Monoteist Meali
Resul, Rabb'inden kendisine indirilene iman etti, Mü'minler de. Hepsi; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resullerine iman ettiler: "Biz, O'nun resullerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabb'imiz! Bizi bağışla, dönüşümüz ancak Sana'dır." dediler.
ءَامَنَ
ٱلرَّسُولُ
بِمَآ
أُنزِلَ
إِلَيْهِ
مِن
رَّبِّهِۦ
وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۚ
كُلٌّ
ءَامَنَ
بِٱللَّهِ
وَمَلَـٰٓئِكَتِهِۦ
وَكُتُبِهِۦ
وَرُسُلِهِۦ
لَا
نُفَرِّقُ
بَيْنَ
أَحَدٍۢ
مِّن
رُّسُلِهِۦ ۚ
وَقَالُوا۟
سَمِعْنَا
وَأَطَعْنَا ۖ
غُفْرَانَكَ
رَبَّنَا
وَإِلَيْكَ
ٱلْمَصِيرُ
Amener resulu bima unzile ileyhi min rabbihi vel mu'minun, kullun amene billahi ve melaiketihi ve kutubihi ve rusulih, la nuferriku beyne ehadin min rusulih, ve kalu semi'na ve ata'na gufraneke rabbena ve ileykel masir.
Kelimeler
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 | amene | inandı | امن |
| 2 | r-rasulu | Resul | رسل |
| 3 | bima | şeye | - |
| 4 | unzile | indirilen | نزل |
| 5 | ileyhi | kendisine | - |
| 6 | min | -nden | - |
| 7 | rabbihi | Rabbi- | ربب |
| 8 | velmu'minune | ve mü'minler (de) | امن |
| 9 | kullun | hepsi | كلل |
| 10 | amene | inandı | امن |
| 11 | billahi | Allah'a | - |
| 12 | ve melaiketihi | ve meleklerine | ملك |
| 13 | ve kutubihi | ve Kitaplarına | كتب |
| 14 | ve rusulihi | ve resullerine | رسل |
| 15 | la | - | |
| 16 | nuferriku | ayırdetmeyiz (dediler) | فرق |
| 17 | beyne | arasını | بين |
| 18 | ehadin | hiçbirini | احد |
| 19 | min | -nden | - |
| 20 | rusulihi | O'nun elçileri- | رسل |
| 21 | ve kalu | ve dediler ki | قول |
| 22 | semia'na | İşittik | سمع |
| 23 | ve etaa'na | ve ita'at ettik | طوع |
| 24 | gufraneke | bağışlamanı dileriz | غفر |
| 25 | rabbena | Rabbimiz | ربب |
| 26 | ve ileyke | sanadır | - |
| 27 | l-mesiru | dönüş(ümüz) | سير |
Diğer Mealler
Bayraktar Bayraklı
Peygamber ve onunla birlikte olan müminler, Rabbi tarafından ona indirilene inandılar. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandılar. O'nun peygamberleri arasında hiçbir ayırım yapmıyoruz ve "İşittik ve itaat ettik. Bizi bağışla ey Rabbimiz, zira bütün yolculukların varış yeri sensin" derler.
Mehmet Okuyan
O elçi, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına, elçilerine iman ettiler. (Müminler) "O'nun (Allah'ın) elçilerinden hiçbiri arasında fark gözetmeyiz."[1] (derler). "İşittik, itaat ettik. Rabbimiz, affına (sığındık)! Dönüş yalnızca sanadır." derler.
Edip Yüksel
Elçi, Efendisinden kendisine indirileni onayladı, müminler de... Hepsi, ALLAH'ı, meleklerini, kitaplarını ve elçilerini onaylarlar: "Elçilerinin hiçbirisi arasında ayrım yapmayız." Derler ki: "İşittik ve uyduk. Efendimiz bizi bağışla; dönüş sanadır."[1]
Süleymaniye Vakfı
Bu elçi, Rabbinden kendisine indirilen her şeye inanıp güvenir, müminler de öyle! Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanıp güvenir. "O'nun elçileri arasında ayırım yapmayız."[1] derler. Şunu da derler: "Dinledik ve gönülden boyun eğdik![2] Bağışla bizi ey Rabbimiz! Dönüp varılacak yer, senin huzurundur."
Ali Rıza Safa
Elçi, Efendisinden kendisine indirilene inandı; inananlar da öyle. Tümü, Allah'a, O'nun meleklerine, O'nun kitaplarına ve O'nun elçilerine inandılar. "O'nun elçileri arasında ayrım yapmayız!" Şöyle de dediler: "Duyduk ve boyun eğdik. Efendimiz; bağışlamanı diliyoruz. Çünkü dönüş, Sana olacaktır!"[59]
Mustafa İslamoğlu
Rasul Rabbinden kendine indirilene önce kendisi iman etti, sonra da mü'minler. Hepsi Allah'a, meleklerine, mesajlarına ve elçilerine inandılar: "O'nun elçilerinden hiçbiri arasında ayrım yapmayız. İşittik ve itaat ettik; bağışlamanı dileriz ey Rabbimiz: zira varış sanadır!" dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
Resul, Rabb'inden kendisine indirilene inanmıştır; müminler de. Hepsi; Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, resullerine inanmışlardır. Allah'ın resullerinden hiç birini ötekinden ayırmayız. Şöyle demişlerdir: "Dinledik, boyun eğdik. Affet bizi, ey Rabb'imiz. Dönüş yalnız sanadır."
Ali Bulaç
Elçi, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü'minler de. Tümü, Allah'a, meleklerine, Kitaplarına ve elçilerine inandı. "O'nun elçileri arasında hiç birini (diğerinden) ayırdetmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak Sana'dır" dediler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Peygamber, Rabbinden ne indirildiyse ona iman etti, müminler de. Hepsi, Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve: "Peygamberleri arasında hiçbir ayırım yapmayız." diye Peygamberlerine inandılar ve: "İşittik ve boyun eğdik, bağışlamanızı dileriz, ey Rabbimiz! Dönüş sanadır!" dediler.
Muhammed Esed
Elçi ve o'nunla birlikte olan müminler, Rabbi tarafından o'na indirilene inanırlar: Hepsi, Allah'a, meleklerine, vahiylerine ve elçilerine inanırlar; O'nun elçilerinden hiç biri arasında ayrım yapmazlar ve: "İşittik ve itaat ettik. Bize mağfiret et ey Rabbimiz, zira bütün yolculukların varış yeri Sensin!" derler.
Diyanet İşleri
Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: "Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz." Şöyle de dediler: "İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır."
Elmalılı Hamdi Yazır
Peygamber, Rabbından ne indirildi ise ona iman getirdi, mü'minler de, her biri "Allaha ve melaikesine ve kitablarına ve peygamberlerine: Peygamberlerinden hiç birinin arasını ayırmayız diye" iman getirdiler ve şöyle dediler: semi'na ve eta'na, gufranını dileriz ya rabbena! sanadır gidiş
Süleyman Ateş
Elçi, Rabbinden, kendisine indirilene inandı, mü'minler de. Hepsi Allah'a, meleklerine, Kitaplarına ve peygamberlerine inandı. "O'nun elçilerinden hiçbirini diğerinden ayırdetmeyiz" (dediler). Ve dediler ki: "İşittik, ita'at ettik! Rabbimiz, (bizi) bağışlamanı dileriz. Dönüş(ümüz) sanadır!"
Gültekin Onan
Elçi, kendisine rabbinden indirilene inandı, inançlılar da. Tümü Tanrı'ya, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inandı. "O'nun elçileri arasında hiç birini (diğerinden) ayırdetmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak sanadır" dediler.
Hasan Basri Çantay
O peygamber de kentlisine Rabbinden indirilene iman etdi, müminler de. (Onlardan) her biri Allaha, onun meleklerine, Kitablarına, peygamberlerine inandı. "Onun (Allanın) peygamberlerinden hiç birini diğerlerinin arasından ayırmayız (hepsine inanırız), dinledik (kabul etdik; emrine) itaat etdik. Ey Rabbimiz, mağfiretini (isteriz). Son varış (ımız) ancak Sanadır" dediler.
İbni Kesir
Peygamber de, iman edenler de O'na indirilene inandı. Hepsi de Allah'a, meleklerine, kitablarına, peygamberlerine iman etti. O'nun peygamberlerinden hiçbirinin arasını tefrik etmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Affını dileriz, ey Rabbımız. Dönüş Sana'dır, dediler.
Şaban Piriş
Peygamber, Rabbi'nden kendisine indirilene iman etmiştir, mü'minler de! Hepsi de, Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etmiş ve: -Allah'ın peygamberlerinden hiç birini (diğerinden) ayırmayız. İşittik ve itaat ettik, Rabbimiz, bağışlamanı dileriz, dönüş sanadır." demişlerdir.
Ahmed Hulusi
Er Rasul (Hz. Muhammed a. s. ) Rabbinden (varlığını oluşturan Allah Esma'sı bileşiminden) kendisine (şuuruna) inzal olana (boyutsal bir geçiş yapan bilgiye) iman etmiştir. İman edenler de! Hepsi iman etti ("B" harfinin işaret ettiği anlam doğrultusunda) nefslerini oluşturan hakikatlerinin Allah Esma'sı olduğuna, meleklerine (nefslerinin aslı olan Esma kuvvelerine), Kitaplarına (inzal olan bilgilerine), Rasullerine. . . O'nun Rasulleri arasında (irsal olmaları konusunda) hiçbir ayırım yapmayız. . . "Algıladık ve itaat ettik, mağfiretini isteriz Rabbimiz; dönüşümüz sanadır" dediler.
Edip Yüksel (Eski Baskı)
Elçi, Rabbinden kendisine indirilene inandı, inananlar da... Hepsi, ALLAH'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanırlar: 'Elçilerinin hiçbirisi arasında ayırım yapmayız.' Derler ki: 'İşittik ve uyduk. Rabbimiz bizi bağışla; dönüş sanadır.'
Erhan Aktaş
Resul, Rabb'inden kendisine indirilene iman etti, Mü'minler de. Hepsi; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resullerine iman ettiler: "Biz, O'nun resullerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabb'imiz! Bizi bağışla, dönüşümüz ancak Sana'dır." dediler.
Progressive Muslims
The messenger believes in what was sent down to him from his Lord. And the believers, all who believe in God, and His angels, and His Scriptures, and His messengers: "We do not differentiate between any of His messengers"; and they said: "We hear and obey, forgive us O Lord, and to you is our destiny."
Sam Gerrans
The Messenger believes in what is sent down to him from his Lord, as do the believers; each believes in God and His angels, and His Writs and His messengers: “We make no distinction between any of His messengers.” And they say: “We hear and we obey; Thy forgiveness our Lord[...]. And to Thee is the journey’s end.”
Aisha Bewley
The Messenger has iman in what has been sent down to him from his Lord, and so do the muminun. Each one has iman in Allah and His angels and His Books and His Messengers. We do not differentiate between any of His Messengers. They say, ‘We hear and we obey. Forgive us, our Lord! You are our journey’s end.’
Rashad Khalifa
The messenger has believed in what was sent down to him from his Lord, and so did the believers. They believe in GOD, His angels, His scripture, and His messengers: "We make no distinction among any of His messengers." They say, "We hear, and we obey. Forgive us, our Lord. To You is the ultimate destiny.",
Edip-Layth
The messenger acknowledges what was sent down to him from his Lord and those who have acknowledged. All acknowledged God, His controllers, His books, and His messengers, "We do not discriminate between any of His messengers;" and they said, "We hear and obey, forgive us O Lord, and to you is our destiny."
Monoteist Meali
Resul, Rabb'inden kendisine indirilene iman etti, Mü'minler de. Hepsi; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resullerine iman ettiler: "Biz, O'nun resullerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabb'imiz! Bizi bağışla, dönüşümüz ancak Sana'dır." dediler.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 | amene | inandı | امن |
| 2 | r-rasulu | Resul | رسل |
| 3 | bima | şeye | - |
| 4 | unzile | indirilen | نزل |
| 5 | ileyhi | kendisine | - |
| 6 | min | -nden | - |
| 7 | rabbihi | Rabbi- | ربب |
| 8 | velmu'minune | ve mü'minler (de) | امن |
| 9 | kullun | hepsi | كلل |
| 10 | amene | inandı | امن |
| 11 | billahi | Allah'a | - |
| 12 | ve melaiketihi | ve meleklerine | ملك |
| 13 | ve kutubihi | ve Kitaplarına | كتب |
| 14 | ve rusulihi | ve resullerine | رسل |
| 15 | la | - | |
| 16 | nuferriku | ayırdetmeyiz (dediler) | فرق |
| 17 | beyne | arasını | بين |
| 18 | ehadin | hiçbirini | احد |
| 19 | min | -nden | - |
| 20 | rusulihi | O'nun elçileri- | رسل |
| 21 | ve kalu | ve dediler ki | قول |
| 22 | semia'na | İşittik | سمع |
| 23 | ve etaa'na | ve ita'at ettik | طوع |
| 24 | gufraneke | bağışlamanı dileriz | غفر |
| 25 | rabbena | Rabbimiz | ربب |
| 26 | ve ileyke | sanadır | - |
| 27 | l-mesiru | dönüş(ümüz) | سير |
Bayraktar Bayraklı
Peygamber ve onunla birlikte olan müminler, Rabbi tarafından ona indirilene inandılar. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandılar. O'nun peygamberleri arasında hiçbir ayırım yapmıyoruz ve "İşittik ve itaat ettik. Bizi bağışla ey Rabbimiz, zira bütün yolculukların varış yeri sensin" derler.
Mehmet Okuyan
O elçi, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına, elçilerine iman ettiler. (Müminler) "O'nun (Allah'ın) elçilerinden hiçbiri arasında fark gözetmeyiz."[1] (derler). "İşittik, itaat ettik. Rabbimiz, affına (sığındık)! Dönüş yalnızca sanadır." derler.
Edip Yüksel
Elçi, Efendisinden kendisine indirileni onayladı, müminler de... Hepsi, ALLAH'ı, meleklerini, kitaplarını ve elçilerini onaylarlar: "Elçilerinin hiçbirisi arasında ayrım yapmayız." Derler ki: "İşittik ve uyduk. Efendimiz bizi bağışla; dönüş sanadır."[1]
Süleymaniye Vakfı
Bu elçi, Rabbinden kendisine indirilen her şeye inanıp güvenir, müminler de öyle! Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanıp güvenir. "O'nun elçileri arasında ayırım yapmayız."[1] derler. Şunu da derler: "Dinledik ve gönülden boyun eğdik![2] Bağışla bizi ey Rabbimiz! Dönüp varılacak yer, senin huzurundur."
Ali Rıza Safa
Elçi, Efendisinden kendisine indirilene inandı; inananlar da öyle. Tümü, Allah'a, O'nun meleklerine, O'nun kitaplarına ve O'nun elçilerine inandılar. "O'nun elçileri arasında ayrım yapmayız!" Şöyle de dediler: "Duyduk ve boyun eğdik. Efendimiz; bağışlamanı diliyoruz. Çünkü dönüş, Sana olacaktır!"[59]
Mustafa İslamoğlu
Rasul Rabbinden kendine indirilene önce kendisi iman etti, sonra da mü'minler. Hepsi Allah'a, meleklerine, mesajlarına ve elçilerine inandılar: "O'nun elçilerinden hiçbiri arasında ayrım yapmayız. İşittik ve itaat ettik; bağışlamanı dileriz ey Rabbimiz: zira varış sanadır!" dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
Resul, Rabb'inden kendisine indirilene inanmıştır; müminler de. Hepsi; Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, resullerine inanmışlardır. Allah'ın resullerinden hiç birini ötekinden ayırmayız. Şöyle demişlerdir: "Dinledik, boyun eğdik. Affet bizi, ey Rabb'imiz. Dönüş yalnız sanadır."
Ali Bulaç
Elçi, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü'minler de. Tümü, Allah'a, meleklerine, Kitaplarına ve elçilerine inandı. "O'nun elçileri arasında hiç birini (diğerinden) ayırdetmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak Sana'dır" dediler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Peygamber, Rabbinden ne indirildiyse ona iman etti, müminler de. Hepsi, Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve: "Peygamberleri arasında hiçbir ayırım yapmayız." diye Peygamberlerine inandılar ve: "İşittik ve boyun eğdik, bağışlamanızı dileriz, ey Rabbimiz! Dönüş sanadır!" dediler.
Muhammed Esed
Elçi ve o'nunla birlikte olan müminler, Rabbi tarafından o'na indirilene inanırlar: Hepsi, Allah'a, meleklerine, vahiylerine ve elçilerine inanırlar; O'nun elçilerinden hiç biri arasında ayrım yapmazlar ve: "İşittik ve itaat ettik. Bize mağfiret et ey Rabbimiz, zira bütün yolculukların varış yeri Sensin!" derler.
Diyanet İşleri
Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: "Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz." Şöyle de dediler: "İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır."
Elmalılı Hamdi Yazır
Peygamber, Rabbından ne indirildi ise ona iman getirdi, mü'minler de, her biri "Allaha ve melaikesine ve kitablarına ve peygamberlerine: Peygamberlerinden hiç birinin arasını ayırmayız diye" iman getirdiler ve şöyle dediler: semi'na ve eta'na, gufranını dileriz ya rabbena! sanadır gidiş
Süleyman Ateş
Elçi, Rabbinden, kendisine indirilene inandı, mü'minler de. Hepsi Allah'a, meleklerine, Kitaplarına ve peygamberlerine inandı. "O'nun elçilerinden hiçbirini diğerinden ayırdetmeyiz" (dediler). Ve dediler ki: "İşittik, ita'at ettik! Rabbimiz, (bizi) bağışlamanı dileriz. Dönüş(ümüz) sanadır!"
Gültekin Onan
Elçi, kendisine rabbinden indirilene inandı, inançlılar da. Tümü Tanrı'ya, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inandı. "O'nun elçileri arasında hiç birini (diğerinden) ayırdetmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak sanadır" dediler.
Hasan Basri Çantay
O peygamber de kentlisine Rabbinden indirilene iman etdi, müminler de. (Onlardan) her biri Allaha, onun meleklerine, Kitablarına, peygamberlerine inandı. "Onun (Allanın) peygamberlerinden hiç birini diğerlerinin arasından ayırmayız (hepsine inanırız), dinledik (kabul etdik; emrine) itaat etdik. Ey Rabbimiz, mağfiretini (isteriz). Son varış (ımız) ancak Sanadır" dediler.
İbni Kesir
Peygamber de, iman edenler de O'na indirilene inandı. Hepsi de Allah'a, meleklerine, kitablarına, peygamberlerine iman etti. O'nun peygamberlerinden hiçbirinin arasını tefrik etmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Affını dileriz, ey Rabbımız. Dönüş Sana'dır, dediler.
Şaban Piriş
Peygamber, Rabbi'nden kendisine indirilene iman etmiştir, mü'minler de! Hepsi de, Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etmiş ve: -Allah'ın peygamberlerinden hiç birini (diğerinden) ayırmayız. İşittik ve itaat ettik, Rabbimiz, bağışlamanı dileriz, dönüş sanadır." demişlerdir.
Ahmed Hulusi
Er Rasul (Hz. Muhammed a. s. ) Rabbinden (varlığını oluşturan Allah Esma'sı bileşiminden) kendisine (şuuruna) inzal olana (boyutsal bir geçiş yapan bilgiye) iman etmiştir. İman edenler de! Hepsi iman etti ("B" harfinin işaret ettiği anlam doğrultusunda) nefslerini oluşturan hakikatlerinin Allah Esma'sı olduğuna, meleklerine (nefslerinin aslı olan Esma kuvvelerine), Kitaplarına (inzal olan bilgilerine), Rasullerine. . . O'nun Rasulleri arasında (irsal olmaları konusunda) hiçbir ayırım yapmayız. . . "Algıladık ve itaat ettik, mağfiretini isteriz Rabbimiz; dönüşümüz sanadır" dediler.
Edip Yüksel (Eski Baskı)
Elçi, Rabbinden kendisine indirilene inandı, inananlar da... Hepsi, ALLAH'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanırlar: 'Elçilerinin hiçbirisi arasında ayırım yapmayız.' Derler ki: 'İşittik ve uyduk. Rabbimiz bizi bağışla; dönüş sanadır.'
Erhan Aktaş
Resul, Rabb'inden kendisine indirilene iman etti, Mü'minler de. Hepsi; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resullerine iman ettiler: "Biz, O'nun resullerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabb'imiz! Bizi bağışla, dönüşümüz ancak Sana'dır." dediler.
Progressive Muslims
The messenger believes in what was sent down to him from his Lord. And the believers, all who believe in God, and His angels, and His Scriptures, and His messengers: "We do not differentiate between any of His messengers"; and they said: "We hear and obey, forgive us O Lord, and to you is our destiny."
Sam Gerrans
The Messenger believes in what is sent down to him from his Lord, as do the believers; each believes in God and His angels, and His Writs and His messengers: “We make no distinction between any of His messengers.” And they say: “We hear and we obey; Thy forgiveness our Lord[...]. And to Thee is the journey’s end.”
Aisha Bewley
The Messenger has iman in what has been sent down to him from his Lord, and so do the muminun. Each one has iman in Allah and His angels and His Books and His Messengers. We do not differentiate between any of His Messengers. They say, ‘We hear and we obey. Forgive us, our Lord! You are our journey’s end.’
Rashad Khalifa
The messenger has believed in what was sent down to him from his Lord, and so did the believers. They believe in GOD, His angels, His scripture, and His messengers: "We make no distinction among any of His messengers." They say, "We hear, and we obey. Forgive us, our Lord. To You is the ultimate destiny.",
Edip-Layth
The messenger acknowledges what was sent down to him from his Lord and those who have acknowledged. All acknowledged God, His controllers, His books, and His messengers, "We do not discriminate between any of His messengers;" and they said, "We hear and obey, forgive us O Lord, and to you is our destiny."
© 2026 oguzaslan.io tarafından yapılmıştır. Tüm hakları saklıdır.