28. Kasas suresi, 63. ayet

Kalellezine hakka aleyhimul kavlu rabbena haulaillezine agveyna, agveynahum kema gaveyna, teberre'na ileyke ma kanu iyyana ya'budun.
Monoteist Meali
Haklarında sözün gerçekleştiği[1] kimseler: "Rabb'imiz! İşte bunlar azdırdığımız kimselerdir. Kendimiz azdığımız gibi, onları da azdırdık.[2] Uzak olduğumuzu[3] Sana arz ederiz. Zaten onlar, bize kulluk etmiyorlardı." dediler.
Dipnotlar
[1] Mahşerde toplayıp hesap sorma, hesaba çekme.
[2] Biz azdık, onlar da bize uydular.
[3] Onların yaptıklarından uzak olduğumuzu, bu konuda suçsuz olduğumuzu.
# Kelime Anlam Kök
1 kale derler قول
2 ellezine olanlar -
3 hakka hak حقق
4 aleyhimu üzerlerine -
5 l-kavlu söz قول
6 rabbena Rabbimiz ربب
7 ha'ula'i şunlardır -
8 ellezine kimseler -
9 egveyna azdırdıklarımız غوي
10 egveynahum onları azdırdık غوي
11 kema gibi -
12 gaveyna kendimiz azdığımız غوي
13 teberra'na uzak olduğumuzu برا
14 ileyke sana arz ederiz -
15 ma zaten -
16 kanu onlar değildi كون
17 iyyana bize -
18 yea'budune tapanlardan عبد
Bayraktar Bayraklı
O gün, söz aleyhlerine gerçekleşmiş olanlar, "Ey Rabbimiz! Şunlar azdırdığımız kimselerdir. Biz nasıl azmışsak, onları da öyle azdırdık. Onlardan uzaklaşıp sana geldik, zaten onlar bize tapmıyorlardı" derler.
Mehmet Okuyan
(O gün) hüküm aleyhlerine gerçekleşmiş olanlar şöyle diyeceklerdir: "Rabbimiz! Şunlar, azdırdığımız kişilerdir. Biz nasıl azmışsak onları da öyle azdırdık. (Kendilerinden) uzak olduğumuzu sana (arz ederiz). Zaten onlar, bize de tapmıyorlardı."[1]
Edip Yüksel
Aleyhlerinde yargının gerçekleştiği kimseler, "Efendimiz, şunlar bizim saptırdığımız kimselerdir; biz kendimiz sapmış olduğumuz için onları saptırdık. Onları bırakıp sana sığınıyoruz. Onlar aslında bize hizmet etmiyorlardı" derler.
Süleymaniye Vakfı
Cezayı hak etmiş olanlar derler ki: "Rabbimiz! Bunlar bizim hayallere daldırdığımız kimselerdir; kendimiz nasıl hayallere daldıysak onları da öyle hayallere daldırdık. Şimdi onlarla ilişiğimizi kesip sana yöneldik. Zaten onlar bize kulluk etmiyorlardı ki[1]!"
Ali Rıza Safa
Üzerine yargı gerçekleşenler, şöyle derler: "Efendimiz! Bizim azdırdıklarımız, işte bunlardı. Kendimiz azıttığımız gibi, onları da azdırdık. Zaten onların hizmet ettikleri, yalnızca biz değildik!"
Mustafa İslamoğlu
Aleyhlerindeki sözün gerçekleştiğini gören kimseler: "Rabbimiz!" diyecekler; "İşte şunlar bizim azdırdıklarımız; kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık: (onlarla) ilişiğimizi kesip sana sığınıyoruz; zaten onlar aslında bize tapıyor değildiler."
Yaşar Nuri Öztürk
Üzerlerine hüküm hak olanlar şöyle diyecekler: "Rabbimiz, azdırdıklarımız işte şunlar! Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzak olduğumuzu sana arz ediyoruz. Zaten onlar sadece bize kulluk/ibadet etmiyorlardı ki!.."
Ali Bulaç
Üzerlerine (azab) sözü hak olanlar derler ki: "Rabbimiz, işte bizim azdırıp saptırdıklarımız bunlar; kendimiz azıp saptığımız gibi, onları da azdırıp saptırdık. (Şimdiyse) Sana (gelip onlardan) uzaklaşmış bulunmaktayız. Onlar bize tapıyor da değillerdi."
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Aleyhlerinde hüküm verilmiş olanlar: "Ey Rabbimiz, işte azdırdığımız kimseler! Biz onları kendi azdığımız gibi azdırdık. Sana masum olduğumuzu arzettik; onlar bize tapmıyorlardı.
Muhammed Esed
(Bunun üzerine, vaktiyle yapılan) uyarının apaçık aleyhlerine tecelli ettiğini gören kimseler: "Ey Rabbimiz!" diyecekler, "Bunlar bizim azdırdığımız kimselerdir; (evet,) biz kendimiz azdığımız gibi, onları da azdırdık (Ama şimdi) onları Senin hükmüne bırakıyoruz; zaten onların tapındığı gerçekte biz değildik".
Diyanet İşleri
Haklarında azap hükmü gerçekleşenler, "Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı" diyeceklerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Aleyhlerinde söz hakk olmuş olanlar şöyle demektedir: ey bizim yegane rabbımız! daha işte şunlar: o azdırdığımız kimseler, biz onları kendi azdığımız gibi azdırdık sana teberri ettik onlar bizlere tapmıyorlardı
Süleyman Ateş
(Azab) söz(ü) üzerlerine hak olanlar: "Rabbimiz, azdırdıklarımız şunlar. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. (Biz azdık, onlar da bize uydular. Onların yaptıklarından) uzak olduğumuzu, (bu hususta bizim suçumuz olmadığını) sana arz ederiz. Zaten onlar bize tapmıyorlardı (kendi arzularına tapıyorlardı)." derler.
Gültekin Onan
Üzerlerine (azab) sözü hak olanlar derler ki: "Rabbimiz, işte bizim azdırıp saptırdıklarımız bunlar; kendimiz azıp saptığımız gibi, onları da azdırıp saptırdık. (Şimdiyse) Sana (gelip onlardan) uzaklaşmış bulunmaktayız. Onlar bize tapıyor da değillerdi."
Hasan Basri Çantay
(O gün) aleyhlerinde söz hak olanlar (şöyle) demişdir (diyecekdir): "Ey Rabbimiz, işte bunlar bizim azdırdığımız kimselerdir. Kendimiz nasıl azmışsak onları da öylece azdırdık. Uzaklaşdık, sana (döndük. Zaten) onlar bize tapmıyorlardı".
İbni Kesir
Aleyhlerine hüküm gerçekleşen kimseler: Rabbımız; işte bunlar azdırdığımız kimselerdir. Kendimiz nasıl azmışsak onları da öylece biz azdırdık. Onlardan uzaklaşıp sana geldik, zaten onlar bize tapmıyorlardı, derler.
Şaban Piriş
Hüküm aleyhlerinde gerçekleşmiş olanlar: -Rabb'imiz, işte azdırdıklarımız onlardır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzaklaştık, sana geldik. Zaten onlar bize de kulluk etmiyorlardı, dediler.
Ahmed Hulusi
Bildirilen sözü hak etmiş olanlar dedi ki: "Rabbimiz. . . İşte şunlar saptırıp azdırdığımız kimseler. . . Kendimiz sapıp azdığımız gibi onları da azdırdık. . . Sana yöneldik, hüküm senin. . . Zaten onlar bize tapınmıyorlardı. "
Edip Yüksel (Eski Baskı)
Aleyhlerinde yargının gerçekleştiği kimseler, 'Rabbimiz, şunlar bizim saptırdığımız kimselerdir; biz kendimiz sapmış olduğumuz için onları saptırdık. Onları bırakıp sana sığınıyoruz. Onlar aslında bize tapmıyorlardı,' derler.
Erhan Aktaş
Haklarında sözün gerçekleştiği[1] kimseler: "Rabb'imiz! İşte bunlar azdırdığımız kimselerdir. Kendimiz azdığımız gibi, onları da azdırdık.[2] Uzak olduğumuzu[3] Sana arz ederiz. Zaten onlar, bize kulluk etmiyorlardı." dediler.
Progressive Muslims
Those who have deserved the retribution will Say: "Our Lord, these are the ones we misled; we misled them only because we ourselves were misled. We seek to absolve ourselves to You, it was not us that they worshipped."
Sam Gerrans
Those upon whom the word has become binding will say: “Our Lord: these are they whom we caused to err. We caused them to err even as we ourselves did err. We declare our innocence to Thee; it was not us that they served.”
Aisha Bewley
Those against whom the Word has been justly carried out will say, ‘Our Lord, those people we misled, we only misled them as we too were misled. We declare our innocence to You. It was not us they were worshipping!’
Rashad Khalifa
Those who incurred the judgment will say, "Our Lord, these are the ones we misled; we misled them only because we ourselves had gone astray. We now devote ourselves totally to You. They were not really worshipping us."
Edip-Layth
Those who have deserved the retribution will say, "Our Lord, these are the ones we misled; we misled them only because we ourselves were misled. We seek to absolve ourselves to You, it was not us that they served."
© 2026 oguzaslan.io tarafından yapılmıştır. Tüm hakları saklıdır.