kötülüğü yasaklarlar. Zaten tüm işlerin sonucu Allah'a kalmıştır.
Mustafa İslamoğlu
Bu kimseler ki, eğer onlara yeryüzünde iktidar versek namazı hakkını vererek eda ederler; arınmak için ödenmesi gereken bedeli öderler; iyi, doğru ve yararlı olanı emreder, kötü, yanlış ve zararlı olandan da sakındırırlar. En nihayetinde işlerin sonucunu belirlemek Allah'a aittir.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar o kişilerdir ki eğer kendilerini yeryüzünde imkan ve güç sahibi yapsak namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliğe özendirirler, kötülükten sakındırırlar. Tüm iş ve oluşlar Allah'a varır.
Ali Bulaç
Onlar ki, yeryüzünde kendilerini yerleştirir, iktidar sahibi kılarsak, dosdoğru namazı kılarlar, zekatı verirler, ma'rufu emrederler, münkerden sakındırırlar. Bütün işlerin sonu Allah'a aittir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlara ki, kendilerini yeryüzünde iktidar mevkiine getirdiğimiz takdirde, namazı kılarlar, zekatı verirler, iyilikle emir, kötülükten nehyederler. Bütün işlerin sonu sadece Allah'a aittir.
Muhammed Esed
(O yardıma layık olanlar ki,) kendilerini yeryüzünde egemen kılsak (dahi) salata devam ederler, arınmak için verilmesi gerekeni verirler, yapılması iyi ve doğru olanı emreder, yanlış ve kötü olanı yasaklarlar; ama yine de, olup biten her şeyin sonucu Allah'a kalmıştır.
Diyanet İşleri
Onlar öyle kimselerdir ki, şayet kendilerine yeryüzünde imkan ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılar, zekatı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. Bütün işlerin akıbeti Allah'a aittir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar ki şayed kendilerini arzda makam-ı iktıdara getirirsek namazı kılarlar, zekatı verirler, ma'ruf ile emir ve münkerden nehiy ederler bütün umurun akıbeti de sırf Allaha aiddir
Süleyman Ateş
O (Allah'ın dinine yardım ede)nleri yer yüzünde iktidara getirdiğimiz takdirde (zorbaların yoluna sapmazlar, bil'akis) namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeğe çalışırlar. Bütün işlerin sonu Allah'a aittir (her şey sonunda O'na varacaktır).
Gültekin Onan
Onlar ki, yeryüzünde kendilerini yerleştirir, iktidar sahibi kılarsak, dosdoğru namazı kılarlar, zekatı verirler, marufu buyururlar, münkerden sakındırırlar. Bütün buyrukların sonu Tanrı'yadır / Tanrı'ya aittir.
Hasan Basri Çantay
Onlar, (o müminlerdir ki) eğer kendilerine yer (yüzün) de bir iktidar mevkii verirsek dosdoğru namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emr ederler, kötülükden vaz geçirmiye çalışırlar. (Bütün) umurun aakıbeti (nihayet) Allaha (raci') dir.
İbni Kesir
Onlar ki; eğer kendilerini yeryüzüne yerleştirirsek; namaz kılarlar, zekat verirler, ma'rufu emreder, münkerden nehyederler. Bütün işlerin akıbeti Allah'adır.
Şaban Piriş
Eğer onlara yeryüzünde imkan ve güç verirsek, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülüğü yasaklarlar. İşlerin sonu Allah'a aittir.
Ahmed Hulusi
Onlar, eğer kendilerine arzda yer verirsek; salatı ikame ederler, zekatı verirler, doğrulukla hükmedip, çirkin davranışlardan engellerler. . . İşlerin sonu Allah'a aittir.
Edip Yüksel (Eski Baskı)
Onlar ki kendilerini yeryüzüne yöneticiler kıldığımız zaman namazı gözetir, zekatı verir, iyiliği emreder ve kötülükten menederler. Son karar ALLAH'a aittir.
Erhan Aktaş
Eğer yeryüzünde onları egemen kılarsak, salatı ikame ederler[1], zekatı yaparlar[1], ma'ruf olanı yapar, münkerden sakındırırlar.[2] Bütün işlerin sonucu Allah'a dönecektir.
Progressive Muslims
Those whom if We allow them authority in the land, they hold the contact-method, and they contribute towards betterment, and deter from evil. And to God is the conclusion of all matters.
Sam Gerrans
Those who, if We establish them in the land, uphold the duty and render the purity, and enjoin what is fitting, and forbid perversity; and to God belongs the final outcome of matters.
Aisha Bewley
those who, if We establish them firmly on the earth, will establish salat and pay zakat, and command what is right and forbid what is wrong. The end result of all affairs is with Allah.
Rashad Khalifa
They are those who, if we appointed them as rulers on earth, they would establish the Contact Prayers (Salat) and the obligatory charity (Zakat), and would advocate righteousness and forbid evil. GOD is the ultimate ruler.
Edip-Layth
Those whom if We allow them authority in the land, they hold the contact prayer, and they contribute towards betterment, and deter from evil. To God is the conclusion of all matters.
© 2026 oguzaslan.io tarafından yapılmıştır. Tüm hakları saklıdır.