43. Zuhruf suresi, 86. ayet

Ve la yemlikullezine yed'une min dunihiş şefate illa men şehide bil hakkı ve hum ya'lemun.
Monoteist Meali
Onların, O'nun yanı sıra dua ettikleri kimseler şefaate[1] güç yetiremezler. Bunu ancak gerçeğe tanıklık edenler kavrar[2].
Dipnotlar
[1] Şefaat, kelime anlamı olarak yardım etmek demektir. Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat etme" inancı kesinlikle şirktir (2:48, 123). Şefaatin olduğunu iddia etmek Allah'ın haksızlık yapacağını, torpil yapacağını söylemekle eş anlamlı bir iddiadır. Bu Allah'a atılan büyük bir iftiradır. Yüzlerce ayette, herkese sadece ve sadece yaptıklarının karşılığının verileceğini ve şefaatin olmadığını açıkça söylenmesine rağmen, şefaatin olduğuna inanmak, Allah'ın sözüne itibar etmemektir.
[2] Birçok çeviride, ayetin son cümlesine, "gerçeğe tanıklık edenler hariç," yani bu kimseler şefaat edecekler şeklinde yanlış anlam verilerek; Kur'an'ın şirk saydığı "şefaat inancı" meşru gösterilmektedir. Oysaki ayet, "gerçeğe tanıklık eden kimselerin, Allah'ın dışında dua edilenlerin kimseye şefaat edemeyeceklerini bildiklerini, onların bu gerçeği kavradıklarını" söylemektedir.
# Kelime Anlam Kök
1 ve la ve değillerdir -
2 yemliku sahip ملك
3 ellezine şeyler -
4 yed'une yalvardıkları دعو
5 min -
6 dunihi O'ndan başka دون
7 ş-şefaate şefa'at (yetkisin)e شفع
8 illa ancak bunun dışındadır -
9 men kimseler -
10 şehide şahidlik eden شهد
11 bil-hakki hakka حقق
12 ve hum ve onlar -
13 yea'lemune bilerek علم
Bayraktar Bayraklı
Allah'tan başka yalvardıklarının, şefaat etmeye güçleri yoktur. Ancak bilerek gerçeğe tanıklık edenler hariç.
Mehmet Okuyan
O'nun peşi sıra yalvardıkları varlıklar, şefaat (yetkisine) sahip olamazlar. Ancak bilerek gerçeğe şahitlik eden (melek)ler hariç![1]
Edip Yüksel
Onların O'nun dışında çağırdıkları şefaat edemezler. Ancak bilerek gerçeğe tanıklık edenler hariç.[1]
Süleymaniye Vakfı
(O zaman) bunların Allah ile aralarına koyup yardıma çağırdıkları, şefaat hakkına sahip olamayacaklar ama bilerek doğruya şahitlik edenler hariç[1].
Ali Rıza Safa
Gerçek için bilerek tanıklık edenler başkadır. O'ndan başka bir de ayrıca yakarışlarda bulundukları, hiç kimseye ara buluculuk yapamazlar.
Mustafa İslamoğlu
O'ndan başka, yalvarıp yakardıkları varlıklar (yaşarken) hakikate şahitlik yapmış ve (Allah'ın eşsiz ve benzersiz) olduğunu bilenler dışında (Hesap Günü) hiç kimseye şefaat edecek güce sahip değiller.
Yaşar Nuri Öztürk
O'nun berisinden yakardıkları, şefaate sahip olamaz! Hakka tanık olanlar müstesna. Onlar, ilimden nasiplenmekteler.
Ali Bulaç
O'nun dışında taptıkları şefaatte bulunmaya malik değildirler; ancak kendileri bilerek hakka şahidlik edenler başka.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O'ndan başka yalvarıp durdukları şeyler şefaat de edemezler; ancak bilerek gerçeğe şahitlik eden kimseler başka !
Muhammed Esed
Bazılarının Allah'tan başka sığınıp yalvardıkları bu (varlık)lar, (hayatlarında) hakikate şahitlik yapmış ve (Allah'ın tek ve benzersiz olduğunun) farkına varmış olanlar dışında (Hesap Günü) hiç kimseye şefaat etme gücüne sahip değiller.
Diyanet İşleri
O'nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler şefaat edebilirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ondan başka yalvarıp durdukları şeyler şefaat de edemezler ancak bilerek hakka şehadet eden kimseler müstesna
Süleyman Ateş
O'ndan başka (tanrı diye) yalvardıkları şeyler şefa'at (yetkisin)e sahip değillerdir. Ancak bilerek hakka şahidlik edenler (bildiklerini doğru anlatanlar) bunun dışındadır.
Gültekin Onan
O'nun dışında taptıkları şefaatte bulunmaya malik değildirler; ancak kendileri bilerek hakka şahidlik edenler başka.
Hasan Basri Çantay
Allahı bırakıb da tapar oldukları (putlar hiçbir kimseye) şefaat etmek (salahiyyetine) malik değildir. Hakka, bizzat (kalbleriyle) bilerek şehadet edenler müstesna.
İbni Kesir
O'ndan başka tapındıkları şeyler, şefaat edemezler. Ancak hak ile şehadet edenler bunun dışındadır ve onlar bilirler.
Şaban Piriş
Bilerek hakka şahitlik edenler dışında, Allah'tan başka dua ettiklerinin, şefaat güçleri yoktur.
Ahmed Hulusi
O'nun dununda olarak yöneldikleri şefaate sahip olamazlar; ancak bilerek Hak olarak şahit olanlar müstesna!
Edip Yüksel (Eski Baskı)
Onların O'nun dışında çağırdıkları şefaat edemezler. Ancak bilerek gerçeğe tanıklık edenler hariç
Erhan Aktaş
Onların, O'nun yanı sıra dua ettikleri kimseler şefaate[1] güç yetiremezler. Bunu ancak gerçeğe tanıklık edenler kavrar[2].
Progressive Muslims
And those whom they call on beside Him do not possess any intercession; except those who bear witness to the truth, and they fully know.
Sam Gerrans
And those to whom they call, besides Him, possess no intercession save whoso bore witness to the truth, and they know.
Aisha Bewley
Those you call upon apart from Him possess no power of intercession – only those who bore witness to the truth and have full knowledge.
Rashad Khalifa
None of those whom they idolize beside Him possess any power to intercede, unless their intercession coincides with the truth, and they fully know.
Edip-Layth
Those whom they call on beside Him do not possess any intercession; except those who bear witness to the truth, and they fully know.
© 2026 oguzaslan.io tarafından yapılmıştır. Tüm hakları saklıdır.